Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » 'Şarkılarımla kendi dünyama davet ediyorum'

'Şarkılarımla kendi dünyama davet ediyorum'

'Şarkılarımla kendi dünyama davet ediyorum'08 Ağustos 2026 - 05:08
İlk resmi teklisi “Benimle misin?” ile 2026’da müzik dünyasına adım atan Ekin Kayatekin, ardından “Hak Etsem”i yayınladı. Şarkılarını kendi yaşanmışlıklarından yola çıkarak yazan sanatçı, müziğini ‘dramatik dark pop’ olarak tanımlıyor ve farklı türleri bu dünyanın içinde buluşturuyor. Kayatekin, ilk iki single’ının ardından yılsonuna kadar birden fazla yeni şarkıyı dinleyiciyle buluşturmaya hazırlanıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Müzik kariyerine profesyonel olarak 2026’da başlayan Ekin Kayatekin’in ilk iki çalışması, birbirini tamamlayan ancak farklı hikâyeler anlatan iki ayrı pencere açıyor. Mayıs 2026’da Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanan ilk single “Benimle misin?”, sanatçının dinleyicisine yaptığı ilk çağrı niteliğinde. Söz ve müziği Kayatekin’e ait olan parçanın düzenleme ve prodüksiyonu Aytaç Özgümüş tarafından gerçekleştirildi. Kapak fotoğrafını Fethi Karaduman’ın çektiği, kapak tasarımını Özer Şahin’in yaptığı çalışmanın lyric videosu ise Sinan Can Sak imzasını taşıyor.
 
Kayatekin’in müzikle ilişkisi ise ilk single’ının yayın tarihinden çok daha eskiye dayanıyor. Uzun süre kendi başına üretim yapan sanatçı, yakın arkadaşı ve menajeri Mertcan Karaoğlu’nun bu çalışmaları dinlemesinin ardından profesyonel müzik yolculuğuna yöneldi. Kendi sözleriyle, “Bunları artık sadece sen duymamalısın” cümlesi bu sürecin başlangıç noktası oldu.
 
 
“Benimle misin?”in ardından Temmuz 2026’da ikinci single “Hak Etsem” yayınlandı. Söz ve müziği yine Kayatekin’e ait olan parçanın düzenlemesini Aytaç Özgümüş, mix ve mastering çalışmasını ise Erkut Kaymaz gerçekleştirdi. Şarkı, kararsızlık, geç kalmışlık hissi ve bir ilişkiye tutunma çabası üzerinden ilerleyen bir hikâyeyi merkezine alıyor.
 
Kariyerinin henüz başlangıç aşamasında olan Ekin Kayatekin, müziğini tek bir türe bağlı kalmadan şekillendirdiğini söylüyor. Kendi tanımıyla ‘dramatik dark pop’ çizgisinde ilerleyen sanatçı, elektronik ve pop eksenindeki üretim anlayışını farklı türlerden gelen ritim ve seslerle genişletmeyi planlıyor. Önümüzdeki döneme ilişkin programında ise 2026 sonuna kadar birden fazla yeni şarkı bulunuyor.
 
“Eğer şarkılarımda kendinizden bir parça buluyorsanız, hikâyeme ortak oluyorsanız ve benimle yürümeye devam ediyorsanız, bunun benim için değeri çok büyük. Bir de buradan davet edeyim isterim. Benimle misiniz?” şeklinde konuşan genç sanatçı müziğe uzanan yolculuğunu, şarkılarının ardındaki hikâyeleri ve yeni dönem çalışmalarını Milliyet Sanat’a anlattı.
 
 
Müzik kariyerinize görece kısa süre önce adım attınız. Bu noktaya gelmeden önce müzikle kurduğunuz ilişki nasıldı; sizi “Benimle misin” adlı ilk single’a getiren süreç nasıl şekillendi?
 
Müzik her zaman hayatımın bir parçasıydı. Çok uzun süredir kendi başıma hep bir şeyler üretiyordum. Yakın arkadaşım ve menajerim Mertcan Karaoğlu bir gün onları dinledikten sonra “Bunları artık sadece sen duymamalısın” dedi. Sanırım bu yolculuğun başlamasına en büyük sebep o cümle oldu.
 
