The Veils’in karanlık melodileri İstanbul’da
Suzan Somalı Sönmez
Indie rock’ın kendine özgü karanlık ve dramatik anlatımını sahneye taşıyan The Veils, 5 Kasım Perşembe akşamı İstanbul’da dinleyici karşısına çıkıyor. Finn Andrews’un güçlü vokali ve şarkı yazarlığı etrafında şekillenen topluluk, gitar merkezli rock sound’unu atmosferik düzenlemeler, yoğun duygusal anlatım ve zaman zaman gotik öğelerle birleştiriyor. Grubun müziği, yalnızca alternatif rock dinleyicilerinin değil, sinema ile müzik arasındaki ilişkiyi takip edenlerin de aşina olduğu bir dünyaya sahip.
2000’li yılların başında ortaya çıkan The Veils, yıllar içinde değişen kadrosuna ve müzikal yönelimlerine rağmen Finn Andrews’un belirleyici etkisini koruyarak kendine özgü bir çizgi geliştirdi. Şarkılarında melankoli, gerilim, romantizm ve içsel çatışmalar geniş bir ses paleti içinde buluşuyor. David Lynch ve Tim Burton gibi yönetmenlerin filmlerinde kullanılan müzikleri de grubun sinematik anlatım gücünü farklı dinleyici çevrelerine taşıdı.
Andrews’un solo şarkılarından The Veils’e
Finn Andrews, 1983’te Londra’da dünyaya geldi. Müzikle ilişkisi çocukluk yıllarında başladı; gitarı 10 yaşında eline aldı. XTC ve Shriekback gruplarından tanınan müzisyen Barry Andrews’un oğlu olması, müziğin ev yaşamının doğal bir parçası olarak büyümesinde etkiliydi. Ailesiyle birlikte İngiltere ve Yeni Zelanda arasında geçen çocukluk yıllarında müzik kadar edebiyata ve görsel sanatlara da ilgi duydu.
Ergenlik döneminde annesiyle birlikte Auckland’a yerleşen Andrews, burada Takapuna Grammar School’da eğitim gördü. Ancak okuldan çok Auckland’ın folk müzik çevresiyle ilgileniyordu. Yerel müzik topluluklarında farklı müzisyenlerle çaldı, şarkılar yazdı ve kendi müzikal dilini geliştirmeye başladı. Bob Dylan, Patti Smith ve Tom Waits gibi şarkı yazarlarının etkisi, bu dönemde şekillenen müzikal yaklaşımında belirginleşti.
Henüz 16 yaşındayken kendi şarkılarından oluşan demoları plak şirketlerine gönderdi. Bu kayıtlar İngiltere'deki müzik endüstrisinin dikkatini çekince Londra'ya dönerek müzik kariyerini profesyonel olarak sürdürmeye karar verdi. 2001 yılında Londra'da gitarist Oliver Drake, basçı Adam Kinsella ve davulcu Ben Woollacott ile tanıştı. Andrews'un vokal ve gitarı üstlendiği bu dört kişilik kadro, The Veils'in ilk oluşumunu meydana getirdi.
Grubun kurulmasından kısa süre sonra müzik endüstrisinin ilgisi geldi. Rough Trade'in kurucusu Geoff Travis'in desteğiyle Blanco y Negro etiketiyle anlaşma yapan The Veils, 2002'de “Death & Co.” adlı tanıtım kaydını, ardından “More Heat Than Light” ve “The Leavers Dance” gibi single'larını yayınladı. Plak şirketleri arasındaki anlaşmazlıklar ve Warner Bros. ile yaşanan sorunlar ilk albümün çıkışını geciktirdi. Sonunda Rough Trade Records bünyesinde yayınlanan “The Runaway Found”, 2004'te dinleyiciyle buluştu. Albümün prodüktörlüğünü, Suede'in eski gitaristi Bernard Butler üstlendi. Albüm, Andrews’un folk ve alternatif rock arasında kurduğu müzikal ilişkinin ilk kapsamlı örneği oldu.
Ancak ilk albümün yayınlanması grubun ilk kadrosunun sonunu da beraberinde getirdi. Andrews, daha sonra verdiği bir röportajda ilk The Veils kadrosunun aslında tam anlamıyla bir grup gibi çalışmadığını, Londra'ya geldikten sonraki ilk haftalarda kayıtlar için bir araya getirdiği müzisyenlerden oluştuğunu anlatmıştı. Birbirlerini yeterince tanımayan üyeler arasındaki yaratıcı anlaşmazlıklar sonucunda ilk kadro 2004'te dağıldı. Andrews, önceden planlanmış konserleri bir süre tek başına sürdürdükten sonra Yeni Zelanda'ya döndü ve grubu yeniden şekillendirdi. Eski okul arkadaşları basçı Sophia Burn ve klavyeci Liam Gerard ile yeniden çalışmaya başladı. Londra'ya taşınan bu yeni oluşuma gitarist Dan Raishbrook ve davulcu Henning Dietz de katıldı ve bu yepyeni kadroyla ikinci albüm “Nux Vomica” kaydedildi.
