Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Sanat tarihine rakip ‘komşu’

Sanat tarihine rakip ‘komşu’

Sanat tarihine rakip ‘komşu’07 Ağustos 2026 - 08:08
Yaklaşık 500’ün üzerinde güncel sanat eserini, Louvre dibinde gizli bir bienal misali bir araya taşıyan Fondation Cartier Güncel Sanat Vakfı Koleksiyonu, Paris Salon Sergileri’nin Place du Palais Royal’deki ikâmetgâhını çağdaş mimar Jean Nouvel ile sahiplendiği mekânında, müzecilik ve sanatın geleceğine yeni anlam ve biçimler kazandırmak üzere yola çıktı. Binada açılan ve halen süren ilk “Büyük Sergi”, sanat tarihinin yeni binyılda nasıl okunup, yazılabileceği üzerine radikal, enternasyonal ve çoğulcu önermeler vadediyor. Bu envanterde Alev Ebuzziya Siesbye ile Ali Kazma’ya rastlamak, geleceğin Cartier kataloğu adına da ayrı umut ve gurur kaynağı oluyor
EVRİM ALTUĞ 
evrimaltug@gmail.com 
 
Bir itirafla başlayayım: Paris Raspail Bulvarı üzerinde yer alan devasa cam, çelik ve yeşillik ürünü eski adresinden yakın zaman önce ayrılan Fondation Cartier’nin (Cartier Vakfı) yol levhası, halen bulvardaki yerinde duruyor. (Bu yüzden zaten açıktır sandığım eski mekânın önünden iki kez geçtim. Yetkililer bilsin.) 
 
Ancak dört günlük Paris kültür maratonumda daha sonradan önüne illaki vardığım, 1984’te Alain Dominique Perrin’in kurduğu vakfın şimdiki yeni (ve gerçekte eskilere ait) adresindeki etkinlikler, ‘çoktaan başlamış’ görünüyor!
 
Vakfın, artık Louvre Müzesi’nin hemen ardına düşen, hatta zamanında alttan bile bitiştiği Paris Place du Palais-Royal muhitinde bulunan iki numaralı bu devasa yapısı, yakınlarda New York’taki New Museum’a da getirdiği genişleme projesi ile adını duyuran mimar Jean Nouvel’in imzası ile artık deneysel sanata ve güncel kültür tartışmalarına açık bir adres halini almış bulunuyor.
 
Kurumun bu yepyeni adresindeki, 23 Ekim 2025’ten beri izlenen ve 23 Ağustos’ta bitecek olan “Genel Sergi”si, (Exposition Generale), özellikle kültürler arası etkileşimin altını çizen birikim ve projeleriyle, Paris ve Fransa adına geleceğin ajandasını yazmaya hevesli, şeffaf bir manzara ortaya koyuyor.
 
 
1855’te Haussmann tarzı bir yapı olarak inşa edilen yeni Fondation Cartier binası, bünyesinde beş mobil platform, türlü düzenlemelere açık esnek bir mimari kimlik ve çoklu sergi ve disiplinler arası programlamaya müsait bir karakter vadediyor. 
 
Görsel sanatlar, el sanatları, performans, bilim ve kültürü harmanlayan Fondation Cartier, bu yeni yapısında Pazartesi hariç her gün 11 ile akşam sekiz arası hizmet veriyor.  
 
Yeni binanın açılış sergisi “Exposition Generale”, adını geç 19’ncu YY.’da Louvre’un ‘Grand Magasins’ biriminin organize ettiği sergilere yaslıyor. İlk serginin adının 1855’te yine aynı yapıda “Paris Evrensel Sergisi” olarak konulmuş olması da, Cartier Vakfı’nın misyonu ve geleceğe dönük hedeflerine dair sembolik bir referans olarak teyid ediliyor. 
 
