Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Tarabya’nın 15 yıllık Akademisi’nden notlar

Tarabya’nın 15 yıllık Akademisi’nden notlar

Tarabya’nın 15 yıllık Akademisi’nden notlar22 Eylül 2026 - 08:09
Ankara’daki Almanya Federal Almanya Cumhuriyeti Büyükelçiliği ve Goethe Institut işbirliği ile düzenlenen Tarabya Kültür Akademisi projesinin konuk sanatçı projeleri, 19 Eylül günü Akademi’de yapılan bir ‘maraton’la basın ve kamuoyuna sunuldu. Projeler edebiyat, performans, kültür ve sanat tarihi ile, toplumsal hafıza ve belgesel sinema gibi bir çok disiplini bu yıl da birbiriyle yan yana getiriyor. Kurum, seçtiği sanatçı ve projelerine gösterdiği arşiv ve ön hazırlık konusundaki Alman usulü titizliğiyle de takdir topluyor
EVRİM ALTUĞ
evrimaltug@gmail.com 
 
Almanya Federal Meclisi inisiyatifi ile 2011’den bugüne İstanbul’da sürdürülen “Tarabya Kültür Akademisi”nin (Tarabya KA) 2026 Güz sanatçıları, projelerini basın ve kamuoyu ile kültür ve sanat camiasının beğenisine sundu. Türkiye ile Almanya arasındaki sanatsal alışverişin desteklenmesi amacıyla düzenlenen proje, her yıl Almanya’da çalışan ve yaşayan, yaklaşık 20 konuk sanatçının yanı sıra, ortak üretim burslarıyla Türkiye ve Almanya’dan iki sanatçının oluşturduğu üç farklı gruba destek sağlıyor. 
 
İstanbul’un Tarabya semtindeki, Almanya Büyükelçisi’nin yazlık rezidans alanında kurgulanan proje, Goethe Enstitüsü’nün küratöryel sorumluluğu ile devam ediyor. Bu kapsamda, katılımcı kültür ve sanat figürlerin sanatsal projelerinin hayata geçirilmesi ve sergilenmesi için, malzeme masrafları da talep edilebiliyor. Sanatçılar bununla birlikte arzu ederlerse program dahilinde aileleriyle birlikte adreste misafir ediliyor.
 
 
1970'lerdeki Köln Ford işçi grevi de, Tarabya KA'nın tarihi serasında bir Alman sanatçının özel bir sunum ve düzenlemesine mekân oldu.
 
TKA, yedi dairesi, bir ortak kullanım alanı, bir prova mekânı, bir atölyesi ve bir de etkinlik alanı ile sanatçılara kapısını açık bulunduruyor. Kurum ve yapı, kendisini Türkiye ve Almanya arası karşılıklı kültür alışverişi lehine, yalıtılmış bir inziva mekânından ziyade, insanlar arası karşılaşmalar için bir zemin olarak tarif ediyor. Bu çatı altında Yaz Festivali, Yaratıcı Sohbetler, Performanslar ve Açık Atölye’ler deneyimleniyor. 
 
Hal böyle iken 19 Eylül günü ‘Açık Atölyeler’ başlığında saat 14:30 ile 21:00 arasında düzenlenen Akademi buluşması da, bu yılın davetli proje ve sanatçılarını gündeme taşımış bulunuyor. Buna göre Akademi’nin Haziran ve Eylül 2026 aralıklı konuk sanatçıları, Achim Lengerer, Cem Kaya, Gözde Gazioğlu, Füsun Türetken, Ozan Zekeriya Keskinkılıç, Pelin Tan, Özge Çelikaslan, Sven Johne ve Volkan T. Error’dan oluşuyor. 
 
Achim Lengerer bu kapsamda, yerleşkede bir sera içinde yaptığı sunum üzerinden, Köln’de 1973’te yapılmış ve Türk, Kürt ve pek çok azınlık işçinin de Alman yurttaşlarıyla katıldıkları Ford fabrikası işçi grevinin akustik kazısını yapıyor. Bir kültür araştırmacısı gibi çalışan sanatçı, projesinde dönemin Batı Almanya siyasal ve sosyal ikliminde mevcut dayanışma ve dışlama hafızasını, o tarihten günümüze erişen nesillerin de tanıklıkları ve röportajları katkısıyla, berraklaştırıyor. Projede sanatçıya, eserin katılımcılara aktarımı vesilesiyle deneyimli kültür ve sanat gazetecisi, müzik araştırmacısı ve DJ T.Serkan Seymen de katkıda bulunuyor.
 
 
Dj ve kültür araştırmacısı Volkan T Error, Tarabya KA Güz dönemi projesinde Aksaray kültürünü video ve akustik açıdan mercek altına aldı.
 