“Benimle misin?” başlığı bir soru cümlesi olarak doğrudan dinleyiciye yöneliyor. Bu sorunun arkasında yatan duygusal eşik nedir; bir davet mi yoksa bir hesaplaşma mı?
 
Açıkça bir davet aslında. İlk şarkıyı “Benimle misin?” olarak belirlememizdeki amaç da buydu. Bu yepyeni yolculuğumda duygu dünyama, hayal kırıklıklarıma, bazen üzülüp bazen sevinebildiğim anlara ortak olmaları ve beni şarkılarımla kendi dünyalarına katmaları için dinleyicilere bir davet.
 
 
İlk resmi teklinizle dinleyici karşısına çıkarken bu kadar kişisel ve kırılgan bir anlatıyı tercih etmenizin arkasında nasıl bir yaratıcı karar süreci vardı?
 
Her insan yeni bir şeye başlarken yanında ona eşlik eden, onu anlayan ve destekleyen birileri olsun ister. Ben de bunu direkt sormak, şarkılarımı dinleyenlere “Benimle misin?” demek istedim. Ayrıca, çoğu şarkım içinde kendime ait kırılganlıkları barındırıyor diyebilirim.
 
Şarkılarınızda aşk, hayal kırıklığı ve yalnızlık arasında gidip gelen bir duygu akışı var. Bu geçişler gerçek bir deneyimin doğrudan yansıması mı, yoksa kurgusal bir anlatı mı?
 
Tüm şarkılarımı yaşadığım anlardan etkilenerek yaratıyorum. Bu şarkım da aynı şekilde beni anlatıyor. Şarkının içinde geçen “seninleyim” kelimesi bile tamamen doğal gelişen bir WhatsApp sesli mesajından alındı. Gerçeğimi daha fazla doğrudan yansıtamazdım sanırım.
 
Gelelim ikinci teklinize. “Hak Etsem”i dinlediğimizde oldukça hüzünlü ve derin bir iç hesaplaşma hissediyoruz. Bu şarkı hayatının nasıl bir döneminde, hangi duygularla ortaya çıktı ve bize nasıl bir hikâye anlatıyor?
 
“Hak Etsem”, hayatımın en sıkışmış dönemlerinden birinde doğdu. Zaten genel olarak kararsız biriyimdir; o dönemde ise hem kendimi hem de geç kaldığımı düşündüğüm bir aşkı en derin haliyle sorguluyordum. Şarkı, tüm olumsuz dış etkenlere ve kendi içindeki savaşlara rağmen ilişkisine tutunmaya çalışan bir adamı anlatıyor. Öyle ki son çırpınışlarında, artık bu aşkı hak etmediğine bile inanmaya başlıyor. Sadece sevdiği insana değil, hayata da geç kaldığını hissediyor.
 
Bence şarkının en hüzünlü tarafı şu: Bazen bir ilişkiyi bitiren şey ayrılık olmuyor. İnsan önce kendine olan inancını kaybediyor ve bir gün aynaya bakıp “Ben gerçekten bunu hak ediyor muyum?” diye sormaya başlıyor. İşte o soru geldikten sonra, sadece sevdiğin insanı değil de birlikte kurduğun hayalleri, olmak istediğin kişiyi ve yaşayacağını sandığın hayatı da kaybediyorsun. “Hak Etsem”, tam olarak o sessiz çöküşün ve son kez tutunmaya çalışan bir adamın hikâyesi.
 
 
Söz ve müziğin tamamen size ait olması, anlatı kontrolünü tamamen elinizde tuttuğunuzu gösteriyor. Bu kadar kişisel bir üretimde dış müdahalelere ne kadar açıksınız?
 
Hayatımın yalnızlığını şarkılarımın yapım aşamasına da taşıyorum sanırım. Şarkının söz-müzik aşamasını yaratırken tek başıma olmak beni daha rahat hissettiriyor aslında. Ama elbette çok düşünmekten tıkandığım noktalarda çevremden destek alabiliyorum.
 
Şarkılarınızın prodüksiyon sürecinde Aytaç Özgümüş ile çalıştınız. Bu iş birliği şarkının duygusal ve sonik dünyasını nasıl etkiledi?
 
