Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Sahnenin sönmeyen ışığı

Sahnenin sönmeyen ışığı

Sahnenin sönmeyen ışığı10 Nisan 2026 - 04:04
Türk pop müziğinin yarım asrı aşan tarihinde başlı başına bir dönemi temsil eden Ajda Pekkan, 10 Nisan akşamı İstanbul’da sahneye alırken Türkiye’nin modern müzik hafızasını canlı bir performansa dönüştürüyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
10 Nisan saat 21.00’de Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda gerçekleşecek Ajda Pekkan konseri, klasik bir repertuvar sunumunun ötesinde, sanatçının onlarca yıla yayılan kariyerinin sahne üzerinde yeniden kurulması anlamına geliyor. Pekkan’ın konserleri, uzun zamandır yalnızca şarkıların seslendirildiği etkinlikler değil estetik tercihleri, sahne disiplini ve orkestra düzenlemeleriyle bütünlüklü bir performans mimarisi olarak öne çıkıyor.
 
Yıllara meydan okuyan enerjisi ve titizlikle kurgulanmış sahne diliyle Pekkan, popüler müziğin geçici doğasına karşı kalıcılığı temsil eden nadir figürlerden biri olmayı sürdürüyor. Bu konserde de dinleyiciyi yalnızca nostaljik bir yolculuğa değil, aynı zamanda güncel üretimlerinin de yer aldığı çok katmanlı bir müzikal deneyime davet ediyor.
 
 
Yeşilçam’dan Avrupa sahnesine bir kariyer inşası
 
Türk pop müziğinin ‘Süperstar’ı Ajda Pekkan’ın hikâyesi, 1960’ların başında sinema ile başladı. 1946 İstanbul doğumlu sanatçı, ilk olarak Yeşilçam’da oyuncu olarak tanındı ancak kısa sürede müziğe yönelerek kariyerinin asıl eksenini belirledi. 1960’ların ortasından itibaren yayınladığı plaklarla dikkat çeken Pekkan, dönemin aranjman akımının en güçlü temsilcilerinden biri hâline geldi.
 
Ajda Pekkan’ı benzerlerinden ayıran temel unsur ise yalnızca sesi değil, müziğe yaklaşımındaki uluslararası perspektif oldu. Fransızca başta olmak üzere farklı dillerde kayıtlar yapması, Avrupa’da örneğin Paris’in en prestijli konser salonlarından biri olan ve genellikle dönemin büyük Fransız ve uluslararası sanatçılarına açılan Olympia’da sahne alması ve Türkiye’yi 1980 Eurovision Şarkı Yarışması’nda “Pet’r Oil” ile temsil etmesi, kariyerinin erken döneminde bile sınırları aşan bir vizyon kurduğunu gösterir. Tüm bunları 1970’ler boyunca yürüttüğü ‘Avrupa’ya açılma / uluslararası pop yıldızı olma’ hedefinin bir parçası olarak değerlendirmek gerekir.
 
1970’lerden itibaren “Süperstar” unvanıyla anılmaya başlayan Pekkan, bu sıfatı yalnızca popülerlikle değil, müzikal süreklilik ve stil inşasıyla dolduran ender isimlerden biri oldu.
 
Dönemlerin tanığı
 
Ajda Pekkan’ın diskografisi, Türkiye’de pop müziğin evrimini izlemek için başlı başına bir kaynak niteliği taşır. 1968’de yayınladığı “Her Yerde Kar Var” ile geniş kitleler tarafından tanındı. Aynı tarihli ilk uzunçaları “Ajda Pekkan” ile başlayan bu yolculuk, 1969’da yayınlanan “Fecri Ebcioğlu Sunar: Ajda Pekkan”, 1972’deki “Ajda”, 1975’teki “Ajda 75” ve 1976’da gelen “Süperstar” ile giderek daha rafine bir pop estetiğine ulaşır.
 
1977’de “Süperstar II”, 1978’de “Süperstar III” ile devam eden seri, sanatçının Türkiye’de yıldız kavramını yeniden tanımladığı bir döneme işaret eder. 1980’de Eurovision sürecinin de etkisiyle uluslararası açılımını güçlendiren Pekkan, 1982 tarihli “Sen Mutlu Ol” ve 1983’te yayınlanan “Süperstar 83” ile 1980’ler pop sound’unun Türkiye’deki karşılığını şekillendirir.
 
1990’lara gelindiğinde “Ajda 90” (1990), “Ajda 93” (1993) ve “Ajda 95” (1995) albümleri, sanatçının değişen müzik endüstrisine uyum sağlarken hit üretme kapasitesini koruduğunu gösterir. 2000’li yıllarda ise “Diva” (2006) ve uzun bir aranın ardından gelen “Aşk” (2013) Pekkan’ın yalnızca geçmişin değil, bugünün de aktif bir üreticisi olduğunu kanıtlar.
 
Bu ana albümlerin yanı sıra kariyeri boyunca yayınladığı sayısız 45’lik, single ve derleme çalışmaları; “Kimler Geldi Kimler Geçti”, “Palavra”, “Yaz Yaz Yaz”, “Hoşgör Sen”, “Bambaşka Biri” gibi şarkılarla kolektif hafızaya yerleşir. Pekkan’ın repertuvarı, kuşaklar arası geçişkenliğin en görünür örneklerinden biridir.
 
 
Sahne, stil ve süreklilik
 
Ajda Pekkan’ın kariyerini yalnızca diskografi üzerinden okumak eksik kalır. Sanatçıyı kalıcı kılan unsurlardan biri, sahne estetiğine verdiği önem ve sürekli yenilenen görsel dili olmuştur. Kostüm seçimlerinden sahne koreografisine kadar uzanan bu bütünlük, Türkiye’de pop müzik performans anlayışının dönüşümünde belirleyici rol oynar.
 
Aynı zamanda disiplinli çalışma biçimi, canlı performans standartları ve orkestrasyon tercihleriyle Pekkan müzikal üretimi kadar sahne pratiğini de kurumsallaştıran bir figürdür. Bu yönüyle yalnızca bir şarkıcı değil, bir performans geleneğinin taşıyıcısı olarak okunur.
 
Zamansız diva
 
Bugün hâlâ büyük salonları doldurabilen Ajda Pekkan, pop müziğin doğası gereği hızlı tüketilen yapısına karşı istisnai bir direnç gösteriyor. Kariyeri, sayısız hit lerin yanı sıra Türkiye’nin kültürel modernleşme sürecine eşlik eden bir sesin hikâyesi.
 
10 Nisan Cuma akşamı saat 20.00 itibarıyla İstanbul Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda hem klasikleşmiş eserlerini hem de son albümünden parçaları seslendireceği konser, bu uzun hikâyenin yeni bir durağı. Ancak Ajda Pekkan söz konusu olduğunda, her konser biraz da geçmişin bugüne taşınması anlamına geliyor. Çünkü Pekkanı’ın sahnesinde zaman çizgisel değil; aynı anda geçmiş, şimdi ve süre giden bir gelecek birlikte var oluyor.