Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Serdar Acar’dan 10. yıl sergisi

Serdar Acar’dan 10. yıl sergisi

Serdar Acar’dan 10. yıl sergisi30 Ocak 2026 - 05:01
Serdar Acar’ın sanat kariyerinin 10. yılını temsil eden “Günler” sergisi, Tayyare Kültür Merkezi’nde açıldı. 28 Şubat’a kadar izlenebilecek, sanatçının güncel pratiğini ve kavramsal çerçevesini yansıtan tuval üzerine akrilik tablolardan oluşan “Günler” sergisi, zamanın akışını, hatırlama ve unutma duygularını, günlerin üst üste birikerek oluşturduğu izleri konu alıyor.
Serdar Acar’ın tuval üzerine akrilik tekniğiyle ürettiği 79 eserden oluşan “Günler” başlıklı kişisel sergisi, zamanı ölçülen bir akış olarak değil, hissedilen bir süreklilik olarak ele alıyor. Birbirine benzeyen ama asla aynı olmayan günlerin izini süren Acar, hafıza, hatırlama ve unutma kavramlarını resimlerinde katmanlı bir anlatıya dönüştürüyor. Günler, sergide kronolojik bir dizilim olmaktan çıkarak üst üste binen anların, küçük kırılmaların ve sessiz tekrarların oluşturduğu bir bütün olarak ortaya çıkıyor.
 
“Günler” sergisi, izleyiciyi kendi zaman algısıyla yüzleşmeye, günlerin bıraktığı izleri fark etmeye ve hayatın görünmez kayıtlarına kulak vermeye davet ediyor. Serdar Acar’ın sade, duru ve güçlü renk diliyle kurduğu bu görsel günlükler, zamanı anlatmaktan çok onunla birlikte var olmayı öneriyor.
 
 
Sanat yazarı Dilek Karaaziz Şener’in “Günler” sergisi bağlamında kaleme aldığı metin ise “unutmama” fikri etrafında şekilleniyor. Serdar Acar’ın resimlerini zamanın durmaksızın akışına karşı bir duraksama alanı olarak değerlendiren Şener, sanatçının yapıtlarını geçmiş, şimdi ve geleceğin iç içe geçtiği, hatıraların silinip yeniden belirdiği bir bellek mekânı olarak yorumluyor.
Bursa Kültür tarafından düzenlenen ve 28 Şubat 2026 tarihine dek her gün Tayyare Kültür Merkezi’nde ziyaret edilebilecek “Günler” sergisini sanatçı Serdar Acar ile konuştuk.
 
 
Serdar Acar
 
“Günler” sergisi, sanat kariyerinizin 10. yılına denk geliyor. Bu sergiyi bir retrospektiften ziyade, zamanla kurduğunuz ilişkinin bir özeti olarak mı okumak gerekir? Geriye baktığınızda üretiminizde neyin değiştiğini, neyin sabit kaldığını düşünüyorsunuz?
 
Bu sergiyi her şeyden önce, belli bir ideale bağlı kalarak 10 yıl boyunca sadece sanat üreterek varlık gösterebilmenin kutlaması olarak görmemiz gerekir. 2026 yılını bu şekilde yorumluyorum aslında ve İstanbul dışında da şahane bir izleyici kitlesi olduğunu düşünüyorum, onların heyecan ve yorumları beni besliyor ve bu yüzden aslında sene içinde henüz ilan etmediğimiz başka şehirlerde, başka sergi ve projelerimiz de olacak. Yani bir retrospektiften çok bu seneki tüm sergiler kutlama amacı taşıyor. 
 
Zamanla duyguları, olayları, sevinçleri ve acıları yorumlama biçimim değişiyor. Sanırım çalışmalardaki ‘ben’ dili artık daha çok ‘biz’ üzerinden ilerliyor ve renkler… En büyük değişim bu ikisi diyebilirim.
 
 
Serdar Acar, İsimsiz, 2025
 
Sergide zamanı kronolojik bir akış olarak değil, hissedilen bir süreklilik olarak ele alıyorsunuz. Resimlerinizde zaman kavramını görsel dile dönüştürürken hangi duygusal ya da düşünsel katmanlardan yola çıktınız?
 
