O zamanlar İstanbul'da köpekler mutlu yaşardı
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul'un sokak köpeklerinin tarihini anlatan bir sergiye ev sahipliği ediyor. Sergi, Osmanlı'da Batılılaşma öncesi köpeklerin kentle uyum içindeki yaşayışına dikkat çekiyor
Sokak köpeklerini besleyen bir arabacı. Anonim, 20. yüzyıl başı, Pierre de Gigord Koleksiyonu.
Cincinnati gemisiyle Akdeniz turuna çıkan Avrupalı bir gezgin Karaköy rıhtımında sokak köpekleriyle. Anonim, 19 Şubat - 3 Nisan 1910, Pierre de Gigord Koleksiyonu.
Ayasofya önünde bir sokak köpeği. Anonim, 20. yüzyıl başı, Pierre de Gigord Koleksiyonu.
Cincinnati gemisiyle Akdeniz turuna çıkan Avrupalı bir gezginin gözünden Galata’da sokak köpekleri. Anonim, 19 Şubat - 3 Nisan 1910, Pierre de Gigord Koleksiyonu.
Sultan Ahmet Camii önünde bir sokak köpeği. Sinan Cansel, 2016
FİSUN YALÇINKAYA
İstanbul'da hemen her mahallede, çok sayıda sahipsiz sokak köpeği yaşıyor. Onlar, çoğunlukla bu mahallelerin sakinlerinin yardımlarıyla hayatta kalabiliyorlar. Ancak ne yazık ki pek çok yerde de hayatlarını zor koşullarda sürdürüyor ve gereken şefkati göremiyorlar. Kent kültürünün bir parçası olan köpekler, aslında İstanbul'un en eski sakinlerinden... İstanbul kültürünün tarihi bir parçası olarak, gördüklerinden çok daha fazla saygıyı hak ettikleri kesin. Üstelik Osmanlı'da Batılılaşma çalışmalarında yönetimin tavrı değişene dek İstanbul halkıyla huzur içinde yaşamışlar. Tepebaşı'nda bulunan İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, şimdi onların tarihine dikkat çekecek bir sergiye ev sahipliği ediyor. Dün açılan ve küratörlüğünü Ekrem Işın’ın, danışmanlığını Catherine Pinguet’nin üstlendiği 'Dört Ayaklı Belediye: İstanbul’un Sokak Köpekleri' sergisi, hemen her dönemde gündelik yaşamın önemli bir parçası olan sokak köpeklerinin, dini, siyasi ve sosyolojik dönüşümlerle değişen serüvenine ışık tutuyor. 11 Mart 2017'ye dek sürecek sergi vesilesiyle proje yöneticisi Gülru Tanman'a sorularımızı yönelttik.
Öncelikle bu proje hazırlanmaya nasıl karar verildi? Çıkış noktası ne oldu?
Çıkış noktası, küratör Ekrem Işın’ın İstanbul’un sokak köpeklerinin geçmişteki izini süren ve bu konuda bilimsel makaleler yazmış ilk araştırmacı olması ve çalışmalarını daha geniş kitlelerle paylaşmak amacıyla bir sergi projesine dönüştürme isteği. 19. yüzyıldan günümüze ulaşan, İstanbul’a dair görsel ve yazılı malzemelerde sokak köpeklerinin çok popüler bir imge olduğunu görüyoruz. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu’nda da köpeklerle ilgili pek çok fotoğraf ve kartpostal var. İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün misyonlarından biri, kendi bünyesinde projeler geliştirmek ve koleksiyonlarını kamuoyuyla paylaşmak; sergi projesiyle bu amacımızı da gerçekleştirmiş olduk.
İstanbul’un tarihinde sokak hayvanlarının özellikle sokak köpeklerinin nasıl bir yeri olduğunu söylüyor bu sergi izleyiciye? Nasıl bir tablo görüyorsunuz?
Sokak köpeği, Batılılaşma süreci başlayana kadar adeta İstanbul’un bir sakini olarak addedilmiş. İnsan kadar köpek de bu kentte yaşam hakkına sahip. Artık kaybetmekte olduğumuz yerleşik bir mahalle kültürü var; mahalle sakinleri birbirini tanıyor, kolluyor, elini kolunu sallayan mahalleye taşınamıyor mesela. Köpek dünyası da benzer bir biçimde şekillenmiş. Her mahallenin köpek grupları var, onlar da kendi aralarında örgütlü bir yaşam sürüyor.
"Yönetim istenmeyen mahluk olarak görmüş"
Sokak köpeklerinin yeri ve insanların onlara bakışı serginin ele aldığı zaman diliminde nasıl bir değişime uğramış?
Halkın algısı değil, yöneticilerin düşüncesi değişmiş diyebiliriz. Batılılaşma süreciyle birlikte, Avrupa’ya gitme imkanı bulan Osmanlı yönetici sınıfı, sokak köpeğini bir Doğu imgesi, sefalet timsali olarak görmeye başlamış. Bu dönemde yine ilk belediyecilik faaliyetleri başlamış; içe dönük yaşam biçimi sokağa açılmış. Dolayısıyla, hem kalabalıklaşan sokak hayatında köpeğin yaşam alanı kısıtlanmış hem de yönetim tarafından istenmeyen mahluk olarak görülmüş.
"Hayvan hakları için daha çok örgütlenme"
Günümüzde köpek satın alıp veya sahiplenip sonrasında sokağa bırakan çok sayıda insan var. Sokak köpeklerinin halleri de ortada. Bu sergiyle sokak köpeklerinin tarihini öğrenmiş olmanın köpeklere bakışta bu durumlara karşı gelebilecek bir bilinçlenme sağlayacağını düşünür müsünüz?
Bu projenin amaçlarından biri de bu; geçmişi göstererek günceli düşündürmek, kamuoyunun dikkatini bu konuda canlı tutmak, insanları hayvan hakları için daha fazla örgütlenmeye teşvik etmek, insanoğlunun merhametine muhtaç etmeden sokak hayvanlarının yaşamlarını sürdürmelerini sağlamak.
Etiketler: Fisun Yalçınkaya istanbul araştırmaları enstitüsü gülru tanman ekrem ışın dört ayaklı belediye catherine pinguet istanbul'un sokak köpekleri suna ve inan kıraç vakfı