 
Hafızayı yok etmeden, ama yeni ihtimallere sırtını da dönmeden
 
Mimar Nouvel, binanın hafızasını yok etmeden, ancak yeni eylem ihtimallerine de sırtını dönmediği projesiyle öne çıkarken, açılan ilk serginin tasarımı ise temelini İtalyan Formafantasma atölyesinin kurduğu, toptan ve perakende satış mağazalarına has teşhir sistemlerinden alıyor. Müzeolojik pratikler ve kültürün doğasında yaşanan sosyal ve deneysel dönüşümlerine gönderme yapan bu ilk sergi ve bina, bilhassa sanat tarihinde alışıldık ansiklopedik müze kimliğine de alternatif olma niteliğini taşıyor. Dolayısıyla, sergi kendini dört ana eksende belirliyor.
 
Fondation Cartier Güncel Sanat Vakfı açılış sergisi ”Exposition Generale”nin ilk ayağında izleyicileri “Mimarlık Makineleri” karşılıyor. İlgililer bu alanı ‘efemeral bir mimari laboratuvar’ olarak nitelerken, bu çeperi kuşatan ikinci seviyede ise “Doğal olmaya dair” olan, yaşayan dünyaların kıymetine teknoloji ve deneyselliğin zenginliği eşliğinde adanan önemli bir alana dönüşüyor. 
 
 
Bunun ardından gelen üçüncü katmanda ise sergide ziyaretçileri “Birşeyler Yapmak” adına kimi plastik ve kültürel deliller karşılıyor.  Yapıda bunu bütünleyen dördüncü seviyede ise, meraklılar bu kez de “Hakiki Bir Dünya”ya kabul edilerek, Fondation Cartier kataloğundaki sanatçılar ve eserleri, ziyaretçilerle tanıştırılıyor. 
 
Bina, vakıf ve sergi bununla da kalmayarak, bölgenin mimari ve sosyal tarihini Galerie Valois ile Place du Palais Royal muhitlerinin hafızası üzerinden, ayrıntılı maket ve bilgi levhaları ile kayıt altına alıyor. Yapı bu aşamada bir zamanlar Louvre’un büyük geçitlerini Büyük Salon Sergileri’ne bağlayan yeraltı yapılarına da saygı duruşunda bulunuyor. Bu katmanlar arası duruş da Fondation Cartier’nin yeni anlatılara, bilgi ve biçimlere açık pozisyonu adına önemli bir sembol üretiyor. 
 
 
Eskiyi yok etmeksizin, ama geleceği biçimlendiren çok kültürlü yeni anlatıyı içine sindirmek uğruna taze mimari ve kültür politik hamlelerden biri olarak Fondation Cartier’nin çatısı altında, yine üyelik hizmetleri, oditoryum söyleşileri, her 20 dakikada bir başlayan ücretsiz rehberli sergi turları ve bina tanıtım turları ile, açılan süreli veya süresiz sergilere özgü galeri turları, bu kapsamlı kamusal eğitim ve deneyim haritasını tamamlıyor. 
 
Yapının zemin, zemin üstü ve eksi birinci katlarında eşzamanlı ve biçimli olarak tasarlanan, ücretsiz WiFi hizmeti ile mobil uygulama sayesinde hemen tüm yapıtları detaylarıyla keşfettiğiniz “Genel Sergi”de, bu anlamda, “Machines d’Architecture” bölümünde sırayla, Absalon inisiyatifi, Richard Artschwager, Mamadou Cisse, Diller Scodifio + Renfro ile, Junya İshigami, Bodys Isek Kingelez, Freddy Mamani, Alessandro Mendini ve Juan Munoz’un eserleri görülebiliyor. 
 
Louvre dibindeki ‘Cartier Bienali’ C takımı
 
Kurumun geneline yayılan bu ‘Cartier Güncel Sanat Bienali’nin ‘C Takımı’ da zaten manzaranın asıl delil dosyasını oluşturmaya devam ederken, yapıdaki diğer sergi birimi “Etre Nature”de ise sırasıyla, Robert Adams, Efacio Alvarez. Claudia Andujar, Lothar Baumgarten, Kesaia Biuvanua, Jorge Carema, Alex Cerveny, Hinatea Colombani, Raymond Depardon, Jaider Esbell, Doriana Falcon Romero, Floriberta Fermin, Ebonie Fifita-Laufilitoga-Maka, Rafael Flores, Sally Gabori, Florencio Gimenez, Gustavo Benito Gimenez, Patricio Gimenez, Rongomai Grbic-Hoskins, Sheroanawe Hakihiiwe, Nikau Hindin, Fabrice Hyber, Clemente Juliuz, Angelica Klassen, Esteban Klassen, Hina Puamohala Kneubuhl, Bernie Krause ile Soundwalk Kolektifi dışında, Jivya Soma Mashe, Asque Eurides, Modesto Gomez, MAKHU Sanatçı Kolektifi,  Claudine Nougaret, Bruno Novelli, Marcos Ortiz, Giuseppe Penone, Richard Peralta, Santidio Pereira, Solange Pessoa, Oswaldo Pitoe, Adriana Varejao, Ehuana Yaira, Joseca Yanomami ve Luiz Zerbini’nin çalışmaları görülebiliyor.
 
