Tiyatro dünyası yasta
Usta sanatçı Haldun Dormen 97 yaşında hayatını kaybetti.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Türk tiyatrosunun kilometre taşlarından, Dormen Tiyatrosu’nun kurucusu ve modern tiyatro anlayışının mimarlarından usta oyuncu, yönetmen, eğitmen ve oyun yazarı Haldun Dormen 21 Ocak 2026’ta 97 yaşında yaşamını yitirdi. Sanat dünyası, bir asırlık tiyatro tarihinin canlı tanıklarından birini kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyor.
Haldun Dormen’in vefatını oğlu Ömer Dormen, sosyal medya hesabından yaptığı duyuruyla kamuoyuna iletti. Açıklamada, “Sevgili babam Haldun Dormen’i ebediyete uğurlamanın tarifsiz üzüntüsü içindeyim. Onu tanıyan, seven ve hayatına dokunduğu herkese başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet olsun,” ifadelerine yer verildi. Cenaze törenine ilişkin detayların daha sonra paylaşılacağı bildirildi.
Sanatçı bir süredir İstanbul’daki özel bir hastanede enfeksiyon nedeniyle tedavi görüyordu ve durumu son günlerde kritikleşmişti. Sağlık ekibinin yoğun bakım ve entübe süreci umulan sonucu vermedi.
Yaşamı ve sanat yolculuğu
Ahmet Haldun Dormen, Kıbrıslı iş insanı Sait Ömer Bey ve annesi İstanbullu paşa kızı Nimet Rüştü Hanım'ın oğlu olarak 5 Nisan 1928’de Mersin’de dünyaya geldi.. Ailesinin soyadı başlangıçta Önder iken, babasının tercihiyle Dormen olarak değiştirildi.
Dormen, ortaokul eğitimini Galatasaray Lisesi'nde tamamlamış, lise öğrenimini ise Robert Kolej'de sürdürdü. Tiyatro eğitimini Amerika Birleşik Devletleri'nde saygın Yale Üniversitesi'nde yüksek lisans derecesiyle tamamlayan Dormen, iki yıl boyunca ABD'de çeşitli tiyatrolarda oyunculuk ve yönetmenlik yaptı. Ayrıca Hollywood'da Pasadena Playhouse'da dört oyunda sahne aldı.
Orta öğrenimini Galatasaray Lisesi’nde, lise eğitimini Robert Koleji’nde tamamladı; tiyatro eğitimini ise Amerika Birleşik Devletleri’nde prestijli Yale Üniversitesi’nde tiyatro yönetmenliği üzerine aldı ve yüksek lisans derecesiyle tamamladı. İki yıl boyunca ABD'de çeşitli tiyatrolarda oyunculuk ve yönetmenlik yapan, Hollywood'da Pasadena Playhouse'da dört oyunda sahne alan Dormen, ayrıva New York ve Paris’te çeşitli tiyatrolarda oyunculuk ve yönetmenlik yaptı.
Haldun Dormen, Türkiye’ye döndüğünde sahne ve seyircilerle buluştu ve 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türk tiyatrosunun en etkili figürlerinden biri oldu.
İstanbul'a döndüğünde önce Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Küçük Sahne'ye girdi ve “Cinayet Vatr” adlı oyundaki dedektif rolüyle ilk kez Türk seyirci karşısına çıktı. Aynı dönem genç amatörlerle birlikte 60 kişilik bir cep tiyatrosu kurdu.
