Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Paris’in sıcağında Renoir’ın âşık gölgeleri

Paris’in sıcağında Renoir’ın âşık gölgeleri

Paris’in sıcağında Renoir’ın âşık gölgeleri15 Temmuz 2026 - 06:07
Empresyonizm akımı öncülerinden Pierre - Auguste Renoir, 19 Temmuz’a kadar süren ‘Renoir ve Aşk’ sergisiyle, 40. yılını kutlayan Paris Musee d’Orsay’da. Renoir’nın mirasını Paris’e 1985’ten beri ilk kez tekrar taşıyan sergi, Paris sıcağına renkli âşık gölgeleriyle samimi önermeler sunuyor. Büyük ilgi gören sergi, 1860 - 1880 aralığı erken dönem modern insan ilişkilerini, bir ressamdan ziyade psikolog da denebilecek Renoir’nın sosyal tuvali ve analitik fırçası refakatinde, kamusal alandaki özel hatıraların seviyeli, mesafeli merak parantezinde kayıt altına alıyor.
EVRİM ALTUĞ
evrimaltug@gmail.com 
 
Pierre – Auguste Renoir (1841-1919), Manet, Degas, Monet ve Caillebotte gibi, 19. yüzyılın modern yaşamı resmeden biricik sanatçılarından. 1860'ların ortaları ile 1880'ler arasında, ışık ve renkle dolu, akıcı ve hafif bir resim tarzı geliştiren Renoir, kadın-erkek ilişkilerine odaklanan özgün bakışıyla tanınıyor. (Elbette, ressamın oğlu Jean Renoir’ın da (1894-1979) Fransız sinemasına yaptığı katkıları, yazımızın en başında yâdetmemiz gerekiyor.)
 
40. yılını kutlayan Paris Musee d’Orsay’da 19 Temmuz’a kadar yer alan “Renoir ve Aşk: Zevkli bir Modernlik” sergisi, özellikle son dönemde aşırı sıcaklardan mustarip kentin serin koridorları ve insanı mest eden farklı kategorik kompozisyonlarıyla, genç, yaşlı bir çok ziyaretçiden yoğun ilgi görüyor. Etkinlik, perde arkasında Morgan Stanley, TF1, Arte, LeParisien, LePoint, The National Gallery, MFA Boston ve Ponticelli gibi bir çok kurum ve destekçiyi de barındırıyor.
 
 
Ele aldığı toplum buketlerine nazaran, kendini tasvir etmekten çok da hazzetmeyen Renoir’nın sergisinde açılış, Williamston Clark Sanat Enstitisü izniyle, bir otoportresi ile yapılıyor. Sanatçı 35’inde iken ürettiği eserinde kendini yüceltmeyen, ama gergin bir bakışı ölümsüzleştiriyor. 1875 tarihli yağlıboya üzerine çalışan sanat tarihçiler, yapıtın sanatçının eserlerinin henüz ağır bir eleştiri altında kaldığı, çok da satılmadığı bir dönemde üretildiği fikrinde bitişiyor. Bu anlamda sanatçının neredeyse doğal bir dağınıklık ve güzelliğe meydan okur bir gerçekçilikle ortaya koyduğu ilgili tablo, eserlerinde seçtiği insan manzaralarındaki mesut iklimin peşinden koşan bir kimsenin döneminde çektiği ıstırabı yansıtması adına da, emsal olarak gösteriliyor. 
 
Sergide tam da bunun karşısına konuşlandırılacak büyüleyici çalışmalardan biri, Ernst May’ın koleksiyonundan, Musee d’Orsay kataloğuna alınıyor. Ressam 1872 tarihli erotik ama duygusallığı da ezmeyen tuvalinde, elinde gülüyle melankolik bir halde yatağa sere serpe bir kumral genç kızı tasvir ediyor.
 
Keza Renoir’ın büyük ihtimalle sevgilisi Lise Trehot’yu 1869-70 aralığında betimlediği “Yüzeydeki Nilüfer” ise genç kızın izleyiciye gözünü özgürce diktiği çıplak mutluluğu ve bedenindeki gerçekçi yorum ile dönemine göre aykırı bir bakışın ipuçlarını veriyor. 
 
 
Renoir, “Yüzeydeki Nilüfer”(La Nymphe a la source), 1869-1870
 
Serginin “Fetes Galantes” (Flört partileri) başlıklı seçkisi, 1870 yenilgisi ve Fransız Komünü iç savaşı ardından kendilerini sahiplenme gayreti gösteren, bu uğurda tüm kimlik unsurlarını sahiplenerek özgürlüğün sınırlarını yoklayan kadınlı erkekli bireyleri, Renoir’ın içten yaklaşımında büyüteç altında tutuyor. 
 
Bu seçki ressamın özellikle Paris Montmartre alanında 1874 ile 1877 aralıklı gözlemlerini bitiştirirken, ressam seçtiği bu kişi-konularla onların varoluşlarına da takdirlerini renkleriyle iletiyor. Mahremiyet ve özgürlük arasında yakaladığı bu kompozisyonlarıyla Renoir, 1876’da bir sebze bahçesinde randevulaşan iki âşığa, ya da kimbilir birbirine ne iltifatlar fısıldayan, 1876 tarihli, Musee de l’Orangerie 1963 koleksiyonundan gelme diğer ikisine hep aynı merak ve içtenlikle yaklaşıyor. 
 
