Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Sergio Cortés’le Michael Jackson deneyimi

Sergio Cortés’le Michael Jackson deneyimi

Sergio Cortés’le Michael Jackson deneyimi22 Temmuz 2026 - 03:07
“Sergio Cortés Presents: The Michael Jackson Experience”, 23 Temmuz akşamı Bornova Aşık Veysel Amfi Tiyatro’da, Popun Kralı’nın unutulmaz mirasına adanmış görsel ve işitsel bir gösteri olarak müzikseverlerle buluşacak.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Pop müziğin küresel ölçekte en etkili figürlerinden biri olan Michael Jackson’ın sahne dünyası, yıllar sonra hâlâ milyonlarca insan üzerinde güçlü bir etki yaratmaya devam ediyor. Şarkıcılığı, dans yeteneği, klip anlayışı ve yenilikçi sahne prodüksiyonlarıyla müzik endüstrisinin yanı sıra popüler kültürün tamamını dönüştüren Jackson’ın mirası, bu kez İspanyol performans sanatçısı Sergio Cortés’in hazırladığı özel gösteriyle yeniden hayat buluyor.
 
“Sergio Cortés Presents: The Michael Jackson Experience”; Jackson’ın kariyerinin en önemli dönemlerinden seçilen parçaları, dans koreografileri, sahne kostümleri ve görsel efektlerle bir araya getirerek sanatçının müzikal yolculuğunu izleyiciye aktarıyor. Yaklaşık iki saat süren gösteri, bugüne kadar Avrupa başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinde sahnelendi.
 
İzmir’de gerçekleşecek performans, 23 Temmuz 2026 Perşembe günü Bornova Aşık Veysel Amfi Tiyatro’da düzenlenecek. Organizasyonu U-Concert tarafından gerçekleştirilen etkinlikte kapı açılışı ve bilet kontrolü saat 20.00’de başlayacak, gösteri ise saat 21.00’de sahneye taşınacak.
 
 
Sergio Cortes 
 
Jackson 5’tan dünya çapında solo efsaneye
 
Michael Jackson’ın müzik serüveni, henüz çocuk yaşlarda kardeşleriyle kurduğu Jackson 5 grubuyla başladı. 1960’ların sonunda Motown Records çatısı altında büyük başarı kazanan grup, “I Want You Back”, “ABC” ve “I’ll Be There” gibi hitlerle dönemin en popüler topluluklarından biri oldu.
Diskografisi, pop müziğin gelişim çizgisini değiştiren önemli albümlerden oluşan sanatçının ilk dönem solo çalışması “Got to Be There” (1972) oldu. Ardından “Ben” (1972), “Music & Me” (1973) ve “Forever, Michael” (1975) albümleri geldi. Jackson’ın çocuk yıldız kimliğinden yetişkin bir sanatçıya geçişini hazırlayan bu erken dönem çalışmalarında soul, pop ve R&B etkileri belirgin biçimde hissedildi.
 
Müzik tarihinin en önemli albümlerinden bazılarına imza atan ve Motown döneminin ardından Epic Records çatısı altında yeni bir müzikal yön arayan Jackson, yapımcı Quincy Jones ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle kariyerinde büyük bir sıçrama yaptı. 1979 yılında yayınlanan “Off the Wall”, sanatçının yetişkin dönemindeki ilk büyük solo başarısı olurken funk, disco, soul ve pop unsurlarını modern bir prodüksiyon anlayışıyla birleştiren albüm “Don’t Stop ’Til You Get Enough”, “Rock with You”, “Off the Wall” ve “She’s Out of My Life” gibi hitlerle Jackson’ın dünya çapında bir yıldız haline gelmesinin önünü açtı.
 
1982 yılında yayınlanan “Thriller” ise yalnızca Michael Jackson’ın kariyerinin değil, müzik tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Müzik tarihinin en çok satan albümü olarak kabul edilen çalışmada yer alan “Billie Jean”, “Beat It”, “Wanna Be Startin’ Somethin’”, “Human Nature”, “P.Y.T. (Pretty Young Thing)” ve “Thriller” gibi parçalar, pop müziğin küresel dilini yeniden şekillendirdi. Şarkılar küresel listeleri domine ederken müzik videosu anlayışını da değiştirdi. John Landis yönetmenliğindeki “Thriller” klibi, sinematografik anlatımı ve koreografisiyle müzik kliplerinin yalnızca tanıtım aracı değil, başlı başına bir sanat formu olabileceğini gösterdi.
 
