SAHA’dan sanatçıların yeni üretimlerine destek
SAHA, 2026 sonbaharında New York, Lyon, Busan, Berlin, Mechelen, Gent ve Atina’nın yanı sıra Sinop ve Çanakkale’de gerçekleşen sergi ve bienallerde Türkiye’den sanatçıların yeni üretimlerine ve projelerine katkı sunuyor.
Türkiye’den sanatçıların uluslararası sanat ortamındaki üretimlerini destekleyen SAHA, farklı ülkelerdeki sanat kurumları ve bienallerle yürüttüğü iş birliklerini sürdürürken Türkiye’deki güncel sanat üretimlerine de katkıda bulunuyor. Bu sonbahar Cevdet Erek, Can Yıldırım ve Lalin Mercan, Lara Ögel, Aykan Safoğlu, Özgür Kar, Esra Gülmen, Didem Pekün, Marina Papazyan, Larissa Araz, Eylem Ertürk, Ezgi Tok, Çiğdem Borucu, Burak Kabadayı, Kadir Kayserilioğlu, Evrim Kavcar, Serkan Aka, Fulya Çetin, Gökçe Kınay, Gözde Mimiko Türkkan, Merve Mepa ve Yasemin Özcan’ın projeleri, SAHA’nın katkılarıyla farklı coğrafyalarda izleyicilerle buluşuyor.
Cevdet Erek’in New York’taki ilk kişisel sergisi: Americas
Cevdet Erek’in New York’taki ilk kişisel sergisi Americas, Jovanna Venegas küratörlüğünde SculptureCenter’da gerçekleşiyor. 28 Aralık 2026’ya kadar devam eden sergi, sanatçının son on yılda Mexico City, Chicago, San Francisco, São Paulo ve Lahey’deki eski ABD Büyükelçiliği için geliştirdiği beş ses çalışmasını, SculptureCenter için özel olarak ürettiği yeni bir yerleştirmeyle buluşturuyor.
Ses, ritim ve mimari arasındaki ilişkileri araştıran Erek’in yeni çalışması, New York’un 1980’lerdeki yeraltı ağır müzik kültürü ile SculptureCenter’da 1984 yılında düzenlenen Sound/Art sergisinden besleniyor. Önceki yerleştirmelerinden parçaları kurumun labirenti andıran alt katına göre yeniden düzenleyen sanatçı, farklı zaman ve coğrafyalarda ortaya çıkan üretimlerini yeni bir ritmik yapıda bir araya getiriyor. SAHA’nın SculptureCenter’a katkı sunduğu sergi, Bilge Öğüt-Cümbüşyan ve Haro Cümbüşyan ile SAHA x TPF Art Circle’ın değerli destekleriyle gerçekleştiriliyor.
Can Yıldırım ve Lalin Mercan, 18. Lyon Bienali’nde
SAHA, 13 Aralık 2026’ya kadar devam eden 18. Lyon Bienali kapsamında, Institut d’Art Contemporain’ın Jeune Création Internationale programında yer alan Can Yıldırım ve Lalin Mercan’ın yeni projesini destekliyor.
Isabelle Bertolotti’nin artistik direktörlüğünü, Catherine Nichols’un küratörlüğünü üstlendiği To pass from one dream to another başlıklı bienal, Lyon’un avlu ve yapılarını birbirine bağlayan traboule adlı geçitlerden yola çıkarak farklı algılama biçimleri ve kolektif tahayyüller arasındaki geçişlere odaklanıyor. Sanatçıların Superanxiety: Nexium başlıklı ortak projesi ise kaygının algı ve deneyimi nasıl şekillendirdiğini araştırıyor; maruz kalma ve korunma, felaket beklentisi ve bu beklentinin bastırılması arasındaki gerilimleri mekânsal bir deneyime dönüştürüyor.
Lara Ögel, Busan Bienali’nde
Lara Ögel’in Depth adlı projesi kapsamında SAHA’nın katkı sunduğu Busan Bienali, 1 Kasım 2026’ya kadar Güney Kore’nin Busan kentinde izleyicilerle buluşuyor. Evelyn Simmons ve Amal Khalaf küratörlüğündeki Dissident Chorus başlıklı edisyon, sesin su gibi sınırları aşındırdığı ve hafızayı taşıdığı fikrinden hareket ediyor.
