Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Tarihi çalgılarla eski müziğe yeni bir yorum

Tarihi çalgılarla eski müziğe yeni bir yorum

Tarihi çalgılarla eski müziğe yeni bir yorum22 Mayıs 2026 - 05:05
Musica Antiqua Pera’nın kurucusu Yusuf Yalçın, tarihi çalgılarla icra edilen barok ve klasik dönem eserlerinin dinleyicide yarattığı farklı deneyimi, CLASSICAL@415 programının dramaturjisini ve Türkiye’de eski müziğe yönelik ilginin dönüşümünü anlattı.
İstanbul’un tarihi mekânlarında gerçekleştirdiği konserlerle barok ve klasik dönem müziğini özgün tınılarıyla dinleyiciyle buluşturan Musica Antiqua Pera, eski müzik alanındaki çalışmalarını büyütmeye devam ediyor. Tarihi çalgılarla icra edilen eserler aracılığıyla dinleyiciyi yüzyıllar öncesinin ses dünyasına davet eden topluluk, CLASSICAL@415 konserlerinde Bach’tan Mozart’a uzanan geniş repertuvarıyla hem müzikal hem de tarihsel bir yolculuk sunuyor. Musica Antiqua Pera’nın kurucusu Yusuf Yalçın, tarihi icra pratiğini, Türkiye’de eski müziğe yönelik ilgiyi ve konserlerinin atmosferini anlattı.
 
 
Yusuf Yalçın
 
Barok ve klasik dönem eserlerini tarihi çalgılarla icra etmek, dinleyici deneyimini sizce nasıl dönüştürüyor? Modern yorumlardan sizi ayıran en temel yaklaşım nedir?
 
Klasik müzik dinleyicilerinin en aşina olduğu repertuvarın önemli bir bölümü aslında Barok ve Klasik olarak bilinen 17. ve 18. yüzyılı boyunca ortaya çıktı. 20. yy. sonlarına kadar birçok dinleyici tarihsel icra pratiklerine aşina değildi. Son çeyrek yüzyılda önemli bir dönüşüm yaşandı ve bizler de bu modaya ayak uydurmaya çalışarak İstanbul’da Barok müzik seven dinleyicilerine canlı şekilde deneyimleyebildikleri etkinlikler düzenlemeye çalışıyoruz. Modern yorumlardan farkımız, eski çalgıların biçimsel ve teknik kapasiteleri bakımından hem olumlu hem de zorlayıcı özelliklerini o dönemin müzikal anlayışını de kapsayan geniş bir çerçevede ele alıyor olmamız.
 
Genel klasik müzik dinleyicileri modern yorumların ses dünyasına ve karakterine zaten oldukça alışıktır. Her eski müzik topluluğu gibi, biz de kullanılan çalgılara ek olarak, yorumumuza tarihsel bilgi ve entelektüel bir derinlik katma çabası içindeyiz. Bu yaklaşımla sahnede icra edilen müzik, tanınan eserlerin yazıldığı dönemlerdeki ses dünyasına açılan bir geçit gibi, dinleyiciye bambaşka bir atmosfer deneyimleme fırsatına dönüşüyor.
 
 
Konser programında Bach’tan Vivaldi’ye, Lully’den Mozart’a uzanan oldukça geniş bir seçki var. Bu repertuvarı oluştururken nasıl bir dramaturji ya da duygu akışı kurguladınız?
 
CLASSICAL@415 adlı programımız yaklaşık 1600-1790 yılları arasında yazılmış müzikleri içeriyor. Hem o dönemin popüler melodilerini hem de günümüzde halen sevilen parçaları kapsayan bir repertuvar. Programı yaparken temel yaklaşımımız, müzisyenlerin ve dinleyicilerin talebi arasında bir denge kurmaktı, bu sebeple birbirine yakışan, tarihsel bir dönüşümü hissettiren kronolojik sıralama yaparak tek bir etkinlikte yer vermeye çalıştık.
 
 
Musica Antiqua Pera’nın İstanbul’da tarihi icra pratiğine yönelik ilgiyi artırdığı görülüyor. Türkiye’de bu alana dair dinleyici ilgisini ve müzisyen yetişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Musica Antiqua Pera Türkiye’de eski müzik yapan toplulukların ilki olmasa da bu tür yaklaşımı daha geniş kitlelerle buluşturmaya yönelik birçok konser gerçekleştirdi. Her etkinliğimizde bu sürecin bizlerle dinleyiciler arasında karşılıklı bir dönüşüm yarattığına şahit oluyoruz. Henüz yeterince kapsamlı olmasa da, bazı konservatuvarlarda eski müzik eğitimi konusunda atılan adımlar bu ilginin genç müzisyenlere ve daha geniş kesimlere yayılmasını da sağlayacaktır. İlerleyen sezonlarda topluluğumuzu genişletmek gibi bir isteğimiz olduğu için gençlerin tarihsel icraya yönelik artan ilgisinin bizlere de olumlu bir dönüşü olacağını düşünüyoruz.
 
 
İstanbul Deniz Müzesi gibi tarihi atmosferi güçlü bir mekânda sahne almak, konserin ruhuna nasıl katkı sağlıyor? Mekân seçimi sizin için performansın bir parçası mı?
 
Deniz Müzesi hem tarihi atmosferi hem de merkezi bir konumda olması sebebiyle bizim topluluğumuzun konserleri için en uygun mekânlardan biri. Kilise, sanat galerisi ve müze gibi mekânları tercih ediyor olmamız hem akustik açıdan hem de yapının kendi tarihi dokusu sebebiyle birbiriyle örtüşen özellikler. Bizim de müziği tarihsel bir yaklaşımla ele alıyor oluşumuz bu özelliklerin tamamlayıcı bir unsuru haline geliyor.
 
Etiketler: Milliyet Sanat  Yusuf Yalçın  Musica Antiqua Pera