Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » mor ve ötesi Bostancı’da

mor ve ötesi Bostancı’da

mor ve ötesi Bostancı’da03 Ocak 2026 - 04:01
Türkçe rock’ın yalnızca bir tür değil, bir düşünme ve hissetme biçimi olduğuna inananlar için mor ve ötesi hâlâ merkezde duruyor. 3 Ocak Cumartesi akşamı Carnaval Production ve Fuya Grup iş birliği ile Bostancı Gösteri Merkezi’nde gerçekleşecek konser, grubun otuz yıla yaklaşan müzikal yolculuğunu bugünün diliyle yeniden kuran özel bir buluşma vaat ediyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
mor ve ötesi, Türkiye’de rock müziğin popülerlik ile entelektüel derinlik arasındaki ince hatta tutunabileceğini kanıtlamış nadir gruplardan biri. 1990’ların ortasında İstanbul’da şekillenmeye başlayan bu hikâye, yalnızca iyi şarkılar yazan bir grubun değil; toplumsal duyarlılığı, bireysel kırılganlığı ve estetik arayışı aynı potada eriten bir müzikal duruşun hikâyesi olarak okunmalı. 3 Ocak’ta Bostancı Gösteri Merkezi’nde sahneye taşınacak olan konser de tam olarak bu birikimin bugüne bakan yüzünü temsil ediyor: Geçmişle hesaplaşan, bugünü cesurca söyleyen, geleceğe ise açık bir dil kuran bir mor ve ötesi.
 
Alternatiften ana akıma
 
1995 yılında Harun Tekin (vokal & gitar), Alper Tekin (bas), Derin Esmer (vokal & gitar) ve Kerem Kabadayı (davul) tarafından İstanbul'da kurulan mor ve ötesi’nin temelleri aslında ‘90'lı yılların başında Harun Tekin ve Kerem Kabadayı'nın Alman Lisesi'nde okudukları dönemde kurdukları Decision grubu ile atıldı.
 
 
Grup ilk yıllarında alternatif rock sahnesinin daha dar ama özgür alanında üretim yaptı. İngilizce sözlü denemelerle başlayan yolculuk, kısa sürede Türkçe’nin sunduğu ifade imkânlarının grup için vazgeçilmez olduğunu gösterdi. Bu tercih, mor ve ötesi’ni yalnızca bir müzik grubu olmaktan çıkarıp, söz yazarlığı üzerinden güçlü bir anlatı kuran bir kolektife dönüştürdü.
 
mor ve ötesi’nin diskografisi, grubun müzikal ve düşünsel evrimini adım adım izlemeye imkân veren tutarlı bir bütünlük sunar. İlk şarkılarını 1995 yılında Stüdyo Spectrum'da kaydetmeye başladılar. 1996’da Ada Yayıncılık etiketiyle yayınlanan 10 şarkılık “Şehir”; grubun kentli yalnızlık, iç sıkıntısı ve bireysel arayış temalarını alternatif rock estetiğiyle ele aldığı ilk çıkış albümü olarak öne çıktı.  İlk konserlerini Ankara'da verdiler, ilk video kliplerini "Yalnız Şarkı" ya çektiler. Bu şarkı aynı zamanda "Sular Yükseliyor" isimli toplama albümde de yer aldı. Aynı sene Alper Tekin gruptan ayrıldı ve onun yerine Burak Güven dahil oldu. "Sabahın Köründe" şarkısı bu albümün ikinci ve son klibi oldu. “Şehir”, grubun iç dünyasını ve kentle kurduğu ilişkiyi yalın ama sert bir dille ortaya koyarken;
 
1998 yılında ikinci albümleri "Bırak Zaman Aksın" için tekrar stüdyoya girdi. 1999 yılının mart ayında ise albüm raflarda yerini aldı. "Son Giden" ve "Boş Ver" şarkılarına klip çekildi. Bu albümden kısa bir süre sonra gitarist Derin Esmer Amerika'ya taşındı ve boşalan gitar kadrosuna Kerem Özyeğen geldi. Takip eden aylarda meydana gelen 17 Ağustos depremi, grubu derinden etkiledi ve bir süre duraklamalarına sebep oldu. mor ve ötesi bu trajedi karşısında sessiz kalmadı ve çeşitli sosyal ve politik konularda aktivist rol üstlendi.
 