Titreşim, ritim ve bedensel mevcudiyete odaklanan bienal, sese dayalı pratiklerin iletişim, iyileşme ve direniş araçlarına nasıl dönüşebileceğini araştırıyor. Heykel, yerleştirme ve hareketli görüntü alanlarında çalışan Ögel’in pratiği, kişisel anlatıları mitoloji, hafıza ve evrensel sembollerle buluşturuyor.
Aykan Safoğlu’nun yeni projesi Berlin’deki Gropius Bau’da
SAHA, Gropius Bau’da 17 Ocak 2027’ye kadar devam eden Kreuzberg: 1960’tan Günümüze Sanat ve Göç başlıklı grup sergisi kapsamında Aykan Safoğlu’nun yeni projesi Paydos (End of Work) için destek sağlıyor.
Sergi, Berlin’in Kreuzberg semtinde emek göçü etrafında şekillenen ve büyük ölçüde göz ardı edilmiş kültürel üretime odaklanıyor. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ülkelerden gelen sanatçıların toplumsal değişimlere ve dönemlerinin meselelerine verdikleri yanıtları bir araya getiriyor. Film, fotoğraf ve performans arasında dolaşan Safoğlu’nun çalışmaları ise kişisel hafıza ile tarihsel süreçlerin kesişiminde şekilleniyor.
Özgür Kar, 11. Contour Bienali’nde
SAHA, Belçika’nın Mechelen kentinde 1 Kasım 2026’ya kadar devam eden 11. Contour Bienali’ni Özgür Kar’ın projesi kapsamında destekliyor. Sofia Lemos küratörlüğündeki The Eyes of The Heart and The Soul of The World başlıklı bienal, kişisel ve gezegensel dönüşümleri imgeler, düşler ve tahayyüller üzerinden ele alıyor.
Kar’ın HEAVY GROUND başlıklı çalışması, yapışkan bir tuzağa yakalanmış iki sinek arasındaki romantik ve operatik karşılaşmayı konu alıyor. Müzisyen Arnljótur Sigurðsson ile birlikte üretilen düet, sevgi, ölümlülük ve yas temalarını farklı dönemlere ait müzikal ve kültürel referanslarla buluşturuyor.
Özgür Kar’ın Rock Bottom başlıklı kişisel sergisi ise 30 Ekim 2026 – 24 Ocak 2027 tarihleri arasında İsviçre’deki Kunsthalle Basel’de izleyicilerle buluşacak. Sergiye, sanatçının üretimlerine odaklanan bir monografi de eşlik edecek.
Esra Gülmen’in yeni projesi Belçika’daki Design Museum Gent’te
SAHA, Belçika’nın Gent kentindeki Design Museum Gent’te 11 Nisan 2027’ye kadar devam eden Public Matter(s): Design and Democracy başlıklı sergi kapsamında Esra Gülmen’in yeni projesini destekliyor. Amelie Klein ve Vera Sacchetti küratörlüğündeki sergi, tasarımın demokratik sistemleri nasıl şekillendirdiğini, toplumsal katılım ve temsil mekanizmaları üzerindeki etkilerini araştırıyor.
Demokrasinin mevcut yapılarının günümüz ihtiyaçlarına nasıl yanıt verdiğini sorgulayan sergi, dışlanma, temsil, protesto ve toplumsal uzlaşma gibi kavramları tasarım perspektifinden ele alıyor. Gülmen’in proje kapsamında ürettiği üç interaktif heykel ise oyun, hareket ve katılım aracılığıyla bir arada yaşamanın beraberinde getirdiği gerilimleri, müzakere süreçlerini ve denge arayışını görünür kılıyor. Bir tür demokrasi oyun alanı olarak kurgulanan yerleştirme, farklı görüşlerin ve toplumsal karşıtlıkların ortak bir fiziksel deneyim içinde buluşmasına olanak tanıyor.
Didem Pekün, Marina Papazyan ve Larissa Araz’ın yeni projeleri Atina’daki Tavros’ta
SAHA, Atina’daki bağımsız sanat kurumu Tavros’ta 30 Ocak 2027’ye kadar devam eden Aman Aman başlıklı grup sergisi kapsamında Didem Pekün, Marina Papazyan ve Larissa Araz’ın yeni projelerine katkı sunuyor.
Anadolu, Yunanistan ve Almanya arasındaki tarihsel göç hareketlerinden yola çıkan sergi, özlem, aidiyet ve değişken kimliklerin şekillendirdiği kültürel anlatılara odaklanıyor. Üç aylık kamusal programla birlikte gerçekleştirilen Aman Aman, farklı toplulukların hafızalarında yer eden göç, yer değiştirme ve kültürel etkileşim deneyimlerini bir araya getiriyor.