Dormen Tiyatrosu
1955 yılında kurduğu Dormen Tiyatrosu, kısa sürede Türk sahne sanatlarında öncü bir kurum haline geldi. Topluluğu ile Türkiye’de batılı müzikalin ilk örneklerinden sayılan eserleri sahneye koydu. 1961 yılında Türkiye'de sahnelenen ilk batılı müzikal olan “Sokak Kızı İrma”yı yönetti. Başrolde oynayan Gülriz Sururşi’nin de etkisiyle efsaneleşen bu oyunla birlikte pek çok genç sanatçının yükselmesine vesile olan Dormen’in repertuvarı, klasik güldürülerden modern müzikallere uzanan geniş bir yelpazeye sahipti. 1980'li yıllarda Egemen Bostancı'nın yapımcılığını üstlendiği “Hisseli Harikalar Kumpanyası”, “Şen Sazın Bülbülleri” gibi müzikallerle izleyiciyi cezbetmiş, 1985 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sahneye koyduğu ve 30 yıl boyunca aralıksız kapalı gişe olarak devam eden “Lüküs Hayat” gibi yapımlarla, tiyatro tarihinde yerini sağlamlaştırmıştı.
Dormen Tiyatrosu 1962'de Beyoğlu'ndaki tarihî Ses Tiyatrosu'na geçti, 10 yıl süreyle tarihi Ses Tiyatrosu’nun ev sahipliği yaptığı Dormen Tiyatrosu, sadece oyun sahnelemekle kalmadı; Türk tiyatrosuna Erol Günaydın, Altan Erbulak, Metin Serezli, Nisa Serezli, Erol Keskin, İzzet Günay, Yılmaz Köksal, Ayfer Feray gibi yüzlerce yeni sima kazandırdı ve genç yeteneklerin yetişmesinde önemli bir okul işlevi gördü. “Bit Yeniği”, “Şahane Züğürtler”, Erol Günaydın ile Cemal Reşit Rey'in yazdığı “Yaygara 70” gibi oyunlar sahneleyen Dormen Tiyatrosu’ndan yetişen isimler, ilerleyen yıllarda kendi kariyerlerinde öne çıkarken, Dormen’in etkisi Türk tiyatrosunun çehresine doğrudan yansıdı.
Gülriz Sururi ve Haldun Dormen
Çok yönlü sanatçı
Haldun Dormen, tiyatronun yanı sıra sinema ve televizyon dünyasında da aktif rol aldı. Yönetmen olarak filmler çekti; televizyon dizilerinde oyuncu olarak geniş kitlelere ulaştı. Yönettiği “Bozuk Düzen” ve “Güzel Bir Gün İçin” isimli sinema filmlerinde Dormen kadrosunun yanı sıra Belgin Doruk, Ekrem Bora, Müşfik Kenter, Nedret Güvenç gibi isimler de yer aldı. Bu iki film 1966 ve 1967 yıllarında Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yedi ödül kazandı ancak gişede bekleneni vermedi. 1987'de Müjdat Gezen’'in yapımcılığını yapıp başrolünde oynadığı “Felekten Bir Gün” adlı video filmini de yönetti.
“Unutulanlar”, “Anılarla Söyleşi”, “Kamera Arkası”, “Popstar Türkiye” gibi programlarla televizyonda devamlı yer aldı. ABD'de yayınlanan “Nanny” adlı komedi dizisinin Türkiye versiyonu olan ve 2001-2002 yılları arasında yayımlanan “Dadı” dizisindeki Uşak Pertev rolü ile geniş kitlelerce tanındı.
Ayrıca sahne dışı eserler de bıraktı. Otobiyografik ve oyun yazarlığı yapıtları, tiyatro sanatına bakışı ve deneyimlerini aktarmaya devam etti. “Sürç-ü Lisan Ettikse”, “Antrakt”, “İkinci Perde”, “Nerede Kalmıştık” başlıklarıyla beş kitap ve on iki oyun yazdı. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında kadın sahne sanatçılarının yaşadıklarına ışık tutan “Kantocu” eseri İstanbul, Eskişehir, Ankara'da sahnelendi.
1997'de Afife Tiyatro Ödülleri'ni başlattı ve fikir babası olduğu bu organizasyonun sanat danışmanlığını üstlendi. Ödüllerin yirminci yılında Afife Ödülleri arasına ismiyle anılan ‘Haldun Dormen Özel Ödülü" eklendi.
