Thomas Anders yeniden İstanbul’da
1980’lerin Avrupa popunu biçimlendiren Modern Talking’in sesi Thomas Anders, 15 Ağustos’ta Ora Arena’da yeniden İstanbul seyircisiyle buluşacak.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
‘80’lerde pop müzik bugünkünden farklı bir dünyaya aitti. Şarkılar daha belirgin melodiler üzerine kuruluyor, elektronik sesler yeni bir heyecan yaratıyor, synthesizer’lar popun karakterini değiştirirken sanatçıların sesi şarkının hafızada kalan en güçlü unsurlarından biri oluyordu. Avrupa popu da bu dönemde kendi sesini buluyor; Almanya’dan çıkan Modern Talking, dans ritimleri, romantik melodileri ve Thomas Anders’ın vokaliyle bu yeni pop anlayışının en geniş kitlelere ulaşan örneklerinden birine dönüşüyordu. “You’re My Heart, You’re My Soul” ile başlayan hikâye “Cheri, Cheri Lady”, “Brother Louie” ve “Atlantis Is Calling” ile büyüdü; grubun şarkıları yalnızca listelerde değil, ‘80’lerin müzik hafızasında da kalıcı bir yer edindi. Modern Talking’in o döneme bıraktığı ses bugün hâlâ Thomas Anders’ın konserlerinin merkezinde. Sanatçı, 15 Ağustos’ta İstanbul Ora Arena’da, aradan geçen kırk yılı aşkın zamana rağmen dinleyicilerin ezbere bildiği şarkıları yeniden seslendirecek.
Thomas Anders
Bir gecede gelen uluslararası başarı
Thomas Anders, 1 Mart 1963’te Almanya’nın Münstermaifeld kentinde Bernd Weidung adıyla doğdu. Küçük yaşta piyano eğitimi almaya başlayan Anders’ın müziğe ilgisi, gençlik dönemindeki sahne deneyimleri ve yetenek yarışmalarıyla profesyonel bir yola dönüştü. Thomas Anders adını kullanmaya başlaması ise 1980’lerin başındaki müzik kariyerinin başlangıcına denk geldi.
Dünya çapındaki asıl kırılma 1984 sonlarında geldi. Dieter Bohlen ile kurduğu Modern Talking’in ilk single’ı “You’re My Heart, You’re My Soul”, 1985’te büyük bir uluslararası başarıya dönüştü ve 81 ülkede bir numaraya ulaştı.
Modern Talking
Modern Talking’in müzikal formülü ‘Eurodisco’ ve synth-pop unsurlarını belirgin melodiler, elektronik altyapılar ve Anders’ın vokaliyle bir araya getiriyordu. “You’re My Heart, You’re My Soul”un ardından “You Can Win If You Want”, “Cheri, Cheri Lady”, “Brother Louie” ve “Atlantis Is Calling (S.O.S. for Love)” geldi. Bu şarkılar, grubun 1985-1987 arasındaki ilk döneminin temel repertuvarını oluşturdu.
Modern Talking’in ilk döneminde art arda yayınlanan “The 1st Album” (1985), “Let’s Talk About Love” (1985), “Ready for Romance” (1986), “In the Middle of Nowhere” (1986), “Romantic Warriors” (1986) ve “In the Garden of Venus” (1987), grubun kısa sürede oluşturduğu albüm kataloğunun ilk bölümünü meydana getirdi.
Ayrılık
Anders ile Bohlen’in ortaklığı 1987 sonunda sona erdi. Thomas Anders bu dönemin ardından solo kariyerine yöneldi ve 1989’da “Different” albümünü yayımladı. Gus Dudgeon ve Alan Tarney gibi prodüktörlerin elinden çıkan albüm, Modern Talking’in ‘Eurodisco’ çizgisinden farklı olarak daha uluslararası pop ve pop-rock ekseninde tasarlandı. Albümden “Love of My Own”, “One Thing” ve “Soldier” single olarak yayınlandı. “Love of My Own” Almanya listesinde 24 numaraya kadar yükseldi.
