Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Savatage ilk kez İstanbul'da

Savatage ilk kez İstanbul'da

Savatage ilk kez İstanbul'da17 Temmuz 2026 - 04:07
Amerikan heavy metalinin anlatı odaklı yapısını senfonik ve progresif öğelerle buluşturarak türün gelişiminde belirleyici bir rol üstlenen Savatage, yaklaşık yarım asırlık kariyerinin ilk İstanbul konserini 19 Temmuz'da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde verecek. Uzun bir aranın ardından yeniden Avrupa turnesine çıkan grup, metal tarihine yön veren albümlerini ve klasikleşmiş bestelerini "Prelude To Madness" turnesi kapsamında ilk kez Türkiye'deki dinleyicileriyle buluşturacak. Konserin açılışını ise Türk progresif metal grubu Alkera yapacak.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
1980'li yılların Amerikan heavy metal hareketi, yalnızca sert gitar riff'leri ve yüksek tempolu davullarla değil, müzikal anlatımını sürekli geliştiren topluluklarla da şekillendi. Florida'nın Tampa kentinde 1979 yılında gitarist Criss Oliva ile ağabeyi Jon Oliva tarafından kurulan Savatage, klasik heavy metalin sınırlarını genişleterek progresif rock, senfonik düzenlemeler ve konsept albüm anlayışını aynı potada eriten öncü gruplardan biri olarak öne çıktı. Bugün yalnızca Amerikan metal sahnesinin değil, çağdaş progresif metal estetiğinin de temel yapı taşlarından biri kabul edilen Savatage, yaklaşık elli yıla yaklaşan üretim sürecinde oluşturduğu müzikal mirası ilk kez İstanbul'a taşıyor.
 
 
Heavy metalden rock operaya
 
Grubun hikâyesi, ‘Avatar’ adıyla başladığı ilk yılların ardından 1983 tarihli “Sirens” albümüyle profesyonel bir kimlik kazandı. Bunu izleyen “The Dungeons Are Calling” EP'si ve “Power of the Night” ile Savatage, Amerikan heavy metalinin yükselen isimlerinden biri hâline geldi. Ancak grubun kariyerindeki belirleyici eşik, 1987 yılında yayınlanan “Hall of the Mountain King” oldu. Klasik müzikten beslenen dramatik yapısı, çok katmanlı gitar düzenlemeleri ve Jon Oliva'nın karakteristik vokaliyle albüm, grubun kariyerinin yanı sıra heavy metal tarihinde de dönüm noktalarından biri olarak kabul edildi.
 
1989 tarihli Gutter Ballet, Savatage'ın müzikal sınırlarını daha da genişletti. Piyano düzenlemeleri, senfonik yapı ve teatral anlatım, grubun yalnızca sert müzik üreten bir topluluk olmadığını ortaya koyarken, progresif metalin gelişiminde etkili eserlerden biri olarak öne çıktı. İki yıl sonra yayınlanan “Streets: A Rock Opera”, rock opera geleneğini modern heavy metal estetiğiyle buluşturan konsept yapısıyla grubun en iddialı çalışmalarından biri oldu. New York sokaklarında geçen dramatik hikâyesiyle dikkat çeken albüm, Savatage'ın anlatı odaklı bestecilik anlayışını en güçlü biçimde yansıttı.
 
 
Kayıpların ardından
 
Savatage'ın kariyerindeki en büyük kırılma ise 1993 yılında yaşandı. Grubun kurucu gitaristi Criss Oliva, geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi. Metal dünyasında derin üzüntü yaratan bu kayıp, grubun müzikal yönünü de önemli ölçüde etkiledi. Aynı yıl yayınlanan “Edge of Thorns”, Criss Oliva'nın son kayıtlarını içeren albüm olmasının yanı sıra Zak Stevens'ın ilk kez vokalde yer aldığı çalışma olarak da ayrı bir önem taşıdı. Stevens'ın daha melodik vokal yaklaşımı, grubun sonraki dönemine yeni bir karakter kazandırdı.
 