2009 yılında, Kedi Sahne Sanatları'nın sahnelediği Moliere'in “Kibarlık Budalası” adlı oyununda Mösyö Jordain rolü ile sekiz yıl aradan sonra yeniden oyunculuğa döndü. Oyun, on yılda 600 kez sahnelendi.
İzmir Sahne Tozu Tiyatrosu’nun sanat danışmanlığını üstlendi. 2019 yılında İstanbul Ataşehir'de açılan ve bünyesinde bir müzikal tiyatro atölyesi de bulunduran “Dormen Akademi”ni onursal başkanı oldu ve aynı zamanda ders verdiği akademinin çalışmalarını sürdürdüğü Mustafa Saffet Kültür Merkezi'nde bir salona adı verildi.
“Yaparsın Şekerim”, Haldun Dormen’in dilinde sıradan bir teşvik cümlesi değil; cesaret, güven ve deneme iradesini merkeze alan bir yaşam ve eğitim felsefesiydi. Öğrencilerine ve oyuncularına zor anlarda söylediği bu iki kelime, sahnede olduğu kadar hayatta da ilerlemeyi mümkün kılan bir rehber işlevi gördü. Dormen’in sanat anlayışı, eğitmenliği ve kişisel yolculuğu, Selçuk Metin’in yönettiği, Zeynep Miraç’ın senaryosunu yazdığı “Yaparsın Şekerim” (2022) belgeselinde, bu söz etrafında örülen bütünlüklü bir anlatıyla kayıt altına alındı.
“Devlet Sanatçısı”
Haldun Dormen, ‘Devlet Sanatçısı’ unvanının yanı sıra akademik çevrelerden ‘Onursal Bilim Doktorluğu’ gibi pek çok onura layık görüldü. Festival ödülleri ve uzun soluklu ödül listeleri, sanatçının sahne sanatlarına olan katkısının toplum genelinde takdir edildiğini gösteriyordu.
Dormen, Engelsiz Yaşam Vakfı’nın ‘14. Yılın En İyileri Ödül Töreni’ kapsamında verilen “Yaşam Boyu Meslek ve Onur Ödülü”nü 26 Ocak 2024 tarihinde aldı. Ödül törenine katılamadığı için ödülünü evinde kabul etti.
Yaşamı boyunca iki yüz ellinin üstünde ödül kazanan sanatçı, Hacettepe Üniversitesi tarafından fahrî doktora ünvanı ile ödüllendirildi. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzikal Bölümünde sahne dersleri veren Dormen, bir dönem Milliyet gazetesinde “Çeşitlemeler” başlıklı köşesiyle köşe yazarlığı da yaptı ve Milliyet gazetesindeki yazılarını sekiz yıl sürdürdü.
Kendi sesinden kaleme aldığı “Ben Buyum İşte”, uzun sanat yaşamının içsel bir yol haritası olarak okura sunuldu. Masa Kitap tarafından İstanbul’da yayımlanan kitap, 2024 yılında ilk baskısını gerçekleştirdi.
70. sanat yılı
Haldun Dormen’in 70. sanat yılı, “Aynı Tutkuyla” başlığıyla 10 Aralık 2024’te Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen görkemli bir geceyle kutlandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı, CRR ve Vehbi Koç Vakfı iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, Dormen’in 70 yıllık sahne yolculuğu anılar, müzikaller, video kolajları ve sürpriz performanslarla sahneye taşındı. Gecede, birlikte çalıştığı ve yetiştirdiği birçok sanatçı ile Dormen Akademisi öğrencileri yer aldı; program, usta sanatçının Türk tiyatrosuna bıraktığı kalıcı mirasın kolektif bir teşekkür ve minnet ifadesi olarak kayda geçti.