2006 tarihli “Nux Vomica”, The Veils’in müzikal tarihinde önemli bir aşamaya karşılık geldi. Daha yoğun gitarlar, sertleşen ritimler ve dramatik vokal kullanımıyla grubun sonraki yıllarda geliştireceği sound’un temel özellikleri belirginleşti.
2009’da “Sun Gangs”, 2013’te “Time Stays, We Go” yayınlandı. 2016 tarihli “Total Depravity” ise elektronik dokuların, karanlık atmosferin ve deneysel prodüksiyon anlayışının daha belirgin olduğu bir çalışma olarak diskografide yerini aldı. Albümde Run the Jewels ikilisinden El-P prodüktör olarak çalıştı. Bu işbirliği, grubun alternatif rock çizgisini farklı prodüksiyon yaklaşımlarıyla buluşturduğu dönemin önemli adımlarından biriydi.
The Veils isminin arkasındaki düşünce
Grubun adı, Andrews'un müzikal kimliğini anlamak açısından ilginç bir ayrıntı taşıyor. İngilizcede ‘veil’, örtü ya da peçe anlamına geliyor; veils ise çoğulu. Andrews, 2013'te ‘Magnet’ dergisine verdiği röportajda ismi seçerken kendi adını grubun tabelasında görmek istemediğini anlatmıştı. Kendi ismiyle sahneye çıkmanın kendisini fazla görünür ve savunmasız hissettirdiğini, The Veils adının ise müziğiyle arasında bir mesafe oluşturduğunu söylüyordu. İsmi, çalışma tezgâhının üzerine gerilmiş bir örtüye benzetiyor; böylece altında ne yaptığının herkes tarafından görülmesini engelleyen bir tür koruyucu alan yaratmak istediğini belirtiyordu.
Daha sonraki bir söyleşisinde ise ismi tam olarak neden seçtiğini artık hatırlamadığını, o dönem okuduğu bir şiirden etkilenmiş olabileceğini söylemişti. Dolayısıyla adın kökenine ilişkin kesin bir edebî kaynak göstermek mümkün değil. Ancak Andrews'un açıklamalarında öne çıkan düşünce açık: The Veils, müzisyenin kişisel kimliği ile ürettiği müzik arasına koyduğu bir perdeydi.
Sinema ile kurulan müzikal bağ
The Veils’in müziği, yıllar içinde sinema dünyasının farklı yönetmenleriyle de kesişti. David Lynch, Tim Burton ve Paolo Sorrentino, grubun parçalarına film çalışmalarında yer veren yönetmenler arasında bulunuyor. Bu ilişki, The Veils’in müziğinin görsel anlatımla kurduğu güçlü bağın uluslararası alanda tanınmasına katkıda bulundu.
David Lynch’in kült dizisi “Twin Peaks”in üçüncü sezonunda grup doğrudan kamera karşısına geçti. Dizinin 15. bölümünde The Veils’in canlı performans görüntüleri hikâyenin içine yerleştirildi. Böylece grup, yalnızca müzikleriyle değil, performanslarıyla da Lynch’in kendine özgü televizyon evreninin bir parçası oldu.
Sekiz albümlük diskografi ve “Fragile World”
Grubun stüdyo albümleri, yirmi yılı aşan müzikal gelişimini farklı dönemler üzerinden izleme olanağı sunuyor. Altı yıllık aranın ardından 2023’te çift albüm niteliğindeki “...And Out Of The Void Came Love” ile yeniden dinleyici karşısına çıkan topluluk, 2025’te “Asphodels”i yayınladı.
19 Haziran 2026’da V2 Records etiketiyle yayınlanan “Fragile World”, The Veils’in sekizinci stüdyo albümü olarak grubun son dönem çalışmalarının merkezinde yer alıyor.
Önceki albümleri “Asphodels”in yayınlanmasından yaklaşık bir yıl sonra dinleyiciyle buluşan çalışma, daha doğrudan, yoğun ve hareketli bir müzikal yaklaşım taşıyor. Yeni Zelanda’da Paddy Hill tarafından kaydedilen albümün prodüksiyonunu Tom Healy üstlendi. Canlı bant üzerine gerçekleştirilen kayıtlarda Finn Andrews ve Tom Healy ağırlıklı olarak enstrümanları üstlenirken, bazı bölümlerde davulcu Joseph McCallum da çalışmaya katkıda bulundu.
Finn Andrews, önceki albüm Asphodels'in daha sessiz ve içe dönük atmosferinden sonra bu kez daha güçlü, hareketli ve enerjik bir çalışma yapmak istediğini anlatıyor. Grubun stüdyoya çok sayıda şarkıyla girdiğini ancak düzenlemeler ve enstrüman dağılımları konusunda önceden kesin kararlar almadığını belirtiyor.
