Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Sevil Dolmacı Gallery Paris’te

Sevil Dolmacı Gallery Paris’te

Sevil Dolmacı Gallery Paris’te23 Ekim 2026 - 03:10
Sevil Dolmacı Gallery, Paris’te yeni bir döneme iki farklı mekânla adım attı. Biri sergilerin izleyiciyle buluştuğu galeri, diğeri eserlerin gündelik hayatla buluştuğu bir apartman dairesi. Sevil Dolmacı’ya göre koleksiyonerler artık eserleri yalnızca görmek değil, onlarla kişisel bir bağ kurabilecekleri ortamlarda karşılaşmak istiyor.
CEREN ÇIPLAK DRILLAT
 
Paris’te, Londra’dan gelen bir koleksiyonerle birlikte kırmızı halıyla kaplı merdivenlerden çıkıyorum. Penceresinden neredeyse Eyfel Kulesi’ne uzanabileceğimiz, klasik ama gösterişli bu Paris apartmanında, iki kişiyi bile zor alacak küçücük klasik parizyen asansör yerine merdivenleri tercih ediyoruz. Kapı açıldığında ise sırtı dönük, başını duvara yaslamış bir figür görüyoruz. Kot pantolonu ve spor ayakkabılarıyla evin yorgun bir konuğu gibi duruyor. Oysa karşımızda Daniel Firman’ın “Julia” adlı heykeli var. Avenue George V’de, özel bir davet için bir araya geldiğimiz bu dairede eser, evin gündelik hayatına karışmış gibi duruyor… 
 
 
İçeride koleksiyonerler, tasarımcılar ve sanatseverler var. İstanbul ve Dubai’nin ardından Paris’te de kapılarını açan Sevil Dolmacı Gallery, şehirde iki ayrı mekânla kendini gösteriyor. Rue de Penthièvre’deki galeri sergi programına ev sahipliği yaparken Avenue George V’deki Paris apartmanı, eserleri daha kişisel ve gündelik hayatla iç içe bir ortamda deneyimleme imkanı sunuyor.
Galerinin Paris’teki ilk sergisi, resim, heykel ve yerleştirmelerden oluşan seçkisiyle Nevin Aladağ, Nilbar Güreş, Peter Halley, Barry X Ball, Bosco Sodi, Daniel Firman, Ross Bleckner ve Koen Van Den Broek’ü bir araya getiriyor. 
 
 
Yeni diyaloglar
 
Açılış gecesinde, bu iki mekânın Paris’te nasıl bir rol üstleneceğini, galerinin sanat piyasasındaki konumunu ve bu yeni açılımın uzun vadeli hedeflerini galerinin kurucusu ve sanat danışmanı Sevil Dolmacı’yla konuştuk.
 
Dolmacı’ya önce Paris’i neden seçtiğini soruyoruz: “İstanbul bizim merkezimiz ve beslendiğimiz kültürel zemin. Dubai deneyimi farklı bir koleksiyoner çevresiyle ilişkilerimizi geliştirdi. Paris ise köklü sanat tarihi, kurumları ve uluslararası koleksiyoner ağıyla temsil ettiğimiz sanatçılar için yeni diyaloglar kurabileceğimiz güçlü bir buluşma noktası. Burada bulunmak, Türkiye’den sanatçıları uluslararası bir bağlamda görünür kılmak ve farklı coğrafyalardan sanatçıları ortak bir programda buluşturmak açısından önemli.”
 
 
Özel satış sunumları
 
Paris’te sanatla karşılaşmanın farklı yolları aranırken eserlerin sunulduğu ortam da giderek önem kazanıyor. Sanat piyasasında geleneksel sergileme biçimlerinin yanında, eserleri gündelik hayatın akışı içinde deneyimlemeye olanak tanıyan özel satış sunumları öne çıkıyor. Sotheby’s’in Art Basel Paris haftasında, 19-24 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirdiği “Chez Sotheby’s” özel satış sunumu bu yaklaşımın güncel örneklerinden biri. Tuileries Bahçesi’ne bakan bir Paris apartmanında düzenlenen sunum, sanat eserlerini yemek, kokteyl, sohbet ve özel davetlerle bir araya getiriyor. Picasso, Henri Matisse, Andy Warhol, Gerhard Richter ve Francis Bacon gibi sanatçıların eserlerinin yer aldığı seçkinin toplam değeri yaklaşık 150 milyon dolar.
 
