Pera Müzesi’nden yeni sergiler
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, yeni sanat sezonunu iki sergiyle karşılıyor. Alistair Hicks küratörlüğünde hazırlanan ve yaşayan en önemli soyut ressamlardan biri kabul edilen Frank Bowling’in altmış yılı aşan üretimini ele alan “Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle” sergisiyle erken cumhuriyet İstanbul’unun gündelik hayatına ve foto muhabirliğinin perde arkasına alışılmışın dışında bir yerden bakab, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün (İAE) 20. yıldönümü için düzenlenen “Cumhuriyetin Kamera Arkası” ziyaretçileri bekleyecek.
Pera Müzesi, yaşayan en önemli soyut ressamlardan biri kabul edilen Frank Bowling’in eserlerini İstanbul’da ilk kez sanatseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Alistair Hicks küratörlüğünde 29 Eylül’de açılacak Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle, Bowling’in altmış yılı aşan üretimini Francis Bacon ve Victor Willing’in yapıtlarıyla birlikte ele alıyor. Bowling’in ilk kez sergilenecek eserlerinin de yer aldığı sergi, üç ressamın farklı yaklaşımları üzerinden resmin dönüşen olanaklarına odaklanıyor.
Frank Bowling
Bowling’in farklı dönemleri aynı seçkide
“Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım”, sanatçının pratiğini deneysellik, rastlantı ve yeniden keşfetme ekseninde ele alıyor. İlk kez sergilenecek eserlerin yanı sıra, ünlü Harita serisinden (1967–71) resimler ile çocukluğunu geçirdiği Guyana’daki evin görüntüsüne yıllar sonra yeniden döndüğü 2026 tarihli “Annemin Evine Yeniden” Bakış’ın da yer aldığı seçkide sanatçının farklı dönemlerinden yapıtlar bir araya geliyor. Sergi, Bowling’in üretiminde yaratım ile yıkım, düzen ile kaos, rastlantı ile kontrol arasındaki gerilimlerin izini sürerken, resmi tamamlanmış bir yüzeyden çok kesintisiz bir dönüşüm alanı olarak ele alıyor.
Üç ressamın kesişen ve ayrışan yolları
Sergide Bowling’in yapıtlarına, insan bedenine ve figüre getirdiği güçlü ve sarsıcı yorumlarla 20. yüzyıl sanatına damgasını vuran Francis Bacon ile portre ve figür resminden daha özgür ve dışavurumcu bir dile uzanan üretimiyle savaş sonrası Britanya sanatında kendine özgü bir yer edinen Victor Willing’in eserleri eşlik ediyor. Seçkide, aralarında Bacon’ın Lisa’nın Portresi (1956) ve Nü Etüt Çalışması (1952–53) ile Willing’in Baş VI (1985) adlı yapıtlarının da bulunduğu eserler Bowling’in resimleriyle yan yana geliyor.
Bu birlikteliği “müdahaleler” olarak nitelendiren küratör Alistair Hicks, söz konusu yapıtları “Bowling’in resimleri arasında yolumuzu bulmamıza yardımcı olan birer pusula” olarak tanımlıyor. Bu kurgu, üç ressamın ayrışan ve kesişen yaklaşımlarını ortaya koyarken Bowling’in sanatına yeni açılardan bakmayı da mümkün kılıyor.
Frank Bowling, “Babamın Portresi” ,1960
Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, bu üç farklı resim pratiği üzerinden soyutlama ile figürasyon arasındaki yerleşik ayrımları sorguluyor. Sergi, sanatsal arayışların ortak deneyimlerden ve “Resim neye dönüşebilir?” sorusuna verilen radikal yanıtlardan ne denli etkilenebileceğini ortaya koyuyor.
Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle sanatseverlerle buluşmaya hazırlanan Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle, 29 Eylül 2026 – 31 Ocak 2027 arasında Pera Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.