Albümün adı, hem günümüz dünyasındaki kırılganlığı hem de müzik üretiminin hassas doğasını ifade ediyor. Andrews'e göre binlerce küçük kararın bir araya gelmesiyle tamamlanan bir albüm yapmak da kendi içinde kırılgan bir yaratım süreci.
Albüm, “Aurora”, “High Hopes”, “Lungs”, “Are You Awake Tonight?”, “New Day”, “Little White Bird (Fragile World)”, “The Widening Dark”, “My Foolish Heart”, “These Are the Days” ve “In This Heart” olmak üzere 10 parçadan oluşuyor.
Albümle aynı adı taşıyan bir parça yerine “Fragile World” ifadesinin “Little White Bird” başlığına eklenmesi parça listesinin dikkat çeken ayrıntılarından. Albümün ilk single'ı olarak yayınlanan “Lungs” ise çalışmanın müzikal yönüne ilişkin ilk ipuçlarını dinleyiciyle paylaşmıştı.
Güncel kadro
The Veils'in değişmeyen merkezinde grubun kurucusu, vokalist ve gitarist Finn Andrews bulunuyor. Uzun yıllar boyunca farklı müzisyenlerle çalışan topluluğun 2023 sonrasındaki turne kadrosunda ise gitar ve synthesizer'da Dan Raishbrook, bas gitarda Cass Basil, davulda Henning Dietz, keman ve diğer yaylı enstrümanlarda Dave Khan ve davulda Joseph McCallum'un isimleri öne çıkıyor.
Bandsintown'ın The Veils sanatçı profilinde ise Dan Raishbrook, Finn Andrews, Sophia Burn, Henning Dietz ve Uberto Rapisardi isimleri grup üyeleri olarak listeleniyor.
The Veils'in değişmeyen yaratıcı merkezi Finn Andrews olsa da grup, kuruluşundan bu yana farklı müzisyenlerle çalışarak kadrosunu yeniledi. 2026'da yayımlanan “Fragile World” albümünde Andrews'a ağırlıklı olarak prodüktör Tom Healy eşlik ederken Joseph McCallum da bazı kayıtlarda yer aldı.
“Fragile World” ile yeniden yollarda
The Veils, 19 Haziran 2026'da yayınlanan sekizinci stüdyo albümü “Fragile World”ün ardından uluslararası konser programını genişletti. Grubun resmî açıklamasında, albümün çıkışıyla birlikte 2026 boyunca yoğun bir turne dönemine girileceği belirtiliyor. Yeni Zelanda'da kaydedilen albümün ardından başlayan konser takvimi, Avrupa'nın farklı kentlerinin yanı sıra Avustralya'yı da kapsıyor.
Kasım ayında Sofya'dan başlayan Avrupa programını 5 Kasım İstanbul konserinin ardından Bükreş ve Atina konserleriyle sürdücek grup 11 Kasım'da Anvers, 12 Kasım'da Tourcoing, 13 Kasım'da Paris ve 14 Kasım'da Fribourg'da sahne alıyor. Bologna, Milano ve Winterthur konserlerinin ardından Avusturya, Çekya, Almanya ve Hollanda'daki dinleyicilerle buluşacak The Veils, kasım sonunda Amsterdam'a uzanıyor. Aralık ayında ise Manchester, Glasgow, Leeds ve Londra konserleriyle turnenin İngiltere ayağını tamamlıyor. Kasım ayındaki programda Avustralya'nın Darlinghurst kentinde de 20 Kasım tarihli bir konser bulunuyor.
İstanbul konseri
The Veils, 5 Kasım Perşembe günü Fiba Salon İKSV’de sahne alacak. İstanbul konseri, bu yoğun uluslararası programın erken duraklarından biri. Finn Andrews'un liderliğindeki topluluk, yeni albümün parçalarını önceki dönem çalışmalarından seçilen şarkılarla bir araya getirerek The Veils'in yirmi yılı aşan müzikal yolculuğundan bir kesit sunacak.
Grubun diskografisinde önemli yer tutan “Lavinia” ve “Grey Lynn Park” gibi parçaların yanı sıra son dönem çalışmalarından “Fragile World” albümünün müzikal dünyası da İstanbul konserinin güncel bağlamını oluşturuyor. Finn Andrews’un vokali, gitarların belirgin ağırlığı ve grubun dramatik düzenlemeleri performansın temel unsurları arasında.
Modundayız sunar: The Veils konserinde kapılar 20.30’da açılacak, performans 21.30’da başlayacak. Fiba Salon İKSV’de gerçekleştirilecek etkinlik 18 yaş ve üzeri dinleyicilere açık olacak.


