Türk bestecilerden iki dünya prömiyeri
Evrim Demirel ve Mehmet Nemutlu’nun iki yeni eseri, Gedik Filarmoni Orkestrası ile dünya prömiyerlerini yapıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
5 Mart Perşembe akşamı saat 20.30’da İstanbul’un en seçkin konser salonlarından biri olan Süreyya Operası sahnesinde Gedik Filarmoni Orkestrası, iki dünya prömiyerini ve klasik repertuvarın önemli bir eserini bir araya getiren dikkat çekici bir programla dinleyici karşısına çıkıyor. Orkestranın müzik direktörü ve şefi Cem Mansur yönetimindeki konserde solistler kontrbasta Deniz Yurdakul ve klarinette Kıvanç Fındıklı olacak.
Gedik Filarmoni’yle gelenek ve yenilik
İstanbul’un klasik müzik takviminde giderek daha görünür hâle gelen Gedik Filarmoni Orkestrası, repertuvar politikasıyla dikkat çekiyor. Programlarında yalnızca klasik repertuvarın köklü eserlerini değil, çağdaş bestecilerin yeni yapıtlarını da sahneye taşıyan orkestra, bu yönüyle hem tarihsel mirası hem de güncel müzik üretimini aynı sahnede buluşturuyor.
5 Mart konseri bu yaklaşımın güçlü bir örneği. Program, iki dünya prömiyerini içerirken aynı zamanda romantik dönem virtüöz geleneğinin etkileyici bir örneği ile klasik dönemin başyapıtlarından birini de bir araya getiriyor. Böylece konser, üç farklı müzikal çağın estetik dünyasını tek bir akşamda dinleyiciye sunan bir dramaturjiye sahip.
Evrim Demirel: Üç müzikal dünyayı birleştiren besteci
Konserin açılışı, besteci Evrim Demirel’in “Concertino for Clarinet, Double Bass and Orchestra” adlı yeni yapıtının dünya prömiyeri ile gerçekleşiyor. Eser, klarnet ve kontrbas için yazılmış bir ikili konçerto niteliğinde.
Klasik müzik, caz ve Türk müziği geleneklerine aynı derecede hâkim besteciler oldukça azdır; Demirel bu nadir isimlerden biri olarak görülüyor. Piyanist ve besteci kimliğiyle hem caz sahnesinde hem de çağdaş klasik müzik alanında üretim yapan sanatçı, son yıllarda yazdığı eserlerle repertuvara özgün katkılar sunuyor. Demirel’in diskografisi ve bestecilik üretimi bu çok yönlü müzikal kimliği açıkça yansıtıyor. 2006 tarihli “Dialogue in the Dark”, 2010’da yayınlanan “Dances of the Invisible”, 2013 tarihli “Conversation”, 2017’de yayımlanan “Hermes” ve 2022’de yayımlanan “The First Light” albümleri caz ile klasik armonik düşüncenin iç içe geçtiği kayıtlar olarak öne çıkıyor. Bunun yanında senfonik eserleri, oda müziği yapıtları ve film müzikleri de bestecinin geniş üretim alanının parçaları.
Evrim Demirel
Konserde seslendirilecek yeni concertino, Gedik Filarmoni’nin grup şefleri olan Deniz Yurdakul ve Kıvanç Fındıklı için özel olarak yazıldı. Eser, 19. yüzyıl kontrbas virtüözü Bottesini’nin aynı enstrüman ikilisi için bestelediği müziğe çağdaş bir karşılık niteliği taşıyor.
Bottesini’nin virtüöz geleneği
Programın ikinci eseri, kontrbas repertuvarının en önemli figürlerinden biri olan Giovanni Bottesini’nin “Gran Duo Concertante” adlı yapıtı. Klarnet, kontrbas ve orkestra için yazılmış bu eser, romantik dönemin gösterişli virtüöz geleneğini temsil ediyor.
