The Broad: LA vizyonunun ‘genişlik markası’
Koleksiyoner, hayırsever Broad çiftinin Los Angeles’ı vizyonuyla yarım asırdır dönüştürdüğü pek çok projesinin simgesi olarak öne çıkan 140 milyon dolarlık The Broad müzesi, 2028’de açılmak üzere kaba inşaatı tamamlanan asgari 100 milyon dolarlık ek binası ile, yarının hayalini şimdinin gerçeği kılıyor. Bünyesinde binlerce eser sahibi kurum, Broad Vakfı’nın ibretlik bağış ve yatırım karnesiyle de kentin kültür vizyonu için genişlemenin emsal adresi.
EVRİM ALTUĞ
evrimaltug@gmail.com
Los Angeles (LA) kültür turunun belki de odak noktası sayılabilecek bir isim varsa, sanırız o da Broad olabilir. Zira kentin Grand Avenue’deki adresinde hayırseverler Eli ve Edythe Broad tarafından kurulan müze, 1950’lerden günümüze kapsadığı modern ve güncel sanat belleği ile kentin sosyal, pedagojik, aktüel ve kaçınılmaz olarak sanat tarihsel ajandasını tayin etmeyi ‘kabına sığmaksızın’ sürdürüyor.
Bir diğer yazımızda etraflıca tanıtacağımız ‘Yoko Ono: Aklın Müziği’ retrospektifinde de göreceğimiz gibi müze projelerini dünya müzeleri ve koleksiyonlarıyla bire bir irtibat halinde hayata geçiriyor. Koleksiyonun dinamikliği, eserlerin de birbirleriyle içerik ve estetikteki rekabeti ile münazarasının kalitesini perçinliyor.
Müze hem bir sosyal randevu, hem de kuşaklar arası eğitim adresi olarak var olmayı seçerken, mimarisiyle de komşusu Frank O.Gehry imzalı Walt Disney konser salonu ve diğer yapılarla da gözle görünür bir flört yaşıyor. Bu da kentin görsel karakterini her geçen gün daha da ileriye taşıyan bir arayışın göstergesi olarak notlarımız arasındaki yerini alıyor.
Broad Müzesi (The Broad), hayırseverler Eli ve Edythe Broad tarafından Los Angeles şehir merkezindeki Grand Avenue'da kurulmuş. Diller Scofidio + Renfro tarafından Gensler ile işbirliği içinde tasarlanan müze, ücretsiz genel giriş imkânı sunmasıyla zaten en başta misyonunu ifade ediyor.
Tıpkı komşusu, yine ücretsiz ve kolektif bir zihinle kurulan Los Angeles Güncel Sanat Müzesi MoCA gibi, The Broad da koleksiyonunda İkinci Dünya Savaşı sonrası modern ve çağdaş sanat antolojisine odaklanıyor. Broad koleksiyonunda iki binin üzerinde sanat eseri bulunduğu vurgulanırken, binanın mimari kimliği bize bir yandan da yakın zaman önce İstanbul Dolapdere’ye taşınan Grimshaw Mimarlık imzalı ‘Sanat İçin Alan’ Arter’i çağrıştırıyor.
Toplam 120 bin m2 büyüklüğündeki The Broad, iki kat ile hizmet veriyor. Yapı aynı zamanda 1984 doğumlu Broad Sanat Vakfı’nın da dünyayla kültürel ve sanatsal takası için bir operasyon alanı olarak kullanılıyor. Bu vakıf - müze irtibatı da bize yine, yakın zaman önce İstanbul Tophane’deki yeni adresine taşınan Renzo Piano Building Workshop imzalı İstanbul Modern’in varlığı ve vizyonunu çağrıştırıyor. İstatistikler, Los Angeles için kaçınılmaz bir uğrak noktası sayılan The Broad’ın yılda bir milyon misafir ağırladığını haber veriyor.