Jackson, 1987’de yayınlanan “Bad” ile başarısını sürdürdü. Albüm; “Bad”, “The Way You Make Me Feel”, “Man in the Mirror”, “I Just Can’t Stop Loving You”, “Dirty Diana” ve “Smooth Criminal” gibi dünya çapında ses getiren şarkıları içeriyordu.
 
1991 tarihli “Dangerous”, sanatçının yeni jack swing, R&B ve pop-rock unsurlarını bir araya getirdiği daha deneysel bir dönemini temsil etti. Albümün öne çıkan eserleri arasında “Black or White”, “Remember the Time”, “In the Closet”, “Jam”, “Heal the World”, “Give In to Me” ve “Who Is It” yer aldı.
1995 yılında yayınlanan çift diskli “HIStory: Past, Present and Future, Book I”, Jackson’ın kariyerindeki en kapsamlı projelerden biri oldu. Albümün ilk bölümü geçmiş hitlerinden oluşurken, ikinci bölüm yeni şarkılara ayrıldı. “Scream” (Janet Jackson ile düet), “You Are Not Alone”, “Earth Song”, “They Don’t Care About Us”, “Stranger in Moscow” ve “Childhood” bu dönemin en dikkat çeken eserleri arasında yer aldı.
 
 
1997’de yayımlanan “Blood on the Dance Floor: HIStory in the Mix”, “HIStory” dönemindeki bazı şarkıların remikslerinden ve yeni kayıtlardan oluştu. Albümde “Blood on the Dance Floor”, “Ghosts” ve “Is It Scary” gibi parçalar öne çıktı.
 
Michael Jackson’ın son stüdyo albümü “Invincible” (2001) oldu. Uzun bir hazırlık sürecinin ardından yayınlanan albüm, modern R&B, pop ve elektronik prodüksiyon anlayışını bir araya getirdi. “You Rock My World”, “Butterflies”, “Cry” ve “Whatever Happens” albümün öne çıkan parçaları arasında yer aldı.
Müzikal çeşitliliğiyle arklı dönemlerde değişen pop kültürü üzerindeki etkisi inkar edilemeyecek sanatçının ölümünün ardından yayınlanan albümler ise arşiv kayıtları ve daha önce yayımlanmamış çalışmalardan oluşturuldu. “Michael” (2010) albümü, Jackson’ın ölümünden önce kaydettiği bazı vokal kayıtlarını içerirken; “Xscape” (2014) ise daha önce yayımlanmamış demoların güncel prodüksiyonlarla yeniden düzenlenmesiyle hazırlandı.
 
Grammy ödüllerinden sinema projelerine uzanan kariyer
 
Michael Jackson, kariyeri boyunca yalnızca ticari başarılarıyla değil, müzik endüstrisine getirdiği yeniliklerle de tarihe geçti. Sanatçı; 13 Grammy Ödülü, ‘Grammy Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ ve çok sayıda uluslararası müzik ödülünün sahibi oldu. ‘Amerikan Müzik Ödülleri’nde aldığı 26 ödülle de bu alandaki en başarılı isimler arasında yer aldı.
 
Jackson’ın etkisi müzikle sınırlı kalmadı. Sanatçı, sinema ve görsel anlatım alanında da birçok projeye imza attı. 1986 yapımı bilimkurgu temalı kısa film “Captain EO”, yönetmen Francis Ford Coppola ve yapımcı George Lucas iş birliğiyle hazırlandı. 1988 tarihli “Moonwalker”, Jackson’ın müzik videolarını, fantastik anlatımı ve performans görüntülerini bir araya getiren özel bir sinema projesi olarak dikkat çekti. 1996’da yayınlanan “Michael Jackson’s Ghosts” ise müzik, dans ve korku sinemasını birleştiren deneysel bir çalışma olarak hafızalarda yer aldı.
 
‘Rock and Roll Hall of Fame’e iki kez kabul edilen Michael Jackson, müzik tarihinde hem ticari başarısı hem de sahne sanatlarına getirdiği yeniliklerle hala en önemli figürlerden biri olarak kabul ediliyor.
 
Tartışmalar, son yıllar ve repütasyon
 
Michael Jackson’ın kariyeri, müzik tarihindeki benzersiz başarılarının yanı sıra özel hayatına ilişkin tartışmalar nedeniyle de uzun yıllar boyunca kamuoyunun odağında kaldı. 1990’lı yıllarda sanatçı hakkında ortaya atılan çocuk istismarı iddiaları, dünya basınında geniş yankı uyandırdı ve Jackson’ın kariyerinin en tartışmalı dönemlerinden birini oluşturdu. Sanatçı, yaşamı boyunca bu suçlamaları kesin bir dille reddetti. 1993 yılında başlayan ilk soruşturma sürecinin ardından taraflar arasında hukuki bir uzlaşmaya gidilirken, Jackson hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı verilmedi. 2005 yılında görülen ve uluslararası kamuoyunun yakından takip ettiği dava sonucunda ise sanatçı tüm suçlamalardan beraat etti.
 
