Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » The Prodigy konserine geri sayım

The Prodigy konserine geri sayım

The Prodigy konserine geri sayım04 Ağustos 2026 - 04:08
35 yılı aşkın kariyeri boyunca elektronik müziği yeraltı kulüplerinden dünya sahnelerine taşıyan The Prodigy, PSM Loves Summer'ın beşinci yıl final konseri için 7 Ağustos'ta Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'ne geliyor. “Firestarter”, “Breathe” ve “Smack My Bitch Up” gibi kuşaklar arası etki yaratan parçalarıyla tanınan grup, yüksek enerjili sahne performansıyla İstanbul'da müzikseverlerle buluşacak. Konser öncesi gerçekleşecek Warm-Up Party'de ise sahnede Mojave olacak.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Elektronik müzik tarihinin en etkili topluluklarından biri kabul edilen The Prodigy, dans müziğinin sınırlarını rock, punk ve rave kültürüyle birleştiren özgün yaklaşımıyla üç yılı aşkın süredir dünya sahnelerindeki yerini koruyor. 1990'ların başında İngiltere'nin Essex kentinde kurulan grup, elektronik müziğin yalnızca kulüp kültürüne ait bir tür olmadığını göstererek, büyük festivallerin ve ana akım müzik listelerinin merkezine taşınmasında önemli rol oynadı.
 
Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nin yaz konser serisi PSM Loves Summer, beşinci yılında sezon finalini The Prodigy ile yapıyor. Grup, 7 Ağustos Cuma akşamı Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde vereceği konserle İstanbul'daki hayranlarıyla yeniden buluşacak. Daha önce JMSN, Moby, Sex Pistols ve Skunk Anansie gibi isimleri ağırlayan seri, elektronik müziğin en güçlü canlı performans gruplarından birini sahnesine taşıyor.
 
Rave kültüründen dünya listelerine uzanan yolculuk
 
The Prodigy'nin hikâyesi, 1990 yılında klavyeci ve besteci Liam Howlett tarafından kurulan bir elektronik müzik projesi olarak başladı. Kısa süre içinde vokalist Keith Flint'in sahne enerjisi ve Maxim'in güçlü vokal performansıyla tam anlamıyla bir gruba dönüşen topluluk, İngiltere'de yükselen rave hareketinin en önemli temsilcilerinden biri oldu.
 
Grubun ilk albümü “Experience”, 1992 yılında yayınlandı ve İngiliz elektronik müzik sahnesinde büyük yankı uyandırdı. Albümde yer alan “Charly”, “Out of Space” ve “Everybody in the Place” gibi parçalar, The Prodigy'nin yalnızca kulüp çevresinde değil, geniş bir dinleyici kitlesi arasında tanınmasını sağladı.
 
1994 tarihli ikinci albüm“Music for the Jilted Generation”, grubun müzikal kimliğini daha sert ve deneysel bir çizgiye taşıdı. Albüm, elektronik altyapılarla rock etkilerini birleştiren yaklaşımıyla büyük başarı kazandı ve İngiltere albüm listelerinde üst sıralara yerleşti. “Voodoo People” ve “No Good (Start the Dance)” parçaları, grubun uluslararası tanınırlığını artıran çalışmalar arasında yer aldı.
 
“Firestarter” ile gelen küresel başarı
 
The Prodigy'nin kariyerindeki en büyük dönüm noktası, 1997 yılında yayınlanan “The Fat of the Land” albümü oldu. Dünya genelinde milyonlarca satan albüm, grubun elektronik müzik tarihindeki konumunu belirledi. Albümün ilk single'ı “Firestarter”, Keith Flint'in ikonik görünümü ve agresif vokal tarzıyla dönemin müzik anlayışında büyük bir kırılma yarattı.
 
Albümde yer alan “Breathe” ve “Smack My Bitch Up” da grubun en bilinen parçaları arasına girdi. “The Fat of the Land”, İngiltere başta olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Kanada ve birçok Avrupa ülkesinde albüm listelerinde bir numaraya yükseldi. Albümün başarısı, The Prodigy'yi yalnızca elektronik müziğin değil, 1990'ların alternatif müzik kültürünün de en önemli temsilcilerinden biri haline getirdi.
 