Yine Türkiye’de gördüğümüz bir çok kurumdaki gibi, yaptığı bir çok sergi ve kurumsal operasyonda bir finans markasını, EastWest Bank’ın desteğini arkasında bulan The Broad, ‘okul’ olma bilincini kâğıt üzerinde bırakmıyor. Kurumun “DAP” kısaltmalı ‘Çeşitlilik ve Çıraklık Programı’ kurumun varoluşsal eylemleri sayılabilecek iç sorumlulukları ve bilhassa eserlerin taşınıp, hazırlanması alanında, geleceğin profesyonellerine mühim bir dönüşüme kapı açıyor.
Kurum bunu yaparken, seçtiği adaylar arasında özellikle gündelik yaşamda yeterince varlık gösterememiş kültürel, sosyal ve cinsel kimliklerden adaylara karşı ‘pozitif ayrımcılık’ yapıyor ve bunu bir etik ilke olarak sürdürüyor. Müze bunu şöyle açıklıyor: “Yeterince temsil edilmeyen derken, Siyah, Yerli ve renkli tenli insanları; kadınları; göçmenleri; eski mahkûmları veya sistemden etkilenenleri; ve koruyucu ailelerde büyüyen gençleri kastediyoruz.”
The Broad’un emsal niteliğindeki programı DAP ayrıca, özellikle yüksek öğrenime veya geleneksel kariyer fırsatlarına erişimi olmayan, ekonomik olarak dezavantajlı geçmişe sahip kişiler için de yollar arıyor. Bu yönüyle, kurumun çıraklık programı yeterince temsil edilmeyen geçmişe sahip bireylere öncelik verirken, bu alana güçlü bir ilgi duyan herkese de açık tutuluyor.
Müzenin koleksiyonunda kendimizi yitirmeden önce mimarlık dosyasını biraz daha aralarsak, kurumun 140 milyon dolarlık maliyeti ardında, kendi çapında yenilik öneren ‘örtü ve tonoz’ konsepti bulunuyor. Bu konsepti besleyen tasarım ise ‘Perde ve Kasa’ olarak hayata öneriliyor. Perde ve kasa mantığı ile The Broad aynı anda hem saklama, hem de sergileme misyonunu yerine getiriyor.
Müzenin verdiği bilgiye göre, mimarlık ofisinin 2015 sunumuyla, “Perde ve kasa” olarak adlandırılan müzenin tasarımı, binanın iki temel bileşenini birleştiriyor: halka açık sergi alanı ve koleksiyon depolama alanı. Depolama alanını ikincil bir konuma bırakmak yerine, “kasa”, müze deneyimini girişten çıkışa kadar şekillendirmede önemli bir rol oynuyor.
Ağır, opak kütlesi her zaman görünür durumda ve binanın ortasında havada asılı duruyor. Oyma alt yüzeyi aşağıdaki lobiyi şekillendirirken, üst yüzeyi sergi alanının zeminini oluşturuyor. Kasa, galerilerde sergilenmeyen veya ödünç verilmeyen koleksiyon parçalarını saklıyor.
Fakat bu saklama hali de izleyiciden esirgenmiyor. Mimarlık ofisi, yaptığı tercihle, ziyaretçilerin koleksiyonun yoğun derinliğini hissetmelerini ve depolama alanına doğrudan bakabilmelerini sağlamak için görüntüleme pencereleri eklemiş bulunuyor. Kasa, blok uzunluğundaki galeri boyunca uzanan ve filtrelenmiş doğal gün ışığı sağlayan havadar, petek benzeri bir yapı olan “perde” ile her taraftan çevrelenmiş görünüyor. Bu da baştaki ‘gofretin ortası’ lezzetini biraz daha artırıyor.
Bu mimari tavır kurumu adeta Arter’le biraz daha kardeş kılıyor. The Broad’a hem girdiğinizde, hem de çıkıp, dönüp bir daha baktığınızda kendinizi devasa bir kültür gofretini çıtırdatmak üzere olduğunuz hissine kapılmanız, işten bile olmuyor. Ama gofretin içerdiği lezzetler ve üzerine sürülen sürprizler hep, bu köşesi ısırılmış gibi duran devasa yapının, ta içinde saklanıyor.