Placebo'nun 9 Aralık 1999 İstanbul konserinde ön grup olarak sahne alan mor ve ötesi 2000 yılının başlarında, ülke çapındaki nükleer enerji karşıtı kampanyalara çeşitli konser ve aktivitelerle destek verdi. Aynı yıl grubun "Sen Varsın" ile katıldığı "Şarkılar Bir Oyundur" adlı Bülent Ortaçgil'e saygı albümü yayınlandı.
 
 
2001’de gelen “Gül Kendine”, mor ve ötesi’nin estetik çerçevesini daha net çizdi. Türkçe söz yazımında daha keskin, daha kişisel ve karanlık bir dile yönelerek kendi karakteristik sesini belirginleştiren grup bireysel yabancılaşma, içsel çatışma ve toplumsal baskılar gibi temaları Türkçe rock literatüründe kalıcı bir yere yerleştirdi.
 
2002’de altı şehri kapsayan ilk Türkiye turnesine çıkan mor ve ötesi aynı yıl İstanbul'da gerçekleştirilen H2000 Festivali'nde, o döneme kadarki en başarılı konserlerinden birini verdi. Çeşitli basın ve yayın organlarınca görsel-işitsel yapısı büyük övgü alan bu performansa yaklaşık beş bin kişi tanıklık etti.
 
2003 yılı dünyanın gördüğü en büyük muhalefet dalgalarından biri ile başladı. Yaklaşan Amerikan saldırganlığına karşı sesini yükselten milyonlarca insandan birkaçı olan mor ve ötesi elemanlarının bestelediği ve Aylin Aslım, Athena, Bülent Ortaçgil, Feridun Düzağaç, Koray Candemir, Nejat Yavaşoğulları ve Vega ile birlikte seslendirdiği "Savaşa Hiç Gerek Yok" şarkısı, savaş karşıtı hareketin marşlarından biri oldu ve 1 Mart 2003 günü Ankara'da 100 bin kişiyle birlikte söylendi.
 
Albümlerle derinleşen dil
 
2004’te yayınlanan “Dünya Yalan Söylüyor”, mor ve ötesi’nin geniş kitlelerle kurduğu en güçlü temas noktalarından biri oldu. Prodüktörlüğünü ilk kez Tarkan Gözübüyük’ün üstlendiği ve politik alt metni güçlü olan albüm, 17 dakikalık doğaçlama “Bir Derdim Var” ile dikkat çekerken, “Cambaz” teklisiyle geniş kitlelere ulaştı; grubun “Sevda Çiçeği” yorumu da beğeni topladı. “Mustafa Hakkında Her Şey” filminin soundtrack’i olarak da kullanılan “Bir Derdim Var”, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film Şarkısı ödülünü kazandı. “Cambaz”, “Bir Derdim Var” ve “Re” gibi şarkılar hem dönemin ruhunu yakalayan hem de zamana dirençli yapılar olarak grubun repertuvarına kazındı. Albüm, mor ve ötesi’nin müzikal olarak sertleşirken duygusal yoğunluğunu artırdığının da açık bir göstergesiydi. Yaklaşık 250 bin satışa ulaşan albüm, müzik basını tarafından Türkçe rock tarihinin en önemli işleri arasında gösterilirken, yoğun konser ve turne programıyla desteklendi; aynı yıl grup, “Söz Vermiş Şarkılar” projesi için “Telli” yorumunu da kaydetti.
 
