Türkçe popun unutulmaz sesine veda
“Kara Tren”, “Fabrika Kızı” ve “Eylül’de Gel” gibi şarkılarla kuşaklar boyunca dinleyiciye ulaşan Alpay Nazikioğlu, 91 yaşında hayatını kaybetti. 1960’larda başladığı müzik kariyerinde romantik folk, rock ve pop arasında kendine özgü bir yorum geliştiren sanatçı, yabancı şarkıları Türkçeye kazandıran çalışmaları ve toplumsal temalara uzanan repertuvarıyla Türkiye’nin müzik belleğinde yer edindi.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Bazı şarkılar yayınlandıkları dönemin ötesine geçerek farklı kuşakların ortak hafızasına yerleşir. Kimi zaman bir ayrılığın, kimi zaman geçmişte kalmış bir aşkın, kimi zaman da gündelik hayatın içinden bir hikâyenin eşlikçisi olurlar. Alpay Nazikioğlu’nun yorumuyla tanınan “Eylül’de Gel”, “Fabrika Kızı” ve “Kara Tren”, Türkçe pop müziğin farklı dönemlerini birbirine bağlayan bu şarkılar arasında yer alıyor. Sanatçı, 14 Ekim 2026’da 91 yaşında yaşamını yitirdi.
1935’te Ankara’da dünyaya gelen Alpay, müzik kariyerine 1960’lı yıllarda başladı. Romantik folk ve rock etkilerini bir araya getiren yorumuyla dönemin popüler müzik anlayışına farklı bir yön kazandıran sanatçı, repertuvarında Fransızca ve İtalyanca şarkılara da yer verdi. Yabancı eserleri Türkçe sözlerle yorumlayarak dinleyiciyle buluştururken yerli bestecilerin çalışmalarını da geniş kitlelere ulaştırdı. Kariyeri boyunca yirmiden fazla albüme imza atan Alpay, Attila İlhan’ın şiirlerini yorumladığı çalışmalarıyla da tanındı.
Ankara’dan müziğe uzanan yol
Ahmet Alpay Nazikioğlu, 18 Temmuz 1935’te Ankara’da doğdu. İlk ve orta öğreniminin ardından lise eğitimini de başkentte tamamladı. Gençlik yıllarında futbola ilgi duyan Alpay, Ankara Demirspor ve Gençlerbirliği çevresinde futbol oynadı; genç millî takım kadrosuna seçildi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimini tamamlaması, hayatının müzik dışındaki önemli duraklarından biriydi. Ancak çocukluk yıllarından itibaren ilgi duyduğu müzik, zamanla yaşamının merkezine yerleşti.
Alpay’ın müzikle profesyonel ilişkisi 1960’ların başında şekillenmeye başladı. Dönemin Türkiye’sinde Batı kaynaklı popüler müzik, yeni plak kayıtları, radyolar ve gelişen plak piyasası aracılığıyla daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaşıyordu. Türkçe sözlü hafif müzik arayışlarının yoğunlaştığı bu dönemde Alpay, romantik folk ve rock etkilerini bir araya getiren yorumuyla kendine yer açtı.
Sanatçının erken dönem repertuvarında yabancı eserlerin yanı sıra Anadolu ezgilerinden yararlanan düzenlemeler de bulunuyordu. “Kara Tren”, bu açıdan kariyerinin önemli başlangıç noktalarından biri oldu. Doruk Onatkut Orkestrası eşliğinde kaydedilen eser, Alpay’ın sesiyle radyolarda duyulmaya başladı. Şarkının plak kayıtları ve yayımlanma süreci 1960’ların ortasına uzanırken Alpay, 1964’te çıkardığı “Norma Mia” adlı 45’liğiyle de plak piyasasındaki yerini belirginleştirdi.
Kendi grubundan Üç Hürel birlikteliğine
Alpay’ın müzik kariyeri, solo yorumculuğunun yanı sıra farklı müzisyenlerle kurduğu topluluklar ve müzikal işbirlikleriyle de şekillendi. 1964’te kendi müzik grubunu kuran sanatçı, dönemin Türkiye’sinde gelişmekte olan Batı etkili popüler müzik ortamında farklı ses arayışlarına yöneldi. Romantik folk ve rock etkilerini bir araya getiren yaklaşımı, sanatçıyı yalnızca şarkı yorumlayan bir isim olmaktan çıkararak dönemin müzikal dönüşümüne katılan sanatçılar arasında konumlandırdı.