“Whispers” 1991’de geldi. Albümde Per Gessle ve Candy DeRouge gibi farklı şarkı yazarlarının çalışmalarına yer veren Anders, The Stylistics’in “Can’t Give You Anything (But My Love)” parçasını da yeniden yorumladı. 1992 tarihli Down on Sunset ile birlikte pop, soul ve Latin pop etkilerini daha belirgin biçimde kullandı. “How Deep Is Your Love” ve “Standing Alone” albümden çıkan single’lar arasında yer aldı.
1993’te “When Will I See You Again” yayınlandı. The Three Degrees ile birlikte yeniden yorumlanan albümün başlık parçası, Anders’ın kariyerinde dikkat çeken çalışmalardan biri oldu. Albümdeki “Marathon of Life” ise aynı adlı İsveç-Almanya yapımı “Stockholm Marathon” filmiyle bağlantılıydı.
Anders’ın solo kariyerindeki farklı yönelimlerden biri de 1994 tarihli İspanyolca “Barcos de Cristal” albümüydü. Bir yıl sonra yayınlanan “Souled”, soul repertuvarına yöneldi; albümde Beatles ve Stephanie Mills repertuvarından yorumların yanı sıra özgün parçalar da bulundu. 1997 tarihli “Live Concert” ise caz standartlarına uzanan canlı kayıt projesi olarak kariyerinin başka bir yönünü ortaya koydu.
Modern Talking yeniden sahnede
Thomas Anders ile Dieter Bohlen 1998’de Modern Talking adıyla yeniden bir araya geldi. Dönüş albümü “Back for Good”, grubun eski hitlerinin yeni düzenlemelerle yeniden kaydedildiği ve bazı yeni parçaların da eklendiği bir çalışma oldu. 1990’ların sonundaki ‘Eurodance’ estetiğinin etkisiyle yeniden biçimlendirilen repertuvar, Modern Talking’i yeniden uluslararası listelerin üst sıralarına taşıdı.
Bu dönüş yalnızca satış başarısıyla sınırlı kalmadı. Modern Talking 1998’de Bambi’de “Comeback of the Year”, Goldene Europa’da yine ‘Comeback of the Year’ ödüllerini aldı. 1999’da ‘Goldene Kamera’ ile ödüllendirildi; aynı yıl ECHO’da ‘Ulusal Rock/Pop Grubu’ kategorisinde ödül kazandı ve World Music Awards’ta ‘Almanya’nın En Çok Satan Grubu’ olarak ödüllendirildi. ‘Radio Regenbogen Award’ ve ‘Record-99 Sales Award’ da bu dönüş döneminin ödülleri arasında yer aldı.
Grubun ikinci dönemi “Back for Good” sonrasında “Alone” (1999), “Year of the Dragon” (2000), “America” (2001), “Victory” (2002) ve “Universe” (2003) albümleriyle devam etti. 2003 tarihli “The Final Album”, grubun ikinci ve son döneminin kapanışını belgeledi.
“25 Years of Disco-Pop” (2010) ve “30 (Remastered Best of)” (2014) gibi derlemeler de gerçekleştiren Modern Talking ya da Anders ile Bohlen’in işbirliği 2003’te bir kez daha sona erdi. Bu kez ayrılık kalıcı oldu ve bu ayrılığın ardından iki isim de solo kariyerlerine devam ettiler.
Yeni bir Thomas Anders
2004 tarihli “This Time”, Thomas Anders’ın ikinci solo döneminin başlangıcı oldu. Bu albümün ardından 2006’da “Songs Forever”, 2010’da “Strong” yayınlandı. Anders, bu dönemde pop repertuvarını soul, swing ve yetişkinlere yönelik pop çizgileriyle genişletti. “Strong”un ardından Uwe Fahrenkrog ile kurduğu Anders | Fahrenkrog projesi kapsamında 2011’de “Two” albümünü çıkardı. 2012’de ise Noel repertuvarına odaklanan “Christmas for You” yayınlandı.
2016’da “History” albümüyle Modern Talking döneminin şarkılarına yeniden dönen Anders, sonraki yıllarda Almanca pop ve schlager alanında daha belirgin bir kariyer çizgisi oluşturdu. “Pures Leben” 2017’de, “Ewig mit dir” ise 2018’de yayınlandı.