 
Elektronik müzikte sınırları zorlayan albümler
 
Grup, 2000 yılında yayınladığı “Always Outnumbered, Never Outgunned” albümüyle farklı bir müzikal yön arayışına girdi. Keith Flint'in yer almadığı albüm, daha elektronik ve prodüksiyon odaklı yapısıyla dikkat çekti. Ardından 2009'da “Invaders Must Die” yayınlandı. Albüm, grubun klasik enerjisini yeniden yakaladığı çalışmalardan biri olarak değerlendirildi ve İngiltere albüm listelerinde bir numaraya yükseldi.
 
2015 tarihli “The Day Is My Enemy”, The Prodigy'nin sert elektronik altyapılar, punk etkileri ve karanlık atmosferini sürdürdüğü bir albüm oldu. Grup, 2018 yılında ise “No Tourists” albümünü yayınladı. Bu çalışma, The Prodigy'nin kariyer boyunca oluşturduğu agresif ve dans odaklı ses dünyasının devamı niteliğini taşıdı.
 
Keith Flint sonrası yeni dönem
 
The Prodigy'nin simge isimlerinden Keith Flint'in 2019 yılında yaşamını yitirmesi, grubun tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Flint’in grubun Avustralya ve Yeni Zelanda turnesinden haftalar sonra Essex'teki evinde ölü bulunmasının ardından geri kalan turne tarihleri iptal edildi. Kaybın ardından hayranlar, Flint'e saygı göstermek ve erkekler arasında intihar konusunda farkındalık yaratmak amacıyla "Firestarter"ı İngiltere single listesinde bir numaraya çıkarmak için çeşitli sosyal medya platformlarında "Firestarter4Number1" hashtag'ini kullanmaya başladı. Ağustos 2020'de Howlett, Prodigy'nin devam edeceğini söyledi. Eski üye Leeroy Thornhill, Howlett'in Flint'in ölümünden önce yeni bir Prodigy albümü üzerinde çalıştığını ve Flint'e bir saygı duruşu olarak albümü tamamlamak istediğini açıkladı. Şubat 2021'de ise grup, grubun tarihini konu alan bir belgesel filmin yapımına başlama planlarını duyurdu.
 
Ödüller ve müzik tarihindeki yeri
 
The Prodigy, kçok sayıda uluslararası ödül kazandı. Kariyeri boyunca iki Brit Award, üç MTV Video Music Award, beş MTV Europe Music Award kazanan ve iki Grammy adaylığı elde eden grup, 1997 yılında MTV Europe Music Awards'ta ‘En İyi Dans Sanatçısı’ ödülünü aldı. İngiliz müzik endüstrisinin önemli ödüllerinden Brit Awards kapsamında da çeşitli kategorilerde aday gösterildi. “Firestarter” ve “Breathe” gibi parçalarıyla müzik videoları alanında da önemli başarılara ulaştı.
 
“The Dirtchamber Sessions Volume 2” fenomeni
 
The Prodigy'nin elektronik müzik tarihindeki etkisini farklı bir açıdan ortaya koyan ve grubun beyni Liam Howlett imzasıyla 1999 yılında yayınlanan “The Dirtchamber Sessions Volume One”, büyük beğeni toplayan efsanevi bir DJ miks albümü olmuştu. Radyo programı kökenli bu proje, Howlett'in hip-hop, breakbeat, funk, rock ve elektronik müzik kaynaklarını kesip biçerek oluşturduğu eklektik yaklaşımını yansıtırken The Prodigy'nin yalnızca kendi besteleriyle değil, müzik kültürünü yeniden yorumlama biçimiyle de dönemin en önemli aktörlerinden biri olduğunu kanıtladı.
 
Elektronik müzikte mash-up ve sample kültürünün öncü örneklerinden biri olarak kabul edilen bu çalışmanın ardından, ilk albümün kapak tasarımcısı Alex Lloyd Jenkins devam serisi için yeni görsel konseptler planlasa da proje o dönem rafa kalktı. Yıllar boyunca hayranların büyük bir merakla beklediği, Liam Howlett'ın da 2019 yılında bir şarkı listesi hazırlayarak öncelik listesine aldığını doğruladığı devam albümü “Volume Two”, resmi bir stüdyo kaydına veya fiziksel/dijital yayına dönüşmeyerek maalesef hiçbir zaman resmi olarak yayınlanmadı.
 