Alpay’ın kariyerindeki önemli işbirliklerinden biri, 1972’de Üç Hürel’le gerçekleştirdiği çalışmaydı. Anadolu ezgilerini rock enstrümanlarıyla buluşturan grup ile Alpay’ın bir araya gelmesi, sanatçının müzikal yöneliminde farklı bir sayfa açtı. Bu birlikteliğin ürünü olan “Aşk Böyledir / Gönüllerde Bahar” plağı, Alpay’ın alışılmış repertuvarıyla Üç Hürel’in daha belirgin Anadolu pop ve rock çizgisini buluşturdu.
Bu ortaklık uzun soluklu olmadı. Üç Hürel’in kendine özgü, güçlü grup sound’u ile Alpay’ın solo repertuvarı ve yorumculuk anlayışı arasındaki farklılıklar, birlikteliğin sürdürülmesini güçleştirdi. Ancak bu kısa dönem, hem Alpay’ın kariyerinde hem de 1970’lerin başındaki Anadolu pop hareketinin farklı sanatçıları bir araya getiren deneyimleri arasında kayda değer bir yer tuttu.
Üç Hürel sonrasında Alpay, Oksijenler topluluğuyla da çalışmalar yaptı. 1973’te yayınlanan “Can Karagözlüm” plağı ve aynı yıl çıkan “Kalenin Bayır Düzü / Köylü Kızı” gibi kayıtlar, sanatçının Anadolu ezgilerini çağdaş düzenlemelerle yorumlama arayışını sürdürdüğünü gösteriyordu. Böylece Alpay’ın müzikal çizgisi, “Eylül’de Gel” ve “Fabrika Kızı” gibi popüler şarkıların ötesinde, dönemin yerli rock ve Anadolu pop deneyimleriyle de kesişti.
“Kara Tren”den “Fabrika Kızı”na
Alpay’ın repertuvarındaki “Kara Tren”, geleneksel bir halk ezgisinin dönemin modern müzik anlayışıyla yeniden yorumlanmasına örnek oluşturdu. Doruk Onatkut’un düzenlemesiyle dinleyiciye ulaşan eser, halk müziği kaynaklarının Batı enstrümanları ve popüler müzik ritimleriyle bir araya getirildiği erken dönem çalışmalar arasında anılıyor. Alpay’ın bu parçadaki yorumu, sanatçının sonraki yıllarda geliştireceği müzikal çizginin de işaretlerinden biriydi.
1970’te yayınlanan “Fabrika Kızı” ise sanatçının repertuvarına farklı bir toplumsal boyut kazandırdı. Bora Ayanoğlu’nun yazdığı ve bestelediği şarkı, fabrikada çalışan genç bir kadının yaşamını odağına alıyordu. Sanayileşmenin, kentleşmenin ve ücretli kadın emeğinin toplumsal gündemde daha görünür hâle geldiği bir dönemde yayımlanan eser, aşk ve ayrılık temalarının ötesine geçerek çalışma hayatına yöneliyordu.
“Fabrika Kızı”, Alpay’ın yorumuyla geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Şarkının merkezindeki kadın işçi, popüler müzikte çoğu zaman arka planda kalan emekçi kadınların yaşamına dikkat çekiyordu. Bora Ayanoğlu’nun bestesi ve sözleri, Alpay’ın yorumuyla birleşerek dönemin müzik repertuvarında kalıcı bir yer edindi. Eserin başarısı, sanatçının yalnızca romantik şarkılarla anılmayacağını da gösterdi.
Alpay’ın 1970’lerde yayımladığı çalışmalar arasında “Tren”, “Ayrılık Rüzgârı” ve “Eylül’de Gel” gibi parçalar da bulunuyordu. Bu dönemde popüler müziğin farklı yönelimleriyle ilişki kuran sanatçı, melodik anlatımı ve kendine özgü vokal rengiyle dinleyicisine ulaştı.
