Müziğin sınırlarında
Camerata Zürich ile Fransız keman sanatçısı Gilles Apap, 2 Nisan’da İstanbul’daki İş Sanat sahnesinde klasik müzik dinleyicilerini alışılmışın dışına taşıyacak bir konser sunuyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Klasik müzik söylemine dışarıdan bir bakış kazandırmak, bestecilerin bilinmeyen eserlerini yeniden gün yüzüne çıkarmak ve repertuar zenginliğini seyirciyle paylaşmak… Camerata Zürich’in kuruluşundan bu yana süregelen sanatsal misyonu aynen böyle.
1957’de kurulan bu İsviçre çıkışlı oda orkestrası, klasik müzik sahnesinin yerleşik kalıplarının ötesine geçmeyi hedefleyerek, nadir duyulan eserleri repertuarına katmak ve yeni müzikal anlatıları sahnelemek üzere şekillendi. Bugüne kadar yüzün üzerinde dünya prömiyerine imza atan topluluk, klasik repertuar kadar çağdaş müziğe de alan açan programlarıyla tanınıyor; dinleyiciyi sadece dinlemeye değil, müziğin kökenlerine dair düşünmeye de davet ediyor.
Bu sezonun en merak edilen buluşmalarından biri, Camerata Zürich’in ‘Artist in Residence’ olarak seçtiği Gilles Apap ile İstanbul’da gerçekleşiyor. 21 Mayıs 1963 doğumlu Apap, klasik keman repertuarının konvansiyonel sınırlarını sorgulayan bir müzik anlayışının simgesi olarak kabul ediliyor. Cezayir’de doğup Fransa’da yetişen Apap, Nice ve Lyon’daki konservatuvarlarda klasik keman eğitimi aldıktan sonra ABD’de Curtis Institute of Music’te çalışmalarını sürdürdü. Kariyerinin erken döneminde, 1985’te katıldığı Yehudi Menuhin Uluslararası Keman Yarışması’nda çağdaş müzik kategorisinde birincilik kazanması onun ‘21. Yüzyılın Kemancısı’ olarak nitelendirilmesinin ilk işaretlerinden biri oldu; Menuhin ile uzun soluklu bir sanatsal ilişki kurması, klasik müzik dünyasındaki sesini oluştururken Apap’ın stilini de tanımladı.
Apap’ın kariyeri boyunca yalnızca standart klasik repertuvarı yorumlamaktan çok, doğaçlamanın ve farklı halk müzik geleneklerinin klasik form ile kaynaştırıldığı bir yola yöneldiğini söylemek mümkün. Bartók’tan Vivaldi’ye, Mozart’tan Ravel’a uzanan geniş repertuarı söz konusu olduğunda, klasik eserler etrafında şekillenen ama folk, caz, swing, bluegrass ve etnik müzik unsurlarını eklektik bir biçimde sentezleyen yorumlara rastlamak Apap’ın repertuarının ayırt edici karakteri haline geldi. Bu yaklaşımla, Camille Saint-Saëns ya da Bach gibi bestecilerin eserlerini çalarken bile doğaçlama ruhunu şiirsel bir ifade katmanına dönüştürüyor.
Klasikten nadir eserlere
İstanbul konserinin programı da bu müzikal çeşitliliği somutlaştıracak nitelikte. Antonio Vivaldi’nin dört keman için yazdığı konçerto, Barok dönem repertuarının özgün ritmik enerjisini sahneye taşıyacak; Giuseppe Tartini’nin teknik ve ifade gücü yüksek sonatı “Şeytanın Trili” hem Apap’ın virtüözitesinin hem de Camerata Zürich’in birlikteliğinin dramatik bir örneği olacak. Béla Bartók’un Rumen Halk Dansları ise klasik müzik ile halk müziği kökleri arasındaki organik ilişkiyi gözler önüne serecek; bu eserler, devlet salonlarında nadiren duyulan ama müzik tarihinin köklerini gün ışığına çıkaran seçkin bir repertuar olarak tanımlanıyor. Ayrıca, İsviçreli besteciler Eric Wüest ve Daniel Schnyder’in eserlerinin Türkiye prömiyerleri de bu özel gecede ilk kez İstanbul’da yankılanacak.
Bu repertuar, aynı zamanda dinleyiciyi klasik müziğin hem evrensel bezginliğine hem de bireysel ifade özgürlüğüne dair bir yolculuğa çıkarmayı amaçlıyor. Suite’lerden, konçertolara uzanan bu eserler, teknik zorlukları kadar anlatım zenginliğiyle de müzikçilerin söylem gücünü artırırken dinleyiciyi düşünsel bir etki altına alıyor.
Stil, virtüozite ve modern anlatı
Gilles Apap’ın solo ve oda müziği çalışmaları klasik müziğin içsel sınırlarını zorlamasıyla biliniyor. 1990’larda Sony Classical için kayıtlar yaptığı dönemde kurduğu The Transylvanian Mountain Boys ile klasik eserler ve doğu Avrupa halk müziğini birleştiren üretimler yaptı; bu kayıtlar, klasik müziğin sadece nota doğruluğu ile değil, ritim ve ifade çeşitliliğiyle nasıl dönüştürülebileceğinin örnekleriydi. Apap, 1999’dan itibaren kendi şirketi Apapaziz Productions çatısı altında çalışmalarını sürdürerek hem solo albümler hem de farklı projelerle repertuarını genişletti; bu süreçte kemanı caz, halk müziği ve doğaçlama ile beslenen bir anlatı aracı hâline getirdi.
Gilles Apap
Camerata Zürich ise kuruluşundan itibaren klasik müziğin yalnızca kurulu repertuarına sadık kalmayıp, aynı zamanda çağdaş bestecilere, nadiren duyulan romatik eserlerden öğrencilere yönelik eğitim programlarına kadar geniş bir müzikal yelpazeyi sahneye taşıdı. Estetik anlayışını “dinamik, modern ve doğrudan seyirciyle ilişki kuran” olarak belirleyen orkestra, klasik müziğin geleneksel salon sınırlarını aşmayı misyon edindi.
İş Sanat sahnesi
2 Nisan Perşembe akşamı saat 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda gerçekleşecek buluşma, klasik müzik repertuvarını bilenlerin bile beklentilerini aşacak bir formatta tasarlandı. Klasik normlara meydan okuyan Gilles Apap ile Camerata Zurich’in titiz yorumları ve nadir eser seçkisiyle bir araya geldiği konser, sadece eserleri icra etmekle kalmayıp, dinleyicide klasik müziğin neden hâlâ canlı, anlatısı zengin ve yorum açısından açık bir form olduğunu yeniden düşündürecek bir sahne deneyimi vaat ediyor. Dinleyiciler, virtüöz teknik ve stil esnekliğiyle klasik müzikte sıra dışı bir yolculuğa davet ediliyor. İş Sanat’ta gerçekleşecek bu özel akşam, hem başyapıtları hem de nadir eserleri keşfetme imkânı sunuyor.