1995 tarihli “Dead Winter Dead”, savaş karşıtı teması ve "Christmas Eve (Sarajevo 12/24)" adlı enstrümantal bestesiyle Savatage kariyerinin en dikkat çekici albümlerinden biri oldu. Bu eser daha sonra Jon Oliva, Al Pitrelli ve yapımcı Paul O'Neill tarafından kurulan Trans-Siberian Orchestra repertuvarının da temel taşlarından biri hâline geldi. Grubun ilerleyen yıllarda yayınladığı “The Wake of Magellan” (1997), “Poets and Madmen” (2001) ve diğer kayıtlar da Savatage'ın progresif anlatımını sürdürdü.
 
 
Trans-Siberian Orchestra
 
Savatage'ın müzik tarihindeki etkisi yalnızca kendi diskografisiyle sınırlı değil. Yapımcı Paul O'Neill ile Jon Oliva'nın ortak çalışmaları sonucunda ortaya çıkan Trans-Siberian Orchestra; klasik müzik, rock ve senfonik anlatıyı bir araya getiren dünyanın en büyük konser projelerinden biri hâline geldi. Savatage döneminde geliştirilen orkestral yaklaşım, bu yeni oluşumun sanatsal temelini oluştururken grubun bestecilik mirası milyonlarca dinleyiciye ulaştı.
 
Bu nedenle Savatage, yalnızca bir heavy metal grubu olarak değil; Amerikan rock operası anlayışını ve senfonik metal estetiğini şekillendiren en önemli topluluklardan biri olarak değerlendiriliyor.
 
Sahnelere Dönüş
 
2000'li yılların ortalarından itibaren üyeler farklı projelere yönelse de Savatage adı tamamen ortadan kaybolmadı. Grubun yeniden bir araya gelişi ilk kez 2015 yılında Almanya'daki ‘Wacken Open Air’ festivalinde gerçekleşti. Yaklaşık 80 bin kişinin izlediği bu konser, metal dünyasının en çok konuşulan buluşmalarından biri oldu.
 
Ardından geçen yıllarda çeşitli özel konserlerle sahneye çıkan Savatage, 2025 yılında Avrupa ve Güney Amerika'da gerçekleştirdiği kapsamlı dönüş konserleriyle aktif performans dönemine yeniden başladı. Bu konserler, grubun klasik repertuvarını yeni kuşak dinleyicilerle buluştururken, uzun yıllardır beklenen Avrupa turnesinin de habercisi oldu.
 
 
İlk İstanbul konseri
 
2026 yazında düzenlenen “Prelude To Madness” turnesi, grubun yeniden doğuş sürecinin en kapsamlı organizasyonu olarak öne çıkıyor. Avrupa'da dokuz özel salon konseri ve çok sayıda festival performansını kapsayan turnenin ilk durağı ise İstanbul olacak.
 
19 Temmuz'da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde gerçekleşecek konser, Savatage'ın yaklaşık elli yıla yaklaşan kariyerindeki ilk Türkiye performansı olma özelliğini taşıyor. Vokalde Zak Stevens, gitarlarda Al Pitrelli ve Chris Caffery, basta Johnny Lee Middleton ve davulda Jeff Plate'den oluşan kadro; “Hall of the Mountain King”, “Gutter Ballet”, “Edge of Thorns”, “Chance”, “Believe”, “Jesus Saves”, “Power of the Night”, “Sirens” ve “Dead Winter Dead gibi grubun farklı dönemlerinden eserleri aynı sahnede seslendirmeye hazırlanıyor.
 
Özel konuk Alkera
 
19 Temmuz'da İstanbul Life Park'ta gerçekleşecek Savatage konserinde gecenin özel konuğu olarak sahneye Alkera çıkacak.
 
Alkera, son yıllarda Türkiye progresif metal sahnesinden uluslararası ölçekte adından söz ettiren gruplardan biri olarak öne çıkıyor. 2015 yılında İstanbul'da kurulan topluluk, teknik progresif metal anlayışını konsept hikâye anlatımıyla birleştiren besteleri ve Türkçe ile İngilizce sözlü repertuvarıyla dikkat çekiyor. Grubun kurucuları davulcu Yalçın Hafızoğlu, gitarist Faruk Aydın Toksöz ve klavyeci Ali Göktürk.
 
