Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Ogün Sanlısoy, 2026’nın ilk konserinde Kadıköy’de sahneye çıkıyor

Ogün Sanlısoy, 2026’nın ilk konserinde Kadıköy’de sahneye çıkıyor

Ogün Sanlısoy, 2026’nın ilk konserinde Kadıköy’de sahneye çıkıyor01 Ocak 2026 - 03:01
3 Ocak Cumartesi günü Kadıköy’de Dorock XL’da dinleyicileriyle buluşacak olan sanatçı, sevilen şarkılarını seslendirecek.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Türkiye’de rock müziğin yalnızca bir dönemsel heyecan değil, kalıcı bir ifade biçimi olduğunun kanıtlarından biri olan Ogün Sanlısoy, yeni yılın ilk konserini 3 Ocak Cumartesi gecesi Kadıköy Dorock XL sahnesinde gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Kırılganlıkla öfkeyi, bireysel hafızayla kolektif duyguyu aynı potada eriten bu ses, 2026’ya tanıdık ama güncellenmiş bir repertuvarla giriyor.
Dinleyicilerin oyları ile belirlenen üç şarkıyı da eklediği yeni bir playlist ile seyirci karşısında olacak Ogün Sanlısoy, 2026 yılında konserlerine hız kesmeden devam edecek.
 
Konser, yalnızca bir takvim başlangıcına işaret etmiyor; Sanlısoy’un sahneyle kurduğu süreklilik ilişkisinin de yeni bir durağını temsil ediyor. Kadıköy, onun müziğinde her zaman bir semt olmanın ötesinde, bir ruh hâliydi: doğrudan, filtresiz ve samimi.
 
 
Pentagram’dan solo kimliğe
 
Ogün Sanlısoy’un müzikal serüveni, Türkiye’de rock müziğin yeraltından ana akıma doğru yön değiştirdiği kırılma anlarıyla paralel ilerledi. 1990’ların ortasında Pentagram (Mezarkabul) ile yollarının kesişmesi, yalnızca teknik olarak güçlü bir vokalist değil sahnede anlatıcı bir figür olarak da konumlanmasını sağladı. 1997’de yayımlanan “Anatolia”, bu dönemin en belirleyici işi olarak Sanlısoy’un sesini epik bir anlatı alanına taşıdı. Anadolu motifleriyle sert metal estetiğini buluşturan albüm, hem grubun hem de Sanlısoy’un kolektif hafızadaki yerini kalıcı hâle getirdi. Bu yıllar, onun sesine yerel bir sertlik kadar dramatik bir genişlik de kazandırdı.
 
Solo kariyeri ise bu sertliği daha içe dönük, daha kişisel bir alana çekti. 1999’da yayınlanan “Korkma”, Pentagram sonrası kimliğini inşa ettiği ilk durak oldu; albüm, dönemin alternatif rock damarını yakalarken bireysel kırılganlıkları doğrudan dile getiren bir dil kurdu. 2001 tarihli “O Gün”, bu hattı derinleştirerek Sanlısoy’un söz yazarlığında daha sade ama daha keskin bir tona yöneldiğini gösterdi. Yıllar içinde sahneden hiç kopmayan, ancak albüm üretimini zamana yayan sanatçı, 2013’te çıkan “Ben” ile bu birikimi olgun bir ifade biçimine dönüştürdü. Bu albümde melodik yapı hâlâ merkezi bir rol oynarken, sözler artık süslenmiş metaforlar yerine doğrudan bir yüzleşme dili benimsiyordu.
 
Bu süreç, Ogün Sanlısoy’u yalnızca 1990’ların rock sahnesine ait bir ses olmaktan çıkarıp, değişen dinleyiciyle birlikte dönüşen canlı bir figüre dönüştürdü. Albümleri arasındaki uzun zaman aralıkları, bir kopuşun değil; aksine sahnede ve dinleyiciyle kurulan ilişkinin öncelendiği bilinçli bir tercihin göstergesi oldu. Sanlısoy’un kariyerini ayakta tutan da tam olarak bu süreklilik: geçmişten beslenen ama bugün de konuşan bir ses olabilme hâli.
 
 
Meraklısına “Korkma Remastered”
 
Ogün Sanlısoy’un 1999’da yayınlanan ilk solo albümü “Korkma”, “Korkma Remastered” adıyla ve Sony Music Türkiye etiketiyle 2025 yılı içerisinde yayınlandı. Prodüktörlüğünü Ümit Kuzer ve Martin Cru Spencer’ın yaptığı, Ogün Sanlısoy’un yazdığı ilk söz ve bestelerinden oluşan, elektronik sound’lar içeren alternatif rock tarzındaki albümde Hayko Cepkin, Deniz Yılmaz (Kurban), Hakan Utangaç ve Tarkan Gözübüyük (Pentagram), Gür Akad, Sevingül Bahadır, Başar Yünören gibi çok değerli müzisyenler yer aldılar. 14 şarkıdan oluşan “Korkma Remastered”, Ogün Sanlısoy’un müziğini merak edenler için tüm dijital platformlarda yayında. 
 
 
Sahne duruşu ve alternatif rock
 
Ogün Sanlısoy, popülerlik ile mesafe arasındaki dengeyi nadir kurabilen isimlerden biri. Ne tamamen ana akıma teslim oldu ne de alternatifin içine kapanan bir figüre dönüştü. Bu pozisyon, onun sahnedeki duruşunu da belirliyor: gösterişten uzak, ama etkisiz değil; sert, ama teatral olmayan bir ifade. Ödüller ya da listelerden çok, sahnede kalma ısrarı onun kariyerinin belirleyici unsuru. Yıllar içinde değişen müzik endüstrisine rağmen, Sanlısoy’un sesi hâlâ canlı performans üzerinden anlam kazanıyor. Dorock XL gibi kulüp sahneleri, bu yüzden onun müziği için bir “küçülme” değil, bilinçli bir yakınlaşma alanı.
 
Sanlısoy’un repertuvarını ilginç kılan şey, şarkıların zamana direnmesi değil; zamanla başka anlamlar kazanması. “Saydım”, “Ben”, “Pencere” ya da Pentagram döneminden hatırlanan parçalar, bugün sahnede ilk yazıldıkları dönemin öfkesini değil, o öfkenin geride bıraktığı tortuyu taşıyor. Kadıköy konserinde dinleyici oylarıyla belirlenen üç şarkının programa eklenmesi, bu karşılıklı ilişkinin bilinçli bir göstergesi. Burada seyirci pasif bir alıcı değil; hafızayı birlikte kuran bir ortak.
 
2026’ya girerken
 
3 Ocak gecesi Kadıköy’de saat 20.00’de gerçekleşecek konser, Ogün Sanlısoy için bir dönüm noktası değil; devam eden bir hattın yeni başlangıcı. 2026 boyunca sürecek konser takvimi, onun hâlâ anlatacak sözü, paylaşacak sesi olduğunu gösteriyor. Bu sahnede dinleyici, geçmişe bakmak için değil; bugünü, tanıdık bir ses aracılığıyla yeniden duymak için toplanacak. Ogün Sanlısoy’un müziği tam da burada duruyor: Yüksek sesle bağırmayan ama kolay kolay da susmayan bir yerde.