Bottesini 1821’de İtalya’da doğdu ve kısa sürede kontrbasın teknik sınırlarını genişleten bir icracı olarak ün kazandı. Opera şefliği de yapan sanatçı, özellikle Giuseppe Verdi ile yakın çalışmalarıyla tanınır hatta Verdi’nin Aida operasının 1871’de Kahire’de gerçekleşen prömiyerini yöneten şef de Bottesini’ydi. Besteci kariyeri boyunca kontrbas için çok sayıda eser kaleme aldı. Bu eserler arasında 1845’te yazdığı “Kontrbas Konçertosu No.1”, 1849 tarihli “Kontrbas Konçertosu No.2”, çeşitli fantaziler ve oda müziği eserleri yer alır. Gran Duo Concertante ise kontrbasın lirizmini klarnetin parlak tınısıyla bir araya getirerek romantik repertuvarda benzersiz bir yer edinmiştir.
Mozart’ın parlak senfonisi
Konserin ortasında klasik dönemin zirve bestecilerinden Wolfgang Amadeus Mozart’ın 35. Senfonisi “Haffner” yer alıyor.
1782 yılında Salzburg’daki Haffner ailesi için yazılan eser, Mozart’ın en canlı ve iyimser senfonilerinden biri olarak kabul edilir. Dört bölümlü yapı, hızlı açılış teması ve enerjik finaliyle klasik dönem senfonik formunun en parlak örneklerinden biridir. Besteci bu eseri ilk olarak bir serenat olarak yazmış, daha sonra senfonik formda yeniden düzenlemiştir. Mozart’ın senfonik üretimi 1764’te yazdığı ilk senfoni ile başlayıp 1788’de tamamladığı 39, 40 ve 41 numaralı son üç senfoniye kadar uzanan geniş bir katalog oluşturur. 35 numaralı “Haffner”, bu repertuvar içinde özellikle dramatik dinamizmi ve berrak orkestrasyonu ile öne çıkar.
Mehmet Nemutlu’nun sessizlikten dönen müziği
Gecenin finalinde ise Türk besteci Mehmet Nemutlu’nun “Parafraz” adlı orkestra eserinin dünya prömiyeri gerçekleştirilecek.
Beste çalışmalarına 1986’da Akses’in öğrencisi iken başlayan Nemutl’nun ilk besteleri, 12-ton alıştırmaları niteliğindeydi. 1990’lı yıllarda “Beş Menzil ile Göre”, “Oda Senfonileri”, ve “Güdük Gazel” adlı daha olgun eserleri ortaya çıktı. Otto Karalyi’nin “Introducing Music” adlı kitabını Türkçe’ye çeviren (2005) besteci, “Ses İşçiliği, Paul Hindemith” (2007) adlı kitabın da yazarı.
Mehmet Nemutlu
Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda öğretim üyesi olarak görev yapan ve uzun yıllardır daha az üretim yapan Nemutlu, çağdaş Türk besteciliğinin özgün seslerinden biri olarak kabul ediliyor. Bestecinin müziği, modern armoni teknikleri ile güçlü orkestral renk anlayışını bir araya getiriyor. “Parafraz”, başlığından da anlaşılacağı üzere mevcut müzikal fikirlerin yeniden yorumlanması ve dönüştürülmesi fikrine dayanıyor. Eserin orkestral dokusu, Nemutlu’nun kendine özgü ritmik yapılarını ve geniş dinamik aralıklarını ortaya koyan dramatik bir anlatı kuruyor. Uzun süredir sessizliğini koruyan bestecinin bu yeni yapıtı, konserin en merak edilen anlarından biri olarak öne çıkıyor.
Şef Cem Mansur
Tüm bu repertuvar, Türkiye’nin uluslararası alanda tanınan orkestra şeflerinden Cem Mansur yönetiminde seslendirilecek.
Londra’da eğitim gören ve kariyeri boyunca Avrupa’dan Asya’ya birçok orkestrayı yöneten Mansur, özellikle genç müzisyenlerle kurduğu projeler ve çağdaş müziğe verdiği destekle tanınıyor. Kurucusu olduğu Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası ile gerçekleştirdiği Avrupa turneleri, onun eğitim ve performans alanındaki çift yönlü yaklaşımının önemli örneklerinden biri. Gedik Filarmoni Orkestrası ile yürüttüğü çalışmalar da aynı çizgide ilerliyor. Klasik repertuvarın köklü eserleri ile yeni besteleri aynı sahnede buluşturan Mansur, şefliğin yanı sıra aynı zamanda orkestranın genel sanat yönetmenlini de üstleniyor.
