Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » The Gathering ve The Pineapple Thief aynı sahnede

The Gathering ve The Pineapple Thief aynı sahnede

The Gathering ve The Pineapple Thief aynı sahnede24 Haziran 2026 - 04:06
The Gathering'in üç on yılı aşan yolculuğuyla The Pineapple Thief'in modern progresif anlatısı, 25 Haziran'da Zorlu PSM'de gerçekleşecek özel konserde buluşacak.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Bir yanda 1990’ların Avrupa merkezli gotik/atmosferik dönüşümü, diğer yanda çağdaş progresif rock’ın poliritmik ve sinematik dili. Efsane albüm “Mandylion”un 30. yılında, Alternatif müziğin iki farklı evresini temsil eden iki topluluk The Gathering ve The Pineapple Thief aynı sahnede buluşuyor.
 
Bir dönüm noktasının yeniden sahneye taşınması
 
The Gathering, uzun bir aradan sonra orijinal vokali Anneke van Giersbergen ile yeniden sahnede. Grup, 1995 tarihli “Mandylion” albümünün 30. yılına özel bu turneyle 1990’ların ortasında Avrupa metal sahnesinde gerçekleşen estetik kırılmayı yeniden dolaşıma sokuyor. “Strange Machines”, “Leaves” ve “Sand and Mercury” gibi parçalar, geniş dinamik aralık, reverb ağırlıklı uzamsal miksleme ve vokal-melodi merkezli yapıların yeniden üretimi olarak sahnede karşılık bulacak.
 
1989 yılında Hollanda'nın Oss kentinde kurulan The Gathering, Avrupa metal ve alternatif rock sahnesinin en önemli dönüşüm hikâyelerinden birine imza attı. İlk yıllarında doom ve gotik metal çizgisinde ilerleyen grup, “Always...” ve “Almost a Dance” albümlerinde çoklu vokal yaklaşımı ve düşük tempolu riff tabanlı kompozisyonlarla türün erken örneklerinden birini oluşturdu ve dönemin yeraltı sahnesinde dikkat çekti. Ancak grubun gerçek kırılma noktası, 1995 yılında yayınlanan üçüncü stüdyo albümü “Mandylion” oldu. Anneke van Giersbergen’in geniş tessitura’ya sahip, temiz ve lineer vokal kullanımı; distorsiyon yoğun gitar dokusunun üzerinde kontrapuntal bir katman oluşturarak müziğin merkezini yeniden tanımladı.
 
 
The Gathering
 
Timbral organizasyonun yeniden yapılandırılmasıyla da belirleyici olan albüm hem grubun kariyerinde hem de kadın vokalin metal ve alternatif rock içerisindeki kullanım biçiminde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edildi. Anneke van Giersbergen'in güçlü, berrak ve dramatik vokali; René Rutten'ın atmosferik gitar katmanları ve grubun karanlık melodik yapılarıyla birleşerek dönemin en etkili alternatif metal kayıtlarından birini ortaya çıkardı. "Strange Machines", "Leaves" ve yaklaşık on dakikalık yapısıyla grubun en iddialı bestelerinden biri olan "Sand and Mercury", yıllar içerisinde The Gathering repertuvarının temel taşları haline geldi.
 
Gotik metalden atmosferik rock'a
 
The Gathering'i benzerlerinden ayıran en önemli unsur, kariyerinin hiçbir döneminde tek bir türe bağlı kalmaması oldu. Nighttime Birds ile gotik metal estetiğini daha melodik bir yapıya taşıyan grup, 1999 tarihli “How to Measure a Planet”? albümüyle harmonik dilini genişleterek elektronik müzik, ambient katmanları, loop tabanlı yapıları ve deneysel rock etkilerini müziğine dahil etti. Pek çok eleştirmen tarafından grubun en cesur işi olarak değerlendirilen bu albüm, iki CD'ye yayılan yapısıyla alternatif müziğin sınırlarını zorlayan çalışmalardan biri olarak anılmaya devam ediyor.
 
Bu dönemde geleneksel verse-chorus formu yer yer çözülerek daha açık form (open form) kompozisyonlara evrildi.
 
