‘Müzede Fado Gecesi’
“Fadonun Kasırgası” Sara Correia, 25 Haziran’da gerçekleşecek ‘Müzede Fado Gecesi’ ile 54. İstanbul Müzik Festivali’nin kapanışını yapacak.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Fotoğraflar: Maria Rita
Fado’nun günümüzdeki en güçlü yorumcularından biri olarak gösterilen Sara Correia, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 54. İstanbul Müzik Festivali kapsamında İstanbul’a geliyor. “Müzede Fado Gecesi” başlıklı sürpriz konser, 25 Haziran Perşembe akşamı saat 21.00’de İstanbul Arkeoloji Müzeleri bahçesinde gerçekleşecek.
Şubat ayında yayınlanan dördüncü stüdyo albümü “Tempestade/Fırtına” turnesi kapsamında festival programına sürpriz bir konserle dahil olan 1993 Lizbon doğumlu Sara Correia, fado geleneğinin en genç ve güçlü seslerinden biri olarak kabul ediliyor.
Henüz 13 yaşında Grande Noite do Fado yarışmasını kazanarak dikkat çeken ve 21 yaşındayken uluslararası bir kariyerin kapısını aralamayı başaran sanatçı, 2018 tarihli ilk albümü “Sara Correia” ile Avrupa’dan Güney Amerika’ya uzanan geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı.
2020’de “Do Coração” albümünü yayınlayan Correia için 2021 yılı küresel bir kırılma noktası oldu: Avrupa Birliği Konseyi Portekiz Başkanlığı açılışında sahne aldı, Portekiz Senfoni Orkestrası ile performanslar sergiledi, "Do Coração" ile ‘En İyi Portekiz Dili Root Albüm’ dalında Latin Grammy adayı oldu ve “Glória” dizisi ile oyunculuk alanında görünürlük kazandı. Aynı yıl Fas ve Tunus konserleriyle Afrika’ya da uzandı. 2023 tarihli “Liberdade” albümünün ardından ‘The Voice Portugal’da mentor oldu.
2024’te gerçekleştirdiği 80 konserlik dünya turnesi, Correia’yı yalnızca fado geleneğinin değil, çağdaş dünya müziğinin de güçlü temsilcilerinden biri haline getirdi. Stadyum konserlerinden büyük festival sahnelerine, farklı türlerle kurduğu iş birliklerinden görsel sanat projelerine kadar genişleyen üretim alanı, müziğini klasik çerçevenin ötesine taşıdı. Rap, hiphop ve flamenko sanatçılarıyla yaptığı ortak çalışmalar, fadoyu yeni bir estetik dile açarken, Correia’yı türler arası kültürel köprüler kuran bir sanatçı konumuna yerleştirdi. Sanatçı, 2024’te CRR’de sahne alarak ilk kez İstanbul seyircisiyle buluştu.
Geleneksel fado ruhu ile modern yorum gücünü bir araya getiren Sara Correia, 54. İstanbul Müzik Festivali performansı öncesi Milliyet Sanat’ın sorularını yanıtladı.
Fado, geleneksel olarak güçlü bir ‘kayıp ve özlem’ dili taşıyor. Bu geleneğin içinde büyüyen bir sanatçı olarak yorumunuzu nasıl tanımlıyorsunuz? Sesiniz fadoya ne ekliyor, neyi dönüştürüyor?
Geleneksel Fado benim evim; her şeyin başladığı yer. Benim için kutsal, çünkü bizden önce gelenlerin bilgeliğini taşıyor. Onunla kurduğum bağ çok derin: Klasik yapıya, gitarların kalp atışına ve ancak Lizbon gecelerinde, Fado evlerinde öğrenilebilen o disipline ihtiyacım var. Bu temel olmasaydı, ben de var olamazdım. Fado’yu dönüştürmek gibi bir amacım yok. Benim yaptığım; ister daha modern bir üslup, ister daha güncel bir prodüksiyon, ister gençlere ya da daha olgun dinleyicilere seslenen bir dil olsun, söylediğim her şarkıya aynı tutkuyla, aynı tavırla, aynı hakikat duygusuyla kendimi adamak.
Kariyeriniz Avrupa’dan Güney Amerika’ya, Afrika’dan Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada karşılık buldu. Fado gibi çok yerel bir türün küreselleşmesini nasıl yorumluyorsunuz? Sizce bu genişleme, türün özünü değiştiriyor mu?
Bunu Fado’da bu kadar açık bir şekilde hissetmiyorum. Bence konfor alanımızın dışına çıkmak, bizi dünyayla daha fazla temas ettirir; bu da kim olduğumuza ve doğal olarak nasıl yorumladığımıza, ne söylemek istediğimizi nasıl seçtiğimize mutlaka yansır. Ama Fado her zaman Fado olarak kalacaktır. Geleneklerine saygı duyan ve dünyanın neresinde olursa olsun dinleyen herkesin en derin noktasına dokunabilen bir türdür.
