Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » “Sıradanlar”, İstanbul’un görünmeyen hayatlarını anlatıyor

“Sıradanlar”, İstanbul’un görünmeyen hayatlarını anlatıyor

“Sıradanlar”, İstanbul’un görünmeyen hayatlarını anlatıyor21 Ekim 2026 - 04:10
Tiyatro ve sinema oyuncusu, senarist ve yönetmen Şerafettin Kaya’nın yazıp yönettiği “Sıradanlar”, İstanbul’un sokaklarında yolları kesişen insanların hikâyelerini beyazperdeye taşımaya hazırlanıyor.
İstanbul’un kalabalığı içinde birbirinden habersiz binlerce hayat akıp gidiyor. Herkes kendi mücadelesini verirken kimi geçmişinin yükünü taşıyor, kimi hayallerinin peşinden koşuyor, kimi de kendisine biçilen hayatın dışına çıkmaya çalışıyor. Bazı yollar tesadüfen kesişiyor; bazı karşılaşmalar ise insanların hayatında geri dönülmesi zor değişimlere kapı aralıyor. Şerafettin Kaya’nın yazıp yönettiği Sıradanlar, tam da bu görünmeyen hayatların, içsel çatışmaların ve kesişen yolların izini sürüyor.
 
 
Çekimleri İstanbul’da devam eden film, modern şehir yaşamının farklı katmanlarında kendilerine yer bulmaya çalışan insanların hikâyelerini bir araya getiriyor. Görüntü yönetmenliğini Ulaş Zeybek’in üstlendiği yapımda İstanbul, yalnızca olayların geçtiği bir mekân değil; karakterlerin iç dünyaları, çıkmazları ve birbirleriyle kurdukları ilişkilerle bütünleşen önemli bir anlatı unsuru olarak öne çıkıyor. Beyoğlu, Cibali ve Balat’ın kendine özgü dokusu, filmin gerçekçi şehir atmosferinin parçalarından birine dönüşüyor.
 
Yalnızlık, işsizlik, aşk, özgürlük, aidiyet ve geçmişle yüzleşme gibi kavramları odağına alan Sıradanlar, toplumun sıradan kabul ettiği hayatların ardındaki farklı hikâyeleri görünür kılmayı amaçlıyor. Film, insanın kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkiyi sorgularken, aynı şehirde yaşayan insanların birbirlerinden ne kadar bağımsız kalabildiği sorusunu da gündeme getiriyor.
 
Beş karakter, beş ayrı mücadele
 
Sıradanlar’ın hikâyesi, birbirinden farklı geçmişlere ve hayallere sahip karakterlerin yaşamları etrafında şekilleniyor. Her biri kendi yolunu bulmaya çalışırken hayatın karşılarına çıkardığı zorluklarla mücadele ediyor ve kendileri için çizilen sınırlarla hesaplaşıyor.
 
Geçmişte uğradığı haksızlıkların öfkesini taşıyan Namık, yaşadıklarının izleriyle ve geçmişiyle hesaplaşmanın mücadelesini veriyor. Ailesinin kendisi için çizdiği hayatı reddederek sokakta ressamlık yapan Yıldız, kendi seçimleriyle var olmanın ve başkalarının beklentilerinden bağımsız bir yaşam kurmanın peşinden gidiyor.
 
 
Meliha, müzisyen olma hayalinin peşinden yürüyen bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Hayalleriyle hayatın gerçekleri arasındaki mesafe, onun mücadelesinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Yetiştirme yurdundan ayrıldıktan sonra sokakta kendi hayatını kurmaya çalışan Salih ise şiir ve fanzinlerle kendisine yeni bir dünya yaratıyor. Suçun içinde yaşam mücadelesi veren Yunus da hikâyenin önemli parçalarından birini oluşturuyor.
 
Bu karakterlerin hikâyeleri, yalnızca birbirinden bağımsız kişisel mücadelelerden oluşmuyor. Yolları kesiştikçe dostluk, aşk ve dayanışma ilişkileri gelişiyor; ekonomik sıkışmışlık, geçmişten taşınan sorunlar ve giderek sertleşen çatışmalar ise kurulan bağları sınamaya başlıyor.
 