Projeye katılan ve davetlilere ‘Alina’ isimli yeni belgeselini sunan Sven Johne ise, sunduğu yapımda sesli, görüntülü, yazılı ve duygusal tarihin ipuçlarını bir araya getirerek, özellikle ‘savaş’ ve sonrasında insanın bu fenomen üzerinden yitirdiği ortak kültürel deneyim ve varlıkların altını çiziyor. Alina filmi, bir anne ile kızının Ukrayna ve sınırları üzerinden kanoyla çıktıkları dramatik bir yolculuğu belgeselleştirirken, projeye hakim olan ‘drone’ sesi ve annenin önünde kanoda kürek çeken kızıyla yüzünü görmeksizin, iç sesiyle paylaştıklarının draması, söz konusu belgeselin samimiyet ve ağıt duygusunu perçinliyor. Yönetmen, senarist ve yapımcı, belgeselci Johne, Tarabya Kültür Akademisi’ne getirdiği projesinde ise halen Türkiye ve Bulgaristan sınır bölgesine yaptığı yolculuğun, buradaki Yıldız Dağları’nda yaşadığı tanıklıkların kültürel ve estetik açıdan dönüşümü üzerine yoğunlaşmış bulunuyor. Johne’nin Tarabya’da izlettiği ‘Alina’nın, ayrıca Ekim ayında da Frankfurt’ta prömiyerini yapması bekleniyor. 
 
Tarabya KA sınırları içindeki yaklaşık 250 senelik Şapel de, 1989 doğumlu sanatçı, şair Ozan Zakariya Keskinkılıç’ın İstanbul araştırmalarında odaklandığı ‘yılan’ ve bu unsuru kayıt altına almış türlü arkeolojik miras gündeme taşınıyor. Keskinkılıç, 19 Eylül günü yaptığı ve “Club Pompeii”, “Yılanlı Sütun”, “Kıyıda Parthenope” ve “Kaplıcada Öldürülen Şair Üzerine” isimli eserlerini de içeren Şapel okuma - performansında, yapıdaki tarihi org eşliğinde, son dönem şiirlerini seslendirmiş bulunuyor. Tarabya Kültür Akademisi tarafından bastırılan “Şahmaran’ın Vasiyeti 1-3” aralıklı bu üretim, yine Ekim ayında basılacak “Binde Mich Odysseius Gleich an die Ubahnstange” isimli bir şiir kitabını da müjdelerken, orgun başında da Gökçe Uygun bulunuyor.
 
 
Tarabya KA'nın en az 200 senelik şapeli, tarihi org ile yapılan bir edebiyat paylaşımına ilham verdi. İlgili şiirler ayrıca Ekim ayında da kitaplaşıyor.
 
Disiplinler arası yapımların görünürlüğü üzerine odaklanan, Allianz Foundation destekli projeleri de içeren Tarabya KA projelerinden bir diğerinde ise, Gözde Gazioğlu ile Füsun Türetken, İstanbul Kalamış semtindeki üç katlı bir taş modern villada yaşanmışlıkların izini Tarabya KA’nın Müzik Odası’nda sürüyor. Villanın taşıdığı hayatlar üzerinden Apaçık Radyo ile de işbirliğine giden ikili, aldıkları ses ve görüntü kayıtları ile buldukları nadir belge ve görselleri, Tarabya KA’daki ziyaretçilerin merak ve ilgisine sunuyor. Proje özellikle İstanbul’daki Levanten kültürü ile, ‘azınlık’ ve ‘çoğunluk’ belleği arasındaki nesiller ötesi sarsıntılı irtibatın olumlu ve olumsuz kanıtlarını dramatik bir yaklaşımla bir araya getirmeye çalışıyor. Kültür yöneticisi, editör Gözde Gazioğlu, çağdaş sanat, yayıncılık ve ulus ötesi kültür üretimi alanlarında çalışıyor. Türetken ise halen, Hochschule für Künste Bremen Sanat Yüksek Okulu ve Lahey Kraliyet Sanat Akademisi’ndeki hocalığını devam ettiriyor.
 
 
Tarabya KA'daki Müzik Odası, Levanten geçmiş üzerine, iki kadın akademisyen imzalı özel bir projeyle de donandı.
 
Disiplinler arası Tarabya KA sanatçılarından bir diğeri olan Nele Stuhler ise, kariyerini tiyatro üzerine şekillendirmiş bulunuyor. Stuhler proje takvimi uyarınca Tarabya KA’nın ‘Çay Evi’nde, Ruth Kemha eşliğinde bir performans ortaya koyuyor. Sanatçı, lirik, içtenlikli projesini kendi sözleriyle şöyle ifade ediyor: “Uçaklarda, güneşlerde,  acılarda oturmaktayım. Arkadaşlarla, planlarla, masalarla…” 
 