The Broad bununla da yetinmiyor. Müze genişleme kompleksiyle de Los Angeles’a ikinci kat lezzeti vadediyor: Hope Street üzerinde yer alan Broad Müzesi'nin gelecekteki galeri ve etkinlik alanı, Andy Warhol, Jean-Michel Basquiat, Jeff Koons, Kara Walker ve daha birçok sanatçının eserlerini ve koleksiyona yeni katılan Cauleen Smith, Lauren Halsey ve Patrick Martinez gibi sanatçıların eserlerini daha yakından görmemize vesile oluyor. Aynı mimarlık firmasınca tasarlanan projeye göre, yeni, açık hava, en üst kattaki avlular ve sınırları zorlayan performanslar ve konserlerle daha şimdiden karşılaşmamızı haberliyor.
Jean-Michel Basquiat, “Gold Griot”, 1084
Jeff Koons, “Baloon Dog”
Buna göre, tıpkı yakın geçmişte New York’ta genişletilen New Museum’da gördüğümüz gibi, büyüme projesi yürütülen ek yapı ile birlikte The Broad bu kez, gofret mantığını ters yüz ediyor: Müzenin verdiği bilgiye göre, “Binanın ikonik beyaz petek "örtüsü", sanat eserlerinin depolandığı heykelsi gri çekirdek olan "tonozu" sarıyor. Genişlemenin dış cephesi, sanki bu çekirdek açığa çıkarılmış ve "örtüsü açılmış" gibi, tonozun yüzey görünümünü yansıtıyor ve The Broad'un erişilebilirliğe olan bağlılığını sembolik olarak ifade ederken, mevcut binanın görsel dilini de eğlenceli bir şekilde tersine çeviriyor.”
Eklentinin içinde, birinci, ikinci ve üçüncü katlarda büyük yeni galeriler bulunması öngörülürken; ayrıca ziyaretçilerin koleksiyondaki sanat eserleriyle dolu raflar arasında dolaşabileceği, aynı anda galeri ve sanat deposu olarak hizmet veren bir alan yaratacak ikinci kat alanları da yer alacağı haber veriliyor. Kurum bu anlamda ziyaretçilerine yüzde 70 daha fazla galeri alanı vadederken, özellikle ‘tek sanatçı’ koleksiyonunun gelecekteki teşhir imkânları hakkında da müjdeler vermiş oluyor.
Bu genişleme projesi adına son olarak 13 Mayıs’ta, The Broad Kurucu Direktörü ve Başkan Joanne Heyler ile Kurucu Ortak Edythe L.Broad’un da katıldığı bir törenle, yapının son iskelet çelik kirişinin konulması adına da bir tören yapıldığının altını çizmek gerekiyor. Bu tören sırasında Los Angeles Times’ın da, ilgili anı kirişleri konduran işçilerin gözünden Instagram ve YouTube ile yayınladığını burada alıntılamak gerekiyor. Sırf bu tutum bile müzenin kimin adına inşa edildiğine dair kıymetli bir empatik tavır olarak kayda geçiyor.
Tekrar yerine, ayrı bir yazı konusu kıldığımız Yoko Ono sergisini aşıp, müzenin koleksiyon katlarına eriştiğimizde, tabii ki bizi “I, I’m Sorry!” gibi, ya da 1969 tarihli “Mirror -1” isimli tablosu ile, 1963 tarihli “Femme d’Alger” yorumu veya “Things on The Wall” kompozisyonunun yanı sıra, “Female Figure” (1979) eseri ile ABD Pop-Sanat akımının ikonlarından Roy Lichtenstein karşılıyor. Bu durum da bir bakıma müzenin küratöryal ve mimari tasarımı hakkında bize bir bilgi veriyor.
Roy Lichtenstein, “I, I’m Sorry!”
