Tarihi sahnede yeni dönem
İstanbul’un tiyatro hafızasında önemli bir yeri olan Muammer Karaca Tiyatrosu, 14 yıllık aranın ardından yeniden açılan kapılarını bağımsız tiyatro topluluklarına da açıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
İstiklal Caddesi’nin tiyatro belleğinde özel bir yeri olan Muammer Karaca Tiyatrosu, uzun bir aradan sonra yeniden sanat yaşamına katılırken şimdi de bağımsız tiyatro topluluklarına yönelik başvuru çağrısıyla gündemde. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bünyesinde restore edilerek 25 Eylül 2026’da yeniden açılan tarihî sahnede oyunlarını sergilemek isteyen topluluklar için mekân tahsisi başvuruları başladı.
Muammer Karaca Tiyatrosu’nun yeni döneminde bağımsız topluluklara yönelik başvuru çağrısı, tarihî yapının geçmişten gelen tiyatro birikimini güncel üretimlerle buluşturma hedefinin bir parçası. İstanbul’un kültür-sanat yaşamında uzun yıllar boyunca farklı tiyatro anlayışlarına, topluluklara ve önemli yapımlara ev sahipliği yapan sahnenin yeniden kullanıma açılması, yalnızca bir binanın kapılarını açması anlamına gelmiyor. Yeni dönem, tiyatro üretiminin farklı biçimlerine alan yaratılması ve özellikle gençlerin, öğrencilerin ve tiyatroseverlerin sahne sanatlarıyla daha sık buluşması amacıyla şekilleniyor.
Oyunlarını bu sahnede seyirciyle buluşturmak isteyen bağımsız tiyatro topluluklarının başvurularında oyun dosyalarını, talep ettikleri tarih ve saatleri, teknik ihtiyaçlarını ve iletişim bilgilerini iletmeleri gerekiyor. Başvurular muammerkaracatiyatrosu@ibb.gov.tr adresi üzerinden kabul ediliyor. Son başvuru tarihi 30 Ekim 2026.
İBB tarafından yürütülen yeni dönem programı kapsamında Muammer Karaca Tiyatrosu, bağımsız toplulukların oyun önerilerini değerlendirmeye alacak. Bu çağrı, farklı ölçeklerde üretim yapan tiyatro ekiplerinin yapımlarını seyirciyle buluşturabilmeleri için tarihî sahnenin kullanımına yönelik bir fırsat sunuyor. Toplulukların ileteceği dosyalar ve sahne kullanım talepleri, tiyatronun yeni dönem programı oluşturulurken değerlendirilecek.
Mekânın yeni işlevi yalnızca temsillerle sınırlı değil. Tiyatro oyunları ve performansların yanı sıra atölye çalışmaları, sanatçı buluşmaları, konserler ve farklı kültür-sanat etkinlikleri için de kullanılması planlanıyor. Bu yaklaşım, sahnenin geçmişteki özel tiyatro geleneğiyle günümüzün bağımsız üretim koşulları arasında bir bağ kurmayı amaçlıyor.
Çağrı, yeni dönem programının oluşturulmasında bağımsız tiyatroların da söz sahibi olabileceği bir sürecin başlangıcı niteliğinde.
14 yıllık aranın ardından yeniden sahne
1955 yılında Beyoğlu’nda açılan Muammer Karaca Tiyatrosu, İstanbul’un tiyatro tarihinde yalnızca bir temsil mekânı olarak değil farklı tiyatro anlayışlarının ve kuşakların buluştuğu bir sahne olarak yer aldı. Adile Naşit, Gülriz Sururi, Müşfik Kenter, Yıldız Kenter, Şükran Güngör, Kâmran Yüce, Sadri Alışık, Münir Özkul ve Genco Erkal gibi pek çok sanatçı bu sahnede seyirciyle buluştu. Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı’nın dünya prömiyerini burada yapması da tiyatronun tarihindeki önemli dönüm noktalarından biri oldu.