Cartier Güncel Sanat Vakfı’nın Paris ortasına bıraktığı bir enternasyonal eylem veya anti bienal olarak da nitelenebilecek, içerdiği yeni nesil ve üçüncü dünya birikimiyle de fark edilen sergi bütününün “Un Monde Reel” başlıklı bölümünde ise sırayla şu isimlerin emekleri bir araya getiriliyor: 
 
Jean Michel Alberola, Cai Guo Quiang, Thomas Demand, Peter Halley, Raymond Hains, Rinko Kawauchi, Mario Merz, Annette Messager, Moebius, Panamarenko, Diller Scofiidio + Renfro, Sarah Sze, Shantaram Chintya Tumbada, Andrei Ujica, Agnes Varda, Paul Virilio ve Jessica Wynne.
 
 
Oditoryum, kitabevi, kafe ve metro etkisi
 
Kendine özgü Jean Nouvel mimari dokunuşu ile klasik yapıya sinen oditoryumu, kitabevi, kafesi ve metroyla sağlanan Galerie Valois çıkışı ile de not alınan Fondation Cartier Güncel Sanat alanında öte yandan, büyük “Genel Sergi”nin diğer ayağı olan “Making Things” ise, Olga de Amaral, Judith Bartolani, Vincent Beaurin, Isabel Mendez da Cunha, Elaine Duarte, Gerard Garouste, Peter Halley, Simon Hantai, Damien Hirst, Jivya Soma Mashe, Ron Mueck, Jean Michel Othoniel, Joan Mitchell, Gustavo Perez, Virgil Ortiz, Alain Sechas ile Veio isimli ve/veya takma isimli imzaları buluşturuyor.
 
Son olarak güncel sanatın telefon rehberini andırır bu geniş envanterin “Solo ve Grup Sergileri”ne baktığımızda da, karşımıza şu imzalar çıkıyor:
 
Jean Michel Alberola, Matthew Barney, Christian Boltanski, James Lee Byars, Vija Celmins, James Coleman, Marc Couturier, William Eggleston ve Guillerma Kuitca, Fernell Franco ve Oscar Munoz, Raymond Hains ve Pierrick Sorin, David Hammons, Graciela Iturbide, Bijoy Jain, Hu Liu, Huang Yong Ping, David Lynch, Daido Moriyama, Ron Mueck, Cheri Samba, Malick Sidibe, Patti Smith, James Turrell, Jonathan Vinel, Bill Viola, Francesca Woodman ve Tadanori Yokoo. 
 
Ali Kazma’nın atölye filmiyle, Ebüzziya’nın seramikleri baş başa
 
Bu uzun, kapsamlı, küresel güncel sanat liginin isimlerine daha da yakından baktığımızda, bizi gururlandıran iki isim daha karşımıza çıkıyor: Sergide siyah seramik çeşitlemeleriyle Alev Ebuzziya Siesbye ve hakkında bir atölye videosu ortaya koyan Ali Kazma’nın da yer alması, Türkiye güncel sanat hafızası adına kıymetli iki katkı olarak sanat tarihindeki yerini alıyor. 
 
 
 
Fondation Cartier’deki sergilerde de, yine Pinault Koleksiyonu Borsa Yapısı, Palais Royal veya Louvre Müzesi ile d’Orsay Müzesi’nde gördüğümüz üzere, 6-12 yaş aralığı ziyaretçileri ve ilgilerini atlamayarak, onlara özgü yayınlar ve üretim ile analiz alanlarını kurumun çatısı altında bir araya topluyor. Düzenlenen ilgili pedagojik broşürlerde, sergide anılan kimi sanatçıların öne çıkarıldığı grafik ağırlıklı anket ve desen atölyeleri kayıt altına geçiriliyor. 
 
