Opera dünyasının acı kaybı
Türk operasının önde gelen sanatçılarından, değerli bariton, akademisyen ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin eski Müdür ve Genel Sanat Yönetmeni Prof. Mesut İktu, 79 yaşında hayata veda etti.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Türkiye’de güçlü bir opera geleneğinin oluşmasına büyük katkı sağlayan hem sanatçı hem de eğitmen kimliğiyle sayısız öğrencinin yetişmesine öncülük eden Mesut İktu tekniği ve geniş ses yelpazesiyle hem yurt içinde hem yurt dışında çok sayıda opera temsili, senfonik konser ve resitalde sahne aldı.
İktu, solistlik kariyerinin yanı sıra 1987-1991 ve 2001-2004 yılları arasında İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin Müdür ve Genel Sanat Yönetmenliği görevlerini yürüttü.
Kuruluşundan itibaren öğretim üyesi olduğu Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı'nda müdürlük yapan İktu, Şan, Türkçe Metinli Müzikli Diksiyon, Lied Yorumu, Opera Metinleri, Fonetik Sanatlarda Özgünleşme ve Müzik Analizi gibi birçok derste genç müzisyenlere rehberlik etti.
Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden için 4 Ocak 2026 Pazar günü saat 10.30’da Taksim Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Tiyatro Salonu’nda bir tören düzenlendi. Törene İktu'nun ailesinin yanı sıra, arkadaşları, öğrencileri ve sevenleri katıldı.İktu'nun cenazesi Üsküdar Şakirin Camii'nde öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından toprağa verilmek üzere Ihlamurkuyu Mezarlığı'na götürüldü.
“Binlerce kez bu sahnede alkışladıktan sonra burada uğurlamak çok zor”
Törende bir konuşma yapan kızı Mesut İktu’nun kızı Nazlı İktu, "Babam, meslektaşım, öğretmenim her şeyim. Onu binlerce kez bu sahnede alkışladıktan sonra burada uğurlamak benim için çok zor. Konuşmak da çok zor. Senin kızın olmaktan çok gurur duyuyorum. Gurur duymaya devam edeceğim. Sana layık olacağım babacığım. Herkese teşekkür ederim" dedi.
“Boğazımız düğümleniyor”
İDOB Müdürü ve Sanat Yönetmeni Caner Akgün ise, "Söyleyecek çok şey var, anlatacak çok şey var ama böyle zamanlarda duygularımızı ifade etmek çok zor; boğazımız düğümleniyor. Sadece şunu söylemek istiyorum. Affınıza sığınıyorum çünkü konuşurken kendimi kontrol etmeye çalışıyorum. Hocayı tanıdığım 18 yaşımdaki o çocuk halimden beri onun bize verdiği herşeyin karşılığı yok, tarifi yok. Bu mesleğe olan aşkı, disiplini, herşeyi, hayata bakışı. O yüzden kendisi eğer bizi şu an duyuyorsa, 'Hocam verdiğin herşey için çok teşekkür ediyorum'. Allah hepinize sabır versin, özellikle Tülin Hocam, Tülin annem ve Nazlı kardeşime. Hepimizin başı sağolsun" ifadelerini kullandı.
“Bu bir son yolculuk değil sonsuzluğa yolculuk”
AKM Sanat Yönetmeni Remzi Buharalı ise konuşmasında, "Böyle bir sanatçıyı uğurlarken onun biyografisinden çok hayattaki duruşunu, elde ettiği başarılardan daha çok, değerler mirasını konuşmak gerekiyor. Bugün burada böyle büyük bir ustayı uğurluyoruz ama şunu ifade etmek istiyorum ki onun bıraktığı izler, yetiştirmiş olduğu öğrenciler, yıllar boyunca onun adının yaşamasına vesile olacaklar. Mesut İktu, sadece sanatçı olarak değil yönetici olarak da Türk operasına çok önemli hizmetlerde katkılarda bulundu. Burada da daha önce de eğitmen olarak görev aldığı bu çatı altında, orayı tepeden yöneterek Türk operasına birçok sanatçının katılmasına vesile oldu. Onlar bir zamanlar Atatürk Kültür Merkezi sahnesinde Türk operası bayrağını göndere çekerken, işte bugün aramızda bulunan genç sanatçılara şimdi o sahneyi teslim ettiler ve onlara emanet ettiler. Belki bugün son yolculuğuna uğurluyoruz ama bu bir son yolculuk değil, sonsuzluğa doğru bir yolculuk. Orada bize onun sesleri yankılanacak gelecek" dedi.