Buna rağmen 2023 yılında, sosyal medyada ve bazı listelerde “The Dirtchamber Sessions Volume 2” adında bir proje ortaya çıktı. Grubun geçmişten bugüne uzanan elektronik müzik mirasını yeniden gündeme taşıyan bu çalışma, aslında resmi bir Prodigy yayını değil, ilk albümün big beat ve breakbeat tarzına sadık kalınarak hayranlar tarafından oluşturulmuş gayriresmi toplama çalma listelerinden ibaret. 
 
Rave sahnesinden çıkan elektronik punk
 
Günümüzde de festival sahnelerinin en güçlü canlı performans topluluklarından biri olarak kabul edilen The Prodigy'nin müzik tarihindeki yerini anlamak için grubun ortaya çıktığı döneme, 1990'ların başındaki İngiliz rave kültürüne bakmak gerekiyor. 1990 yılında Essex'te Liam Howlett tarafından kurulan topluluk, başlangıçta Howlett'in elektronik altyapılar, sample'lar ve programlamalar üzerine kurduğu besteleri sahneye taşıdığı bir proje olarak doğdu. Kısa süre içinde Keith Flint'in sahne enerjisi, Leeroy Thornhill'in dans performansı ve Maxim'in güçlü vokal karakteriyle tam anlamıyla bir topluluğa dönüşen The Prodigy, İngiltere'nin yükselen rave hareketinin en dikkat çekici temsilcilerinden biri haline geldi.
 
Grubun müzikal yönünü belirleyen temel isim olan Liam Howlett, The Prodigy'nin ses dünyasını yıllar boyunca şekillendirdi. Howlett'in "electronic punk" olarak tanımladığı bu yaklaşım; breakbeat, hardcore techno, rave, big beat, elektronik rock ve punk estetiğini aynı potada buluşturdu. Böylece elektronik müzik, yalnızca dans pistleriyle sınırlı bir tür olmaktan çıkarak büyük konser salonlarının ve rock festivallerinin de merkezine taşındı.
 
The Prodigy'nin görsel kimliğinin oluşmasında Keith Flint'in özel bir yeri vardı. Gruba ilk olarak dansçı olarak katılan Flint, zaman içinde grubun sahnedeki en tanınan yüzüne dönüştü. 1996 tarihli “Firestarter” ile birlikte vokalist kimliği öne çıkan sanatçı; sıra dışı görünümü, punk estetiği ve agresif sahne performansıyla 1990'ların müzik kültürünün ikonik figürlerinden biri oldu. Flint'in vokaliyle hayat bulan “Firestarter” ve “Breathe”, elektronik müziğin ana akım rock dinleyicisiyle buluşmasında önemli rol oynadı.
 
Keith Flint'in 2019 yılında hayatını kaybetmesi, grup ve hayranları için büyük bir dönüm noktası oldu. Liam Howlett ve Maxim, Flint'in müzikal mirasını sürdürme kararı alarak The Prodigy'nin sahne çalışmalarına devam etti.
 
Kariyeri boyunca dünya çapında milyonlarca albüm satan The Prodigy, elektronik müzik tarihinin en başarılı toplulukları arasında yer aldı. Grubun 1997 tarihli üçüncü stüdyo albümü “The Fat of the Land”, bu başarının en önemli dönüm noktası oldu. İngiltere ve ABD dahil birçok ülkede albüm listelerinin zirvesine yerleşen çalışma, “Firestarter”, “Breathe” ve “Smack My Bitch Up” gibi parçalarla 1990'ların popüler kültüründe kalıcı bir iz bıraktı. Özellikle “Smack My Bitch Up”ın tartışmalı video klibi, dönemin en çok konuşulan müzik olaylarından biri oldu.
 
The Prodigy'nin etkisi yalnızca liste başarılarıyla sınırlı kalmadı. Grup; elektronik müzik ile rock enerjisini bir araya getiren yaklaşımıyla Chemical Brothers, Fatboy Slim, The Crystal Method gibi dönemdaşlarının yanı sıra sonraki kuşak elektronik müzik üreticileri üzerinde de etkili oldu. Rave kültürünün küresel ölçekte tanınmasında önemli rol oynayan The Prodigy, bugün hâlâ elektronik müziğin en güçlü canlı performans topluluklarından biri olarak kabul ediliyor.
 