Deprem riski nedeniyle 2012’de kapatılan yapıda restorasyon çalışmaları 2019’da İBB tarafından başlatıldı. İBB Miras ve İBB Kültür işbirliğiyle yürütülen süreçte binanın tarihî karakterinin korunması ve günümüzün kültür-sanat ihtiyaçlarına yanıt verecek biçimde yeniden işlevlendirilmesi amaçlandı. Çalışmaların ardından tiyatro, 25 Eylül 2026’da düzenlenen törenle yeniden sanatseverlerle buluştu.
Açılış programına İBB Başkan Vekili Nuri Aslan ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın yanı sıra Göksel Kortay, Suna Keskin, Aliye Uzunatağan, Dikmen Gürün, Şevket Çoruh, Berkay Ateş, Güven Kıraç, Şenay Gürler, Ece Dizdar, Tülay Günay, Kaan Sekban, Ayşe Erkal, Bahtiyar Engin, Erhan Yazıcıoğlu, Ayşen İnci ve Hakan Altıner’in de aralarında bulunduğu sanat dünyasından isimler katıldı.
Restorasyon sonrasında 300 kişilik tiyatro salonunun yanı sıra Tiyatroevi ve çok amaçlı kültür alanları oluşturuldu. Böylece yapı, temsillerin gerçekleştirileceği bir salon olmanın ötesinde, tiyatro üretiminin farklı aşamalarına ve kültür-sanat buluşmalarına da ev sahipliği yapabilecek bir mekân olarak düzenlendi.
Açılış gecesinde Erol Babaoğlu ve Şebnem Sönmez, Türk tiyatrosunun önemli yapıtları Deli Dumrul ve Keşanlı Ali Destanı’ndan sahneler canlandırdı. Muammer Karaca’nın 1955’te tiyatronun açılışında yaptığı konuşmanın yeniden seslendirilmesinin ardından, İstanbul ve Beyoğlu’nun tiyatro belleğini geçmişten bugüne taşıyan İBB Şehir Tiyatroları yapımı İlk Temsil sahnelendi. Açılış programı, tarihî sahnenin geçmişiyle yeni dönemini aynı çatı altında buluşturdu.
Operetten özel tiyatroya uzanan bir sahne
Muammer Karaca Tiyatrosu’nun geçmişini anlamak için kurucusu Muammer Karaca’nın sanat yaşamına bakmak gerekiyor. 8 Kasım 1906’da İstanbul’da doğan ve asıl adı Muammer Ruşen olan sanatçı; oyunculuğunun yanı sıra tiyatro yöneticiliği ve yazarlığıyla da tanındı. Veterinerlik öğrenimini yarım bırakarak tiyatroya yönelen Karaca, 1923’te Sahir Opereti’nde sahneye çıktı, 1924’te Darülbedayi’ye katıldı. 1933’te Safiye Ayla’yla birlikte rol aldığı “Alabanda Revüsü” ile adını daha geniş kitlelere duyurdu. 1945 dolaylarında Ses Opereti’nde çalıştıktan sonra kendi topluluğu Karaca Opereti’ni kurdu.
Karaca’nın tiyatro anlayışında operet, vodvil, politik taşlama ve geleneksel doğaçlama güldürü geleneği yan yana duruyordu. Dönemin siyasal ve toplumsal hayatını mizah yoluyla ele alan oyunlar, sahne kimliğinin önemli parçalarındandı. 1955’te kendi adını taşıyan tiyatroyu açtığında sahnenin ilk yapımı da bu çizgiyi yansıtan “Ednan Bey Duymasın” oldu. Adnan Menderes’i hicveden ve çok popüler olan üç perdelik politik halk güldürüsünde Muammer Karaca’nın yanı sıra Adile Naşit, Gülriz Sururi, Renan Fosforoğlu ve Selim Naşit Özcan rol aldı. Tiyatronun mimarisini ise Karaca’nın yeğeni Perran Doğancı tasarladı.