Jackson’ın ölümünden sonra da bu tartışmalar yeniden gündeme geldi. 2019 yılında yayınlanan “Leaving Neverland” belgeseli, bazı kişilerin yıllar önce yaşandığını iddia ettikleri olaylara ilişkin anlatımlarını kamuoyunun gündemine taşıdı. Buna karşılık Jackson’ın ailesi, mirasçıları ve çok sayıda hayranı, belgeselde yer alan iddiaları reddederek sanatçının yaşamı boyunca ve mahkeme sürecinde bu suçlamalar karşısında aklandığını vurguladı. Sonraki yıllarda bazı tanıkların önceki ifadeleriyle ilgili tartışmalar, açıklamalarındaki değişiklikler ve hukuki süreçlere ilişkin yeni değerlendirmeler, Jackson’ın kamuoyu nezdindeki algısının yeniden ele alınmasına neden oldu.
 
Sanatçının destekçileri, yıllar boyunca medyada oluşan yoğun suçlama atmosferinin Jackson’ın sanat kariyerinin önüne geçtiğini savunurken; karşı görüşler ise iddiaların ciddiyetinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Bu nedenle Michael Jackson hakkındaki tartışmalar, ölümünden yıllar sonra da müzik dünyasının en karmaşık ve üzerinde en çok konuşulan başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Ancak hukuki açıdan bakıldığında Jackson, 2005 yılında görülen davada tüm suçlamalardan beraat etmiş bir sanatçı olarak tarihe geçti.
 
Zamansız ölüm
 
2000’li yılların sonunda yeniden sahnelere dönmeye hazırlanan Jackson, uzun bir aradan sonra hayranlarıyla buluşacağı büyük bir konser projesi üzerinde çalışıyordu. “This Is It” adı verilen turne, Londra’daki O2 Arena’da başlayacak ve sanatçının kariyerindeki en büyük hitleri yeni bir sahne prodüksiyonu eşliğinde sunacaktı. Jackson, turne hazırlıkları kapsamında yoğun provalar gerçekleştiriyor; vokal performansı, dans koreografileri ve sahne tasarımı üzerinde çalışıyordu.
Ancak turnenin başlamasına kısa bir süre kala, 25 Haziran 2009 tarihinde Los Angeles’taki evinde yaşamını yitirdi. Jackson’ın hayatını kaybetmesi, müzik dünyasını yasa boğarken, ölümünün ardından pek çok tartışmayı da beraberinde getirdi. Sanatçının ölümü, başlangıçta ani bir sağlık krizi olarak duyuruldu. Yapılan resmi otopsi sonucunda ölüm nedeni, ‘akut propofol ve diğer sakinleştirici ilaç kullanımına bağlı zehirlenme’ olarak açıklandı.
 
Jackson’ın kişisel doktoru Dr. Conrad Murray, sanatçının ölümünde rol oynayan ilaç kullanımı ve tıbbi uygulamalar nedeniyle soruşturmanın merkezine alındı. 2011 yılında görülen dava sonucunda Murray, ‘kasıtsız adam öldürme / involuntary manslaughter’ suçundan mahkûm edildi ve hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme sürecinde, Jackson’a uykusuzluk tedavisi amacıyla verilen propofolün ev ortamında ve gerekli hastane koşulları olmadan kullanıldığına ilişkin bulgular değerlendirildi.
 
Bununla birlikte, Jackson’ın ölümü sonrasında kamuoyunda çeşitli soru işaretleri de gündeme geldi. Bazı hayranları ve yorumcular, sanatçının yoğun çalışma temposu, yaklaşan “This Is It” turnesi öncesindeki fiziksel ve psikolojik baskı, sağlık durumu ve çevresindeki profesyonel ilişkiler nedeniyle ölümünün tüm yönleriyle sorgulanması gerektiğini savundu. Ancak resmi soruşturma ve mahkeme süreci sonucunda Jackson’ın ölümünün tıbbi ihmalle bağlantılı olduğu kabul edildi; kasıtlı bir öldürme olduğuna ilişkin herhangi bir resmi karar verilmedi.
 