 
Rakun Müzik’i kurdukları yoğun bir dönemin ardından Mor ve Ötesi, prodüktörlüğünü yine Tarkan Gözübüyük’ün üstlendiği, miksleri Chris Sheldon tarafından Londra’da yapılan Büyük Düşler albümünü 9 Mayıs 2006’da yayınladı. Rafine düzenlemeleri ve umut-hayal kırıklığı ikiliği etrafında kurulan tematik yapısıyla bu başarının devamı niteliğindeki daha içe dönük ve kişisel bir çizgi taşıyan albüm, “Şirket” ve “Küçük Sevgilim” teklileriyle öne çıkarken; Şebnem Ferah’ın geri vokali ve yıl sonunda Rolling Stone ile Blue Jean tarafından verilen “Yılın En İyi Albümü” ödülleriyle dikkat çekti. Albümü kapsamlı turneler izledi; Morrissey’li One Love Festival ve Harbiye Açıkhava’daki özel konser bu dönemin öne çıkan performansları arasında yer aldı. Sonraki yıl grup, “Onno Tunç Şarkıları” için “1945” yorumunu yayınladı, MTV Türkiye için kaydedilen özel akustik konserle farklı bir sahne dili sundu ve yılı Eurovision 2008 temsilciliğini kabul ederek tamamladı.
 
2008’in ilk yarısını yoğun tanıtım çalışmalarıyla geçiren Mor ve Ötesi, PowerTürk Müzik Ödülleri’nde ‘Yılın En İyi Grubu’ seçildi. Eurovision sonrası yaz aylarını konserlerle değerlendiren grup, yıl sonunda yeni stüdyo kayıtları, canlı performanslar ve remikslerden oluşan “Başıbozuk” albümünü yayınladı; albümden ilk tekli “İddia” oldu. “Başıbozuk”, politik tonu daha açık, sert ve doğrudan bir albüm olarak mor ve ötesi’nin toplumsal reflekslerini güçlü biçimde ortaya koydu. Özellikle, rock müziğin protest damarını güncel bir dil ve güçlü bir prodüksiyonla birleştirerek mor ve ötesi’nin yalnızca müzikal değil, düşünsel bir aktör olarak da konumunu pekiştirdi.
 
 
2009’un ilk yarısında kapsamlı bir Avrupa turnesine çıkan Mor ve Ötesi, ardından Türkiye konserleriyle yoluna devam etti ve bu dönemde Kral Müzik Ödülleri’nde de ‘Yılın Grubu’ ödülüne layık görüldü.
 
2009’daki ‘Akustik Özel’ konserlerinin ardından stüdyoya giren mor ve ötesi, yedi aylık bir çalışmanın sonucunda 2010’da altıncı stüdyo albümü “Masumiyetin Ziyan Olmaz”ı yayınladı. On bir şarkıdan oluşan albümde, adını “2012” parçasındaki bir dizeden alan bu çalışma, grubun uzun süredir birlikte çalıştığı prodüksiyon ekibiyle kaydedildi; prodüktörlüğü Tarkan Gözübüyük, miksleri Londra’da Chris Sheldon, masteringi ise Los Angeles’ta Evren Göknar tarafından yapıldı. Albümün ilk teklisi enerjik yapısıyla “Yorma Kendini” olurken, Ketche imzalı klibiyle “Araf” zamanla dinleyici nezdinde albümün en kalıcı parçalarından biri hâline geldi. Süreci takip eden dönemde yayımlanan “Sor”, “Bisiklet” ve “Kara Kutu” klipleriyle albüm 2011 boyunca canlı tutuldu; mor ve ötesi aynı dönemde maNga ile paylaştığı geniş katılımlı konserle de sahnedeki etkisini pekiştirdi.
 
2012 yılını büyük ölçüde yeni materyal üzerinde çalışarak geçiren mor ve ötesi, Serdar Ateşer prodüktörlüğünde kaydedilen “Güneşi Beklerken” albümünü 17 Aralık 2012’de yayınladı. On iki şarkıdan oluşan ve grubun en uzun süreli albümü olan ve grubun ses dünyasında daha atmosferik, içe dönük ve melodik bir çizgiye yöneldiğini gösteren çalışma, farklı üyelerin vokal katkılarıyla zenginleşirken; albümden “Oyunbozan”, “Güneşi Beklerken”, “Eski Şarkısı” ve “Son Sabah” parçalarına farklı dönemlerde klipler çekildi.
 