Bir B yüzünden müzik tarihine
Alpay denildiğinde ilk akla gelen şarkılardan “Eylül’de Gel”in hikâyesi, parçanın gördüğü ilginin yanı sıra yayınlanma biçimiyle de dikkat çekiyor. Marc Aryan’ın “Qu’un Peu d’Amour” adlı bestesine Fecri Ebcioğlu’nun yazdığı Türkçe sözler, 1977’de Alpay’ın yorumuyla dinleyiciye ulaştı. Düzenlemesini Müjdat Akgün’ün yaptığı eser, ilk yayımlandığında “Gülen Yüzüme Bakıp da” adlı parçanın arka yüzünde yer alıyordu.
Alpay’ın başlangıçta şarkıya mesafeli yaklaştığı, düzenlemenin nasıl karşılanacağından emin olmadığı ve Fecri Ebcioğlu’nu kırmamak için parçayı plağa koymayı kabul ettiği, eserin geçmişine ilişkin anlatılan ayrıntılar arasında. Ancak “Eylül’de Gel”, kısa sürede büyük ilgi gördü ve sanatçının en çok tanınan şarkılarından birine dönüştü. Böylece başlangıçta plağın arka yüzünde yer alan bir kayıt, Alpay’ın müzik kariyerinin en belirleyici eserlerinden biri hâline geldi.
Şarkının sözlerinde yer alan bekleyiş ve yeniden buluşma isteği, parçanın farklı kuşaklar tarafından benimsenmesinde etkili oldu. “Eylül’de Gel”, zamanla yalnızca bir aşk şarkısı olarak değil, yaz mevsiminin bitişi ve sonbaharın gelişiyle ilişkilendirilen kültürel bir referans olarak da kullanılmaya başlandı. Parçanın adının günlük konuşmalara ve popüler kültüre yerleşmesi, müzik eserlerinin kendi dönemlerini aşarak yeni anlamlar kazanmasına örnek oluşturdu.
Alpay, 1993’te yayınladığı “Eylül’de Gel Demiştim” ile bu şarkının izini yeniden sürdü. Sanatçının 2004’te yayımlanan “Eylül’de Gel/Anılar” adlı kitabı da eserle özdeşleşen isminin müzik dışındaki bir çalışmaya taşındığını gösteriyordu.
Aranjmanlardan Attila İlhan şiirlerine
Alpay’ın repertuvarı, Türkçe sözlü pop müziğin geliştiği yıllarda farklı müzik gelenekleriyle kurduğu ilişki bakımından da önem taşıyor. Fransız chanson geleneğinden İtalyan Napoliten müziğine uzanan eserleri Türkçe yorumlayan sanatçı, yabancı besteleri yerli dinleyiciye tanıtırken kendi vokal karakterini de korudu. “Mi Sono Innamorato Di Te”, “E Finita Cosi”, “Now I’m Alone”, “I’ll Always Love You” ve “El Vagabundo” gibi parçalar, kariyerinin yabancı eserleri yorumladığı döneminden örnekler arasında yer aldı.
Bu repertuvar tercihi, 1960’larda Türkiye’de gelişen Batı kaynaklı popüler müziğin yerelleşme süreciyle de kesişiyordu. Yabancı melodilerin Türkçe sözlerle yorumlanması, dönemin dinleyicisine uluslararası popüler müzikle kendi dilinde ilişki kurma olanağı sağlıyordu. Alpay, bu yaklaşımı kariyeri boyunca sürdüren isimlerden biri oldu.
Sanatçının müzikal ilgisi yalnızca popüler şarkılarla sınırlı kalmadı. Attila İlhan’ın bazı şiirlerini yorumlaması, edebiyatla müzik arasında kurduğu ilişkinin bir başka yönünü oluşturdu. Şiirin sözcüklerini ve duygusal yoğunluğunu müzik aracılığıyla dinleyiciye aktarmaya yönelen bu çalışmalar, Alpay’ın repertuvarının farklı ifade biçimlerine açık olduğunu gösteriyordu.
1960’lardan itibaren yayınladığı 45’likler ve uzunçalarlar, sonraki yıllarda derleme albümlerle yeniden dinleyiciye ulaştı. “7 Dilde Alpay”, “Güven Parkı”, “Aşk”, “Dünden Bugüne”, “Gitme”, “Eylül’de Gel Demiştim” ve “Tango&Latin”, sanatçının farklı dönemlerdeki üretimini yansıtan albümleri arasında bulunuyor. Grup A1 ile gerçekleştirdiği çalışmalar da kariyerinin sonraki aşamalarında repertuvarını genişletti.