Thomas Anders
Bu dönemin önemli işbirliklerinden biri Florian Silbereisen ile gerçekleşti. İkilinin 2020 tarihli “Das Album” çalışması ve 2024’te yayınlanan “Nochmal!” albümü, Anders’ın Almanca repertuvarındaki yerini güçlendirdi. 2021 tarihli “Cosmic” ise İngilizce pop çizgisine dönüş niteliğindeki solo albümü oldu. Sanatçı bu albümlerin yanı sıra 2020’de “Das Album Winter Edition”, 2023’te ise “Nochmal!” ve “Silbereisen” ortaklığı kapsamında single’lar da yayınladı.
Modern Talking şarkılarına yeni yorumlar
Thomas Anders’ın son dönem çalışmalarındaki en belirgin başlıklardan biri, Modern Talking repertuvarını yeniden ele aldığı proje oldu. 2025’te “Thomas Anders sings Modern Talking” başlığıyla başlayan çalışma kapsamında grubun ilk dönem albümlerindeki şarkılar yeniden yorumlandı.” The 1st Album”, “Let's Talk About Love”, “Ready for Romance” ve “In the Middle of Nowhere” gibi albümlerin yeni yorumları 2025 boyunca yayınlandı. “Geronimo’s Cadillac (Thomas’ Version)”, “Lonely Tears in Chinatown”, “Jet Airliner (Thomas’ Version)”, “Don’t Worry”, “In 100 Years (Thomas’ Version)”, “Boulevard of Broken Dreams” ve “Give Me Peace on Earth” da bu yeni dönem kayıtları arasında yer aldı. Proje, Modern Talking’in 40. yılı dolayısıyla gerçekleştirildi ve altı albüm Alman listelerinde ilk 10 içinde yer aldı; proje albümleri ayrıca altın plak statüsüne ulaştı. Bu yaklaşım, Anders’ın günümüzdeki sahne repertuvarının da önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Discografi
Thomas Anders’ın kariyerinin önemli bir bölümü doğal olarak Modern Talking’in dünya çapındaki başarısıyla tanımlanıyor. Ancak kırk yılı aşan müzik yaşamında yayınladığı solo albümlerin sayısı, farklı dillerde yaptığı çalışmalar, caz’dan soul’a, İngilizce pop’tan Almanca schlager’a uzanan repertuvarı ve farklı sanatçılarla gerçekleştirdiği işbirlikleri, kariyerinin yalnızca 1980’lerdeki bir grubun vokalisti olmanın ötesine geçtiğini gösteriyor.
Solo single kataloğunun ilk döneminde “Love of My Own”, “One Thing”, “Soldier”, “The Sweet Hello, the Sad Goodbye”, “Can’t Give You Anything (But My Love)”, “How Deep Is Your Love”, “Standing Alone”, “When Will I See You Again” ve “I’ll Love You Forever” gibi çalışmalar öne çıkarken, 2000’ler sonrasında “Independent Girl”, “King of Love”, “Tonight Is the Night”, “Just Dream”, “Why Do You Cry”, “Stay With Me” ve sonraki Almanca dönemden “Das Leben ist jetzt”, “Der beste Tag meines Lebens”, “Sie sagte doch, sie liebt mich”, “Sie hat es wieder getan”, “Versuch’s nochmal mit mir”, “Alles wird gut”, “Neonfarbenwelt” ve “Alles funkelt! Alles glitzert!” gibi kayıtlar yapan sanatçının solo stüdyo albümleri “Different” (1989), “Whispers” (1991), “Down on Sunset” (1992), “When Will I See You Again” (1993), “Barcos de Cristal” (1994), “Souled” (1995), “This Time” (2004), “Songs Forever” (2006), “Strong” (2010), “Christmas for You” (2012), “History” (2016), “Pures Leben” (2017), “Ewig mit dir” (2018), “Das Album” (Florian Silbereisen ile, 2020), “Cosmic” (2021) ve “Nochmal!” (Florian Silbereisen ile, 2024) çizgisinde ilerliyor. Anders | Fahrenkrog imzalı Two (2011) da bu üretim döneminin ayrı bir ortaklık projesi olarak yer alıyor.
