Rita Payés ilk kez Türkiye’de
Cazın yükselen yıldızı, 11 Şubat’ta İş Sanat Sahnesi’nde İstanbullu müzikseverlerle buluşuyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Dünya caz sahnesinin son yıllarda yetiştirdiği en heyecan verici yeteneklerden biri olan Katalan tromboncu ve vokalist Rita Payés, müzikal serüvenini ilk kez Türkiye’deki dinleyicileriyle paylaşmaya hazırlanıyor. 11 Şubat’ta İş Kuleleri Salonu’nda gerçekleşecek olan buluşma, aynı zamanda bir aile mirasının ve Akdeniz ruhunun sahneye taşınması anlamını taşıyor.
Barselona’dan dünya sahnelerine
1999’da Barselona yakınlarında Vilassar de Mar’da müzisyen bir ailenin içine doğan ve erken yaşta trombonun büyüleyici tınısıyla tanışan Payés, Barselona’nın efsanevi Sant Andreu Caz Bandosu’nun tornasından geçerek yeteneğini kristalleştirdi. Annesi Elisabeth Roma klasik gitarist, babası ve kardeşi trompetçi olan sanatçı henüz 13 yaşında Joan Chamorro’nun yönettiği Sant Andreu Jazz Band’e katıldı; burada Andrea Motis ve Magalí Datzira gibi isimlerle birlikte vokal ve trombonla sahne aldı. Bu dönemde grubun tüm kayıtlarında yer aldı ve caz disiplinini bolero, bossa nova ve İspanyol halk müziğiyle harmanlayan ve türler arasındaki sınırları eriten birüslup geliştirdi. Geleneksel cazın disiplinini, boleronun tutkusu ve İspanyol halk müziğinin samimiyetiyle harmanlayan Payés, müzikal karakterini sadece enstrümanıyla değil, duru ve etkileyici vokaliyle de inşa etti. Bugüne kadar Jon Batiste, Maria Schneider ve Jimmy Cobb gibi caz devleriyle aynı projelerde yer alarak eleştirmenlerden tam not alan sanatçı, henüz genç yaşında küresel bir caz figürü olmayı başardı.
Payés’in diskografisi, aslında sanatsal büyümesinin bir günlüğü niteliğinde. İlk çalışmalarında caz standartlarına getirdiği taze yorumlarla dikkat çeken sanatçı, annesi gitarist Elisabeth Roma ile kaydettiği “Imagina ve Como la Piel” albümleriyle aile bağlarını sanatsal bir zirveye taşıdı. 2015 tarihli Jazz to Jazz) etiketli “Joan Chamorro presenta Rita Payés” adını taşıyan ilk albümüyle caz standartlarına genç bir yorum getirerek uluslararası sahneye adım attı. Ardından “Lua Amarela (2016 - Jazz to Jazz) Chamorro ile ikinci albümü; Brezilya ve Latin etkilerini öne çıkaran bir çalışma olarak dikkat çekti. Annesi Elisabeth Roma ile bağımsız yayınladığı 2019 tarihli “Imagina”, sevilen şarkıların caz ve bossa nova yorumlarıyla aile bağlarını sanatsal bir zirveye taşıdı. Yine annesi Elisabeth Roma ile ortak çalışması 2021 tarihli “Como la piel” ilk kez orijinal besteler içerdi ve caz, bolero, klasik ve halk müziği etkilerini birleştiren bağımsız albüm eleştirmenlerden tam not aldı. 2023 tarihli son albümü “De Camino al Camino”, yolculuk ve gündelik hayatın şiirselliğini işleyen bir konseptiyle Payés’in vokal ve trombonunu merkezine alarak olgunlaşmış müzikal karakterini ortaya koydu.
"De Camino al Camino"
Rita Payés’in müzikal olgunluk evresini temsil eden son çalışması "De Camino al Camino", sanatçının köklerine sadık kalarak kendi özgün dilini en rafine haliyle sunduğu bir başyapıt niteliği taşıyor. Payés, "De Camino al Camino" (Yoldan Yola) ile dinleyiciyi sanatsal bir iç gözleme davet ediyor. Sanatçının önceki çalışmalarında sıklıkla başvurduğu caz standartlarının ötesine geçerek, tamamen kendi bestelerine ve kişisel hikâyelerine odaklandığı albüm, ‘yaşamın bir durak değil, kesintisiz bir hareket olduğu’ fikri üzerine inşa edilmiş. Albümün merkezinde, İspanyolca ve Katalanca dillerinin lirik gücü yer alırken, trombonun o kendine has buğulu sesi bu lirik yapının enstrümantal bir anlatıcısına dönüşüyor. Albümün en dikkat çekici yanı, Payés’in ‘güzelliği nerede aramalıyız?’ sorusuna verdiği mütevazı yanıt. Sanatçı, büyük trajediler ya da devasa zaferler yerine; bir sabah yürüyüşü, bir dostla içilen kahve ya da doğanın değişen renkleri gibi gündelik anları notalarla kutsuyor. Bu yaklaşım, albümdeki düzenlemelere de yansıyor; gösterişten uzak, samimi ve dinleyiciyi hemen içine alan bir oda müziği atmosferi hakim.
Payés albümde, annesi Elisabeth Roma ile kurduğu benzersiz gitar-vokal-trombon üçgenini bir adım öteye taşıyor. Gitarda Pol Batlle’ın modern dokunuşları, Juan Rodríguez Berbín’in Güney Amerika ritimlerine göz kırpan perküsyonları ve efsanevi Horacio Fumero’nun toprak kokan kontrbas yürüyüşleri, albümün dokusunu zenginleştiriyor. Albümde öne çıkan parçalar; yaylı quartet düzenlemeleriyle cazın sınırlarını aşarken, yer yer İspanyol halk şarkılarının (copla) melankolisi ile Akdeniz’in neşesi arasında gidip geliyor. Sanatçının diskografisindeki en kişisel çalışma olarak kabul edilen "De Camino al Camino", Avrupa caz eleştirmenleri tarafından sanatçının ‘besteci’ kimliğini tescilleyen eser olarak tanımlandı. Albüm, yayınlandığı dönemde İspanya’nın prestijli müzik listelerinde üst sıralarda yer alırken, özellikle vokalin trombon ile girdiği soru-cevap ilişkisi, modern caz literatüründe özgün bir örnek olarak gösterildi.
Sahnede bir aile ve ustalık buluşması
11 Şubat Çarşamba akşamı saat 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda gerçekleşecek İstanbul konserinde Rita Payés’e, müzikal yolculuğun en önemli durağı olan annesi Elisabeth Roma gitarıyla eşlik ederken; sahnede ayrıca Pol Batlle, Juan Rodríguez Berbín ve Horacio Fumero gibi yetkin isimler yer alacak.
Payes’in İş Sanat’taki bu ilk randevusunda odak noktasını, “De Camino al Camino” oluşturuyor. Sanatçının ‘gündelik şeylerin içindeki gizli güzelliği’ arama çabası olarak nitelendirdiği albüm, yolculuk temasını ve yaşamın sıradan anlarındaki şiirselliği notalara döküyor.
Kontrbasın ritmiyle trombonun hüzünlü ama umut dolu ezgilerinin birleşeceği ve İspanyol folk müziğinden cazın özgür tınılarına uzanan geniş bir repertuvar sunulacak konserde Rita Payés, müziğiyle dinleyiciyi karmaşık teorilerden uzaklaştırıp yaşamın en saf ve doğal hallerine, yani kendi deyimiyle ‘yolun kendisine’ davet ediyor.