Karaca’nın tiyatro tarihindeki yerini belirleyen yapımların başında “Cibali Karakolu” geliyor. Henri Kéroul ve Albert Barré’nin “Une Nuit de Noces” adlı eserinden Muammer Karaca ve Refik Kordağ tarafından uyarlanan ve oyun, uzun yıllar boyunca seyirciyle buluştu. Cibali semtindeki gündelik hayatla karakol çevresindeki ilişkilerden hareket eden yapım, kurumların aksayan yönlerini, para ilişkilerini ve kadın-erkek meselelerini mizah yoluyla ele alıyordu. Oyunun yıllar boyunca devam eden sahne yaşamı, Muammer Karaca Tiyatrosu’yla özdeşleşti; 1966’da Hulki Saner yönetmenliğinde sinemaya da uyarlandı. Karaca’dan sonra Nejat Uygur ve Zihni Göktay gibi isimlerin yorumlarıyla yaşamayı sürdüren yapım, Türk tiyatrosunun uzun soluklu güldürü geleneğinin örneklerinden biri oldu.
Sahne, yalnızca güldürü ve operetlerle sınırlı kalmadı. Muammer Karaca’nın, 1958’de Devlet Tiyatroları’ndan uzaklaştırılan Muhsin Ertuğrul’u kendi tiyatrosuna davet etmesi, mekânın farklı bir tiyatro anlayışına da kapı açmasını sağladı. Ertuğrul’un öncülüğündeki ekip, 1959’da Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Şükran Güngör ve Kâmran Yüce’nin de yer aldığı kadroyla “Salıncakta İki Kişi” oyununu sahneledi. “Sabık Bakan”, “Bulunmaz Uşak”, “Şenlik Palas” ve başrollerinde Muammer Karaca ile Tevhid Bilge’nin oynadığı unutulmaz “Lüküs Hayat”gibi yapımlar da tiyatronun repertuvarında yer aldı.
Haldun Taner’in “Keşanlı Ali Destanı” ise bu sahnenin Türk tiyatro tarihindeki konumunu daha da belirginleştirdi. Gülriz Sururi ve Engin Cezzar’ın tiyatro çalışmalarıyla da anılan yapıt, 31 Mart 1964’te Karaca Sahnesi’nde dünya prömiyerini yaptı. Mengü Ertel’in görsel tasarımıyla hafızalara kazınan oyun, epik tiyatro anlayışını yerel anlatı ve müzikle buluşturan önemli bir yapım olarak Türk tiyatrosunda özel bir yer edindi.
Yeni toplulukların ve sanatçıların buluşma noktası
Muammer Karaca Tiyatrosu’nun İstanbul tiyatro yaşamındaki asıl ayırt edici özelliklerinden biri, farklı topluluklara kapılarını açmasıydı. Muhsin Ertuğrul’un çalışmalarıyla başlayan bu çeşitlilik, Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu ve Genco Erkal’ın Dostlar Tiyatrosu gibi toplulukların sahneyle kurduğu uzun soluklu ilişkilerle sürdü. Lale Oraloğlu, Ulvi Uraz ve Ali Poyrazoğlu da burada sahneye çıkan isimler arasındaydı. Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Gülriz Sururi, Engin Cezzar, Sadri Alışık, Münir Özkul, Adile Naşit ve Genco Erkal gibi sanatçılar, farklı dönemlerde bu sahnenin tiyatro belleğinde yer aldı.
Genco Erkal’ın profesyonel tiyatro yaşamına 1960’ta, henüz 22 yaşındayken Muammer Karaca Tiyatrosu’nda başlaması, sahnenin genç sanatçılar açısından taşıdığı önemi ortaya koyan örneklerden biri. Erkal, daha sonra kurduğu Dostlar Tiyatrosu’yla da bu mekâna uzun yıllar bağlı kaldı; topluluk oyunlarını burada yaklaşık 23 yıl boyunca sahneledi. Dünya tiyatrosunun önemli yazarlarını Türkiye seyircisiyle buluşturan ve politik tiyatro geleneğinin gelişmesinde etkili olan Dostlar Tiyatrosu’nun bu sahneyle kurduğu ilişki, binanın yalnızca bir temsil mekânı değil, bir topluluğun üretimini sürdürebildiği bir merkez olarak da işlev gördüğünü gösteriyor.