'Adı yaşatılmalı'
Buharalı, "Hayat verdiği rolleri çok derinlemesine araştırdı. Burada seyirciye o sesler yankılanırken aslında onun içerisinde bir emek, bir disiplin, bir tevazu, bir sanatsal duruş vardı. Çok kıymetli bir sanatçı, çok değerli bir insan, çok değerli bir büyüğümüz. Bugün belki aramızdan ayrılıyor ama bu sahnede ve sanatçı dostları tarafından onun adı yaşatılmaya devam edecek. Buradan ne kadar konuşursak konuşalım, kendisi hakkında ne kadar cümleler kurarsak kuralım; hiçbir şekilde bu tamamlanmayacaktır. Bununla ilgili de muhakkak ki kendisinin yapmış olduğu çalışmalar, Türk opera tarihine bıraktığı mirasın gelecek kuşaklar tarafından da takip edilmesi ve bilinmesi adına muhakkak ki bir kitabın yazılması gerekiyor. Bununla ilgili de ben bu görevi üzerime alıyorum. Onun adının yaşatılması sadece kitapta değil sahnelerdeki çalışmalarda, öğrencilerinin de sorumlulukları arasında olmalı; onun adı yaşatılmalı" diye konuştu.
Mesut İktu kimdir?
Ankara’da doğan Mesut Cemil İktu, müzik eğitimine Ankara Devlet Konservatuvarı’nda başladı. Bir süre flüt eğitimi aldıktan sonra opera bölümüne geçti ve Eduard Heinrichs, Saadet İkesus-Altan ve Afro Poli ile çalışarak Opera Yüksek Bölümü'nden birincilikle mezun oldu.
Ankara Devlet Konservatuvarı (Cebeci) - 29 Ocak 1969. Bir öğrenci konserinden sonra... Oturanlar: Konservatuvar Müdürü Mithat Fenmen, Mevhibe İnönü, İsmet İnönü. Arkada ayakta Ankara Devlet Konservatuvarı Yüksek Devre Öğrenci Derneği Yönetim Kurulu: Mesut İktu, Sarper Özsan, Yücel Erten, İstemi Betil.
Devlet bursuyla Almanya’ya gönderilen İktu, Berlin Devlet Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nde Prof. Herbert Brauer ile şan ve sahne, Prof. H. Schmith Rhein ve Prof. Gerhard Puchelt ile Lied yorumu alanlarında çalışarak üstün başarıyla mezun oldu.
Sahne kariyeri boyunca Sevil Berberi-Figaro’dan Sihirli Flüt-Papageno’ya, Rigoletto’dan Otello-Jago’ya uzanan geniş bir repertuvarla pek çok önemli rolde sahneye çıktı. Özellikle “Sevil Berberi”, “Sihirli Flüt”, “La Traviata” ve “”Otello operalarındaki Figaro, Papageno, Germont ve Jago yorumlarıyla hafızalarda yer etti.
Mesut İktu - Sihirli Flüt 1975
Sevil Berberi - Figaro 1991
Othello - Iago 1993
Konser şarkıcısı olarak da tanınan İktu, Devlet Senfoni Orkestraları eşliğinde Gustav Mahler’in bazı eserlerini Türkiye’de ilk kez yorumladı. TRT için arşiv kayıtları hazırladı ve Türk bestecilerin eserlerini tanıtmaya özel önem verdi. A. Adnan Saygun’un kendisi için düzenlediği “Bariton ve Orkestra İçin Beş Ezgi” adlı eserin dünya prömiyerini gerçekleştirdi.
Yurt dışında Almanya, Romanya, ABD, Makedonya, Bulgaristan, Etiyopya, Kenya, İtalya, Belçika, Rusya, Slovakya, Azerbaycan, Gürcistan, Polonya, Yunanistan, Brezilya, Norveç, Avusturya, Hollanda, Macaristan ve Belarus gibi birçok ülkede opera temsilleri, konserler ve resitaller verdi.
Avusturya VMS/Zappel, İsviçre VDE-Gallo, TRT ve Kalan Müzik etiketiyle yayımlanmış çok sayıda kaydı bulunmaktadır. Bu kayıtlar arasında “The Art of Turkish Song”, Ali Doğan Sinangil’in “Mevlâna Oratoryosu”, Nevit Kodallı’nın “Atatürk Oratoryosu” ve “Türk Ezgileri” adlı albümler öne çıkar.