Grup, üç yıllık aranın ardından 2015’te DMC etiketiyle yayımlanan “Anlatamıyorum” teklisiyle yeniden dinleyiciyle buluştu. Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde kaydedilen şarkının masteringi Grammy ödüllü Evren Göknar tarafından Los Angeles’ta yapılırken, klibi Serdar Ferit yönetmenliğinde İstanbul ve Helsinki’de çekildi. Aynı yıl, kuruluşunun 20. yılında mor ve ötesi, kült albümü “Dünya Yalan Söylüyor”u ilk kez plak formatında yayımladı; Berlin’de yeniden masteringi yapılan albüm, açılır kapaklı tasarımı ve 180 gram ağır plak baskısıyla koleksiyon niteliğinde bir edisyon olarak dinleyicilerle buluştu.
 
mor ve ötesi, Aralık 2021’de yayımladığı “Forsa” ve “Dünyaya Bedel” teklilerinin ardından, bu şarkıları da içeren “Sirenler” albümünü 21 Ocak 2022’de dinleyiciyle buluşturdu. Albümün lansmanı aynı gün Çiçek Pasajı’nda yapılırken, “İstiklal” klibi de bu etkinlikte çekildi; ardından “İstiklal” ve “Adamın Dibi” parçalarına klipler yayınlandı. “Sirenler”, bireysel ve küresel kriz duygusunu merkezine alan, olgunluk döneminin temsilcisi sayılabilecek bir çalışma olarak diskografideki yerini aldı.
 
2019’da başlayan albüm sürecinin sahnedeki doruk noktası ise, 28 Mayıs 2022’de Vodafone Park’ta gerçekleşen konserin “Tamiri Mümkün” adıyla 2023’te sinema filmi olarak gösterime girmesi oldu.
 
 
Eurovision Şarkı Yarışması
 
mor ve ötesi, Türkiye’yi 2008 Eurovision Şarkı Yarışması’nda söz ve müziği gruba ait olan Türkçe “Deli” ile temsil etti. TRT tarafından Aralık 2007’de açıklanan bu katılımın ardından grup, şarkıyı Tarkan Gözübüyük ile hazırlayarak yoğun bir tanıtım süreci yürüttü; Belgrad’daki yarışmada yarı finalden finale yükseldi ve finali 138 puanla yedinci sırada tamamladı. Performans sırasında BBC yorumcusu Terry Wogan’ın Harun Tekin’i ‘tekinsiz bir James Bond’ olarak nitelemesi, yarışmanın akılda kalan anları arasında yer aldı.
 
Etki ve kalıcılık
 
Ana müzikal omurgasını oluşturan albümlerle mor ve ötesi, yüksek sesli itirazların yanı sıra sessiz kırılmaların da rock müzik içinde nasıl ifade edilebileceğini araştırdı. Bu omurgaya ek olarak grubun diskografisi, grubun dönemsel reflekslerini ve güncel üretim biçimlerini yansıtan tekli ve özel projelerle de tamamlanır. Albüm döngülerinin dışında yayınlanan bu çalışmalar çoğu zaman grubun politik, toplumsal ya da duygusal bir meseleye doğrudan ve gecikmeden yanıt verme ihtiyacından doğdu. “Deli, Serseri”, “Forsa”, “Araf”, “Uyan” ve “Tamiri Mümkün Kalbinin” gibi tekliler Mor ve Ötesi’nin albüm bağlamından bağımsız olarak da güçlü bir anlatı kurabildiğini gösterirken; bazı parçalar film ve dizi projeleri için üretildi, bazıları ise toplumsal kırılma anlarında yayımlanarak kolektif hafızaya temas etti.
 
Mor ve Ötesi, ana albüm diskografisinin yanı sıra, farklı dönemlerde yer aldığı ortak projeler ve albüm dışı çalışmalarla da müzikal hafızadaki yerini genişletti. Saygı albümleri, özel derleme projeleri ve yeniden yorum çalışmalarıyla Türkçe rock ve pop repertuvarına kendi estetik süzgecinden geçen katkılar sundu; canlı performans kayıtları ve özel konser projeleriyle sahne deneyimini kalıcı kayda dönüştürmeyi de ihmal etmedi.
 