Bu açtığım yedinci kişisel sergim. Hepsinde de güzel ilgiyle karşılandım ve bunun için izleyicime her zaman teşekkürlerimi sunarım ancak sergi süreci ya da sanatın kendisi hayattan çok kopuk değil bana kalırsa. Duygularımızdan, hatırladıklarımızdan ve anılarımızdan da. Bazen hepsini aynı anda hatırlayabiliyoruz. Bazen bir kenarda oturup tüm günleri gözden geçirmek isteyebiliyoruz. Ciddi bir sıralama yapmadan belki de. Bu sergide de o yüzden ciddi bir kronolojik sıralama uygulamadık. Bir kişinin oturup hayatını gözden geçirmek istediği kendine ait bir günü, günün bir kesitini yakalamak istedik daha çok. 
 
Ve gündelik hayata dair, aklımızda kalmaya ya da bir şekilde bir şeyler hissettirmeye değer tüm duygu ve düşüncelerden faydalanarak ürettim sergideki çalışmaları. Önceki sergilerde olduğu ve sonraki sergilerde olacağı gibi.
 
 
Serdar Acar, İsimsiz, 2025
 
Tuval üzerine akrilik tekniğiyle ürettiğiniz bu işler, sade ama güçlü bir renk diliyle dikkat çekiyor. Renk ve tekrar ilişkisi, “gün” kavramını anlatmanızda nasıl bir rol oynuyor?
 
Bu sevinmem gereken bir şey mi ya da üzülmem bilmiyorum ancak günlerim ve duygularım birbirinden çok farklı, kopuk, kontrast tonlarda değil. Sanat üretme eylemi de, gündelik hayattaki herhangi bir eylemden çok farklı değil bence. Bir şekilde yaptığın şeyin daha iyisini arayabiliyorsun, ya da benzer bir duygu, düşünce ya da arayışla yeniden bir çalışmaya başlayabiliyorsun… Ve bu tekrar ediyor gibi görünen ancak daha dikkatli bir şekilde bakıldığında aslında birbirinden farklı anlam ve arayışlar barındıran işleri ortaya çıkarıyor. Gün ya da günler, bence çok direkt ama bir o kadar da katmanlı ve sonsuz bir evreni ifade ediyordu. Tam olarak beslendiğim noktayı da. Ve de çalışmalardaki doğrudanlığı ama bir o kadar da arayışı ve derinliği. Böyle bir ilişki ve bağ üzerinden beslendi ve ortaya çıktı diyebilirim işler ve sergi için.
 
 
Serdar Acar, İsimsiz, 2025
 
“Günler”de hafıza, hatırlama ve unutma kavramları önemli bir yer tutuyor. Sizce resim, unutmaya karşı bir direnç alanı mı, yoksa hatırlamanın kırılganlığını görünür kılan bir araç mı?
 
Benim için resim, yeniden yaşayıp, sindirip, özümseyip eğer gerekiyorsa uzlaşıp kenara koyma - kaldırma niteliğinde daha çok. Uzlaşma. Çok kendimle alakalı bir var olma ya da kalma çabası. 
 
Sergi, izleyiciyi kendi zaman algısıyla yüzleşmeye davet ediyor. “Günler”i gezen bir izleyicinin sergiden çıktıktan sonra zihninde nasıl bir duygu ya da düşünceyle kalmasını isterdiniz?
 
Öncelikle rahatlamış bir şekilde çıkmasını önemsiyorum. Resim klasik bir sanat tekniği, benim de son yıllardaki üretimim bu klasik yaklaşımın dışına çıkmıyor ve bundan şikâyetçi değilim aslında ancak çalışma bittikten sonra benim için daha fazla yoruma gerek kalmıyor. Ben orada yaşayacağımı yaşamış oluyorum. Ancak duvara asıldığında, izleyicinin kendi yorumunu, hikâyesini yazıp benim yorumumu yeniden yorumlaması, o son derece klasik bir teknikle üretilen yüzeyi, bence canlı, yaşayan bir organizmaya dönüştürüyor. Bu çok özel. Çalışmalarımın yoruma açık bir kompozisyonla üretilmesinin sebebi de bu. İzleyici her zaman kendini konumlandırabileceği bir yer buluyor. Kendi yolculuklarına çıksınlar, kendi yüzleşmelerini ve uzlaşmalarını yaşasınlar. Kendileriyle anlaşıp, el sıkışıp rahatlamış bir şekilde sergiden ayrılsınlar. Maksadım bu.
 
 
Serdar Acar, İsimsiz, 2025