Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » “NOW”: Hafif hayal kırıklığı bir iş

“NOW”: Hafif hayal kırıklığı bir iş

“NOW”: Hafif hayal kırıklığı bir iş03 Nisan 2026 - 05:04
İngiltere’nin en güçlü dans-tiyatro topluluklarından Jasmin Vardimon Company, “NOW” ile İstanbul’daydı. Topluluğun dans-tiyatro alanında ortaya koyduğu 25 yıllık yaratım sürecini sahneye taşımak için kurgulanan “NOW” gösterisi, topluluğun en güçlü çalışmalarından bölümlerin iç içe geçtiği bir performans sundu.
ZEYNEP AKSOY
 
Çok fazla ‘iş’ izleyen sahne sanatları eleştirmenleri için, sahnede ‘malumun ilamı’nın sürekli tekrarlandığını ve toplumun genelinde çalışacağı garanti ‘vicdan uyandırıcı’, dilim varmıyor ama ‘duygu sömürücü’ sembollerin sürekli kullanıldığını izlemek kadar rahatsız edici çok az şey vardır. 
 
 
 
Mart sonunda sadece üç gösteri için Lütfi Kırdar’da seyirciyle buluşan, daha gelmeden çok yankı yapan, İngiltere merkezli Jasmin Verdimon Dans Kumpanyası’nın “NOW”u, sürtone söyleyen bir kadın sesi eşliğinde beyaz bayrakların sallanmasıyla başladığında “Eyvah” dedim ve eyvahlarım ne yazık ki 85 dakikayı aşkın, tek perde işin tamamı boyunca devam etti. Kumpanyanın 25 yıllık geçmişinde yarattığı işlerden yeni birkaç koreografinin oluşturulmasıyla kurgulanmış “NOW”, parçalı yapısı ve anlatının devamsızlığıyla bir ‘best of’ derlemesi olduğunu hemen açık ediyor ve baştan sona çok akıllıca zannedilmiş ama klişe sembollerle dolu. Örneğin şu kelime oyunları: “The best nation?” “Imagi-nation”.  “Action -Now-Here/Action Nowhere!” Örneğin protestolu bir bölümde suratlardaki ‘stop’ işareti maskeleri… Örneğin sonunda sahnede kalan tek mum… Hepsi o kadar kör göze parmak ki o sahnedekiler adına utanma duygusu zuhur ediyor. İş, herkes aynı anın içindeyken anların kişiden kişiye değiştiği üzerine bir şeyler söylemek ister gibi duruyor fakat farklı danslardan bir bütün oluşturulamadığı için faşizm eleştirisi ve protestolar, ikili ilişkilerin dinamikleri, baskı, direnme, bazen de çocuksu sürreel anlar birbirine karışıyor, anlatının temel derdi yok gibi duruyor ya da geçmiyor. Teknik olarak çok güzel fikirler var, örneğin yukarıya konulan kameranın yansıtmasıyla yerde halatın üzerinde yaptıkları hareketlerin ip üzerinde yürüyorlarmış hissiyatı yaratması… Örneğin lapa lapa yağan ‘kar’ın koreografi ve görsel estetik için çok katmanlı bir zemin oluşturması… Dans olarak da güzel anlar var, örneğin Pina Bausch’tan beri hiçbir koreografın elinden bırakmadığı o süpürgeyle çok güzel bir düet, örneğin yine kardaki ensemble koreografisi… Fakat bütünlük yok ve koreografinin kelimeleri az, hareket repertuarı kısıtlı, az sözcükle çok şey anlatmaya çalışıyor gibiler. Yedi dansçının bazıları hem teknik hem de estetik anlamda çok donanımlıyken bazıları da Vardimon’un profesyonellik öncesi dansçılar için olan programındanmış ki bu da kendini belli ediyor. Fakat hepsi olağanüstü bir çaba içindeler ve böylece yetenek/deneyim dengesizliğini kapatmayı başarıyorlar. 
 
 
 
Sahneye yerleştirilen kameranın canlı kullanımındaki yaratıcılık, genel olarak görsellik ve tekniğin işin tamamına ustalıkla yedirilmesi, halat üzerindeki bölümler, karlı kısmın neredeyse tamamı ve bazı düetler “NOW”ı izlenir kılan etmen ve bölümler. Fakat bunlar tümüyle bakıldığında dağınık, klişelerle bezenmiş, seyircinin yumuşak karnına oynayan, dans sözcük dağarcığı anlamında da çok yeterli olmayan, hafif hayal kırıklığı bir iş olmaktan kurtaramıyor onu. Dans tiyatrosu ve çağdaş dans özgünlüğe o kadar açık bir alan ki bu kadar iddianın altında klişelere yaslanarak özgünlüğe ket vurulduğunu görmek insanın moralini bozuyor. Bir de bizim ülkemizde çağdaş dans o kadar ileri bir seviyede ki yurtdışından gelen bir topluluğun gerçek çağdaş dans izleyicisini etkileyebilmesi için gerçekten çok farklı ve çok özel olması gerekiyor.