1996’da yayınlanan “Sular Yükseliyor” derlemesinde “Yalnız Şarkı” ile yer alarak ‘90’lar alternatif rock sahnesinin erken örneklerinden birine katkı sundu; 2000 tarihli “Şarkılar Bir Oyundur” albümünde Bülent Ortaçgil’e saygı niteliğindeki “Sen Varsın” yorumu dikkat çekti. 2003’te yayımlanan “Savaşa Hiç Gerek Yok” projesinde, Irak savaşına karşı kolektif bir duruş sergileyen müzisyenlerle birlikte kendi bestelerini seslendirdiler. Murathan Mungan sözlerinden oluşan “Söz Vermiş Şarkılar” projesine “Telli Telli” yorumu ile katılan grup, 2007’de Onno Tunç anısına hazırlanan albümde Sezen Aksu’nun sesiyle özdeşleşmiş “1945”i yeniden yorumlayarak müzik yazarları tarafından öne çıkan kayıtlardan birine imza attı. Bunun yanı sıra “Rakun Rolling Stone” projesi kapsamında kaydedilen canlı-akustik performanslar, “Loveliest Mistake” ve “Dependence Day” gibi İngilizce kayıtlar ile çeşitli albüm dışı çalışmalar, mor ve ötesi’nin hem sahne hem stüdyo pratiğinde türler ve formatlar arasında dolaşan üretken karakterini tamamlayan önemli halkalar olarak öne çıktı.
 
Bu tekli ve yan projeler, Mor ve Ötesi’nin diskografisini nicelik olarak değil ama anlatı derinliği bakımından genişleten, grubun zamana ve gündeme duyarlılığını açık biçimde ortaya koyan tamamlayıcı halkalar olarak okunabilir.
 
Mor ve Ötesi, kariyeri boyunca çok sayıda müzik ödülüne layık görüldü; ancak grubun asıl başarısı, kuşaklar arası bir dinleyici kitlesi yaratabilmiş olması. Şarkıları üniversite amfilerinden stadyum konserlerine, bireysel yalnızlıklardan kitlesel coşku anlarına kadar uzanan geniş bir duygusal coğrafyada karşılık buluyor. 2008 Eurovision deneyimiyle uluslararası vitrine çıkan grup, bu süreci bir popülerlik sıçramasından ziyade kendi müzikal çizgisini daha geniş bir bağlama taşıma fırsatı olarak değerlendirdi.
 
Sahne, setlist ve canlı deneyim
 
Mor ve Ötesi’ni canlı izlemek, stüdyo kayıtlarının ötesine geçen bir deneyim anlamına geliyor. Grup, sahnede şarkıları yeniden kurmayı, tempolarla oynamayı ve seyirciyle organik bir bağ kurmayı her zaman öncelik olarak gördü. Carnaval Production ve Fuya Grup iş birliği ile gerçekleşecek 3 Ocak Bostancı Gösteri Merkezi konseri için hazırlanan özel setlist de bu anlayışın bir devamı niteliğinde. Kariyerin farklı dönemlerinden seçilen parçalar, kronolojik bir nostaljiye değil; duygusal ve dramatik bir akışa göre kurgulanıyor.
 
Görkemli sahne prodüksiyonu, ışık tasarımı ve görsel anlatı unsurları ise Mor ve Ötesi’nin müziğini destekleyen, onu baskılamayan bir çerçeve sunuyor. Konser, grubun yalnızca ‘hit’ şarkılarından oluşan bir gece değil; bütünlüklü bir anlatı olarak tasarlanmış bir sahne işi.
 
Otuz yıla yaklaşan müzikal birikim, özel bir setlist ve güçlü bir sahne diliyle buluşuyor. Mor ve Ötesi, 3 Ocak gecesi Bostancı Gösteri Merkezi’nde yalnızca şarkılarını değil, bir dönemin hafızasını da sahneye taşıyor. Saat 21.00’de başlayacak konser, Mor ve Ötesi’nin yıllar içinde biriktirdiği müzikal hafızanın bugünün sahnesinde yeniden şekillenmesi olacak. Türkçe rock’ın efsaneleşmiş ismi hâlâ söyleyecek sözü, kuracak cümlesi ve dinleyiciyle paylaşacak duygusu olduğunu bir kez daha hatırlatmaya hazırlanıyor. Bu yüzden bu gece, geçmişe dönük bir selamdan çok, hâlâ süren bir yolculuğun canlı bir durağı…