Aile yaşamı
Dormen, 1959’da halkla ilişkiler alanında uluslararası saygınlığa sahip Betül Mardin ile evlendi; sekiz yıl süren bu evlilik 1967’de sona erdi ve bu birliktelikten oğlu Ömer Dormen dünyaya geldi. Yollarını ayırmalarına rağmen Dormen ve Mardin, yaşam boyu dostane ilişkilerini ve aile bağlarını korudu. Arif Mardin gibi dünya çapında müzik figürleriyle akrabalık bağları bulunan Ömer Dormen, sanatla iç içe bir çevrede büyüse de kariyerini sahne sanatları yerine uluslararası iş dünyasında şekillendirdi. İlk evliliğinden Yasemin adında bir kızı olan Ömer Dormen, gazeteci ve yazar Ayşe Arman ile yaptığı ikinci evliliğinden Alya adında bir kız sahibi oldu. Ailenin yeni kuşakları sahnede yer almasa da, Yasemin Dormen iş dünyasında ilerlerken Alya Dormen dans çalışmaları ve sosyal sorumluluk projeleriyle sanatla bağını sürdürüyor.
Haldun Dormen ve Betül Mardin
Sanat camiasında yansımalar
Haldun Dormen’in vefatı, yalnızca tiyatro dünyasında değil, kültür politikalarından siyasal aktörlere uzanan geniş bir alanda derin yankı uyandırdı. Yetiştirdiği kuşaklar, sahneye kazandırdığı estetik dil ve kurumsallaştırdığı tiyatro anlayışı, paylaşılan taziye mesajlarında ortak bir kültürel hafıza olarak öne çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı yayımladığı mesajda Dormen’in Türk tiyatrosundaki tarihsel konumuna dikkat çekerken; CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da usta sanatçıyı kuşaklar yetiştirmiş bir kültür insanı olarak andı.
Sanat camiasından gelen mesajlar ise Dormen’in ‘hocaların hocası’ olarak bıraktığı manevi mirası görünür kıldı. İstanbul Valiliği’nden Şehir Tiyatroları’na, müzisyenlerden oyunculara, yazar ve sanatçılardan genç kuşaklara uzanan çok sayıda paylaşımda; onun zarafeti, disiplin anlayışı, öğreticiliği ve insani yönü vurgulandı. Türkan Şoray’dan Fazıl Say’a, Cem Yılmaz’dan Ajda Pekkan’a, Tarkan’dan Zerrin Tekindor’a, Ajda Pekkan’dan Gülben Eergen’e kadar pek çok isim Dormen’in Türkiye’nin kültürel belleğinde silinmeyecek bir iz bıraktığını dile getirdi. Bu mesajlar, Haldun Dormen’in yalnızca sahnede değil, kamusal hafızada da derin ve kalıcı bir yer edindiğinin güçlü bir göstergesi olarak kayda geçti.
Türk tiyatrosunun hafızası
Haldun Dormen’in kaybı, Türk tiyatrosunun tarihsel hafızasında önemli bir dönemin kapanışını simgeliyor. Kurduğu tiyatro, yetiştirdiği oyuncular, sahnelediği müzikaller ve yazdığı eserlerle Dormen, tiyatroyu sahnenin ötesinde bir kültür, disiplin ve yaşam biçimi olarak önceledi.
Bir asırlık sanat yaşamı boyunca hem sahnede hem perde arkasında Türk tiyatrosuna yön veren Haldun Dormen’in vefatı, kültür sanat dünyasında derin bir boşluk bıraktı. Tiyatroya kattıkları, Türkiye’nin sanatsal kimliğinin şekillenmesinde iz bırakmaya devam edecek. Mirası, sahnelerde yaşamaya devam edecek.
Milliyet Sanat ekibi olarak, aynı zamanda eski bir Milliyet gazetesi yazarı olan üstadımız Haldun Dormen’e Allahtan rahmet diliyoruz. Türk tiyatrosunun başı sağ olsun.


