Portakal Private Sales’ten üç tablo satışta
Portakal Private Sales; Feyhaman Duran, İbrahim Çallı ve Sami Yetik’e ait üç tabloyu sanatseverlerin beğenisine sunuyor.
Portakal Private Sales; Feyhaman Duran’ın “Gelincikler”, İbrahim Çallı’nın “Manolyalar” ve Sami Yetik’in “Kar Topu Çiçekleri ve Mor Sümbüller” tablolarını sanatseverlerin beğenisine sunuyor.
Feyhaman Duran “Gelincikler”, İmzalı, 30 Mayıs 19.. tarihli. Kalın mukavva üzerine yağlıboya 74 x 63 cm Provenans: Sabahattin Ergi Ailesi Koleksiyonu. Fiyat istek üzerine verilir.
FEYHAMAN DURAN
1910’da Paris’e giderek Julian Paul Laurens ve Cormon’dan ders aldı. Yurda dönüşünde 1951’e kadar Sanayi-i Nefise’de hocalık yaptı. Intérieur, portre ve natürmortları ile tanınan sanatçının resimlerinde serbest renk tuşlarından oluşan esnek bir anlatım göze çarpmaktadır.
Portre, izlenimcilikle pek bağdaşmayan bir resim türü olmakla birlikte, kullandığı ışık-gölge aracılığıyla az da olsa bu akımın ilkelerini uyguladı. Sağlam bir çizim anlayışıyla saydam renkleri biraraya getirdi.
Feyhaman Duran, portrelerinin yanı sıra, genelde gerçekçi bir anlayışın egemen olduğu manzara resimleri de yaptı. 1944 – 47 yılları arasında Topkapı Sarayı Müzesi için gerçekleştirdiği bir dizi manzara resmi, ayrıntılı işçilikleri ve gerçekçi yaklaşımlarıyla aynı zamanda birer belge özelliği taşımaktadır. Yine, Topkapı Sarayı’ndan yaptığı interiörlerinde mekânın ışık altında değişken görünümlerini de başarıyla tuvallerine aktardı. Natürmortlarında ise; önceleri katı bir biçimcilikle çalışırken, daha sonra doğa izlenimlerini geniş renk lekeleriyle yansıttı. Bunlarda daha çok Gauguin ve Van Gogh gibi post-empresyonistlere yakınlaşan sanatçı, zaman zaman geleneksel minyatür sanatını temel alarak figürlü kompozisyonlar da gerçekleştirdi.
İbrahim Çallı, “Manolyalar”, İmzalı. Tuval üzerine yağlıboya 51 x 40 cm. Fiyat istek üzerine verilir.
İBRAHİM ÇALLI
Denizli’ye bağlı Çal ilçesinde doğdu. Şeker Ahmed Paşa’nın desteği ile Sanayi-i Nefise’ye girdi. Kazandığı yarışma sonunda Paris Güzel Sanatlar Okulu’na gitti. 4 yıl Fernand Cormon’un atölyesinde çalıştı ve hocasının aksine, empresyonizmin etkisinde kaldı. İstanbul’a döndükten sonra yaptığı resimlerde desene önem vermeyip, renk uyumunu ön plana çıkardı. Eserlerinde natürmortları, nü’leri, Mevlevileri, ada çamları arasında gezinen beyaz maşlahlı kadınları resmetti. Batılı empresyonistlerde görülen plan ve resim düzeni, Çallı’nın eserlerinde daha yumuşak ve belirsiz görülmektedir. Coşkun mizacının etkisiyle eserlerini eskizsiz ve taslaksız, fırça ucu ile çizmekle yetinirdi. Çalışmalarında tema ile birlikte gelişen ve resim atmosferini bu bağlamda tipik kılan “icra” yeteneğinin, fırça tekniğini kavrama ve yansıtma gücünün de Çallı’da belirleyici işlevler taşıdığı görülmektedir. Resimlerindeki tema, bütün bu özelliklerle kendini kabul ettirir. Resimlerinde yakın çevresinden kişilerin portrelerine ağırlık verdi. Özellikle de İstanbul’un ışıklı peyzajını, izlenimci anlayışa yatkın bir çizgiyle resmetti. Esprileri ve anekdotlarıyla, yakın dostları arasında popüler bir kişilik olarak sivrildi. Portre, natürmort ve peyzajlarının yanısıra çıplak etüdleri de onun ününü pekiştiren çalışmalar arasında yer almaktadır.
Çallı, Meşrutiyet ile birlikte gelen yeni sanatçı kuşağı içinde, gerek hocalığı gerek sanatçı kişiliğindeki hareketli ve yeniliğe açık tutumuyla, önemli bir yere sahip oldu. Çallı’nın adıyla anılan kuşak; daha çok onun öncülük çabaları doğrultusunda etkinliğini yaygınlaştırarak, kendilerinden sonra gelen sanatçı gruplarının çıkışı için uygun bir zemin yarattı.
Sami Yetik, “Kartopu Çiçekleri Ve Mor Sümbüller”, İmzalı, 1942 tarihli. Tuval üzerine yağlıboya. 88 x 62 cm. Fiyat istek üzerine verilir.
SAMİ YETİK
1900’de Sanayi-i Nefise Mektebi’ne girerek resim eğitimi aldı ve 1906’da birincilikle mezun oldu. 1909’da Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı.
1910’da Paris’e giderek Académie Julian’da Jean-Paul Laurens’in atölyesinde eğitim aldı. 1912’de Türkiye’ye döndü ve burada resim eğitimindeki yeniliklerin yaygınlaşması için yazılar yazdı.
Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı sırasında asker olarak görev yaptı; bu dönemlerde yaptığı eskiz ve çizimler savaş temalı eserlerine ilham kaynağı oldu. Özellikle 1917’de açılan Şişli Atölyesi’nde savaş sahneleri içeren büyük kompozisyonlar üzerinde çalıştı.
Sami Yetik, empresyonist (izlenimci) anlayış etkisinde, özellikle şehir manzaraları ve peyzaj alanında eserler verdi. Resimlerinde ışık, renk ve atmosfer üzerine yoğunlaşarak İstanbul, Bursa, Edirne gibi şehirlerin görünümlerini betimledi. Asker kimliğiyle birlikte, savaş sahneleri ve milli mücadele temalı eserler de üretti.
Sami Yetik, Türk resim tarihinde Batılı teknikleri benimseyen ve modern resmin gelişmesine katkı veren bir sanatçı olarak anılır.


