Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Sınır tanımayan kolektiften bahar konserleri

Sınır tanımayan kolektiften bahar konserleri

Sınır tanımayan kolektiften bahar konserleri06 Mayıs 2026 - 07:05
Mayıs ayı boyunca Ankara, Eskişehir ve İstanbul’u kapsayan kısa ama yoğun bir konser serisiyle sahneye dönen No Land, 7 Mayıs’ta Ankara’da sahne alıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Son yıllarda alternatif sahnede kendine özgü bir hat çizen No Land, farklı coğrafyaların sesini aynı potada eriten bir topluluk olmanın ötesinde dillerin, kimliklerin ve duyguların birbirine karıştığı özgün bir anlatı kuruyor. 2026 baharında mini Türkiye turnesiyle yeniden dinleyici karşısına çıkan grup, yıllar içinde katman katman ördüğü müzikal evreni sahneye taşıyor.
 
Modern alternatif müzik sahnesinde kimlik çoğu zaman bir pazarlama aracına indirgenirken, No Land için bu kavram doğrudan bir varoluş meselesine dönüşüyor. Azeri, İranlı, Kürt ve Türk müzisyenlerden oluşan; adını da ‘ülkesiz’ fikrinden alan kolektif, bu tercihiyle müzikal çizgisini açık biçimde ortaya koyuyor. İsmin kökeni ise Sahand Lesani’nin önerisiyle Boşnak yönetmen Danis Tanovic'in 2001 yılında ‘Yabancı Dilde En İyi Film Akademi Ödülü'nü kazan kült filmi “No Man’s Land”e uzanıyor; bu referans, grubun müziğinde hissedilen sınır, aidiyet ve arada kalmışlık duygularının erken bir izdüşümü niteliğinde.
 
 
Ankara’dan İstanbul’a uzanan bahar rotası
 
Grup, 7 Mayıs 2026’da Ankara’da IF Performance Hall Tunus sahnesinde başlayacak konser serisini, 8 Mayıs’ta Eskişehir F Stop ve 29 Mayıs’ta İstanbul Kadıköy’de The Wall’da tamamlıyor. Bu üç konser, No Land’in hem yeni dinleyicilere ulaşma hem de sadık kitlesiyle yeniden buluşma çabası olarak okunabilir. Sahne performanslarında doğaçlamaya açık yapıları ve şarkıların canlı versiyonlarında yarattıkları atmosfer, stüdyo kayıtlarının ötesine geçen bir deneyim sunuyor.
 
Çok dilli müzikal dünya
 
No Land’in hikâyesi 2012 yılında Sahand Lesani, Mehmet Âkif Ersoy ve Kamil Hajiyev’in bir araya gelmesiyle başlıyor. Zaman içinde kadroya Çağatay Vural, Can Kalyoncu, Hazal Akkerman, Yağız Nevzat İpek ve Oğuzcan Bilgin’in katılmasıyla genişleyen grup, klasik bir band yapısından ziyade kolektif üretim modeline yöneliyor. Bu çeşitlilik, müziğin dokusuna da doğrudan yansıyor: Post-rock’ın atmosferik yapısı, slowcore’un minimalizmi ve alternatif müziğin anlatı özgürlüğü, grubun çok dilli söz dünyasıyla birleşiyor.
Türkçe, Azerice, Farsça ve Rusça gibi farklı dillerde yazılan şarkılar, hem dilsel bir çeşitlilik hem de farklı kültürel hafızaların iç içe geçmesi anlamına geliyor. Özellikle söz yazarlığında Vugar Hasani ve Kamil Hajiyev’in katkıları, grubun şiirsel ve melankolik tonunu belirleyen temel unsurlar arasında.
 
 
No Land’in diskografisinde ilk büyük durak, 2013-2016 arasında şekillenen ve 2016’da yayınlanan “Aramızda” albümü. Bu albüm, grubun kuruluş sürecinde ortaya çıkan parçaların bir derlemesi niteliğinde. “Yüzerdik”, “Payız”, “Aramızda Dinozor”, “Müstefilatun”, “Değil”, “Yolcu”, “Sor”, “Düşünme Kaybolursun” ve kapanış niteliğindeki “52 Hertz Whale - Outro” gibi parçalar, grubun erken dönem estetiğini açıkça ortaya koyuyor. Albümde yer alan “Niy? Bel? Uzundur Bu Yollar” ise Azerbaycanlı sanatçı Azer Cırttan Memmedov’un bestesine yapılan tek cover olarak dikkat çekiyor. Bu tercih, grubun köklerine ve bölgesel müzik mirasına olan bağlılığını da gösteriyor.
 
