Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Sakıp Sabancı Müzesi’nde ‘görsel şeker bayramı’

Sakıp Sabancı Müzesi’nde ‘görsel şeker bayramı’

Sakıp Sabancı Müzesi’nde ‘görsel şeker bayramı’19 Mart 2026 - 08:03
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), koleksiyonundaki simgesel resimleri sanat tarihsel ve etkileşimli bir anlayışla tekrar ziyarete sundu. SSM Direktörü Prof. Dr. Ahu Antmen’in öncülüğünde, 100’ü aşkın eseri 20’nin üzerinde biçimsel ve kronolojik başlıkla derlenen kalıcı sergi, bayramın ikinci gününden itibaren açık. İçerdiği zenginlikle ‘görsel bir şeker bayramı’ etkisi sunan etkinlik, kamusal alana sızan akademik deneyimi, etkileşimli ve sivil bir anlayışla tecrübe fırsatı vadediyor.
EVRİM ALTUĞ
evrimaltug@gmail.com 
 
Bundan 24 yıl önce, 2002’de Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) adıyla kurulan SSM Resim koleksiyonu, bayrağı Dr. Nazan Ölçer’den devralan SSM Direktörü, akademisyen, eleştirmen Prof. Dr. Ahu Antmen’in özel seçkisiyle yenilenen halini sanatseverlerle ilk kez buluşturuyor.
 
Sakıp Sabancı’nın 1970’li yıllarda oluşturmaya başladığı ve Güler Sabancı öncülüğünde kapsam ve kronolojisini de katlanarak artıran koleksiyon, Sabancı Holding’in desteğiyle izleyiciye sunulurken, müze de Ramazan Bayramı’nın ikinci gününden itibaren kapılarını açık tutacak. Koleksiyon, müzenin ‘Galeri -1’ alanında, Pazartesi günleri hariç 10:00 ile 18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.
 
 
SSM’nin yeni sergisi, Ramiz Gökçe imzalı Akbaba dergisinden cımbızlanmış ‘sanat ve izleyici’ temalı karikatür animasyonları ile sürpriz biçimde açılarak, izleyenleri eski Boğaziçi ile Anadolu’dan büyüleyici manzaraların kucağına bırakıyor. Sergi bu kapsamda kurumun ‘Emirgân Arşivi’ ve ‘Avni Lifij Arşivi’nin yanı sıra, bir çok önemli koleksiyonu da gözle görünür kılıyor.
 
Sergide bu yönüyle, ‘Seyhun Binzet Kartpostal Koleksiyonu’ ile, İstanbul Üniversitesi Feyhaman Duran Kültür ve Sanat Evi Koleksiyonu, ya da Aksoy ve Merey Aile Koleksiyonu gibi, bir çok uzun süreli ödünç yapıt, sanatseverlerin ilgisine sunuluyor.
 
Türkiye sanat hafızasında 19’ncu Yüzyıl Osmanlı resminden başlayıp, modern Türk resmine yayılan bir kapsamda sunulan koleksiyon sergisi, bu kapsamda, Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmed Paşa, Süleyman Seyyid, Halil Paşa, Hüseyin Zekai Paşa ve Hoca Ali Rıza’ya ait iç mekân, manzara veya natürmort ile akademik nü desenler gibi farklı alanlardan çalışmaları hemzeminde buluştuyor. Sergide ayrıca, Ahmed Ziya Akbulut, İzzet Ziya ve Nazmi Ziya Güran gibi nice ustanın eserleri bir arada görülebiliyor.
 
 
Sergi diğer yanda ise, Modern Türk resminin ‘özgün ve deneysel yönünü’ temsil eden Fikret Muallâ, Hale Asaf, Nurullah Berk, Nuri İyem ve Selim Turan gibi sanatçıların nadiren gün ışığına çıkan özel koleksiyon parçalarını ziyaretçilere sunuyor.
 
Türk kadınının geç Osmanlı ile başlayan özgürlük ve bireysellik serüvenini de erken Cumhuriyet dönemi portreleri ile kutlayan sergi, otoportreler, dışavurumcu ustalar ve grafik üslûbu koruyarak gelenek ve geleceği harmanlayan imzaları da bir araya getirmesiyle, biricik bir sanat tarihsel okumanın da perdesini aralıyor.
 
 
Bu anlamda Halil Paşa’nın ‘Ressam Kız ve Atölyesi’ veya İzzet Ziya’nın ‘Deniz Kıyısında Kız’ ya da Nazmi Ziya Güran’ın ‘Şezlongda Oturan Kadın’ gibi işleri ile ziyaretçiyi büyüleyen etkinlik bunu yaparken, hem küçük, hem büyük yaştaki sanatseverlere vadettiği sanat tarihi soyağacı ve desen ile arşiv atölyesi gibi içerikleriyle de, kamuoyuna alternatif bir sivil sanat tarihi haritası armağan ediyor. 
Öte yanda, SSM’nin bayram şekeri tadındaki sergisinde, bu kapsamda hayranlık uyandıran bir parça da Şevket Dağ’dan geliyor. Ressam, 250 x 180 cm. ebatlı, SSM koleksiyonundaki bu haşmetli yapıtında Ayasofya’nın iç mimarisini dramatik bir aydınlık ile ölümsüzleştirirken, eserde yapının döneme ilişkin, 14’ncü yüzyıla ait antik Bizans melek ikonalarını (Serafim Melekleri) tasvir ettiği eski görünümü de dikkat çekiyor.
 