Yıllar sonra yeniden İstanbul'da
 
Keith Flint'in ardından Liam Howlett ve Maxim liderliğinde yoluna devam eden The Prodigy, son yıllarda sürdürdüğü kapsamlı konser programlarıyla elektronik müzik sahnesindeki etkisini korumaya devam ediyor. Türkiye ile özel bir geçmişe sahip olan grup, ilk kez 1998 yılında “The Fat of the Land Tour” kapsamında İstanbul'a geldi ve Abdi İpekçi Spor Salonu'ndaki performansıyla dönemin en dikkat çeken elektronik müzik buluşmalarından birine imza attı. 2004 yılında Parkorman'da yeniden Türk hayranlarıyla buluşan The Prodigy, 2013 yılında Rock’n Coke Festivali kapsamında Hezarfen Havalimanı'nda verdiği konserle de geniş bir izleyici kitlesine ulaştı.
 
Keith Flint'in 2019'daki ölümünün ardından sahne çalışmalarını sürdüren grup, 2023'ten itibaren Avrupa'dan Amerika'ya uzanan konser programlarıyla yeni dönem performanslarını sürdürdü. 2026 turnesi kapsamında Avrupa festivalleri ve açık hava konserlerinde sahne alan The Prodigy, PSM Loves Summer kapsamında 7 Ağustos'ta yeniden İstanbul seyircisinin karşısına çıkacak. İstanbul konserinin ardından Saraybosna, Dublin, İngiltere'deki büyük açık hava etkinlikleri ve sonbahar döneminde Amerika Birleşik Devletleri'ndeki festivallerle devam edecek konser takvimi, grubun üç yılı aşkın kariyerinin ardından hâlâ küresel ölçekte güçlü bir canlı performans topluluğu olduğunu gösteriyor. Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'ndeki bu buluşma ise Liam Howlett ve Maxim'in yönettiği, Keith Flint'in mirasını yaşatan yeni dönem The Prodigy deneyimini İstanbul'daki hayranlarla yeniden buluşturacak.
 
Warm-Up Party'de sahne Mojave’nin
 
PSM Loves Summer'ın beşinci yıl finalinde sahne alacak The Prodigy, kariyerinin üç farklı döneminden parçaları İstanbul seyircisiyle buluşturacak. Grubun karakteristik bas yürüyüşleri, elektronik ritimleri, agresif sahne dili ve görsel şovu, Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde yaz sezonunun dikkat çeken konserlerinden biri olmaya hazırlanıyor.
 
The Prodigy konseri 7 Ağustos Cuma akşamı Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek. Kapılar 20.30'da açılacak, konser 21.30'da başlayacak gecenin müzikal atmosferini hazırlayacak isim ise Mojave olacak. PSM Loves Summer kapsamında düzenlenen Warm-Up Party'de sahne alacak grup alternatif rock, elektronik dokular ve modern indie etkilerini bir araya getiren sound'uyla dikkat çekiyor.
2020 yılında İstanbul'da kurulan ve Enes Cihan Güvenç, Can Doğu Baykan, Uluç Beykoz, Ege Soydan'dan oluşan alternatif rock grubu Mojave, atmosferik altyapı ve güçlü gitarlarla harmanlanmış enerjik bir sound sunuyor. 8 teklinin ardından 10 parçalık "Kandırma Kendini" albümünü Mayıs 2025'te çıkaran Mojave atmosferik altyapıları, güçlü gitar katmanları ve dinamik sahne performansıyla son dönemde alternatif müzik sahnesinde öne çıkan topluluklar arasında yer alıyor. Grup, farklı türler arasında geçiş yapan müziğiyle dinleyiciyi konser deneyiminin ana performansa hazırlayan enerjik bir setle buluşturacak.
 
Mojave'nin ardından The Prodigy, elektronik müzik tarihinin en güçlü canlı performanslarından biri olarak kabul edilen sahne şovuyla izleyici karşısına çıkacak.
 
Etiketler: The Prodigy  konser  sanat