Farklı hayatların aynı şehirde birbirine dokunmasıyla film, kişisel tercihlerin ve geçmişte yaşananların bugünü nasıl şekillendirdiğini ele alıyor. Karakterlerin kendi olma arzusu ile hayata tutunma zorunluluğu arasındaki gerilim, hikâyenin temel çatışmalarından birini oluşturuyor.
Şerafettin Kaya: “Derdim hiçbir zaman film çekmek olmadı”
 
Filmin ortaya çıkış sürecine ve yönetmenlik anlayışına ilişkin konuşan Şerafettin Kaya, sinemaya yaklaşımını şu sözlerle ifade ediyor:
 
“Derdim hiçbir zaman film çekmek olmadı. Anlatılmak istenenleri anlatma çabası oldu.”
Kaya, film yapım sürecini uzun bir yolculuğa benzetiyor ve kendisini “Muavinsiz uzun yol otobüsü şoförü” olarak tanımlıyor:
 
“Muavinsiz uzun yol otobüsü şoförü gibi kendimi tanımlıyorum. Ama hedefe varmak çok önemli.”
Yönetmenin bu benzetmesi, bir hikâyeyi ortaya çıkarma ve tamamlayarak izleyiciyle buluşturma çabasını öne çıkarıyor. Sıradanlar’da karakterlerin iç dünyalarını ve çıkmazlarını aktarırken şiirsel bir anlatım dilini tercih eden Kaya, filmin repliklerinin niteliğine de dikkat çekiyor:
 
 
“Kurduğumuz her replik bir şiir gibi. İç dünyamızı dışarı atmak çok zor. Filmin içindeki o çıkmazı anlatmak için lirik bir dil kullandım.”
 
Kaya’nın sözleri, filmin sanatsal yaklaşımını anlamak açısından önemli bir ipucu sunuyor. Karakterlerin yaşadıkları kadar içlerinde tuttukları, ifade etmekte zorlandıkları ve anlamlandırmaya çalıştıkları duygular da filmin dünyasında yer buluyor. Tiratlardan monologlara, şiirden müziğe uzanan anlatım unsurları da bu içsel dünyayı farklı biçimlerde görünür kılıyor.
 
Gerçekçi şehir atmosferini lirik bir dille buluşturan film, bir yandan İstanbul’un gündelik yaşamına yaklaşırken diğer yandan karakterlerin kendi içlerinde sürdürdükleri mücadelelere odaklanıyor. Böylece söz, müzik, şiir ve görsel anlatım, aynı hikâyenin farklı ifade yolları olarak bir araya geliyor.
 
Ödüllü yönetmenden yeni bir sinema yolculuğu
 
Şerafettin Kaya’nın daha önce yönettiği Ben İyi Biri Olmadan Önce adlı film, 2021 yılında Uluslararası 9. Paris Play Film Festivali’nde “En İyi Sinema Filmi” ödülünü kazandı. Kaya, Sıradanlar ile bu kez İstanbul’un farklı yüzlerinden hareketle bireyin iç dünyasını, toplumsal yaşamla ilişkisini ve aynı şehirde kesişen insan hayatlarını odağına alıyor.
 
Görüntü yönetmenliğini Ulaş Zeybek’in üstlendiği filmde İstanbul’un kendine özgü dokusu, gerçekçi şehir atmosferiyle şiirsel anlatımın buluştuğu bir dünya oluşturuyor. Söz ve müziğin görsel hikâyeyle iç içe geçtiği yapım, gündelik hayatın içinden gelen insanların yalnızlıklarını, tutkularını, çatışmalarını ve hayata tutunma çabalarını bir araya getiriyor.
 
Oyuncu kadrosu
 
Sıradanlar filminin oyuncu kadrosunda Suat Arıkan, Şerafettin Kaya, Gül Gülsün Yıldız, Hacı Ali Konuk, Volga Sorgu, Tankut Kılınç, Kübra Yüksel, Yağmur Bulut, Halid Hamarat, Göksel Eren, Müge Karataş, Enes Altun ve İbrahim Sevinç yer alıyor.
 
 
Çekimleri İstanbul’da devam eden Sıradanlar, suç, yalnızlık, aşk, işsizlik, sanat ve geçmişle hesaplaşma temalarını aynı şehirde kesişen hayatlar üzerinden ele alıyor. Tiratların, monologların, lirik diyalogların, şiirin, aryaların, şarkıların, trompetin, resmin ve müziğin buluştuğu anlatısıyla film, insanın kendisiyle ve yaşadığı dünyayla kurduğu ilişkiye farklı bir pencereden bakmayı hedefliyor.
Şerafettin Kaya’nın yazıp yönettiği Sıradanlar, metropolün görünür yüzünün ardında kalan insanlara yaklaşırken izleyiciyi de kendi hayatına ve “sıradan” kabul ettiği gerçekliklere başka bir gözle bakmaya çağırıyor.
 
Etiketler: Sıradanlar  Şerafettin Kaya  sinema