T. Volkan Aslan’dan “Seyir”e davet
Müzisyen, akademisyen ve kültür yöneticisi T. Volkan Aslan, yıllar içinde farklı dönemlerde bestelediği eserleri ilk stüdyo albümü “Seyir”de bir araya getiriyor.
Yeliz Tingür
yeliztingur@gmail.com
Müzisyen, akademisyen ve kültür yöneticisi T. Volkan Aslan, yıllar içinde farklı dönemlerde bestelediği eserleri ilk stüdyo albümü “Seyir”de bir araya getiriyor. Geleneksel Anadolu enstrümanlarını çağdaş ve minimal düzenlemelerle buluşturan yedi parçalık albüm, Aslan’ın kendi müzikal yolculuğuna dönüp baktığı kadar dinleyiciyi de kendi hikâyesine davet ediyor. Cahit Berkay’dan BaBa ZuLa’ya uzanan müzikal buluşmaların eşlik ettiği “Seyir”i T. Volkan Aslan ile konuştuk.
“Bu albümü zihnimde çok uzun süre beklettim,” diyorsunuz. “Seyir”in bir albüme dönüşme fikri ne zaman doğdu? Albüm için yazdığınız ilk parça hangisiydi ve o ilk parçadan bugünkü yedi parçalık bütüne nasıl ulaştınız?
Bu albümü, dediğiniz gibi, uzun süre beklettim. Bunun birkaç sebebi var. Birincisi, hayatın kendi akışı içinde 15-16 yıllık bir kültür yöneticiliği sürecim var ve hâlâ devam ediyor. Bu süreçte albümün tamamlanması, şarkıların itinayla çalışılması gibi işler doğal olarak aksayarak ilerledi.
İkincisi, insanın kendisini hazır hissetmesiyle ilgili. Özellikle yakın arkadaş çevremin teşvik edici rolü arttı. Albümü beğendiklerini, bunun nitelikli bir çalışmaya dönüşebileceğini söyleyerek beni motive ettiler. Umarım dinleyenler de böyle düşünüyordur.
Bu motivasyonla albümü çıkarma gereği hissettim. Ama esas olarak ana işimin ve mesleğimin müzisyenlik olması; kendi mesleğime dair hayatımın bu noktasına bir çentik atmak, bir not düşmek benim için çok önemliydi. Bu süreç kendimi yeniden hatırlamama ve bazı şeyleri tekrar etmeme vesile oldu.
Albümde farklı dönemlerde ortaya çıkmış besteler bir araya geliyor. Bu eserleri aynı albümün parçaları yapan ortak duygu veya müzikal bağ neydi? Parçaların sıralamasını belirlerken nasıl bir dinleme yolculuğu tasarladınız?
“Seyir”, farklı dönemlerde ve farklı zamanlarda bestelediğim eserler arasından yaptığım bir seçki. En başta, beni duygusal olarak tatmin eden ve kendimi bulduğum eserleri tercih ettim. Doku olarak birbirine yakın bir yolculuk albümü. Baştan sona dinlediğinizde eserler arasındaki bağlantıyı ve devamlılığı bulabilirsiniz; çünkü kurguyu bu yönde oluşturdum.
Bir taraftan kendi hayat yolculuğumu anlatırken, diğer taraftan insanların yolculuklarına eşlik edecek enstrümantal eserlerden oluşan bir albüm yapmaya çalıştım. Adının “Seyir” olmasının nedeni de bu.
Parça sıralamasında birbirini tamamlayan, bir sonraki geçişte duyguyu ve hissiyatı farklılaştıran eserleri yan yana getirmeye gayret ettim. Besteler, benim duygularımı ifade etmemin bir aracı; ama bu duygu geçişinin dinleyenin dünyasına girebilmesi arzusu da var. Sıralama ölçütlerimi de buna göre belirledim.
Albümle “herkesin kendi seyrinde bir şeyler bulabilmesini” arzu ediyorsunuz. Dinleyicilerden şimdiye kadar aldığınız tepkiler arasında sizi şaşırtan, bir parçanıza hiç düşünmediğiniz bir anlam kazandıran oldu mu?
Bazı kişiler arıyor, konuşuyoruz; çeşitli mesajlar geliyor. “Bu şarkıda şöyle bir duygu hissettim, sen de böyle hissederek mi çaldın?” diye soruyorlar. Albümün kazandığı beğeni ve insanların tepkileri benim de çok hoşuma gidiyor.
Tanıdığım ve tanımadığım birçok insanla şarkılar, bu enstrümantal yapının yarattığı görsel dünya, hayaller, kırgınlıklar, yaslarımız ve sevinçlerimiz üzerine konuşuyoruz. Albüm güzel bir sohbet alanı açtı.
Düzenlemelerde Kerem Can Aslan ve Rodizan’la birlikte çalıştınız. Bestelerin ilk hâlleriyle albümde dinlediğimiz hâlleri arasında ne gibi değişiklikler oldu? Sizi en fazla şaşırtan dönüşüm hangi parçada yaşandı?
Bunlar yıllar içinde yerli yerine oturmuş eserler olduğu için hem Kerem’de hem de Rodizan’da benim müzikal dünyamın bütün anahtarları var diyebilirim.