 
Bu esnada serginin ‘Kentsel yakınlıklar’ bölümü, sergide özellikle orta-büyük ebatlı insan manzaraları başına toplanan orta-yaşlı ziyaretçiler için harika bir durak noktası sayılıyor. Başkentin kalbinden çıkma Renoir, Louvre’a yakın kentin değişmekte olan sosyal iklimini hep konu kaynağı olarak tayin ediyor. Dört kız ve erkek kardeşi olan sanatçı, bu süreçte gezindiği bulvarlar, kafeler, tiyatrolardan ilham alıyor. Sanatçı Manet ve Degas gibi dönemdaşlarının yaptığı gibi, kenti bir depresyon, yalnızlık kaynağı olarak almak yerine, ondaki neşeyi, hayat sevgisini kayda geçiriyor. Bu bölümde örneğin, 1880 tarihli bir çalışmasında, aşkın tam bir sembolü sayılabilecek bir buket gül bile, bir tiyatroda koltukta, kim bilir niye bırakılmış hisleriyle sanatçıya pekalâ malzeme olabiliyor. Ressam bu esnada, yaşadığı Rue Saint Georges apartmanından 1873--1873 tarih aralıklı izlenimlerini de ihmal etmiyor.
 
Bu bölümde ayrıca anmamız gereken tablolardan birinde de, hülyalı bir hanımı arkasından fısıldayarak meşgul eden bir adamın tavrı, Cambridge Harvard Sanat Müzesi ve Fogg Müzesi kataloğuna ait 1878 tarihli bir kompozisyon ile görülebiliyor. Bir bakıma Renoir, tuvalini bir fotoğrafçı kadar sessizce, konusunu ürkütmeden kıpırdatıyor. 
 
 
Seçtiği her bireye, ister eserin önü, ister ardında kalsın aynı empatiyle yaklaşmak adına büyük çaba gösteren ressam, Reims Güzel Sanatlar Müzesi kataloğundan 1876--1877 tarih aralıklı “La Lecture du Role” isimli tablosunda da, ya da okuyan bir genç kadını tasvir ettiği “La Liseuse”da da hep bu mahremiyetin resmiyetine soyunuyor.
 
 
Renoir, “La Liseuse”
 
Renoir’ın resimleri, kişinin kalabalıkta veya boşlukta, kendi kendisiyle kaldığı anlara susamış bir hakikatin delilleri olarak, yine tıpkı 1875-76 tarihli, mistik peçeli kadın tasvirinde görüldüğü gibi art arda sergiyi dolduruyor. Bir araya gelmiş genç orta yaşlı kişilerin zevk anlarıyla meşgul olduğu kadar, sırdaş kayıkçıların da öğle sonu dinlence ve muhabbetlerine kayıtsız kalmayan, kendini de bu mahrem anlara kız arkadaşı ile bırakıp resmine malzeme seçen Pierre Auguste Renoir’ın çekiciliği, fırçasıyla arayışına girdiği dürüstlükte gizleniyor.
 
Renoir, bakışıyla hiç tanımadığı insanlar arasındaki ilişkilerin de kökenini izleyicisiyle birlikte merak etmeyi seviyor, bunu seçiyor. ‘Kimliği belirsiz’ ama yine de garip bir şekilde birbirlerine tanıdık bir adam ve küçük kız ya da ressamın bir Montmartre kafesinde bir araya getirdiği en yakınları, hep bu sosyal mesafelerin araştırıldığı psikolojik odak noktaları olarak, sergide art arda izleniyor. 
 
 
Renoir, insanlar arası bağlılık ve kökenin manyetizması konusunda da çok fırça sallamış bir ressam olarak, Musee d’Orsay’da ağabeyleri, kardeşleri kızlı erkekli aile tasvirleriyle de önümüze bırakıyor. Uzmanların da dediği gibi, Renoir'ın neşeli, ölçülü ve hassas vizyonu, duygusallık, müstehcenlik veya dramdan tamamen uzak olmasıyla, onu çağının diğer ressamlarından ayırıyor. Sanatçı, resimlerinde tasvir ettiği etkileşimleri, çeşitli sosyal sınıfların sıkça ziyaret ettiği yeni, modern sosyal ve doğal ortamlar olan kamusal alana da yerleştiriyor. Bu yönüyle sergide özellikle 1881--1886 aralıklı, Londra The National Gallery kataloğundan “Şemsiyeler”, ya da 1870 tarihli, J.Paul Getty Müzesi kataloğundan alınma “Gezinti Yolu”nda da hep bu samimiyetin peşinden koşuluyor. 
 
 
Özet yerine, Renoir’nın mirasını Paris’e 1985’ten beri ilk kez tekrar taşıyan sergi, Paris sıcağına renkli âşık gölgeleriyle samimi önermeler sunuyor. Musee d’Orsay’ın 40. Yıl kutlamalarına yaraşan sergi, 1860 - 1880 aralığı erken dönem modern insan ilişkilerini, bir ressamdan ziyade psikolog da denebilecek Renoir’nın sosyal tuvali ve analitik fırçası refakatinde, kamusal alandaki özel hatıraların seviyeli, mesafeli merak parantezinde kayıt altına alıyor. 
 
 
Bu arada hatırlatalım, sergi beraberinde yine Renoir’nın desenlerinden oluşan geniş bir seçkiyi de aynı çatı altında 5 Temmuz’a dek izlenime sunuyor. Bu sergide de sanatçının kitaplara alınmış baskı resimleri, başyapıtlarına yol açan desen örnekleri ve Richard Wagner veya Paul Cezanne’i tasvir ettiği portre denemeleri ile özel hayatından figürlere yer verdiği öteki kompozisyonları, ‘Bir devrimci grafik-çizgi: Renoir’ üst başlığı ile art arda yer alıyor. 
 
 
Etiketler: Milliyet Sanat  Empresyonizm  ierre - Auguste Renoir  Renoir ve Aşk  sergi