Kamera karşısında
Anders’ın sinema ve ekran kariyeri müzik çalışmaları kadar geniş değil ancak birkaç yapımda kamera karşısına geçti. 1994 tarihli İsveç-Almanya ortak yapımı Stockholm Marathonda pop yıldızı ‘Ypsilon’ karakterini canlandırdı. Peter Keglevic’in yönettiği yapım, Maj Sjöwall ve Per Wahlöö’nün yarattığı ‘Martin Beck’ karakterinin dünyasında geçen bir polisiye hikâye olarak çekildi. Anders’ın rolü filmin müzik tarafıyla da bağlantılıydı; “Marathon of Life” adlı şarkıyı seslendirdi. 1997’de ise müzikal kısa film “Phantomschmerz”da yer aldı. Anders, bu yapımda oyunculuğun yanı sıra müzisyen olarak da katkıda bulundu.
Ödüller ve satış başarısı
Thomas Anders’ın kariyerindeki ödüllerin önemli bölümü Modern Talking dönemine ait. Duo, 1985’te Bravo Otto’da ‘Altın’ ödülünü, 1986’da ise ‘Gümüş’ ödülünü aldı. 1986’da Goldener Löwe ile ‘Yılın Grubu’ ödülüne layık görüldü. 1998’deki geri dönüşün ardından Bambi ve Goldene Europa’da ‘Yılın Dönüşü’ ödüllerini kazandı. 1999’da ‘Goldene Kamera’, ‘ECHO’, ‘World Music Award’ ve ‘Radio Regenbogen Award’ gibi ödüller geldi.
Modern Talking’in dünya çapındaki başarısı, grubun 1980’lerin en büyük pop oluşumlarından biri haline gelmesini sağladı. Anders’ın solo çalışmalarıyla birlikte bugüne uzanan kariyeri 125 milyonun üzerinde albüm satışına ve 420’den fazla altın ve platin plağa ulaştı.
İstanbul’da Modern Talking repertuvarı
Thomas Anders için İstanbul yeni bir durak değil. Modern Talking’in dağılmasının üzerinden yalnızca birkaç yıl geçmişken 2009’da Suada’da ilk İstanbul konserini veren sanatçı, 2016’da CRR’de, 2025’te ise yine Ora Arena’da dinleyici karşısına çıktı. 15 Ağustos’taki konseri, böylece kırk yılı aşan kariyerinin yanı sıra İstanbul’la kurduğu uzun soluklu müzik ilişkisinin yeni bir halkasını oluşturacak.
Anders’ın 15 Ağustos’taki İstanbul konserinin repertuvarında Modern Talking döneminin en bilinen parçalarının bulunması bekleniyor. “You’re My Heart, You’re My Soul”, “Cheri, Cheri Lady”, “Brother Louie” ve “Atlantis Is Calling (S.O.S. for Love)” konser duyurularında özellikle öne çıkarılıyor. Anders’ın sahne programında Modern Talking şarkılarının yanında solo kariyerinden parçalar da yer alacak.
Sanatçının 2026 resmî turne takviminde İstanbul konserinin ardından 18 Ağustos’ta Slovakya’nın Pezinok kentindeki Schloss Simák, 24 Eylül’de Kıbrıs’ın Limasol kentindeki Monte Caputo, 4 Ekim’de Bakü’deki Heydar Aliyev Sarayı ve 14 Kasım’da Budapeşte’deki MVM Dome konserleri bulunuyor.
15 Ağustos Cumartesi günü saat 21.00’de İstanbul Bayrampaşa’daki Ora Arena’da gerçekleşecek İstanbul konseri, Thomas Anders’ın devam eden “Thomas Anders/Modern Talking - Live in Concert” başlıklı dünya turnesinin Türkiye ayağı olacak.
Modern Talking’in ilk kez “You’re My Heart, You’re My Soul” ile dünya listelerine çıktığı dönemden bu yana 40 yılı aşkın zaman geçti. Thomas Anders ise o dönemin sesini yalnızca arşiv kayıtlarında bırakmayarak bugün de sahnede taşımaya devam ediyor. İstanbul konseri, 1980’lerin Avrupa pop repertuvarını Anders’ın sonraki dönem solo çalışmalarıyla aynı programda buluşturacak.
Etiketler: Milliyet Sanat Modern Talking İstanbul konser Thomas Anders