2000'lerde yayınlanan ve minimalizm ile yoğunluk arasında kurulan gerilim üzerinden ilerleyen “If Then Else”, “Souvenirs” ve “Home” albümleri ise grubun alternatif rock, shoegaze, trip-hop ve post-rock unsurlarını kendi estetiği içerisinde birleştirdiği kayıtlar oldu. Özellikle “Souvenirs”, elektronik dokularla atmosferik rock arasında kurduğu denge nedeniyle grubun en önemli eserleri arasında gösteriliyor.
 
Bu süreçte The Gathering yalnızca stüdyo kayıtlarıyla değil, “Superheat”, “Sleepy Buildings”, “A Sound Relief” ve “A Noise Severe” gibi canlı albümleriyle de geniş bir dinleyici kitlesi oluşturdu. Özellikle “Sleepy Buildings” kaydı, akustik yeniden düzenlemeler aracılığıyla parçaların iç yapısındaki armonik ve melodik çekirdekleri görünür kıldı. Anneke döneminin son albümü “Home”, dinamik kontrastların bilinçli biçimde törpülendiği, daha düşük yoğunluklu fakat yüksek duygusal gerilim taşıyan bir prodüksiyon estetiği sundu. 2007 yılında Anneke van Giersbergen'in gruptan ayrılmasıyla birlikte grubun ilk büyük dönemi sona ererken, Anneke'nin kariyeri de yeni bir yön kazandı.
 
2009 sonrası Silje Wergeland döneminde ise grup, spektral olarak daha geniş ancak daha kontrollü bir ses alanına yöneldi; “Disclosure” ve “Afterwords” gibi albümlerde post-rock etkileri ve dijital üretim teknikleri belirginleşti. Buna rağmen “Mandylion”, grubun estetik DNA’sının en saf biçimde okunabildiği referans noktası olmayı sürdürüyor.
 
Anneke van Giersbergen etkisi
 
Anneke van Giersbergen, yalnızca The Gathering'in sesi olarak değil, Avrupa alternatif müzik sahnesinin en tanınan vokalistlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sanatçı kariyeri boyunca Ayreon, Within Temptation, Moonspell, Napalm Death ve Devin Townsend Project gibi çok farklı müzikal kimliklere sahip sanatçılarla çalıştı. Agua de Annique projesi ve solo kariyerinde yayımladığı albümlerle alternatif rock, folk ve akustik müzik alanlarında üretimini sürdürdü.
 
Bu nedenle İstanbul konseri yalnızca bir The Gathering konseri değil, grubun en çok hatırlanan döneminin yeniden sahneye taşındığı özel bir buluşma niteliği taşıyor.
 
 
Anneke van Giersbergen
 
Modern progresif rock'ın istikrarlı yükselişi
 
The Pineapple Thief cephesinde ise farklı bir müzikolojik eksen söz konusu. Bruce Soord liderliğinde gelişen yapı, progresif rock geleneğini 21. yüzyıl prodüksiyon estetiğiyle yeniden tanımlıyor. Grup, klasik progresifin virtüözite odaklı gösterişinden ziyade, motif gelişimi, dinamik katmanlama ve atmosferik yoğunluk üzerinden ilerleyen bir anlatı kuruyor.
 
Progresif rock'ın son yirmi beş yıldaki dönüşümünü temsil eden en önemli topluluklardan biri olarak öne çıkan ve 1999 yılında İngiliz müzisyen Bruce Soord tarafından kurulan grup, ilk döneminde bağımsız bir proje olarak başladı. “Abducting the Unicorn”, “137” ve “Variations on a Dream” albümleri, grubun gelecekte geliştireceği melodik ve atmosferik progresif dilin ilk işaretlerini taşıyordu.
 
 
The Pineapple Thief
 
Proje, erken dönem albümlerinde neo-progresif ve alternatif rock arasında salınan bir dil geliştirdi ancak “Tightly Unwound” ile birlikte armonik tekrarlar ve döngüsel yapıların daha bilinçli kullanımı dikkat çekti. 2000'li yılların ortasında yayınlanan “10 Stories Down”, “Little Man” ve “What We Have Sown”, grubun sadık bir dinleyici kitlesi oluşturmasını sağladı. Ancak The Pineapple Thief'in uluslararası ölçekte görünürlük kazanması, Kscope etiketiyle yayımlanan “Tightly Unwound” albümüyle gerçekleşti. Bunu izleyen “Someone Here Is Missing”, “All the Wars” ve “Magnolia”, geniş enstrümantasyon (yaylılar, koro düzenlemeleri) ile dramatik yapı kurma çabasını öne çıkardı ve grubun progresif rock ile alternatif rock arasındaki özgün çizgisini belirginleştirdi.
 