Peki, bu hazır veriler ışığında sergiye daha yakından baktığımızda bizi en çok etkisi altına alan işler arasında, hangilerini saymak mümkün olabiliyor?
 
Grazia Quaroni ve Beatrice Grenier’nin küratörlüğünde düzenlenen bu kapsamlı serginin “Mimarlık Makineleri” bölümünde, örneğin Alessandro Mandini’nin 2002 tarihli “Petite Cathedrale”i, ya da Richard Artschwager’in 1994 tarihli “L’arbre Chez Lui” isimli çalışması gözümüze takılırken, Fransız Yeni Dalga akımının efsane kadrajı ve objektifi Agnes Varda ise alandaki 2019 tarihli “Nini Sur Son Arbre” düzenlemesiyle kayıt altına alınmayı hak ediyor. Yine 1997 tarihli Bodys Isek Kingelez imzalı, 1997 tarihli Kinhasa temalı metal kent vizyonunu da listemize kattığımız sergiye ev sahipliği eden yapıda, dikkatimize ayrıca “La Manufacture” adlı zanaat ve sanat atölyesi de takılıyor. Öte yanda, bina ayrıca kapsamlı bir mimarlık kitaplığına da kapı açıyor. 
 
Görsel sanatlara büyüteçle baktığımızda ise, mekânda Guillermo Kuitca’nın doğaya William Eggleston ile iltifat eden renkçi soyutlamaları “Eggleston Varyasyonları” (2018), yine Eggleston’ın giderek soyuta kaçan 32 kadrajlık, 2006-2008 aralıklı biricik Paris fotoğrafları, yine bunun gibi Patti Smith’in Polaroid Land 250 kamerası ile saptadığı siyah beyaz melankolik ve belgesel “Paris etc.” fotoğraf serisini de bu meyanda anmamak doğru olmaz gibi görünüyor. 
 
 
Mimarlık hafızasına sanatsal dokunuşlar
 
Fondation Cartier bu koşullarda, sergi yapımı adına dinamik mimarlık anlayışına da didaktik ve şeffaf bir yaklaşım getirerek, yapının tarihini efemeral albümlerle kesiştirdiği devasa bir maketi, meraklıların önüne bırakıyor. Bu koşullarda gezinirken yine, karşımıza hiper gerçekçi, eleştirel heykelleriyle tanıdığımız ironik usta Ron Mueck, 2013 tarihli “Alışveriş Yapan Kadın”la çıkıyor. Eserde orta yaşına yaklaşık, iki poşetle alışverişinde görülen bir esmer genç kadının paltosu altındaki yavrucağı görülebiliyor.
 
 
 
Brezilya’nın etnik zenginliğini korumak adına oluşturulan bağımsız sanat kolektifi MAHKU’ya ait renkçi, etnolojik desenlerle pekişen sergide ayrıca, Huang Yong Ping, çarpıcı düzenlemesiyle sanat tarihinin bir diğer ikonu, Joseph Beuys’a sanat tarihsel bir selam veriyor.
 
Bunun yanı sıra sergide, bir diğer güncel sanat hırçını, Matthew Barney’nin “Cremaster 4” serisine ait dört ayrı havuz pozu da izleyenlerin merakına sunuluyor. Sergi bu meyanda, çok genç yaşta hayata veda etmeyi seçen fotoğraf sanatçısı Francesca Woodman’ı da 10’un üzerinde siyah beyaz dramatik figüratif kompozisyonuyla unutmuyor. 
 
Fotoğraf sanatına hakkını veren sergi aynı düzlemde ayrıca, pitoresk kompozisyonlarıyla Latin kadın kadraj Graciela Iturbite’ye de alkış tutarken, David Hammons’un alt kültürleri en üst seviyede övdüğü, Cartier kataloğuna 1997’de alınmış “The Mask” isimli çalışması da gözlerden kaçmıyor. Bunun gibi, kökenlerine iade - i itibar için samimi, psikolojik yorumların peşine düşen Avrupalı yontucu Simon Hantai ile de akılda kalan sergide, Veio lakaplı sanatçının ahşap soyutlamaları da kesinlikle övgü topluyor.
 