Bu zenginliğe ek olarak projeye katılan iki isim de, dünyanın farklı alanlarından geliyor: Keith Haring Sanat ve Aktivizm Ödülü’nün altıncı sahibi Pelin Tan ile Özge Çelikaslan, Tarabya KA’nın tarihi taş kubbeli etkinlik alanında Diyarbakırlı sanat ve kültür imzası Servet Mehmet Kaplan ile buluşuyor. Tan ve Çelikaslan hayli soluksuz geçen proje tanıtımlarında katılımcılara ‘Dicle’, ‘Arşiv’, ‘Peyzaj’ ve ‘Hafıza’ gibi dört unsurla şekillenen ‘Video Topografyaları’ adlı dijital, arşivsel, sosyal ve medya kökenli sentez yapımlarını, bunun gerekçelerini aktarıyor. Proje, ikilinin son 10 yılda sanatsal araştırma, video ve kolektif arşivleme alanlarında geliştirdikleri bir dizi ortak pratiğe odaklanıyor. İkili, sergi söyleşisini dokümante ettikleri bu projeleri hakkında konuşurken “…bu çalışmaları birbirinden ayrı projeler olarak sunmaktansa, bölge, yerinden edilme, bellek, ekolojik dönüşüm ve arşivsel bakım meselelerinin zaman içinde biçimlendiği süreklilik taşıyan bir pratik olarak değerlendiriyor.”
 
 
Tarabya KA'da sunulan bir ortak çalışma ise, Diyarbakır'da açılan bir güncel sanat sergisi ile, Türkiye de birkaç ili kapsayan bir kültürel kayıp araştırmasına odaklıydı.
 
Bu eksende ayrıca, AB tarafından finanse edilen ve Sivil Düşün inisiyatifinin katkısıyla Goethe İnstitut ve Tarabya KA imzası ile yapılan “Dicle’nin Sürgünleri” adlı 11 Ekim - 11 Kasım aralıklı sergi de, etkinliğe katılan Servet Mehmet Kaplan tarafından katılımcılarla paylaşılıyor. Proje, İstanbul, Diyarbakır, Hatay ve Mardin gibi bölgeleri kucaklayan geniş bir anlatı ve temsil kapsamı vadediyor. İlgili sergide Pelin Tan ile Özge Çelikaslan’ın Tarabya KA’daki sunumları da yer alıyor. Sergi, beraberinde Türkçe ve Kürtçe basılmış özel bir kataloğu da getiriyor.
 
Öte yandan Cem Kaya ve Achim Lengerer’in de yeni projeleriyle defaten kabul gördükleri Tarabya KA’nın ilgi çeken bir diğer projesini ise DJ, kültür araştırmacısı Volkan T Error üstleniyor. Kendisi, sadece Türkçe hip - hop müziğin öncülerinden biri olarak görülmeyip, on yıllardır da prodüktör, sahne sanatçısı ve müzisyen olarak da tanınıyor. Volkan, çalışmasında İstanbul’un giderek kozmopolit hale gelen ve Türkiye çeperindeki nice ulus için bir barınak ve alternatif yaşam alanı haline getirilen Aksaray semtinde yaptığı akustik keşif ve eleştirileri, Tarabya KA arşivlerine dahil ediyor. Bölge esnafının seslerine, ilgili esnafın müzikal tercihleri veya Aksaray’ın son 20 yıllık akustik sosyal tarihinden dramatik anekdotlar karışıyor. DJ Volkan, çalışmasında sosyal tarih ile akustik tarih arasındaki irtibat ve verimlilik alanlarına dikkati çekiyor. Sanatçı, eserlerinde ses, sample (parça ses), ritm ve sözlerle deneylerde bulunuyor. Böylece yeni ses ‘manzaraları’ ortaya çıkıyor.
 
Netice yerine, Alman disipliniyle yetkililerden sevinerek aldığımız bu resmi bilgilere ve tanıklıklarımıza dayanarak, info@kulturakademie-tarabya.de adresi ile irtibat sağlanabilen Tarabya KA’nın hem Almanya, hem Türkiye kültür atlasına yeni keşifler kattığı, bariz görünüyor. 
 
Lakin titizlikle seçilen imzalar ve projelerdeki aşırı ‘çalışkan’ kavramsallık, onlarla ilk kez tanışan davetli veya profesyonellerin bunları bir gün gibi aşırı kısa bir zamanda sindirebilmesi adına haklı şikayetlere ve yorgunluklara da sebebiyet veriyor. Öyle ki, sunumlardan sonra soru ve cevaplar hemen herkesin aklında hapsoluyor.
 
Bununla birlikte proje sunumları arasında verilen molaların hayatiyeti, ya da etkinlik bitiminde daha da kaynaşabilmek adına verilen davetin gerekliliği, tam da bu noktada takdire değer görünüyor. 
 
Öte yandan Tarabya KA’nın projelerinin arşivlenmesine ve yeni projelerin seçimlerinde gösterdiği esnek jüri ve dayanışma tavrına bakılırsa, Akademi’nin kültür ve sanat adına ne denli uzun vadeli bir niyetle varolduğu, biraz daha netlik kazanıyor. 
 
Bunlar yaşanırken akla bir de, Tarabya KA ilhamı ve vizyonunun buradan da Almanya’ya gidebilecek kültür ve sanat imzaları için, sözgelimi bir Köln, bir Frankfurt veya Berlin KA vb. ile düşünülüp, düşünülemeyeceği olasılığı, ister istemez kendini var ediyor.
 
Etiketler: Milliyet Sanat  Tarabya  Almanya  büyükelçilik  Goethe Institut  Tarabya Kültür Akademisi