Tiyatronun yaşamı kesintisiz ilerlemedi. Muammer Karaca’nın 1978’deki ölümünün ardından bina, ekonomik ve idari sorunlar nedeniyle tiyatro işlevini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. 1979’da yıkılarak başka bir kamu binasına dönüştürülmesi gündeme geldiğinde Müşfik Kenter, Yıldız Kenter, Gülriz Sururi, Engin Cezzar ve başka tiyatro sanatçılarının da aralarında bulunduğu isimler yapının korunması için harekete geçti. 1980’lerde bir kamu kurumunun yemekhanesi olarak kullanılan bina, Gülriz Sururi’nin çabalarıyla 1990’da yeniden tiyatroya dönüştürüldü. Dostlar Tiyatrosu’nun yanı sıra Nisa Serezli-Tolga Aşkıner ve Salih Kalyoncu tiyatroları da sonraki dönemde sahneyle ilişki kuran topluluklar arasında yer aldı.
Sanatçıların ve tiyatro çevrelerinin çabalarıyla sahne yeniden tiyatro yaşamına döndü; ancak 2012’de deprem riski nedeniyle kapatılması, bu uzun geçmişe ara verilmesine yol açtı. 2019’da başlayan restorasyon ve 2026’daki yeniden açılış, yapının İstanbul’un kültür-sanat hayatındaki yerini yeniden kazanması açısından yeni bir dönüm noktası oldu.
Sahne arkasından başlayan bir tiyatro yolculuğu
Muammer Karaca Tiyatrosu’nun tarihi yalnızca İstanbul’un tiyatro belleğine ait bir hikâye değil. Benim için bu sahnenin geçmişi, ailemin tiyatroyla kurduğu bağ nedeniyle ayrıca anlam taşıyor. Babam Vâlâ Somalı’nın meslek yaşamının ilk adımlarından biri de bu sahnede atıldı. Daha sonra Ses Opereti’nin önce dekoratörlüğü ve ardından 14 yıl boyunca baş dansçılığını yapan babam, tiyatroya ilk adımını Vâlâ Eran adıyla Muammer Karaca Tiyatrosu’nda dekoratör olarak attı. Onun meslek yolculuğunun sahne arkasında, dekorların kurulduğu ve temsilin görünmeyen hazırlıklarının yapıldığı bir noktadan başlaması, bu tarihî mekânın benim açımdan taşıdığı anlamı da genişletiyor.
Tevhid Bilge, Muammer Karaca – “Lüküs Hayat”. İlüstrasyon: Vâlâ Somalı
Babamın tiyatro yaşamındaki bu başlangıç, Muammer Karaca Tiyatrosu’nun tarihine başka bir açıdan bakmayı da mümkün kılıyor. Tiyatro, yalnızca oyuncuların seyirci karşısına çıktığı bir alan değil; dekor, kostüm, dans, müzik ve sahne arkasındaki emeğin birlikte var olduğu bir üretim dünyası. Karaca’nın operet geleneğiyle şekillenen sahnesi, bu bakımdan farklı disiplinlerin birbirine değdiği bir kültür alanıydı. Bugün bağımsız topluluklara yönelik başvuru çağrısıyla yeniden gündeme gelen tiyatronun geçmişinde de sahne önündeki başarılar kadar, bu dünyanın arkasında çalışanların katkısı bulunuyor.
Muammer Karaca’nın 120. doğum yılında
Muammer Karaca, 8 Kasım 1906’da doğdu. Bu yıl 8 Kasım’da sanatçının doğumunun 120. yılı dolacak. Tiyatronun yeniden açılmasının ardından bu tarihin yaklaşması, kurucusunun mirasını yeniden hatırlamak için de anlamlı bir vesile oluşturuyor.
Karaca’nın mirası yalnızca adını taşıyan bir tiyatro binasıyla sınırlı değil. Operet ve vodvil geleneğini, politik taşlamayı, seyirciyle doğrudan ilişki kuran güldürü anlayışını ve farklı tiyatro topluluklarına alan açan sahne kültürünü de kapsıyor. Cibali Karakolu’nun uzun soluklu sahne yaşamından Muhsin Ertuğrul’un topluluğuna kapı açmasına, Keşanlı Ali Destanı’nın ilk temsilinden Dostlar Tiyatrosu’nun yıllar süren varlığına uzanan tarih, bu mekânın farklı dönemlerde farklı tiyatro anlayışlarına ev sahipliği yaptığını gösteriyor.