Üç ayrı hikâye: Gurbet, emek ve özlem
Alpay’ın repertuvarında önemli yer tutan “Kara Tren”, “Fabrika Kızı” ve “Eylül’de Gel”, farklı hikâyeler anlatsalar da Türkiye’nin değişen toplumsal hayatına açılan üç ayrı pencere olarak okunabilir.
“Kara Tren”, Anadolu’nun ulaşım ve gurbet deneyimini çağrıştıran imgeleriyle uzaklık, bekleyiş ve ayrılık duygusunu öne çıkarırken tren, insanları birbirine kavuşturan ya da birbirinden ayıran bir yolculuğun simgesine dönüşür.
“Fabrika Kızı” ise odağını doğrudan çalışma hayatına çevirir. Bora Ayanoğlu’nun yazıp bestelediği şarkı, fabrikada çalışan genç bir kadının gündelik yaşamını ve hayallerini anlatırken Türkiye’nin sanayileşme, kentleşme ve ücretli kadın emeğinin görünürlük kazanmasıyla şekillenen dönemine dokunur. Böylece popüler müzikte aşk ve özlem temalarının yanına emekçi bir kadının hikâyesini de yerleştirir.
“Eylül’de Gel”de ise toplumsal arka planın yerini daha kişisel bir bekleyiş, kavuşma arzusu ve zaman duygusu alır; mevsim, bir buluşma için verilen sözün ve ertelenen umudun işaretine dönüşür.
Üç şarkı, bu açıdan Alpay’ın yorumculuğunun farklı yüzlerini gösterir: “Kara Tren” uzaklık ve gurbetin ortak hafızasına, “Fabrika Kızı” çalışma hayatının toplumsal gerçekliğine, “Eylül’de Gel” ise bireysel duyguların zamana yayılan deneyimine seslenir. Alpay’ın geniş dinleyici kitlesinde kalıcı yer edinmelerinde, farklı hayat deneyimlerini yalın ve akılda kalan melodilerle buluşturmalarının da payı vardır.
Discografi
Alpay’ın diskografisi, 1960’ların başından 2020’li yıllara uzanan uzun bir müzik yolculuğunu kapsıyor.
45’lik plak kayıtları 1964’te “Norma Mia / Maç Twist”, “The Girl in My Town / Mi Sono Innamorato Di Te”, “Esterella Del Mar / If” ve “First Kiss / Wheeping River” ile başladı; sonraki yıllarda “Efem / Gelin Ayşem”, “Kara Tren / Waiting on the Hills”, “Usted / Luna de Benigrom”, “El Vagabundo / Una Ventura Más”, “Tren” / “Bir Akşam”, “Yekte / Seni Dileniyorum”, “Allah’ım Yeter / Dağlar Engel Oldu”, “Ayrılık Rüzgârı / Mecnun Derlerdi”, “Gözlerin / Sevmiştim Seni”, “Eylül’de Gel / Gülen Yüzüme Bakıp Da”, “Aynı Yolun Yolcusu / Dünyalar Benim Olur”, “Fabrika Kızı” / “Kolejli Kız” ve Grup A1’le kaydettiği “Yeşil Gözler Sürmeli / İçimde Dinmez Sızısın” gibi plaklarla devam etti.
1972’de Üç Hürel’le “Aşk Böyledir / Gönüllerde Bahar” plağını kaydeden Alpay, ardından Oksijenler’le “Can Karagözlüm” ve “Kalenin Bayır Düzü / Köylü Kızı” gibi çalışmalara imza attı.
Sanatçının albüm kayıtları arasında ise “Alpay” (1967), “Alpay” (1968), “7 Dilde Alpay” (1973), “Alpay (Güven Parkı)” (1975), “Aşk” (1978), “82” (1982), Grup A1’le hazırladığı “Sevgilerle” (1984), “Hayalimdeki Resim” (1987), “Dünden Bugüne” (1988), “Gitme” (1990), “Senin İçin” (1991), “Anılarla Alpay” ve “Eylül’de Gel Demiştim” (1993), “Bu Kaçıncı Sevda” (1994), “Ve Alpay” 1996 (1996), “Muhabbet Kuşları” (1997), “Yüreğine Al: Küçük Bir Öykü…” (2000), “Tango & Latin” (2001), “Küçük Bir Öykü… Best Of (Volume One)” (2002), “Sessiz Kalma” (2004), “En İyileriyle Alpay” (2008) ve “Aşka Dair” (2011/2012) yer alıyor.