“This Is It”
 
Ölümü dünya çapında büyük yankı uyandıran Michael Jackson’ın yarım kalan geri dönüş projesi “This Is It”, daha sonra özel prova görüntülerinin bir araya getirilmesiyle beyaz perdeye taşındı. Yönetmen Kenny Ortega tarafından hazırlanan “Michael Jackson’s This Is It” adlı belgesel film sanatçının son konser hazırlıklarını, sahne arkasındaki çalışma disiplinini, dans provalarını ve müzikal üretim sürecindeki titiz yaklaşımını izleyiciyle buluşturdu. Jackson’ın son günlerine değil, hayata geçiremediği büyük sahne projesine odaklanan yapım, hayranları açısından sanatçının kariyerinin son dönemine ait önemli bir arşiv niteliği taşıdı.
 
Aradan geçen yıllara rağmen ‘King of Pop / Popun Kralı)’, müzik tarihinin en etkili sanatçılarından biri olarak anılmayı sürdürüyor. Özel yaşamı çevresinde yaşanan tartışmaların yanı sıra, albümleri, sahne performansları, dans dili ve görsel anlatım anlayışıyla sonraki kuşak sanatçılar üzerinde belirleyici bir etki yaratmaya devam ediyor. Dünya genelinde düzenlenen tribute gösterileri, yeniden yayımlanan kayıtları ve akademik çalışmalar, Jackson’ın popüler kültür ve müzik tarihindeki yerinin hâlâ canlı olduğunu ortaya koyuyor.
 
MJ mirası sahne ve beyaz perdede yaşamaya devam ediyor
 
Michael Jackson’ın müzikal mirası, ölümünün ardından geçen yıllarda farklı sanat disiplinleri aracılığıyla yeniden yorumlanmaya devam ediyor. Sanatçının yaşamı ve kariyeri, yalnızca arşiv kayıtları ve konser görüntüleriyle değil; tiyatro sahnesi ve sinema perdesi üzerinden de yeni kuşaklarla buluşuyor.
 
Jackson’ın hayatını ve müziğini merkeze alan “MJ The Musical”, 2022 yılında Broadway’de sahnelenmeye başladı. Pulitzer ödüllü yazar Lynn Nottage tarafından kaleme alınan, Tony ödüllü yönetmen ve koreograf Christopher Wheeldon tarafından sahneye taşınan yapım, doğrudan bir biyografi anlatısından çok, sanatçının yaratıcı dünyasına ve sahne arkasındaki çalışma disiplinine odaklanıyor. 1992 tarihli “Dangerous World Tour” hazırlıkları çevresinde kurgulanan müzikal; Jackson’ın kariyerindeki dönüm noktalarını, dans anlayışını ve pop müziğin görsel dilini nasıl değiştirdiğini sahne performansları eşliğinde anlatıyor. Yapım, Broadway’de büyük ilgi görerek uluslararası turne versiyonlarıyla da farklı ülkelerde izleyiciyle buluştu.
 
Broadway’de büyük ilgi gören “MJ The Musical”ın merkezinde Michael Jackson rolüyle sahneye çıkan Myles Frost yer aldı. Genç sanatçı, Jackson’ın vokal tarzını, dans dilini ve sahne enerjisini yeniden yaratmadaki başarısıyla dikkat çekti; performansıyla 2022 Tony Ödülleri’nde “Bir Müzikalde En İyi Erkek Oyuncu” ödülüne layık görüldü. Myles Frost’un ayrılmasının ardından Elijah Johnson başrole geçti. Londra West End ve uluslararası turne versiyonlarında ise farklı oyuncular Michael Jackson karakterini canlandırdı.
 
Michael Jackson’ın yaşamı ve müzik kariyeri, 2026 yılında beyaz perdede yeniden ele alındı. Niasn ayında gösterime giren “Michael” adlı biyografik film, sanatçının Jackson 5 döneminden başlayarak dünya çapında bir müzik ikonuna dönüşme sürecini anlatıyor. Yönetmenliğini Antoine Fuqua’nın üstlendiği, senaryosunu John Logan’ın yazdığı yapımda Michael Jackson’ı, sanatçının yeğeni Jaafar Jackson canlandırıyor. Film; Jackson’ın çocukluk yıllarındaki olağanüstü yeteneğinden, solo kariyerindeki yükselişine, sahne vizyonuna ve pop kültürü üzerindeki etkisine uzanan geniş bir dönemi sinema perdesine taşıyor.
 