 
SSM’deki sergi, ziyaretçiye refakat eden sanat tarihsel ve akademik metinleriyle de göz dolduruyor. Koleksiyonun sunumu ile açılan sergide yer alan ‘Natürmort’ ve “Resimler ve Kadınlar” gibi seçki / kesimler, özetle şöyle sıralanabiliyor: “Yeni bir deneyim biçimi olarak sergiler”, “Değişen görsel kültür ve resim eğitimi”, “Sanatsal Üslup”,  “Bürokratik kültür ve sanat: Saray çevresi ve "ressam paşa"lar, “Saray ressamlığı ve son “baş ressam”: Ressâm-ı Hazret-i Şehriyârî Fausto Zonaro”, “Dinsel Kültür ve İnanç Dünyası”, “Kendi Portresi”, “Akademik sanat eğitimi ve figür”, “İlk “nü”ler”, “Eksik bir tarih: Osmanlı’nın azınlık sanatçıları”, Osman Hamdi Bey: Modern kültürün yapı taşlarını döşeyen “Doğulu” ressam”, “Ressamın gördüğü:Toplumsal hayatın gözlemleri”, “Manzara: Bir renk paleti olarak İstanbul” ve “Sanatsal Modernizm ile öznel üslûplar”.
 
 
SSM’deki sergi, gerek küratöryal, gerekse mimari ve grafik tasarımıyla hem akademik bir derinliği, hem de Sabancı ailesinin Emirgân’daki ‘evinde olmanın’ verdiği misafirperverliği bitiştiriyor. Etkinlik, öte yandan kurumun ‘Görünenin Ötesinde’ adıyla, tam bir imece mantığı ile yürüttüğü bilimsel araştırma ve konservasyon projelerinden de haberdar kılıyor.
 
Girişim, SSM’nin Bank of America'nın Art Conservation Project programı kapsamında 10 yıl önce fon almaya hak kazanmasıyla başlatılan bir seride hayat buluyor. Bünyesindeki çok disiplinli ve kurumlar ötesi yaklaşımla tam bir kamuoyu misyonu güden proje serisi, Sakıp Sabancı Müzesi'nin, Sabancı Üniversitesi, Koç Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi'nin uzman kadroları ile araştırma laboratuvarlarının ortak çalışmasıyla hayata geçiriliyor.
 
 
‘Görünenin Ötesinde’, koleksiyondaki eserleri yalnızca estetik açıdan değil; malzeme, teknik ve üretim süreçleri üzerinden de incelemeyi amaçlıyor. 2018'de Osman Hamdi Bey ile başlayan ve 2021de Abdülmecid Efendi'nin eserleriyle sürdürülen çalışmalar, bu edisyonda Hikmet Onat'ın çift taraflı tablosu üzerinde yürütülen bilimsel analiz ve konservasyon süreciyle devam ediyor.
 
Buna göre, projelerin ilk aşamasında, X-ışını görüntüleme tekniği kullanılarak tabloların alt katmanları inceleniyor. Ardından Raman spektroskopisi ile enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi eklentili taramalı elektron mikroskobu analizleri yoluyla sanatçının kullandığı boyaların içerdiği pigmentler belirleniyor. Her tablo ve her renk için pigment moleküllerinin formülleri bir araya getirilerek, bir veri tabanı oluşturuluyor.
 
Araştırmanın önemli bir bölümünü de, incelenen eserin üzerine yapıldığı organik malzemenin (tuval bezi, karton, kâğıt, vb.) kimyasal analizi oluşturuyor. Bu malzemeler Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisiyle incelenerek, içerdikleri selülozun menşei, kullanılan bitkisel ham maddeler ve üretim teknikleri hakkında bilgi ediniliyor.
 
 
X-ışını görüntüleme tekniğiyle elde edilen filmler, tablo yüzeyinin altındaki yapı ve boya içeriği hakkında bilgi veriyor. Bu görüntüler yalnızca resmin fiziksel durumunu değerlendirmeye yardımcı olmakla kalmayıp, aynı zamanda sanatçının uyguladığı tekniklere dair ipuçları da sunuyor. Bu akademik yaklaşım, boya içeriğindeki metal iyonlarının dağılımını gösteriyor ve sanatçının fırça darbelerinin yönünü ve yoğunluğunu izlemeye olanak tanıyor. Sanatçının eser üzerinde yaptığı değişiklikleri ve geçmiş restorasyon müdahalelerinin izlerini görünür kılarak, tablonun zaman içinde geçirdiği dönüşümleri ortaya koyuyor. Böylece bir nevi, ‘tuvalin hafızası’ da görünür ve anlatılır hale gelmiş oluyor.
 