Vokalist Onur Çobanoğlu ile bas gitarist Ozan Mustafa Tuncal'ın katılımıyla bugünkü kadrosuna ulaşan Alkera'nın müziği; progresif metali melodik yapı, teknik enstrümantasyon ve konsept albüm geleneğiyle buluşturuyor. Grup; Dream Theater, Opeth, Symphony X ve Ayreon çizgisine yakın bir anlayış benimserken kendi anlatı dilini oluşturmayı hedefliyor. Beste yapılarında uzun formlar, çok katmanlı klavye düzenlemeleri, değişken ritimler ve sinematik atmosfer önemli yer tutuyor.
 
Grubun profesyonel diskografisi 2018'de yayınlanan iki parçalık “Live in Sin” EP'siyle başladı. Yaklaşık 17 dakikalık bu çalışma, "Falls Within" ve "Live in Sin" parçalarından oluşuyordu. 2021'de yayınlanan üç bölümlük konsept EP “CoExist, "A Living Prison", "Mental Nomad" ve "Spectral Heaven" parçalarıyla grubun daha sonra geliştireceği uzun soluklu hikâyenin önsözü niteliğini taşıdı.
 
 
2022 yılında yayınlanan "Taş Yuva / Petrified)", Alkera'nın ilk Türkçe sözlü çalışması oldu. Terk edilmiş bir evi metafor olarak kullanan eser, grubun bundan sonraki üretimlerinde Türkçeye daha fazla yer vereceğinin de işaretini verdi.
 
Grubun ilk uzunçaları “Zamanın Ötesine / Beyond Time”, Mayıs 2024'te Nefes Records etiketiyle yayınlandı. On parçadan oluşan ve "Kan Revan", "Dilhun", "Kum Saati", "Teslimiyet", "Son Rüya", "Peripeteya", "Kör Kahin", "Taş Yuva", "Katatoni" ve "Zamanın Ötesine" eserlerini içeren albümün mix ve mastering'i Ertuğrul Gül tarafından gerçekleştirildi. "Kan Revan" ve "Dilhun" albüm öncesinde video klip eşliğinde tekli olarak yayınlandı.
 
Kariyerini bağımsız üretim ve konserler üzerinden inşa etmeyi sürdüren ve canlı performanslarıyla da dikkat çeken Alkera, son yıllarda Symphony X, Persefone ve Pentagram gibi önemli grupların konserlerinde ön grup olarak sahne aldı; ayrıca ‘Euroblast Festival’, Bosphorus Open Air Metal Fest’,’ProgVibe Balkans ve Anatolian Prog Tour gibi organizasyonlarda yer aldı.
 
19 Temmuz'da İstanbul Life Park'ta gerçekleşecek ve Vera Müzik organizasyonuyla düzenlenen gecede kapılar saat 18.00'de açılacak. Konserin özel konuğu, saat 20.00'de sahne alacak Türk progresif metal grubu Alkera olurken, Savatage ise saat 21.30'da dinleyicilerle buluşacak.
Yıllar içinde yayınladığı on bir stüdyo albümü, canlı kayıtları ve derleme çalışmalarıyla heavy metal tarihinin en etkili diskografilerinden birini oluşturan Savatage, İstanbul konseriyle uzun süredir beklenen bir buluşmayı gerçekleştirecek. "Prelude To Madness" turnesinin açılış gecesi, grubun kariyerindeki yeni dönemin başlangıcını simgelerken, Türkiye'deki metal dinleyicileri için de Savatage'ın sahne mirasını ilk kez canlı izleme fırsatı sunacak.
 
Etiketler: Milliyet Sanat  heavy metal  Savatage  konser