Shiva Zahed Gallery “echos” ile ziyarete açıldı
Shiva Zahed Gallery, Pera’da İstanbullu sanatseverlerle buluştu. Galeri 25 Nisan 2026 tarihine dek görülebilecek “echos” adlı sergide farklı kuşaklardan iki önemli İranlı sanatçı olan Shaqayeq Arabi ve Fereydoun Ave’in çalışmalarına yer veriyor.
Shiva Zahed Gallery, geçtiğimiz haftalarda Pera’da ziyarete açıldı. İranlı sanatçılar Shaqayeq Arabi ve Fereydoun Ave’in çalışmalarının bir araya geldiği “echos” adlı sergiyle kapılarını aralayan galeri, coğrafyaları aşan anlatılar için sınırsız bir zemin sunmayı hedefliyor.
“Echos” titreyen çizginin, tekrarın ritmik kusurunun ve anlık bir jestin sessiz ağırlığının, kasıtlı bir anlatıya dönüştüğü üretken bir belirsizlik alanında konumlanıyor. On yıllardır İran sanat dünyasının temel taşlarından biri olan Fereydoun Ave, salt minimalizm yerine, ölçülü ve ruh yüklü bir ifade biçimini önceliklendiren ustalığını ortaya koyuyor. Bu köklü perspektif, Shaqayeq Arabi’nin pratiğiyle güçlü bir diyalog kuruyor. Arabi’nin heykelleri kaos ile direnç arasındaki gerilimi bedenleştiriyor. Sergi 25 Nisan’a dek ziyaret edilebilir. Serginin kavramsal çerçevesini ve galerinin misyonunu galeri kurucusu Shiva Zahed’den dinledik.
Shiva Zahed
“Echos” sergisi, belirsizlik ve kırılganlıkla tanımlanan bir çağda bilinçli bir duraksama öneriyor. Günümüzün hızla akan sanat ekosisteminde yavaşlığın hâlâ mümkün olduğuna inanıyor musunuz?
Yavaşlığın yalnızca mümkün değil, giderek daha da elzem olduğuna inanıyorum. Hız ve görünürlükle beslenen bir ekosistemde, düşünmeye alan açmak başlı başına küratoryal bir jest hâline geliyor. “Echos” da tam olarak böyle bir durak olarak tasarlandı; daha dikkatle bakmaya davet eden bir eşik.
Bellek kavramı hem sergide hem de sanatçı seçimlerinizde güçlü bir yankı buluyor. Sizce çağdaş sanat bugün belleğin bir taşıyıcısı mı, yoksa onu aktif biçimde dönüştüren bir güç mü?
Aslında her ikisi de. Sanatçılar çoğu zaman kişisel ya da kolektif belleğin parçacıklarından yola çıkar; ancak bu parçaları görsel bir dile tercüme etmek, onları kaçınılmaz olarak dönüştürür. Bu anlamda sanat, belleği yalnızca muhafaza etmez; onu sürekli yeniden kurar, yeniden yorumlar.
Fotoğraf: Elias Daaboul
Hız ve görünürlük odaklı bir piyasa yapısında, kırılganı, incelikliyi ve tamamlanmamışı merkeze almak ne tür riskler barındırır?
Böylesi işlerin anlık görünürlüğe direnmesi başlı başına bir risk taşır. İncelik, çoğu zaman gösterişle yarışamaz. Ancak tam da bu kırılganlık ve muğlaklık, bazı işlerin zaman içinde açık kalmasını, derinleşmesini ve anlam üretmeye devam etmesini sağlar.
Bir galerici olarak kendinizi daha çok bir aracı, bir anlatı kurucusu ya da bir kültürel editör olarak mı görüyorsunuz?
Sanırım bu üç rolün kesişiminde duruyorum. Galeri, sanatçı ile izleyici arasında bir köprü kurar; ancak aynı zamanda eserlerin bir araya geliş biçimiyle anlatılar inşa eder. Bu nedenle rolümü çoğu zaman bir kültürel editöre daha yakın hissediyorum.
Fereydoun Ave, “Ölümün Trampeti”, 2024
İran çağdaş sanatı çoğunlukla politik çerçeveler üzerinden okunuyor. Katmanlı bir sanatsal manzaraya yönelik bu tekil okumalara nasıl yaklaşıyorsunuz?
Politik bağlamlar elbette kaçınılmaz biçimde mevcut. Ancak İran çağdaş sanatını yalnızca politik bir mercekten okumak, onun çok katmanlı yapısını göz ardı etmek anlamına gelir. Pek çok sanatçı kimlik, bellek ve maddesellik gibi meselelerle ilgilenir; bu sorular tek bir çerçevenin çok ötesine uzanır.
İstanbul’da sanatsal üretim ve izleyici kitlesindeki dönüşümü nasıl gözlemliyorsunuz? Bu değişim programınızı nasıl etkiliyor?
İstanbul her zaman kesişimlerin şehri oldu; ancak bugün sanatsal ekosistemi çok daha dinamik ve uluslararası bir akışa açık. Bu durum, galeriyi yalnızca bir sergi mekânı olarak değil, daha geniş bir kültürel alışveriş ağının parçası olarak düşünmeme neden oluyor.
Shaqayeq Arabi, İsimsiz,
Kültürlerarası diyalog fikri sıkça dile getiriliyor. Sizce gerçek bir diyalog ne zaman başlar? Ortak estetik duyarlılıklar üzerinden mi, yoksa paylaşılan kırılganlıklar aracılığıyla mı?
Belki de her ikisiyle. Estetik yakınlıklar bir sohbeti başlatabilir; ancak çoğu zaman daha derin bir anlayışın kapısını aralayan şey, paylaşılan kırılganlıklardır. Sanat, bu karşılaşmaların mümkün olabildiği bir alan yaratır.
Fotoğraf: Elias Daaboul


