Renklerin ve ışığın ustası David Hockney'nin ardından
20. ve 21. YY sanatının en etkili isimlerinden biri kabul edilen İngiliz ressam David Hockney, 88 yaşında yaşamını yitirdi. Pop Art akımından dijital sanata uzanan altmış yılı aşkın kariyeri boyunca sanatın sınırlarını sürekli genişleten Hockney, ardında modern sanat tarihine damga vuran bir miras bıraktı.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Pop Art deyince aklınıza ilk kim gelir?
Büyük olasılıkla Andy Warhol.
Haklısınız; Marilyn Monroe portreleriyle, Campbell çorba kutularıyla sanat tarihine damga vurmuş bir figürden söz ediyoruz. Ancak resim sanatıyla biraz daha yakından ilgileniyorsanız bu tablo hızla değişir. Çünkü Pop Art yalnızca Amerikan tüketim kültürünün parlak yüzünden ibaret değildir. 1960’lı yıllarda hem Amerika’da hem de İngiltere’de eşzamanlı olarak filizlenen bu akımın iki ayrı damarı vardır ve İngiliz sanatçıları görmezden gelmek, hikâyenin yarısını eksik bırakmak anlamına gelir.
Richard Hamilton’ın gündelik hayatı sanatın merkezine taşıyan öncü yaklaşımı, Eduardo Paolozzi’nin kolaj estetiğiyle kurduğu görsel dil ve Peter Blake’in popüler ikonları resim yüzeyine yerleştirme biçimi, Pop Art’ın entelektüel omurgasını oluşturur. Amerika’da ise Andy Warhol’un seri üretim estetiği, Roy Lichtenstein’ın çizgi roman dili ve James Rosenquist’in reklam panosu ölçeğindeki kompozisyonları bu akımı küresel bir fenomene dönüştürür.
İşte tam bu iki dünya arasında, benim için ayrı bir yerde duran bir isim var: David Hockney. İngiliz olmasına rağmen, sanatını Kaliforniya güneşiyle tanımlayan bir ressam. Los Angeles’a taşındıktan sonra neredeyse takıntılı bir biçimde yüzme havuzlarına yönelmesi, onun görsel evrenini benzersiz kılar. Hockney’nin havuzları yalnızca birer manzara değildir; ışığın kırılması, suyun yüzeyde yarattığı titreşim ve anlık bir sıçramanın donmuş hali üzerinden zamanı resmeden deneysel alanlardır.
Onu sevmemin nedeni tam da burada başlıyor. Hockney, Pop Art’ın yüzeysel parlaklığını alıp içine kişisel bir derinlik yerleştiriyor. Warhol’un soğuk ve mesafeli estetiğinin aksine, Hockney’nin resimlerinde bir yaşam hissi, bir anın içindeymiş duygusu vardır. Perspektifi kırar, zamanı büker, suyun içindeki ve dışındaki gerçekliği aynı anda gösterir. Bu yüzden onun havuzları sadece Kaliforniya’ya değil, bakma biçimimize açılan pencerelerdir.
Dünya sanat çevrelerinin en saygın figürlerinden biri olan David Hockney, 11 Haziran'da ne yazık ki hayatını kaybetti. Ölüm haberi ailesi ve temsilcileri tarafından doğrulanırken, sanat dünyasından çok sayıda kurum, sanatçı ve devlet yetkilisi taziye mesajları yayımladı. İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Kral Charles da yayımladıkları mesajlarda Hockney'nin sanat tarihindeki eşsiz yerini vurguladı.
Bradford'dan dünyaya uzanan sanat yolculuğu
9 Temmuz 1937'de İngiltere'nin Bradford kentinde doğan Hockney, sanat eğitimini Londra'daki prestijli Royal College of Art'da aldı. Daha öğrencilik yıllarında dikkat çeken sanatçı, 1960'larda yükselen Pop Art hareketinin en önemli temsilcilerinden biri olarak uluslararası üne kavuştu.
1964 yılında Los Angeles'a taşınması kariyerinde dönüm noktası oldu. Kaliforniya'nın güneşli atmosferi, yüzme havuzları ve modern yaşam tarzı, sanatçının en tanınmış eserlerine ilham verdi. Hockney'nin parlak renkleri ve özgün perspektif anlayışıyla yarattığı havuz resimleri, kısa sürede çağdaş sanatın ikonları arasına girdi.
“A Bigger Splash” ile ölümsüzleşti
Sanatçının en bilinen eserleri arasında A Bigger Splash ve Portrait of an Artist (Pool with Two Figures) bulunuyor. Özellikle "Portrait of an Artist (Pool with Two Figures)", 2018 yılında müzayedede 90 milyon doların üzerinde bir fiyata satılarak yaşayan bir sanatçıya ait eserler arasında rekor kırmıştı.
“A Bigger Splash”
Resim sanatının yanı sıra fotoğraf, baskı, sahne tasarımı ve dijital sanat alanlarında da üretim yapan Hockney, teknolojiye duyduğu ilgiyle dikkat çekiyordu. Özellikle son yıllarında iPad üzerinde gerçekleştirdiği dijital çizimler ve Normandiya manzaraları, sanatçının yenilikçi yaklaşımının son örnekleri arasında yer aldı.
Sanatta cesaretin ve özgürlüğün simgesi
Hockney, yalnızca estetik diliyle değil, toplumsal duruşuyla da sanat tarihinde önemli bir yere sahip oldu. Eşcinsel kimliğini açıkça ifade eden sanatçı, bunun hâlâ tabu kabul edildiği dönemlerde ürettiği eserlerle görünürlük ve özgürlük mücadelesine katkı sundu. Sanat tarihçileri tarafından, çağdaş sanatın en cesur ve etkili figürlerinden biri olarak değerlendirildi.
Son nefesine kadar üretmeye devam etti
Fransa'nın Normandiya bölgesinde ve Londra'da yaşamını sürdüren Hockney, ilerleyen yaşına rağmen üretkenliğini hiç kaybetmedi. Resim, çizim ve dijital çalışmalarına ölümünden kısa süre öncesine kadar devam eden sanatçı, sanatın yaşamı kutlayan bir eylem olduğuna inanıyordu. Yakın çevresi tarafından enerjisi, mizah anlayışı ve bitmek tükenmek bilmeyen yaratıcılığıyla anılıyordu.
David Hockney'nin ölüm nedeni hakkında kamuoyuna ayrıntılı bir açıklama yapılmazken, sanatçının Londra'daki evinde yaşamını yitirdiği bildirildi. Cenaze törenine ilişkin detayların ise önümüzdeki günlerde paylaşılması bekleniyor.
Modern sanatın renklerle kurduğu dili değiştiren, geleneksel resim anlayışını dijital çağla buluşturan David Hockney, yalnızca İngiliz sanatının değil, dünya kültür tarihinin de unutulmaz isimleri arasında yer almaya devam edecek.
Etiketler: David Hockney ressam sanat