Cem Mansur
Kontrbas ve klarnetin diyaloğu
Konserin iki solisti, aynı orkestranın içinde yetişmiş ve uzun süredir birlikte çalışan, aynı zamanda Gedik Filarmoni’nin grup şefleri olan Deniz Yurdakul ve Kıvanç Fındıklı.
Evrim Demirel’in dünya pömiyeri gerçekleştirilecek yeni eseri “Concertino for Clarinet, Double Bass and Orchestra”, Deniz Yurdakul ve Kıvanç Fındıklı için özel olarak yazıldı.
Kontrbas sanatçısı Deniz Yurdakul, Türkiye’de kontrbas repertuvarının tanıtılmasına katkı sağlayan isimlerden biri olarak biliniyor. Orkestra müzisyenliğinin yanı sıra oda müziği projelerinde de aktif olan Yurdakul, özellikle 19. yüzyıl kontrbas repertuvarına odaklanan konserleriyle dikkat çekiyor. Giovanni Bottesini’nin eserleri onun repertuvarının merkezinde yer alıyor; bu nedenle “Gran Duo Concertante” gibi eserler, sanatçının virtüözite alanını doğrudan yansıtan bir repertuvar seçimi.
Deniz Yurdakul
Klarinet sanatçısı Kıvanç Fındıklı ise çağdaş Türk bestecileriyle kurduğu iş birlikleriyle tanınıyor. Yunus Gencer’in kendisi için yazdığı klarnet konçertosu gibi eserler bu iş birliklerinin önemli örnekleri arasında. Fındıklı’nın diskografisi büyük plak şirketlerinin albümlerinden çok konser kayıtları ve çağdaş müzik projeleri etrafında gelişti. 2010’lu yıllardan itibaren Türkiye’de gerçekleştirilen çeşitli çağdaş müzik festivallerinde yer alan kayıtlar, sanatçının repertuvarını belgeleyen başlıca yayınlar arasında sayılıyor.
Kıvanç Fındıklı
Bu iki müzisyenin birlikte sahneye çıkması, kontrbas ve klarnet gibi alışılmadık bir ikili için yazılmış repertuvarın sahnede hayat bulmasını sağlıyor.
Süreyya Operası’nda bir müzik akşamı
Kadıköy’deki Süreyya Operası, son yıllarda İstanbul’un klasik müzik yaşamında önemli bir sahne hâline geldi. Tarihî mimarisi ve akustiğiyle öne çıkan salon, opera temsillerinden oda müziği konserlerine kadar geniş bir repertuvara ev sahipliği yapıyor.
5 Mart Perşembe akşamı saat 20.30’da gerçekleşecek Gedik Filarmoni konseri ise bu sahnenin programında özel bir yere sahip. Çünkü bu konser, klasik müzik repertuvarının üç farklı zaman dilimini -romantik virtüöz geleneğini, klasik dönem senfonisini ve çağdaş Türk besteciliğini- tek bir akşamda buluşturuyor. Konser öncesi saat 20.00’de Şef Cem Mansur ile konser üzerine bir de mini sohbet gerçekleştirilcek.
İstanbul’un müzik hayatında yeni eserlerin doğduğu geceler her zaman ayrı bir önem taşır. Bu konser de tam olarak böyle bir akşam olma iddiasını taşıyor.
Program:
5 Mart 2026 Perşembe
Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi
Gedik Filarmoni Orkestrası
Şef: Cem Mansur
Solistler: Kıvanç Fındıklı (Klarinet)
Deniz Yurdakul (Kontrbas)
20.00 Cem Mansur ile konser üzerine
20.30 Konser
E. Demirel: “Concertino for Clarinet, Double Bass and Orchestra” (Dünya Prömiyeri)
G. Bottessini: Klarnet, Kontrbas ve Orkestra için “Gran Duo Concertante”
M. Nemutlu: “Parafraz” (Dünya Prömiyeri)
W. A. Mozart: 35’nci Senfoni “Haffner”