Şimdi bağımsız topluluklara yapılan çağrı, bu birikimin günümüz tiyatrosuyla yeniden ilişki kurmasını hedefliyor. Tarihî bir sahnenin yaşaması, yalnızca duvarlarının korunmasıyla değil, içinde yeni oyunların sahnelenmesi ve yeni kuşakların üretimlerine yer açılmasıyla mümkün. Muammer Karaca Tiyatrosu’nun yeni dönemi de geçmişten devraldığı tiyatro geleneğini bugünün bağımsız üretimleriyle buluşturma arayışı üzerinden şekilleniyor.
Mengü Ertel’in tiyatro evreni
Muammer Karaca Tiyatrosu’nun yeniden açılışıyla birlikte sanatseverlerle buluşan Mengü Ertel’in Tiyatro Evreni sergisi, mekânın tiyatro tarihini görsel tasarım üzerinden de ele alıyor. Grafik tasarımcı ve afiş sanatçısı Mengü Ertel’in tiyatro için hazırladığı afişler, sahne ve kostüm tasarımları, eskizler ve arşiv belgeleri, sanatçının sahne sanatları alanındaki çok yönlü üretimini bir araya getiriyor.
Serginin merkezinde, Ertel’in görsel tasarımını üstlendiği ve 1964’te Karaca Sahnesi’nde dünya prömiyerini yapan Keşanlı Ali Destanı bulunuyor. Deli Dumrul gibi önemli tiyatro yapımlarına ilişkin tasarımlar da seçkide yer alıyor. Böylece sergi, tiyatronun geçmişinde iz bırakmış yapımları yalnızca hatırlatmakla kalmıyor; bu yapımların görsel dünyasını da yeniden görünür kılıyor.
Serginin mekânsal ve sessel tasarımı Esma Ertel ve Murat Ertel tarafından gerçekleştirildi. Mengü Ertel’in tiyatro için ürettiği görsel malzemeler, bu düzenlemeyle bir arşiv seçkisinin ötesine geçerek mekânla doğrudan ilişki kuran bir sergi deneyimine dönüşüyor.
Mengü Ertel’in Tiyatro Evreni sergisi, 26 Eylül 2026-21 Ocak 2027 tarihleri arasında Muammer Karaca Tiyatrosu’nda ziyaret edilebilecek. Sergi, pazartesi günleri dışında her gün 10.00–19.00 saatleri arasında açık ve ücretsiz.
Geçmişin sahnesinden geleceğin üretimlerine
Muammer Karaca Tiyatrosu’nun 14 yıllık aradan sonra yeniden açılması, İstanbul’un tiyatro belleğinde önemli bir mekânın yeniden kullanılmaya başlanmasının ötesinde bir anlam taşıyor. Kurucusunun operet ve güldürü geleneğinden Muhsin Ertuğrul’un topluluğuna, Keşanlı Ali Destanı’ndan Dostlar Tiyatrosu’na uzanan geçmişi, bu sahnenin farklı kuşaklara ve üretim biçimlerine alan açabildiğini gösteriyor.
Yeni dönemde bağımsız tiyatro topluluklarına yönelik başvuru çağrısı, bu tarihî birikimin güncel sahne üretimleriyle devam etmesi için atılan adımlardan biri. Oyunlarını Muammer Karaca Tiyatrosu’nda sergilemek isteyen toplulukların oyun dosyalarını, tercih ettikleri tarih ve saatleri, teknik ihtiyaçlarını ve iletişim bilgilerini muammerkaracatiyatrosu@ibb.gov.tr adresine 30 Ekim 2026’ya kadar iletmeleri gerekiyor. Tarihî sahnenin yeni dönem programı oluşturulurken bu başvuruların değerlendirilmesi planlanıyor.
Etiketler: muammer karaca tiyatrosu bağımsız tiyatro sanat