Biyografik filmler geleneği içinde değerlendirilen ve Michael Jackson’ın mirasını yeniden gündeme taşıyan yapım, sanatçının yalnızca “King of Pop” olarak tanımlanan küresel şöhretini değil; müzik, dans, görsel anlatım ve sahne teknolojileri alanlarında yarattığı dönüşümü de merkezine alıyor. Yapım süreci boyunca Jackson’ın yaşamındaki tartışmalı dönemlerin nasıl ele alınacağı da kamuoyunda merak konusu olurken, film sanatçının kariyerini ve kültürel etkisini yeni bir kuşağa aktarmayı hedefleyen önemli projelerden biri olarak öne çıkıyor.
 
Sergio Cortés: Çocukluk hayranlığından dünya sahnesine uzanan bir performans kariyeri
Michael Jackson’ın sahne kimliğini yeniden canlandıran Sergio Cortés, yalnızca fiziksel benzerliğiyle değil yıllar içinde geliştirdiği sahne disiplini, dans yeteneği ve performans yaklaşımıyla uluslararası alanda tanınan tribute sanatçılarından biri olarak öne çıkıyor. Barcelona doğumlu İspanyol sanatçı, Michael Jackson’a olan ilgisinin çocukluk yıllarında başladığını ve genç yaşlardan itibaren sanatçının hareketlerini, dans stilini ve sahne performanslarını incelemeye başladığını anlatıyor. Cortés’in kariyerinin dönüm noktası ise 1980’lerin sonunda bir gazetecinin onun Jackson’a olan dikkat çekici benzerliğini fark etmesiyle başladı.
 
Cortés’in kariyeri, klasik anlamda bir müzik sanatçısından çok sahne performansına dayalı biçimde gelişti. Profesyonel eğitim geçmişinden ziyade, Michael Jackson’ın konser görüntülerini, kliplerini ve sahne kayıtlarını yıllar boyunca inceleyerek oluşturduğu özgün çalışma yöntemiyle tanındı. Dans figürleri, vokal kullanımı, beden dili ve mimiklere yönelik yoğun çalışmaları sayesinde Jackson’ın sahne karakterini yeniden yaratmaya odaklandı.
 
Sanatçının kariyerindeki en dikkat çekici dönüm noktalarından biri, Michael Jackson ile yollarının kesişmesi oldu. Cortés, Jackson ailesiyle de temas kurduğu bu dönemde çeşitli organizasyonlarda sanatçıyla ilişkilendirilen projelerde yer aldı. Özellikle 1994 yılında Michael Jackson’ın Lisa Marie Presley ile evliliği sırasında basının ilgisini farklı bir yöne çekmek amacıyla bir dönem Jackson’ın yerine kamuoyu karşısına çıktığı yönündeki anlatılar, onun kariyer hikâyesinin en çok konuşulan bölümlerinden biri oldu.
 
 
Sergio Cortés
 
Yıllar içinde Cortés, yalnızca benzerliğiyle değil, canlı performans anlayışıyla da kendi sahne kimliğini oluşturdu. “The Michael Jackson Experience” adlı gösterisinde Jackson’ın kariyerinin farklı dönemlerini kapsayan şarkıları; dans koreografileri, özel tasarım kostümler, ışıklandırma ve konser estetiğiyle yeniden sunuyor. Gösteri, klasik bir imitasyon performansından ziyade, Michael Jackson’ın müzikal mirasına odaklanan kapsamlı bir tribute prodüksiyonu olarak sahneleniyor.
 
Otuz yılı aşkın süredir Michael Jackson performanslarıyla sahnede olan Sergio Cortés, Avrupa’dan Latin Amerika’ya, Asya’dan farklı uluslararası sahnelere uzanan turneleriyle dünyanın dört bir yanındaki Jackson hayranlarıyla buluştu. Cortes’in performans anlayışının temelinde Jackson’ı yalnızca dış görünüşüyle taklit etmekten ziyade sahne enerjisini, dans dilini ve seyirciyle kurduğu bağı yeniden oluşturmak bulunuyor.
 
İzmir’de iki saatlik müzikal yolculuk
 
“Sergio Cortés Presents: The Michael Jackson Experience”, Michael Jackson’ın kariyerinin en unutulmaz anlarını sahneye taşımaya hazırlanıyor. Gösteride “Bad”, “Smooth Criminal”, “Thriller”, “Billie Jean” ve “Beat It” gibi dünya çapında tanınan eserlerin yanı sıra sanatçının dans mirasını oluşturan koreografiler ve görsel tasarımlar da yer alacak.
 
23 Temmuz’da Bornova Aşık Veysel Amfi Tiyatro’da gerçekleşecek konser, Michael Jackson’ın müziğini yeni kuşaklarla buluştururken, onun popüler kültürde bıraktığı kalıcı izin yeniden hatırlanmasını sağlayacak. 
 
 
 
Etiketler: Sergio Cortés  Michael Jackson  müzik