İşte, SSM’deki çok disiplinli bu girişime tabi kılınan baş yapıtlardan birini de, Osman Hamdi Bey’in nadir cami kompozisyonlarından biri oluşturuyor. Alanında sayıca az manzara resmi üretmişliği ile de bilinen ressam ve arkeolog, bu eserlerini sanat tarihsel kaynaklara göre 1870’li yıllarda üretmiş bulunuyor. SSM’de ‘Görünenin Ötesinde’ araştırmaya konu olan, sanatçının manzara kompozisyonlarından ‘Cami'de, iki yanında kısmen cumbalı ve pencereli cepheleri görülen yapılarla çevrili bir sokak tasvir ediliyor. Arka planda mavi gökyüzü önünde yükselen bir minare görülürken, kompozisyonun merkezinde ise çarşıdaki esnaf ve müşteriler yer alıyor.
 
 
1868'de Paris'ten İstanbul'a dönen Osman Hamdi Bey’in, 1869'da Vilayet Umur-u Ecnebiye Müdürü olarak Midhat Paşa'nın maiyetinde Bağdat'a gitmek üzere görevlendirilmiş ve bu şehirde yaklaşık iki yıl yaşamış olduğu, kayıtlarda yer alıyor. Sanatçının manzara resimlerinin bir bölümü bu sebeple, Bağdat'taki mimari çevreyi ve kentsel yaşamı konu alıyor. Cami tablosunun da bu coğrafyaya ait bir sahneyi betimlediği düşünülüyor.
 
SSM’deki sergide ayrıca, ziyaretçilere erken dönem modern fırça Hikmet Onat’ın 1928 tarihli bir çalışmasının da ‘iki yüzü’ sunuluyor. Sanatçı, birbirinden farklı dönemlere ait iki kadın temsilini sunduğu bu ‘önlü arkalı tuval’ ile hem Cumhuriyet’in ilk yıllarına dair ‘Yeni Kadın’ vizyonunu, hem de öteki yüzde sunduğu beyaz elbiseli kadın ile, geç Osmanlı kadın imgesine dair farkındalığını dönemin modası temelinde kayıt altına alıyor. Uzmanlar, eserde betimlenen kadının, sanatçının 1917’de ortaya koyduğu bir portre ile benzerliğine de atıfta bulunarak, eserin tek kadının zaman içinde dönüşen temsillerini bir arada taşıması yönünden ürettiği değerin altını çiziyor.
 
 
Bunlarla beraber, ziyaretçilerine ‘Provenans’, ‘Konservasyon’ ve ‘Tarih Yazımı’ gibi unsurları da anlatarak, sanat eserlerinin varoluş hikâyelerini görünür kılan daimi SSM koleksiyon sergisinde, sanat tarihinin tek bakış açısına temelli bir alan olmadığı ve onun sabit ve nesnel bir anlatı değil, zaman içinde değişen bakış açılarıyla şekillenen bir disiplin olduğu mesajı da unutulmuyor. Uzmanlar, sergide ortaya koyan bu eleştirel yöntem ile, “belli sanatçıların ve eserlerin ön plana çıkış süreçlerini irdelerken; cinsiyet, ırk ve kültürel temelde eşitsizliklere dayanan tarih yazımlarını sorgulayarak dönüştürmeyi amaçladıkları” mesajını aktarıyor.
 
 
Ziyaretçiler böylece SSM Resim Koleksiyonu’nun kapsadığı kronolojiye temas eden, Adolphe Thallasso'nun Osmanlı Sanatı Türkiye'nin Ressamları (1914), Halil Edhem’in Elvah-ı Nakşiye (1924), Sami Yetik'in Ressamlarımız (194O), Celal Esad Arseven'in Türk Sanatı Tarihi (1946), Pertev Boyar'ın Türk Ressamları (1948), Mustafa Cezar'ın Sanatta Batı'ya Açılış ve Osman Hamdi (1971) gibi yayınların öyküleri ile de baş başa kalma fırsatı yakalıyor.
 
Netice yerine, SSM’de içerdiği ‘plastik’ keşif derinliği ve zenginlikle ‘görsel bir şeker bayramı’ etkisi sunan etkinlik, kamusal alana sızan akademik deneyimi, etkileşimli ve sivil bir anlayışla tecrübe fırsatı vadediyor. Sergi, koleksiyonu gezen küçükleri sırf ressam değil, sanat tarihçi, hatta eleştirmen ve konservatör olmaya özendirecek titizliğiyle, SSM’nin akademik misyonunu da ispatlar bir kalıcılık üretiyor. 
 
Bilgi: https://sakipsabancimuzesi.org/sergiler-ve-etkinlikler/sergi/76