“Aramızda”, teknik anlamda sade ama duygusal olarak yoğun bir albüm. Minimal düzenlemeler, uzun enstrümantal geçişler ve vokalin çoğu zaman enstrüman gibi kullanılması, grubun ilerleyen yıllarda daha da geliştireceği bir dilin ilk örnekleri.
 
2019 başlarında dijital platformlarda yayınlanan ikinci albüm “Pusulası Kaybolmuş” ise,  Land’in müzikal olarak olgunlaştığını gösteren bir çalışma. Albümde yer alan “Şehr-i Yar”, “Sodom Gomore”, “Pusulası Kaybolmuş”, “Lakrima”, “Krilatiye Kacheli”, “N’olmuş”, “Pervin” ve “Seyir” gibi parçalar hem dil çeşitliliğini genişletiyor hem de tematik olarak daha karanlık ve içsel bir dünyaya yöneliyor.
 
Bu albümde prodüksiyon kalitesi belirgin şekilde artarken, enstrümantasyon da daha katmanlı bir hâl alıyor. Çello, trompet ve çok katmanlı gitar düzenlemeleri, şarkıların sinematik bir atmosfer kazanmasını sağlıyor. Albümün adı, grubun genel estetiğiyle örtüşen bir metafor: Yönünü kaybetmiş olmak, yaratıcı bir özgürlük alanı.
 
 
Dönüşsen yapı
 
No Land için sabit ve değişmez bir güncel kadrodan söz etmek pek mümkün değil. Grup, çekirdek bir ekip etrafında şekillense de sahne ve proje bazlı olarak genişleyip daralan kolektif bir yapıyla ilerliyor. Kamil Hajiyev (Vokal - Keman), Sahand Lesani (Elektrik Gitar) ve Çağatay Vural (Akustik Bas - Gitar) gibi isimler bu yapının omurgasını oluştururken Can Kalyoncu (Davul), Hazal Akkerman (Çello - Vokal), Yağız Nevzat İpek (Davul) ve Oğuzcan Bilgin (Trompet) de bu çekirdeğin önemli parçaları arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra Metin Kesik (Akustik Gitar) ve geçmişte projede yer alan Mehmet Âkif Ersoy gibi isimler de grubun oluşum ve gelişim sürecinde belirleyici rol oynadı.
 
Son dönem konserlerinde ise bu kadroya Ege Atalay (Çello) veya Nihal Saruhanlı (Davul)gibi farklı müzisyenlerin eşlik edebildiği görülüyor. Bu durum, No Land’i klasik anlamda sabit üyelerden oluşan bir grup olmaktan çıkarıp, ihtiyaç ve projeye göre şekillenen esnek bir müzikal kolektif hâline getiriyor.
 
 
Ana akımın dışında kalarak kendi dinleyici kitlesini organik biçimde büyütmeyi tercih eden grup, bağımsız müzik sahnesinde güçlü bir konuma sahip. Dijital platformlardaki dinlenme oranları ve konserlerdeki yoğun ilgi, bu stratejinin karşılık bulduğunu gösteriyor.
 
2026 itibarıyla, hâlâ dönüşen ve kendini yeniden tanımlayan bir yapı. Kadro değişimleri, farklı projeler ve yeni üretim süreçleriyle grup, sabit bir kimlikten ziyade akışkan bir müzikal organizma gibi hareket ediyor. Bu da onları yalnızca bir ‘grup’ olmaktan çıkarıp, bir anlatı alanına dönüştürüyor. Ankara, Eskişehir ve İstanbul’da gerçekleşecek konserler, bu anlatının yeni bir bölümünü temsil ediyor. No Land sahneye çıktığında, dinleyici yalnızca şarkıları değil; farklı coğrafyaların, dillerin ve hikâyelerin iç içe geçtiği bir dünyayı deneyimliyor. Ve belki de tam bu yüzden, onların müziği bir yere ait değil ama tam da bu nedenle her yere ait hissediliyor.
 
Etiketler: Milliyet Sanat  No Land  konser