Sotheby’s, benzer bir yaklaşımı Londra’da “The Apartment” adıyla düzenlediği özel satış sunumlarında da uyguladı.
 
 
Paris’te iki farklı deneyim
 
Eserlerin ev ya da ev hissi veren mekânlarda sergilendiği bu örnekler, bir sanat eserini gündelik yaşamın içinde görmek ve yaşanılan bir mekânın parçası olarak düşünme amacını taşıyor. 
Sevil Dolmacı Gallery’nin Avenue George V’deki dairesi de sanatın bu farklı deneyimlenme biçimine temas ediyor. Ancak burada asıl mesele, bir apartman dairesinde eser sergilemenin ötesinde, bu mekânın galerinin sergi programıyla nasıl bir ilişki kuracağı. Bu sebeple, Dolmacı’ya Paris’teki iki mekânın nasıl bir iş bölümüyle çalışacağını soruyoruz.
 
Dolmaci: “Paris’te birbirini tamamlayan iki farklı deneyim tasarladık. Avenue Matignon’daki sergi alanımız, programımızın dışarıya açılan vitrini, yani bizim showcase’imiz. Sergilerimizin ve sanatçılarımızın izleyiciyle ilk temas noktası. Avenue George V’deki apartman dairesi ise eserlerle daha fazla zaman geçirilebilen, özel sunumlara ve koleksiyoner buluşmalarına olanak tanıyan samimi bir ortam sunuyor. Burada sanatın mimariyle, mobilyayla ve gündelik hayatla kurduğu ilişkiyi deneyimlemek mümkün. Bugün sanat dünyasında, büyük ölçekli galeri mekânlarının yanında daha kişisel ve yaşamla iç içe sunum biçimlerinin de önem kazandığını düşünüyorum. Koleksiyonerler bir eseri kendi hayatlarının içinde hayal edebilecekleri bir ortamda görmek istiyor. Sotheby’s’in bugünlerde Paris’te bir apartman dairesinde gerçekleştirdiği ‘Chez Sotheby’s’ özel satış sunumu da bu yaklaşımın güncel örneklerinden biri. Biz de aynı motivasyonla, sanat üzerine sohbetin ve eserle kurulan kişisel bağın ön planda olduğu bir atmosfer yarattık. Benim için bu, mekânsal bir tercihin ötesinde, güvene ve uzun vadeli ilişkilere dayanan bir çalışma modeli.”
 
 
Sanatçılara sağlanan imkânlar
 
Dolmacı’ya Paris’teki bu yeni açılımın hedeflerini nasıl şekillendirdiğini de soruyorum: “Hedefim, Paris’te sürekliliği olan, programıyla güven kazanan ve temsil ettiği sanatçılar için somut fırsatlar üreten bir yapı kurmak. Koleksiyonerlerle ilişkilerimizi derinleştirirken küratörler, müzeler ve diğer sanat kurumlarıyla iş birlikleri geliştirmek istiyoruz. Türkiye’den sanatçıların uluslararası görünürlüğünü kalıcı sergilere, koleksiyonlara ve kurumsal ilişkilere dönüştürmek önceliklerimiz arasında. Paris açılımını, İstanbul’da yıllardır oluşturduğumuz birikimin uluslararası alanda daha güçlü karşılık bulacağı bir adım olarak görüyorum. Benim için büyümenin ölçüsü, açtığımız mekânların büyüklüğü kadar sanatçılarımıza sağlayabildiğimiz imkânlar ve kurduğumuz ilişkilerin niteliği. Paris’te de seçici, kişisel ve sürdürülebilir bir galeri anlayışıyla ilerlemek istiyorum.”
 
Son olarak, Paris’teki bu iki farklı mekân, sanat piyasasında değişen bir beklentiye işaret ediyor. Vurgulandığı gibi, koleksiyonerler artık yalnızca eserleri görmek değil, onlarla daha kişisel bir deneyim yaşamak istiyor.
 
Etiketler: sevil dolmacı  Gallery Paris  sergi