Geldiği nokta itibarıyla bana “Evet, işte burada oldu” dedirten eserlerden biri “Bahar”. “Bahar”ın düzenlemesi üzerine pek çok kez oturup çalıştık. Yıllar önce bir radyo tiyatrosunda bambaşka bir düzenlemesini kullanmıştım; bir dans tiyatrosunun tematik müziklerinden birinde başka bir düzenlemesi vardı. Albümde ise bambaşka bir şekle büründü.
Mey sizin kişisel müzik dilinizde nasıl bir yere sahip? Bu çalgıyla ilişkinizin başladığı dönemden “Seyir”e uzanan süreçte icra biçiminiz ve meyden beklediğiniz ses nasıl değişti?
Mey benim konservatuvardaki meslek sazım, ana enstrümanım. Seçerken de çok severek seçmiştim; hâlâ gönlümden hissederek çalıyorum. İnsanın sesine çok yakın, insanla çok haşır neşir ve duygulu bir enstrüman.
Fotoğraf: Sami Türk
Albümde Cahit Berkay gibi önemli isimlerle çalıştınız. Cahit Berkay, Türkiye’de birkaç kuşağın hafızasında Anadolu pop ve film müzikleriyle özel bir yere sahip. Sizin onun müziğiyle ilk karşılaşmanız ne zamandı? Yıllar sonra aynı albümde buluşmak, gençlik yıllarınızdaki müzisyen Volkan Aslan için nasıl bir anlam taşıyor?
Cahit Berkay, tanışmasak da bütün yolculuğumun ve hayatımın bir parçasıydı; hem kendi adıyla hem Moğollar’la. Bu albümdeki varlığı beni manevi olarak çok başka bir noktaya götürüyor. Müzikal olarak da bugüne kadar ürettiklerine çok yaslandığım biri.
Benim açımdan çok önemli bir buluşmaydı. Genç müzisyen Volkan Aslan, bir gün Cahit Berkay’la böyle bir şey yapacağını o zamanlar hayal bile edemezdi. Zaman içinde aynı şarkıda buluşmuş olmamız çok anlamlıydı.
Açıkçası düzenlemenin, hatta bestenin yapıldığı günden beri aklımda hep o vardı: “Bir şekilde yapar mı?” diye düşünüyordum. Sağ olsun, büyük bir tevazuyla yaklaştı. Birçok zorlu koşula rağmen stüdyoya geldi. Ona çok teşekkür ediyorum.
Onun nezdinde, sazında usta pek çok isim bu albümde yer aldı. Hepsine tek tek teşekkür ediyorum; sağ olsunlar, var olsunlar.
Albümde Baba Zula “Bahar”ı yeniden yorumluyor. Baba Zula ile bu albümde yollarınız nasıl kesişti? Bu parçanın albümün ilk klibi olması sizin için nasıl bir anlam ifade ediyor?
Baba Zula’yla uzun süredir tanışıyoruz. Başka konularda fikir alışverişlerimiz ve ortak çalışmalarımız oldu; fakat buradaki en önemli taraf dostluğumuz. Her zaman teşvik edici oldular. Murat Ertel de albümün ilk demolarını dinlediği andan itibaren çok teşvik ediciydi ve bir şarkıda birlikte çalışma önerisinde bulundu. Ben de çok sevindim.
Bu albümde yer alan müzisyenlerin katkıları benim için çok kıymetli. Herkes albüme yılların deneyimi ve birikimiyle katkı sunuyor. Murat Ertel nezdinde bütün Baba Zula ekibi gönül dostu, gönlü açık insanlar. Hiçbir katkıyı esirgemeden, insanı rahatsız hissettirmeden destek sundular. Görüşmelerimiz ve birlikteliğimiz hâlâ devam ediyor.
Remiks için “Bahar”ı kendileri seçti. Remiks süreci ve yayımlanan klip onların da büyük emekleriyle gerçekleşti. Hep söylüyorum: Bu, kolektif bir çalışma. Bir Volkan Aslan albümü olmaktan öte, burada yer alan herkesin albümü. Her şeyi bu duyguyla hissediyorum.
Son olarak “Seyir”i sahneye nasıl taşımayı düşünüyorsunuz?
“Seyir” bir yolculuk ve yol hikâyesi. Hayatımın bazı dönemlerinde müzik ve dansı iç içe geçiren dans tiyatrosu çalışmaları yaptım. Arkadaşlarımla birlikte defalarca sergiledik; battık, çıktık, pek çok hikâyemiz var. Beni kültür yöneticiliğine götüren yollardan biri de buydu.
“Seyir”in de buna benzer bir hikâyeyle sahnelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama uzun bir süreç olacak. Şu anda üstlendiğim görev çok önemli ve insanın vaktinin tamamını ayırmadan yapılabilecek bir iş değil; benim için çok mühim.
Öte yandan sahne disiplini ve onun yansıması da önemli. Böyle bir şey yapılacaksa yüksek enerjiyle, yüksek disiplinle ve iyi bir çalışmayla yapılmalı. Şimdilik böyle bir fikrim var ama zamana ihtiyacım var.
Etiketler: volkan aslan Seyir albüm