Roy Lichtenstein, “Mirror -1”
Roy Lichtenstein, “Things on The Wall”
Son derece sakin, nazik, bilgili ve ziyaretçiden de öğrenmeyi ilke edinen rehberlerle gezdiğiniz bir müze olarak The Broad, ‘Dünya sanat yıldızlarının kaldığı bir otel’ gibi işliyor. Hemen arka lobide sizi, en az beş yapıtıyla Andy Warhol karşılarken bu eserler arasında sanatçının Elizabeth Taylor, Mao ve meşhur Campbell’s konserve yorumları olmazsa, olmuyor. Ama müze sanatçının ‘çook’ erken dönem işlerini sahiplenmekten de içten içe gururlanıyor ve desenle tuvali, karışık teknikle yağlıboyayı, eserin ebadıyla parça sayısını birbirine rakip değil, yoldaş ediyor.
Andy Warhol
Andy Warhol
Kavramsal sanatın öncülerinden Ed Ruscha, soyut dışavurumcu Robert Rauschenberg, ABD çağdaş sanatının olmazsa olmaz politik paleti Jasper Johns ya da Warhol’un kankası Jean-Michel Basquiat ile matrak ama dobra yontucu Robert Thierren ile siyasal bir diğer üstat, Jenny Holzer ve Kara Walker gibi çağdaş Amerikalı ‘marka’ların hakkını verdikten sonra, müzede ‘ipler kopuyor’. Kurum ziyaretçisine, ayrıca dünya çağdaş sanat gündemini tayin eden Yayoi Kusama, Andreas Gursky, Cindy Sherman ve Ellen Gallagher gibi nicesiyle adeta büyük bir sanat bayramı yaşatıyor.
Robert Thierren, “Under the Table”, 1994
1933-2021 yılları arasında yaşamış koleksiyoner ve işadamı Eli Broad, verdiği bir demeçte “Sanatın dünyada olan biteni yansıtıyor; sanatçıların da bunu nasıl gördüğünü iletiyor olması hakikatinden hoşlanıyorum,” ifadesini paylaşıyor. Bu etkileşim duygusuna referans veren Müze Kurucu Direktörü Joanne Heyler de, ziyaretçileri bilgilendirirken kurumun dünya kültür ve sanat odaklarına yönelik ortalama 10 bini aşkın ve devam eden bağış eserle de bu irtibatı zenginleştirdiğinin altını çiziyor. Bu kapsamda müzede ayrıca, eserleriyle Takashi Murakami, Henry Taylor, Robert Longo, Cy Twombly, Barbara Kruger ve Anselm Kiefer’in de işleri art arda izleyici topluyor.
Bu arada müzenin, lavabo bölümünde bile kurumsal ve koleksiyon tarihini izleyicisine panoramik bir kronolojik panel ile sunarak, sıra beklemenin önüne geçmesi, inanılmaz bir farkındalık ve kurgu ürünü olarak yine notlarımız arasına giriyor. Zaten müze burada, asgari 100 milyon dolar bütçeli 2028 genişleme müjdesini dijital konsept görselleriyle ‘önden önden’ veriyor. Yine bu arada belirtelim, ziyaretçilere müzede verilen her bilgi, ucunda bir QR kod barındırıyor. Bu da ziyaretçinin telefonunu kişisel bir katalog ve rehbere dönüştürerek, meraklının müzeyle yakınlığını perçinliyor. Bu arada müze merdivenleri ve tünellerini geçerken karşınıza bilim-kurgu filmlerindeki gibi bir dünya, müzenin içindeki koleksiyon deposu çıkıveriyor.
Broad Müzesi ve Vakfı, tekrar yerine sergilediği değil, ödünç verdiği yapıtlarla da övünen bir kurum. Bu anlamda (Merhum) Eli ve Edythe Broad Vakfı ve Broad Sanat Vakfı'nı da içeren Broad Vakıfları'nın varlıkları, 3 milyar doları aşıyor.