Didem Pekün’ün Promised You a Miracle başlıklı yeni deneme filmi, karadan, denizden ve havadan sürdürülen, ancak beklenen mucizeye bir türlü ulaşamayan yolculuğu konu alıyor. Marina Papazyan’ın A Tatavla Gothic başlıklı novellası, edebî üretimi geç Osmanlı modernitesinin koşulları ve günümüze uzanan etkileriyle ilişkilendiriyor. Larissa Araz ise Hâlimiz Duman (We Are Doomed) ve Marika’s Bar başlıklı iki yeni çalışmasıyla sergide yer alıyor. Sanatçının plak formatındaki Hâlimiz Duman çalışması, 20. yüzyılın başlarında New York’a göç eden Osmanlı topluluklarının müzikal mirasını araştırırken, neon ışıklı Marika’s Bar yerleştirmesi, Marika Papagika’nın New York’ta açtığı ilk Café Aman için hayalî bir logo oluşturuyor.
SAHA’dan Sinopale 10 kapsamında yedi sanatçının yeni projelerine destek
SAHA, Sinop’ta 15 Kasım 2026’ya kadar devam eden Sinopale 10 kapsamında Eylem Ertürk, Ezgi Tok, Çiğdem Borucu, Burak Kabadayı, Kadir Kayserilioğlu, Evrim Kavcar ve Serkan Aka’nın yeni projelerine destek veriyor.
Deniz Kırkalı, Mariam Natroshvili, Marina Fokidis ve T. Melih Görgün küratörlüğündeki Karada Akıl Yürür, Denizde Sezgi başlıklı Sinopale 10, denizle kurulan ilişkileri sezgi, karşılıklı bağımlılık ve birlikte yaşama pratikleri üzerinden ele alıyor. Deniz ekosistemlerinden balıkçılık kültürüne, kentin mimarisinden yerel topluluklara uzanan bienal, insan ile insan dışı varlıklar arasındaki ilişkileri yeniden düşünmeye davet ediyor.
Sergi, performans, atölye, buluşma ve sohbetlerden oluşan programıyla 23 sanatçı ve sanatçı inisiyatifini bir araya getiren Sinopale 10, denizin malzemeler, ritimler ve gündelik yaşam aracılığıyla taşıdığı hikâyeleri görünür kılmayı amaçlıyor. SAHA’nın katkı sunduğu yeni projeler, bienalin kolektif üretim ve yerel bağlamla ilişki kurma yaklaşımının bir parçasını oluşturuyor.
SAHA, 10. Çanakkale Bienali’nde altı sanatçının yeni eserlerini destekliyor
SAHA, 20 Kasım 2026’ya kadar devam eden 10. Çanakkale Bienali kapsamında Fulya Çetin, Gökçe Kınay, Gözde Mimiko Türkkan, Merve Mepa, Serkan Aka ve Yasemin Özcan’ın yeni eserlerine katkı sunuyor.
Yasemin Ülgen küratörlüğündeki Medcezir başlıklı bienal, toprak ve su arasındaki ilişkilerden hareketle Çanakkale’nin doğal ekosistemini ve yaşayan kültürel mirasını odağına alıyor. Suyun hareketi ve dönüşümü ile toprağın birikim ve süreklilik özelliklerini bir arada ele alan bienal, doğa, hafıza ve gündelik yaşam arasındaki çok katmanlı bağları araştırıyor.
Bienal kapsamında ilk kez düzenlenen Özel Odak: Seramik bölümü ise Çanakkale’nin köklü seramik mirasını çağdaş ve deneysel üretimlerle buluşturuyor. Toprak, su ve ateşin etkileşiminden doğan seramik pratiğini geçmişle bugün arasında bilgi ve hafıza taşıyan yaşayan bir ifade alanı olarak değerlendiren program, kentin kültürel mirasıyla güncel sanat üretimleri arasında yeni ilişkiler kuruyor.
SAHA, Türkiye ve dünyanın farklı coğrafyalarında gerçekleşen bu projelere sunduğu katkılarla sanatçıların yeni üretimlerine alan açarken, sanat kurumlarıyla kurdukları ilişkilerin gelişmesini ve çalışmalarının daha geniş izleyici kitleleriyle buluşmasını desteklemeyi sürdürüyor.
Etiketler: SAHA sergi bienal


