Türk ve Yunan müziği aynı sahnede buluştu
Özel gecede Göknur Onur, çeyrek asırlık sahne yolculuğunu çok dilli repertuvarı ve Doğu Akdeniz tınılarını bir araya getiren performansıyla kutladı.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Beyoğlu’nun prestijli mekanlarından Zarifi’nin tarihi taş duvarları arasında iki coğrafyanın aynı melodide buluştuğu bir hafıza alanına şahitlik ettik. Salona adım attığımız andan itibaren hissedilen şey bir sahne performansından çok daha fazlasıydı: İstanbul ile Atina arasında gidip gelen bir müzikal hat, şarkıların içinde yeniden kuruluyordu. Güçlü ve samimi yorumuyla Göknur Onur, 25 yıllık sahne yolculuğunu tam da bu hat üzerinde kutladı; Türk ve Yunan müziklerinin birbirine değdiği, yer yer iç içe geçtiği bir repertuvarla.
Gecenin açılışı, Zarifi’nin yıllardır taşıdığı Beyoğlu atmosferine uygun biçimde ağır ama sıcak bir tınıyla yapıldı. Türkçe şarkıların ardından gelen Yunanca eserler, iki kültürün Akdeniz ortaklığını hatırlatan bir dramaturji gibiydi. Rebetiko’nun kırılgan hikâye anlatımı ile Anadolu ezgilerinin melankolik yapısı aynı sahnede buluşurken, izleyici ortak bir duygunun farklı ifadelerini dinliyordu. Bu geçişler özellikle gecenin ilerleyen dakikalarında daha belirgin hale geldi; farklı dillerde parçalarla genişleyen repertuvar, Onur’un sahne yaklaşımını çok katmanlı bir anlatıya dönüştürdü.
Göknur Onur’un performansı, yalnızca ses odaklı değil; kültürel bir köprü kurma pratiği olarak ilerledi. Türkçe ve Yunanca eserlerin yanı sıra İngilizce, İspanyolca, İtalyanca ve İbranice şarkılarda söyledi ancak özellikle Türk-Yunan müzik ilişkisi gecenin omurgasını oluşturuyordu. İstanbul’un tarihsel olarak zaten iki müzik dünyasının kesişim noktası olması, sahnede doğal bir karşılık buldu. Bir yanda İzmir kıyılarının ve Ege’nin tanıdık melodik yapısı, diğer yanda Yunanistan’ın liman şehirlerinden yükselen rebetiko geleneği, aynı akış içinde birbirine temas etti.
Sanatçı birçok sanatsever ve basın mensubunun davetli olduğu 25. Yıl kutlama gecesinde yaptığı kısa konuşmada sahne yolculuğunu bir süreklilik olarak tanımladı ve dinleyiciyle kurduğu bağın bu sürekliliğin merkezinde olduğunu vurguladı. Seyirciyle kurulan bu doğrudan ilişki, performansın duygusal yoğunluğunu da belirledi. Alkışların ritmi zaman zaman şarkıların önüne geçti; bu da geceyi klasik bir konser formatından uzaklaştırarak gayet eğlenceli bir deneyime dönüştürdü.
Mekânın ev sahipliği yaptığı Zarifi, 2002’den bu yana Beyoğlu’nun kültürel hafızasında yer alan yapısıyla gecenin atmosferini tamamlayan bir unsur olarak kabul ediliyor. Tarihi bina içinde kurulan sahne, müziği bir performans olmaktan çıkarıp mekânın doğal bir uzantısına dönüştürüyor. Yemek, servis ve müzik arasındaki geçişler, gecenin ritmini konserden çok bir şehir anlatısına yaklaştırıyor. İlk kez ziyaret ettiğim bu mekan hem doğduğum hem de bir dönem yaşadığım şirin Beyoğlu sokağının hakikaten çehresini değiştirmiş.
Yorumcu, besteci ve söz yazarı Göknur Onur, 15 Mayıs 1977 tarihinde Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesinde doğmuş; ilk, orta ve lise eğitimini Amasya’da tamamladıktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Konservatuvarından mezun olmuştur. Konservatuvar yıllarında Türk Eğitim Vakfı’nın Safiye Ayla ile Zeki Müren’in anısını yaşatmak için düzenlediği ses yarışmasında dereceye giren ve Kalan Müzik etiketli Yeni Sesler 1 (2004) albümünde iki eser yorumlayan sanatçı, İstanbul'da 9 yıl boyunca profesyonel olarak sahne almış. Türkçe repertuvarının yanı sıra İtalyanca, İspanyolca, Fransızca ve Yunanca şarkılara da hakim olan, Gülşah Buzlu'nun "Alerjim Var" ile Petek Dinçöz'ün "Ait Olduğun Yer" gibi parçalarına imza atan sanatçı; çoğunluğu kendi bestelerinden oluşan “Kime Ne” (2008) albümüyle çıkış yapmış, ardından “Zorba Geceleri Live” (2010) albümünü, “Teslim “(2011) maxi single'ını ve “O Benim Aşkım” (2013) single çalışmasını yayımlamış. 2015 yılında “Gözün Aydın” maxi single'ını çıkaran sanatçı günümüzde başta Greek geceleri konsepti olmak üzere çeşitli prestijli mekanlarda sahne çalışmalarına ve aktif müzik kariyerine devam ediyor.
Göknur Onur’un 25 yıllık müzik yolculuğunu kutladığımız gecenin sonunda salondan yalnızca bir konser hissiyle değil, İstanbul’un müzik hafızasında zaten var olan o ince hattın yeniden canlandığı duygusuyla ayrıldık. Türk ve Yunan müziğinin adeta birbirine karışarak aktığı bu gecenin en güçlü hatırlatması ise şuydu: Dil, sınır ve kimlik farklarını görünmez kılan müzik, birbirini tanımayan insanları hiçbir açıklamaya ihtiyaç duymadan aynı duyguda buluşturabilen olağanüstü bir ortak dil.
Etiketler: Milliyet Sanat Türk müziği Yunan Müziği Beyoğlu Göknur Onur