Eğitimci yönüyle de önemli iz bırakan İktu, Marmara Üniversitesi Müzik Bölümü’nün kuruluşunda yer aldı; Mimar Sinan Üniversitesi’nde çeşitli akademik görevler üstlendi ve birçok tez danışmanlığı yaptı. Semiha Berksoy Opera Vakfı Eş Başkanlığı dahil olmak üzere pek çok kurumda yöneticilik ve danışmanlık görevleri yürüttü.
Sanatçı, 2018-2019 sezonunda kendi düzenlemeleriyle İzmir Karşıyaka Oda Orkestrası ve Milli Reasürans Oda Orkestrası ile özel konserler gerçekleştirdi. 2019’da, Budapeşte Yunus Emre Enstitüsü’nün davetiyle Cumhuriyet Bayramı kapsamında yalnızca Türk bestecilere ayrılmış bir konser verdi.
2025 yılında “55. Sanat Yılı” kutlanan Prof. Mesut İktu’nun “Mesut İktu; Cumhuriyet’in 50 Yıllık Sesi” adlı kitabı H2O Yayınları tarafından yayımlandı. Aynı yıl, İstanbul Müzik Festivali Onur Ödülü’ne layık görüldü.
Veda mesajları
3 Ocak’ta vefat eden Mesut İktu’nun ardından birçok öğrencisi, meslektaşı ve resmi kurum veda mesajları yayınladı.
Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü:
“Türk operasının öncü isimlerinden, değerli sanatçımız, önceki dönem Müdür ve Sanat Yönetmenlerimizden Mesut İktu’yu kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Mesut İktu, Türkiye’de güçlü bir opera geleneğinin oluşmasına ve ülkemizin klasik müzik alanında uluslararası düzeyde tanınırlığına çok kıymetli katkılar sunmuş; sanatı, emeği ve yetiştirdiği öğrencilerle iz bırakmış bir isimdir. Türk operasına verdiği tüm emekler ve özverili çalışmaları için kendisine minnet ve şükranlarımızı sunuyor; başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerine, öğrencilerine ve sanat camiamıza başsağlığı diliyoruz.
Borusan Sanat:
“Değerli sanatçı Mesut İktu’nun aramızdan ayrılışının derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Sanatıyla ve bıraktığı izlerle daima hatırlanacak. Ailesi, sevenleri ve tüm sanat dünyasına başsağlığı diliyoruz.” Türk operasının önde gelen isimlerinden değerli sanatçımız Bariton Mesut İktu’nun vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız…
KKTC DOB, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü:
“İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin önceki dönem Müdür ve Sanat Yönetmenlerinden, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı'nın önceki dönem Müdürlerinden, değerli Eğitimci ve Sanatçı Bariton Mesut İKTU’yu kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Türk yüksek sanatına ve sanat eğitimine kazandırmış olduğu kalıcı değerler, saygı ve minnetle daima hatırlanacaktır. Merhum Mesut İKTU’ya Allah’tan rahmet; başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerine ve sanat camiamıza başsağlığı dileriz.”
İstanbul Filarmoni Derneği:
“Mesut İktu’yu kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Türkiye operasının önde gelen isimlerinden biri olarak kabul edilen Mesut İktu, güçlü bir opera geleneğinin oluşmasına ve ülkemizin klasik müzik alanında dünyada tanınmasına önemli katkılar sundu. ‘Rigoletto’, ‘Don Giovanni’ ve ‘Tosca’ gibi pek çok önemli eserdeki yorumlarıyla, İstanbul Devlet Opera ve Balesi başta olmak üzere Türkiye’nin önde gelen sahnelerinde iz bıraktı; Avrupa, Asya ve Orta Doğu’daki konser ve festivallerde ülkemizi başarıyla temsil etti. Sanatçı kimliğinin yanı sıra eğitmen ve mentor olarak da büyük bir sorumluluk üstlenen Mesut İktu, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda yetiştirdiği genç sanatçılarla Türk operasının geleceğine yön verdi. Atölyeler, ustalık sınıfları ve eğitim çalışmalarıyla opera sanatına duyduğu saygıyı kuşaktan kuşağa aktardı. Mesut İktu’nun sanatı, emeği ve kültürel mirası daima yaşayacaktır. Ailesine, sevenlerine ve tüm sanat camiasına başsağlığı diliyoruz.”