DMC etiketiyle yayınlanan “Küçük Bir Öykü… Best Of Alpay”, daha önce yayınlanan kayıtların büyük bölümünü yeniden sunan bir çalışma; “En İyileriyle Alpay” ise derleme niteliğinde. 2022’de Bordo Müzik etiketiyle yayınlanan “Beni Unutma” albümünde “Beni Unutma”, “Bu Akşam Martılar Yine Savruldu”, “Aysel Git Başımdan”, “Harp Kaldırımında Aşk”, “Helene İçin”, “Sizin İçin”, “Hürriyete Doğru”, “Deniz Kızı”, “Gitme Yanımda Kal” ve “Ne Dedim Ki” adlı on parça yer aldı; sanatçının 24 Temmuz 2023’te yayınlanan “Şaka” adlı single’ı da geç dönem kayıtları arasına eklendi.
Uzun bir kariyerin ardından
Alpay, kamuoyunun karşısına çıktığı son yıllarda da şarkılarıyla dinleyiciyle buluşmayı sürdürdü. 14 Ocak 2023’te Kanal D’de yayınlanan “Şarkılar Bizi Söyler” programının “Alpay ve Zamansız Şarkılar” başlıklı 65. bölümüne konuk olan sanatçı, “Fabrika Kızı”, “Gözlerin” ve “Eylül’de Gel” gibi klasikleşmiş eserlerini seslendirdi. Programda, “Alpay’a Saygı” albümünde yer alan şarkılar da farklı yorumcular tarafından seslendirildi. Yeliz, Kubat, Gökhan Tepe ve Cemil Demirbakan’ın katıldığı bölüm, Alpay’ın repertuvarının farklı kuşaklardan sanatçılar aracılığıyla yeniden yorumlandığı buluşmalardan biri oldu.
Alpay, müzik yaşamı boyunca yalnızca eski hitleriyle anılan bir sanatçı olmadı; yeni kayıtlar ve farklı projelerle üretimini sürdürdü. 2024’te Anadolu Ajansı’nın “Türkiye’nin Çınarları” projesi kapsamında yayınlanan söyleşisinde Bodrum’da eşiyle yaşadığını, müzik üretmeye devam ettiğini ve kariyeri boyunca çok sayıda şarkı yazdığını anlatmıştı. Kendi sözleriyle, zaman içinde adlarını dahi unuttuğu eserleri yeniden araştırdığında hatırlıyordu. Aynı söyleşide Türkçenin doğru kullanılmasına verdiği önemi de dile getirmişti.
Alpay, futbolu genç yaşta bırakmasını hayatının en büyük pişmanlıklarından biri olarak anlatmıştı. On altı yaşında millî takıma seçildiğini, ancak babasının isteği üzerine futbolu bıraktığını söyleyen sanatçı, bu kararın kendisinde iz bıraktığını ifade etmişti. Müzik alanında ise sevdiği eserleri üretmeye odaklandığını, bir şarkıyı yalnızca popüler olmak amacıyla yapmayı düşünmediğini belirtmişti.
2024’te verdiği söyleşide “Alpay’a Saygı” albümünün ikinci çalışmasının hazırlığından da söz etmiş; Kubat, Ferhat Göçer ve Fatih Erkoç gibi isimlerin projede yer aldığını aktarmıştı. Bu açıklama, sanatçının repertuvarının başka yorumcular aracılığıyla da yeni kuşaklara ulaşmasını sağlayan saygı projelerinin önemini ortaya koyuyordu.
Alpay Nazikioğlu’nun 91 yaşında hayatını kaybetmesiyle Türkçe pop müziğin 1960’lardan bu yana uzanan tarihine tanıklık eden isimlerden biri daha yaşamını yitirdi. “Kara Tren” ile halk ezgilerinin modern düzenlemelerle buluştuğu döneme, “Fabrika Kızı” ile toplumsal temaların popüler müzikteki karşılığına, “Eylül’de Gel” ile de kuşaklar boyunca süren bir şarkı hafızasına uzanan kariyeri, sanatçının müzik tarihindeki yerini belirledi.
Etiketler: Alpay Nazikioğlu müzik vefat