Sizi tanımlamak için kullanılan “Fadonun Kasırgası” ifadesi oldukça güçlü. Sahnedeki performansınızda bu yoğunluk nasıl oluşuyor? O duygusal patlamayı kontrol etmek mi, yoksa bırakmak mı daha baskın?
Benim için sahne, filtresiz tek yer. Bahsedilen o yoğunluk, o heyecan bütün bedenimi etkiliyor. Duruşumdan, sesimin tonuna müziğin beni adeta ele geçirdiğini hissediyorum. Sahneye çıktığımda söylediğim sözlerin sorumluluğunu üstleniyorum ve -ister bir fado evinde 10 kişiye şarkı söylüyor olayım, ister Lizbon’daki MEO Arena’da 15 bin kişiye- bu hiç değişmeyecek.
“Tempestade” albümü hem ismiyle hem de sound yaklaşımıyla güçlü ve geniş bir ifade alanı kuruyor. Bu albümde sizi en çok yönlendiren duygu ya da kırılma noktası neydi?
“Tempestade” (Fırtına) ismi tesadüfen seçilmedi. Bu albüm, benim için içimizde kıpırdayan şeylerden artık korkmadığımız o anı temsil ediyor. Beni en çok yönlendiren duygu, kuşkusuz özgürlüktü. Asıl dönüm noktası ise bir önceki albümle bu albüm arasında hem bir kadın hem de bir sanatçı olarak yaşadığım gelişme, büyüme oldu. Bu albümün ham, çıplak bir gerçeklik gibi duyulmasını istedim. Sözünü ettiğim ‘fırtına’, doğanın önce her şeyi yıkıp ardından arındıran o gücü. Farklı bir yoğunluk açığa çıkarmam gerektiğini hissettim; yalnızca melankoli değil, aynı zamanda sarsıcı bir teslimiyet duygusu da olmalıydı. Albümdeki tüm şarkıların kadınlar tarafından yazılmış olması da, bana göre her birimizin gücünün ve dayanıklılığının bir ilanı.
Rap, hiphop, flamenko ve görsel sanatlar alanında yaptığınız işbirlikleri fadoyu farklı alanlara taşıyor. Türler arası bu geçişlerde sizi en çok besleyen şey ne oluyor?
Bu tür birleşimlerde beni en çok etkileyen şey, insanın içinden geleni söylemenin hiçbir sınırı olmadığını ve asla olmayacağını fark etmek. Hepimiz, hangi tür içinde anılırsak anılalım aslında hakikatin peşindeyiz. Ben de kendi özümü koruyarak, o aynı hakikati taşıyan insanlarla birlikte üretip söyleyebileceğimi hissediyorum. Bu, kim olduğumu değiştirmekle ilgili değil; Fado’yu başka dünyalarla iletişim kurabileceğim bir köprü olarak kullanmakla ilgili.
İstanbul Müzik Festivali’nde sahne alacaksınız, tarihsel ve kültürel olarak çok katmanlı bir şehir olan İstanbul’da fado söylemek sizin için nasıl bir anlam taşıyor? İstanbul’un atmosferi performansınızı etkiler mi ve İstanbul seyircisine ne söylemek istersiniz?
Nerede sahne alırsam alayım, her koşulda daima elimden gelenin en iyisini vermeye çalışırım. Ancak İstanbul hem çok iyi karşılayan hem de kültürel olarak bizimle güçlü bir bağ kurduğunu hissettiğim bir şehir. Bu durum her zaman konser için bir avantajdır çünkü seyircinin enerjisi sahnede hissedilir ve bu da güçlü bir performansla karşılık bulur. Türk seyirciyi bizi izlemeye davet ediyoruz çünkü onlarla bir arada olmayı çok istiyoruz.
“Müzede Fado Gecesi”
54. İstanbul Müzik Festivali kapsamında düzenlenen “Müzede Fado Gecesi”, 25 Haziran Perşembe akşamı saat 21.00 itibarıyla İstanbul Arkeoloji Müzeleri Bahçesi’nde gerçekleşecek.
“Fadonun kasırgası” olarak anılan Correia, Tempestade (Fırtına) turnesi repertuvarıyla sahneye çıkarken, kendisine fado viyolası ve Portekiz gitarının geleneksel tınılarını çağdaş bir ritmik çerçeveyle birleştiren Diogo Clemente (Klasik gitar), Ângelo Freire (Portekiz gitarı), Frederico Gato (Kontrbas) ve Joel Silva (Davul)’dan kurulu güçlü bir müzisyen kadrosu eşlik edecek.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 54. İstanbul Müzik Festivali programının dikkat çekici etkinliklerinden biri olarak konumlanan ve aynı zamanda ve 11-25 Haziran arasına tarihlenen festivalin kapanışını yapacak konser, fado müziğinin melankolik anlatım dilini İstanbul’un tarihsel atmosferiyle buluşturan bir açık hava performansı niteliği taşıyor.
Etiketler: Fadonun Kasırgası Sara Correia 54. İstanbul Müzik Festivali


