Pera Müzesi’nde belgesel günleri
Pera Film programı kapsamında Pera Müzesi Oditoryumu’nda izleyiciyle buluşan ve göçten hafızaya, kadın tanıklıklarından ekolojik yıkıma uzanan 28 belgesellik seçki, 21 Haziran’a kadar devam edecek.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
İstanbul, bir kez daha belgeselin çok katmanlı anlatılarına ev sahipliği yapıyor. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Film ve Video Programları kapsamında faaliyet gösteren Pera Müzesi bünyesindeki Pera Film, bu yıl 19’uncusu düzenlenen DOCUMENTARIST 19. İstanbul Belgesel Günleri seçkisini ağırlıyor. 12-21 Haziran tarihleri arasında Pera Müzesi Oditoryumu’nda süren gösterimler, Türkiye Panorama başta olmak üzere uluslararası bir çerçevede kurgulanan 28 belgeseli bir araya getiriyor. Program, bireysel hikâyeler ile toplumsal belleği yan yana getirerek göç, aidiyet, sınır deneyimleri, kadınların tanıklığı, kültürel miras ve ekolojik dönüşüm gibi temalar etrafında genişleyen bir anlatı alanı kuruyor.
Bellek, direniş ve ilk açılış çerçevesi
Festivalin açılışında yer alan kısa film seçkisi, farklı coğrafyalardan gelen anlatıları arşiv görüntüleri, kişisel tanıklıklar ve deneysel kurgular üzerinden bir araya getiriyor. İran’daki Yeşil Hareket’e dair arşiv materyallerini merkezine alan yapımdan, ABD’de uzun süreli hücre hapsindeki mahkûmların zihinsel kaçışlarına odaklanan filme; Kanada’daki bir vintage dükkânın hafıza mekânına dönüşümünden, tehcir hatları üzerinden Türkiye’deki kayıp izlerin sürülmesine kadar uzanan bu bölüm, belgeselin politik ve kişisel hafıza üretimindeki rolünü görünür kılıyor.
“Kuru Taşın Başı”
Göç rotaları, sınırlar ve aidiyetin kırılgan haritası
Seçkinin önemli bir hattı, İstanbul’u da içine alan göç ağları ve geçicilik deneyimi üzerine kuruluyor. Iraklı, Kürt ve Nijeryalı ailelerin belirsizlik içindeki yaşamları; Kıbrıs’tan Berlin’e uzanan kuir göç hikâyeleri; Avrupa’ya geçmeye çalışan bir mültecinin kayboluşu ve geride bıraktığı izler; Fransa’da göçmen ve kuir bireylerin görünmezlik ile varoluş arasındaki gerilimi ve savaş nedeniyle yer değiştirmek zorunda kalan bireylerin yeni yaşam kurma çabaları, bu bölümde bir araya geliyor. Bu anlatılar, aidiyet kavramını sabit bir kimlikten ziyade sürekli yeniden kurulan bir deneyim alanı olarak ele alıyor.
Aile belleği, arşiv ve sessiz tarihler
Program, kişisel ve kolektif hafızanın kesiştiği noktalara da yoğunlaşıyor. Aile içi anlatılarla bastırılmış geçmişlerin izini süren filmler, Ermeni kökenli aile hikâyelerinden diktatörlük arşivlerine, fotoğraf ve VHS kayıtlarından kolektif sanat üretimlerine uzanıyor. Bu bölümde belgesel, yalnızca geçmişi kayda alan bir araç değil, aynı zamanda görünmeyeni açığa çıkaran bir hafıza pratiği olarak konumlanıyor.
Kadın tanıklıkları ve mücadele hatları
Kadınların yaşam deneyimleri, programın en güçlü damarlarından birini oluşturuyor. Farklı kuşaklardan kadınların hikâyeleri, ev içi emek, toplumsal baskılar, feminist hareketin tarihsel sürekliliği ve göç deneyimi üzerinden ele alınıyor. İstanbul’daki feminist yürüyüşlerden Avrupa’daki Kürt kadın sanatçılara, erken yaşta evlendirilen kadınların yaşamlarından kuşaklar arası aktarım hikâyelerine uzanan bu seçki, belgeselin tanıklık üretme kapasitesini öne çıkarıyor.
“Annemin Hikâyesi”
Kültürel üretim, doğa ve dönüşen mekânlar
Programda kültürel üretim ve mekânsal dönüşüm de önemli bir yer tutuyor. Sinema arşivleri, sanat kolektifleri, ritüeller ve yerel kültür pratikleri üzerinden şekillenen filmler; aynı zamanda doğa, kentleşme ve altyapı projelerinin dönüştürdüğü yaşam alanlarını da görünür kılıyor. Baraj projeleri nedeniyle yerinden edilen topluluklar, zeytinlikleri için direnen köylüler, adaların değişen ekolojisi ve kentsel atık alanlarında yaşayan canlılar, bu bölümde belgeselin ekolojik hafıza üretimiyle ilişkisini ortaya koyuyor.
Gündelik hayatın politik katmanları
Seçkinin bir diğer hattı, gündelik yaşamın içinden yükselen toplumsal gerçekliklere odaklanıyor. Cenaze ritüellerinden hastalıkla yaşam deneyimine, eğitim sistemlerinden bürokratik süreçlere uzanan filmler, sıradan görünen pratiklerin içinde biriken yapısal sorunları görünür hale getiriyor. Bu anlatılar, belgeseli gündelik hayatın mikro politikalarını okuma biçimi olarak konumlandırıyor.
“Bir Ada-m”
21 Haziran’a kadar
21 Haziran’a kadar süren gösterim programı, ücretsiz olarak izleyiciyle buluşuyor ve rezervasyonsuz katılım esasına dayanıyor. Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleşen seçki, belgeselin yalnızca bir anlatı formu değil, aynı zamanda çağdaş dünyanın kırılma noktalarını kayıt altına alan çok katmanlı bir düşünme alanı olduğunu bir kez daha görünür kılıyor.
DOCUMENTARIST 19. İstanbul Belgesel Günleri (12-21 Haziran 2026)
Pera Müzesi Oditoryumu
Gösterim Programı:
17 Haziran Çarşamba
15.00 “Bir Kolektifin İzinden” (15’)
15.00 “Annemin Hikâyesi” (22’)
15.00 “Salman Gitmek İstiyor” (20’)
Film ekibinin katılımıyla gerçekleşecek.
17.00 “Kuru Taşın Başı” (82’)
Film ekibinin katılımıyla gerçekleşecek.
18 Haziran Perşembe
17.00 “48” (93’)
Film ekibinin katılımıyla gerçekleşecek.
19 Haziran Cuma
17.00 “Stella ile 8 Mart” (61’)
Film ekibinin katılımıyla gerçekleşecek.
20 Haziran Cumartesi
13.00 “Harabelerin Fısıltısı” (22’)
Film ekibinin katılımıyla gerçekleşecek.
13.00 “YİBO” (47’)
Film ekibinin katılımıyla gerçekleşecek.
15.00 “Dargeçit” (82’)
Film ekibinin katılımıyla gerçekleşecek.
17.00 “Çimler” (80’)
Film ekibinin katılımıyla gerçekleşecek.
21 Haziran Pazar
14.00 “Gitmedik Buradayız” (30’)
Film ekibinin katılımıyla gerçekleşecek.
14.00 “Bir Ada(m)” (45’)
Film ekibinin katılımıyla gerçekleşecek.
16.00 “48” (93’)
Etiketler: pera müzesi film sanat