Borusan Klasik:
“Türkiye’de güçlü bir opera geleneğinin oluşmasına ve genç opera sanatçılarının yetişmesine büyük katkı sağlayan Prof. Mesut İktu, sanat yaşamı boyunca uluslararası alanda ülkemizi en üst düzeyde temsil etti. Türk bestecilerinin eserlerini dünyaya tanıtmayı ilke edindi ve opera sanatına karşı derin bir sevgi aşıladı. Ailesi, yakınları ve öğrencileri başta olmak üzere tüm müzik camiasının başı sağ olsun...”
Hande Dalkılıç:
“Çok sevip saydığım, içtenliği ve sanatçılığıyla beni daima destekleyen, rahmetli hocam Ersin Onay’ın en iyi dostlarından, kıymetli müzisyen ve opera sanatçısı Mesut İktu’yu kaybetmenin üzüntüsü içindeyim. Ailesine ve sanat camiamıza başsağlığı diliyorum.”
Bülent Evcil:
“Değerli sanatçı, kıymetli ağabey Mesut İktu’nun vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum. Opera’da çalıştığım yıllarda müdürümdü. Paylaştığımız pek çok anı, hafızamda daima yaşayacak.”
Kevork Tavityan:
“Değerli hocamız ve ustamız Prof. Mesut İktu’yu kaybetmişiz. Konservatuvar giriş sınavımı hatırlıyorum. Kendisi ile ilgili benim için çok değerli bir anım var o sınavdan. Sınavı bitirdim, çıkmak için kapıya doğru yöneldim. Peşimden geldi, elini omzuma koydu. Yanlış hatırlamıyorsam bir önceki yıl tenor Kevork Boyacıyan vefat etmişti. Meğer çok iyi arkadaşmışlar. Onu hatırlamış ve duygulanmış. Oğlum dedi, bir Kevork kaybettik bir Kevork kazandık. Allah rahmet eylesin, nurlarda yatsın.”
Hakan Şensoy:
“Üzüntüm tarifsiz. Beni evladı oğlumu torunu olarak benimseyen, beni aradığında ‘Ben Mesut Şensoy, senin amcanım" diyecek kadar candan olan, ülkemiz çok sesli müzik tarihinin gerek icracı gerekse yönetici olarak en üretken figürlerinden, canım ağabeyim değeri hocam Mesut İktu'yu yitirmenin derin acısı içindeyim. Nur içinde uyu Mes'ud Cemil İktu. Mustafa ve Alaeddin ağabeylerin çok şanslılar. Artık berabersiniz...”
Zafer Erdaş:
“Çok üzgünüm! Türk operasının çok önemli bir sanatçısı, idarecisi ve eğitimcisi Mesut İktu'yu kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyim. Sanatçı kişiliğinin yanında, bir hoca olarak bizlere konservatuvarda ışık tutmuş, bir sanat kurumu yöneticisi olarakta bizlere rehber olmuştu. Kendisi konservatuvarda hocam olmamasına karşın bize kurumda hocalık yapmıştır. Bir yönetici olarakta bize gerçek bir örnek olmuştur. Yaklaşık iki ay önce telefonda konuşmuştuk değerli hocamla. Kendisi Türk Bestecilerine ve eserlerine çok önem veren bir sanatçı ve yönetici idi. Ulvi Cemal Erkin'in “7 Türkü”sünü orkestra ile söyleyeceğimi öğrenmiş ve beni kutlamıştı. Değerli hocam bu kubbede güzel bir sada bıraktın. Seni unutmayacağız. Devrin daim, yolun ışık olsun.”
Yücel Erten:
“Ahh, sevgili Mesut… Biliyorum, bizim kuşağımızın artık demir alma zamanıdır. Yine de hayatımızda önemli yer tutmuş dostların, bu limandan ayrılışı çok acı veriyor. Tatlı şakaları, taklitleri, muziplikleri ile Cebeci Konservatuvarındaki öğrenciliğimizin neşe kaynağı… Konservatuvardaki küçük 68 Devrimimizin yiğit paydaşı… Bana ilk kez bir şarkıyı çift ses söyleme zevkini tattıran dönem arkadaşım: ‘Serin esen rüzgâr, çiçek kokan kırlar, bekler bizi arkadaşlar, yolculuk var…’ Genel Sanat Yönetmeni, son yolculuğuna çıkmış… Işıklar ve alkışlarla sevgili Mesut.”