Bu kapsamda tekrar anımsatmak gerekirse, Bay Broad, Los Angeles'taki Çağdaş Sanat Müzesi'nin (MoCA) kurucu başkanı ve ömür boyu mütevelli heyeti üyesi olarak da takdirle anılıyor. Broad Vakfı, müzenin bağış fonunu yeniden oluşturmak ve sergi desteği sağlamak amacıyla, Aralık 2008'de müzeye 30 milyon dolarlık bir bağışta bulunmasıyla da hatırlanıyor. Eli Broad ayrıca New York'taki Modern Sanat Müzesi ve Los Angeles County Sanat Müzesi'nin de ömür boyu mütevelli heyeti üyeliğini yapmış bulunuyor.
Bunlarla da yetinmeyen Broad ailesi, Şubat 2008'de açılan ve (İstanbul Modern’i de tasarlamış) Renzo Piano tarafından tasarlanan Broad Çağdaş Sanat Müzesi'nin inşası ve sanat eseri edinme bütçesinin finansmanı için Los Angeles County Sanat Müzesi'ne (LACMA) BCAM adlı yapı için (Broad Contemporary Art Museum) 60 milyon dolarlık bir bağışta bulunmasıyla kayda geçiyor. Daha önceki LACMA turumuzda da belirttiğimiz gibi BCAM yapısı, 72 bin metrekarelik bir alanla ürettiği ‘Sanat Kampüsü’ mantığıyla da adından söz ettiriyor.
Ailesinin tüm sanatseverlik ve destek bayrağını övünerek devraldığı Eli Broad bugün, 2003’te açılan Frank Gehry yapısı Walt Disney Konser Salonu ile de zenginleşen Grand Avenue'nun geliştirilmesinin ardındaki vizyoner olarak da unutulmuyor. Buna göre, 1996 yılında Bay Broad ve dönemin Belediye Başkanı Richard Riordan, Ekim 2003'te dünya çapında büyük beğeniyle açılan Frank Gehry tasarımı Walt Disney Konser Salonu'nun inşası için bağış toplama kampanyasına öncülük ediyor.
Broad ailesi ayrıca, 2009-2010 yıllarında Richard Wagner'in dört operalık eseri Der Ring des Nibelungen'in yeni bir prodüksiyonunu yaratmak için Los Angeles Operası'na en büyük bağışı yapan aile olarak arşivlere giriyor. Aile 2008 yılında da, Santa Monica Koleji performans sanatları merkezindeki Eli ve Edythe Broad Sahnesi ve Edye İkinci Alanı'nda programlama ve sanat eğitimi için bir bağış fonu oluşturuyor.
Bunlarla da kalmayan Broad Vakfı, Richard Meier tarafından tasarlanan Eli ve Edythe Broad Sanat Merkezi için UCLA'daki Sanat ve Mimarlık Okulu'na önemli bir katkıda bulunmuş. 1991 yılında Broad ailesi ayrıca, Bay Broad'ın 1954 yılında yüksek başarıyla mezun olduğu Michigan Eyalet Üniversitesi'nde (MSU) Eli Broad İşletme Fakültesi ve Eli Broad Lisansüstü Yönetim Okulu'nu kuruyor. Haziran 2007'de Broad ailesi, MSU'da Eli ve Edythe Broad Sanat Müzesi'nin kurulması için 26 milyon dolarlık bir bağış duyurmuş ve Ocak 2010'da projeye 2 milyon dolar daha bağışlamış. Zaha Hadid tarafından tasarlanan müze, Kasım 2012'de açılmış.
Meraklısı adına, Eli Broad'ın “Mantıksız Olmanın Sanatı: Alışılmadık Düşünme Dersleri” adlı kitabı Mayıs 2012'de Wiley tarafından yayınlanmış.
Soyadı gibi, vizyonu da geniş (Broad) olmak bu olmalı.
Biz de bir sonraki The Broad yazımızın odağı, Yoko Ono Retrospektif sergisi “Aklın Müziği” için ‘şimdilik’ izninizi isteyelim.
Etiketler: Milliyet Sanat Broad çifti Los Angeles Broad Vakfı The Broad müzesi