Aytaç Özgümüş ile çalışmaktan çok memnunum. Daha ilk toplantımızda nasıl bir dünyaya gitmek istediğimi anladı ve kendi dokunuşlarıyla şarkıyı bambaşka bir noktaya taşıdı. Zaten kendisiyle daha birçok şarkımda beraber olacağız.
 
Şarkılarınızın duygusal yoğunluğu dinleyiciyle doğrudan bir bağ kurma iddiası taşıyor. Bu bağı sahnede nasıl kurmayı planlıyorsunuz?
 
Aynı bağın sahnede de olabileceğini hayal ediyorum. Kurgudan uzak doğal biriyim. Sahnede hikâyeme ortak olup beni dinlemeye gelecek olan seyirciyle bütünleşebilmek en büyük isteğim.
 
Müziğinizi ‘dramatik dark pop’ olarak tanımlıyorsunuz. Bu tanım sizin için daha çok duygusal bir ton mu yoksa prodüksiyon estetiğini de belirleyen bir çerçeve mi?
 
Aslında benim tarzım illa bu diye diretmiyorum, farklı türlerden de besleniyorum. Bu soru bana ilk sorulduğunda daha önce “Ben nasıl bir tarz yapıyorum acaba?” diye düşünmediğimi fark ettim ve bir anda böyle bir cevap verdim. ‘Dark pop’ dediğimiz tür aslında içinde karanlık bir duygusallık barındırıyor, ben de buna biraz drama katmak istedim. Melankoli, duygusallık, sinematik dokunuşlar, hafif karanlıkla birleştirip ‘pop’ merkezli uyarlayınca da ortaya bu çıktı gibi geldi. Fakat, bu sürekli üzgün şarkılar çıkaracağız demek de değil. Tempolu şarkılarım var ama sonunda şarkılarım vokalimle birleştiğinde hafif bir melankolikleşiyoruz.
 
 
Farklı türlerden beslendiğinizi söylüyorsunuz. Bu parçayı oluştururken özellikle hangi müzikal referanslar veya etkiler belirleyici oldu?
 
Evet, birçok türden beslenebiliyorum. Çünkü çok farklı türden müzikler dinleyen biriyim. Bunu da kendi şarkılarıma adapte edebiliyorum. Örneğin ileride bir şarkıda reggaeton bir ritmin üzerinde ‘80’lerden synth pedleri ile duygusal bir sound ortaya çıkarabilirim.
 
Sony Music Türkiye etiketi ile yayınlanan bu ilk çalışma, kariyer planlaması açısından nasıl bir başlangıç noktası oluşturuyor?
 
Öncelikle Sony Music Türkiye’ye bana birlikte çalışma fırsatı sundukları için teşekkür ederim. Kendileriyle beraber bir kariyer planlaması yaptık ve bunun sonucunda “Benimle misin?” ve ardından “Hak Etsem” ile ilk adımı attık. Onlarla çalışıyor olmak güvenli ve sağlam bir başlangıç yapabilmemi sağladı. Şimdilik ayaklarımız yere basıyor. Ama umuyorum ki önümüzdeki dönemde, peş peşe şarkılarımı dinleyicilerle buluşturacağız.
 
Bundan sonra gelecek şarkılar bu sorunun devamı mı olacak, yoksa bambaşka bir anlatı evrenine mi geçeceksiniz?
 
Yakın dönemdeki planlarıma gelecek olursak; Eylül itibarıyla başlayacak yeni dönemde şarkılarımdan çok daha fazla söz ettirmek istiyorum. 2026’nın sonuna kadar birden fazla yeni parçayı sizlerle buluşturacağım. Bu şarkıların ortak bir duygusu olacak ama her biri bambaşka bir hikâye anlatacak. Bazen sitemkâr olacağız, bazen kendimizi sorgulayacağız, bazen de hayal kırıklıklarının içinde kaybolacağız. Ama ne yaşarsak yaşayalım, sonunda başımız dik bir şekilde yolumuza devam etmesini de bileceğiz. Kısacası benden yine bolca hüzünlü şarkı geliyor. Önümüzdeki kış biraz çetin geçecek gibi duruyor, birlikte üzülecek, birlikte düşünecek ve belki de yaralarımızı aynı şarkılarda saracağız. Şimdiden hazır olun!
 
Etiketler: Milliyet Sanat  Ekin Kayatekin  Hak Etsem