Erken cumhuriyet İstanbul’una bakış
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün (İAE) 20. yıl dönümü vesilesiyle düzenlediği erken cumhuriyet İstanbul’unun gündelik hayatına ve foto muhabirliğinin perde arkasına alışılmışın dışında bir yerden bakan yeni sergisi Cumhuriyetin Kamera Arkası’nı 29 Eylül’de ziyarete açıyor. İdil Çetin ve Ahmet Ersoy’un küratörlüğünü üstlendiği sergi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu, Basın Fotoğrafları Arşivi’nden seçilen karelerle 1920’lerden 1950’lerin başlarına uzanan dönemin yerleşik görsel hafızasının dışında kalan insanlara, anlara ve hikâyelere odaklanıyor. Sergi, basın fotoğrafçılığının dolaşıma girmemiş görüntüleri aracılığıyla dönemin toplumsal çeşitliliğini ve haber üretiminin çoğu kez gözden kaçan katmanlarını ortaya çıkarıyor.
Sirkeci Gar’ında bir sporcu kafilesi
90 bini aşkın fotoğraftan oluşan bir “veri fazlalığı”
Fotoğrafın çoğaltılabilir doğası, 19. yüzyıldan bu yana dolaşıma giren karelerin çok ötesinde büyük bir görsel birikim yarattı. Seçim dışında kalan, kullanılmayan ya da zaman içinde önemini yitiren görüntüler de bu birikimin parçası olarak görsel hafızanın farklı katmanlarını oluşturdu. Cumhuriyetin Kamera Arkası, haber üretiminin gerisinde kalan bu görsel malzemeyi odağına alıyor.
Serginin çıkış noktasını oluşturan Basın Fotoğrafları Arşivi, 90 binden fazla fotoğrafı barındırıyor. Bu görüntülerin önemli bir bölümünü kusurlu, hasarlı ya da erken Cumhuriyet dönemine ilişkin estetik ve ideolojik beklentilerin dışında kalan kareler oluşturuyor. Geleneksel sergileme ve arşiv standartları açısından çoğu zaman göz ardı edilebilecek bu fotoğraflar, sergiyle birlikte yeniden görünürlük kazanıyor.
1920’lerden 1950’lerin başlarına uzanan seçki, Türkiye’de foto muhabirliğinin erken dönemlerine de ışık tutuyor. Fotoğrafların çoğunu İstanbul’da Cumhuriyet gazetesi foto muhabirleri Selahattin Giz ve ustası Namık Görgüç çekmiş olsa da, isimlendirilmemiş negatiflerden oluşan koleksiyon dönemin önde gelen diğer basın fotoğrafçılarına ait pek çok kareyi de içeriyor. Bu görüntüler, dönemin haber üretim süreçlerini izlemeye imkân verirken aynı zamanda gündelik yaşama dair gayri resmî bir tanıklık sunuyor.
Darülfünun konferans salonu önünde Tayyare Piyangosu çekilişini bekleyenler
Cumhuriyetin “cumhur”una odaklanan çok sesli bir tarih
Arşivdeki fotoğraflar, yoksullar, mahkûmlar ve sokaktaki insanlar gibi erken cumhuriyet döneminin ezilen ve dışlanan öznelerini öne çıkarıyor. Bu yönüyle sergi, dönemin gündelik hayatına ve toplumsal dokusuna yerleşik temsil biçimlerinin ötesinden bakma olanağı sunuyor.
Cumhuriyetin Kamera Arkası, döneme dair egemen bellek şablonlarına hizmet eden nostaljik bir anlatı kurmayı ya da bunların karşısına alternatif ve tekil bir “karşı tarih” koymayı amaçlamıyor. Bunun yerine arşivin filtresiz yapısından hareketle dönemin belirsizliklerini, gerilimlerini ve çoğulluğunu ortaya koyuyor; erken cumhuriyet döneminin başka biçimlerde nasıl hatırlanabileceğini sorguluyor.
Cumhuriyetin Kamera Arkası, 29 Eylül 2026–28 Mart 2027 arasında Pera Müzesi’nde ziyaret edilebilir.
Etiketler: pera müzesi istanbul araştırmaları enstitüsü sergi