 
Tadanori Yokoo’dan sürpriz: Cartier ‘özçekim’ tuval albümü
 
Kuşkusuz, sergi ve Cartier koleksiyonunun en ilginç parçalarından bir diğerini, adeta sanat tarihine psikanalitik bir plastik foto albüm hediye etme çılgınlığına kalkışan Tadanori Yokoo veriyor. Sanatçı, 150’yi aşan oto portreyi empatiye tavan yaptıran bir samimiyetle panoramik vaziyette sergi alanına dizerek, birçok izleyicinin dikkatini çalmayı başarıyor. Bu tribün etkili çarpıcı, samimi suretler galerisinde, Cartier Vakfı tarihinde ismini bırakmış Jean Nouvel, William Kenteridge, Lou Reed, Damien Hirst, Wim Delvoye, Matthew Barney, Hans Ulrich Obrist ve David Lynch ile Patti Smith ya da Paul Virilio gibi imzalar art arda gelirken, Yokoo da bu zincire kendi otoportresi ile katılıyor.
 
 
 
Yine, Alain Sechas’ın devasa bir kadehte bir büste hayat verdiği “Koca Kafa” adlı akrilik, polyester ve fiber malzeme işi 1986’dan bugüne koleksiyonda yer bulurken, kökenlere iade-i ziyarette bulunan bir diğer imza da, 1995 tarihli soyutlamasıyla David Hammons oluyor. 
 
Sergi içinde bir diğer sürpriz sergi: David Lynch imgeleri
 
Bu zeminde sergi içinde sergi vadeden zenginlikteki “Genel Sergi”nin verdiği en değerli deneyimlerden bir diğerine de, yakın zamanda yitirdiğimiz sinemacı, ressam ve edebiyatçı David Lynch imzasını atıyor ve sanatçıya ait türlü grafik soyutlamalar, farklı malzemeler üzerindeki yorumlarıyla birden bire karşınıza çıkıyor.
 
 
 
Fondation Cartier labirent gibi yoğunluğuyla plastik sanatlar ormanında bir Alice haline getirdiği izleyiciye yaptığı başka bir sürprizde ise, Hu Liu’nun doğaya yaptığı grafik güzellemeleri kayıt altına alıyor. Sergide, yine Pinault Koleksiyonu’nda dikkatimizi çeken James Lee Byars’a ait çalışmalara da yer veriliyor. 
 
Tabii ki sergi, Ali Kazma’nın Alev Ebuzziya Siesbye atölye belgeseli ve sanatçıya ait beşi siyah, biri beyaz temalı kozmik etkili seramik işle de duygusal bir zirve yapıyor. Bu aşkın duygu altında akılda kalan bir diğer çalışmada, Robert Adams ise fanî dünyanın geçişkenliğini belgelediği siyah beyaz ve romantik atmosfer albümüyle unutulmuyor. 
 
Yaklaşık 500’ün üzerinde güncel sanat eserini bir araya taşıyan Fondation Cartier Güncel Sanat Vakfı Koleksiyonu, Paris Salon Sergileri’nin ikâmetgâhını çağdaş mimar Jean Nouvel ile sahiplendiği, Louvre’a komşu yeni mekânında, müzeciliğin ve sanatın geleceğine yeni anlam ve biçimler kazandırmak üzere yola çıkmış bulunuyor. 
 
Binada açılan ilk “Büyük Sergi”, yeni yüzyıldaki sanat tarihinin nasıl okunup, yazılabileceği üzerine radikal, enternasyonal ve çoğulcu önermeler vadederken, haklı ve gururlu bir tekrar ile aynı tarihsel ve güncel ruhlu yapıda Alev Ebuzziya Siesbye ile Ali Kazma’ya rastlamak, geleceğin Cartier koleksiyonu adına da hepimize umut ve gurur veriyor.
 
 
Etiketler: Milliyet Sanat  Fondation Cartier Güncel Sanat Vakfı Koleksiyonu  Paris Salon Sergileri  Louvre  paris  Jean Nouvel