Gavin Harrison dönemi
 
Grubun kariyerindeki ikinci büyük dönüm noktası ise, Gavin Harrison'ın kadroya dahil olmasıyla yaşandı. Porcupine Tree ve King Crimson'daki çalışmalarıyla modern progresif rock'ın en saygın davulcularından biri kabul edilen Harrison’ın poliritmik yaklaşımı, ghost note kullanımı ve ölçü içi mikro varyasyonları, grubun ritmik dokusunu belirgin biçimde kompleks hale getirdi.
 
Bu dönemde yayınlanan metrik modülasyonların, aksak vurguların ve katmanlı groove yapılarının öne çıktığı albümler “Your Wilderness” (2016) ve “Dissolution” (2018),  pek çok dinleyici ve eleştirmen tarafından grubun kariyerindeki en önemli albümler olarak değerlendirildi.
 
 
Gavin Harrison
 
Ardından gelen “Versions of the Truth” (2020), “Give It Back” (2022) ve son olarak “It Leads to This” (2024), grubun progresif rock sahnesindeki konumunu daha da güçlendirdi. Özellikle “It Leads to This”, Bruce Soord ve Gavin Harrison işbirliğinin olgunlaşmış bir örneği olarak değerlendirildi. Prodüksiyon açısından yüksek çözünürlüklü, dijital ortamda detaylandırılmış bir ses tasarımını temsil eden bu albümlerde gitar tonları daha kontrollü bir saturasyonla işlenirken, synthesizer ve ambient katmanlar frekans spektrumunun üst ve orta bantlarında geniş bir alan kaplıyor. Soord’un vokal kullanımı ise çoğunlukla melankolik bir timbral sabitlik içinde, parçaların duygusal merkezini taşıyan bir unsur olarak konumlanıyor.
 
25 yıllık diskografik yolculuk
 
Bugün geriye dönüp bakıldığında The Pineapple Thief'in stüdyo albüm kataloğu, çağdaş progresif rock'ın gelişimini takip etmek için başlı başına bir kaynak niteliği taşıyor. “Abducting the Unicorn” ile başlayan yolculuk; “137”, “Variations on a Dream”, “10 Stories Down”, “Little Man”, “What We Have Sown”, “Tightly Unwound”, “Someone Here Is Missing”, A”ll the Wars”, “Magnolia”, “Your Wilderness”, “Dissolution”, “Versions of the Truth”, “Give It Back” ve “It Leads to This” albümleriyle günümüze ulaştı. Grup ayrıca “Where We Stood”, “Hold Our Fire” ve “Nothing But the Truth” gibi canlı kayıtlarla sahne performanslarını da kalıcı hale getirdi.
 
İki farklı dönemin kesişme noktası İstanbul
 
25 Haziran 2026 akşamı Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde Vera Müzik organizasyonu ve %100 Metal katkılarıyla gerçekleşecek ve biletleri Bubilet'ten elde edilebilecek konser, yalnızca iki grubun aynı gecede sahne alacağı bir etkinlik olmanın ötesinde, alternatif müziğin son otuz yılına yayılan iki farklı estetik yaklaşımın buluşması olarak dikkat çekiyor. Bir tarafta gotik metalden ambient rock'a uzanan dönüşümün öncü isimlerinden The Gathering ve Anneke van Giersbergen, diğer tarafta çağdaş progresif rock'ın en üretken topluluklarından The Pineapple Thief yer alıyor.
 
The Gathering’in tarihsel referanslarıyla The Pineapple Thief’in çağdaş üretimi aynı sahnede kesiştiği karşılaşma alternatif müziğin son otuz yılda geçirdiği evrimi, ses mühendisliği, kompozisyon teknikleri ve performans pratiği üzerinden somutlaştırıyor.  İstanbul'daki bu buluşma, alternatif ve progresif müzik tarihinin iki farklı dönemini aynı sahnede bir araya getirecek. İki farklı coğrafyadan, benzer duygulara dokunan bu gruplar, dinleyicilere zamansız bir müzik akşamı sunacak.
 
Etiketler: The Gathering  The Pineapple Thief  Zorlu PSM