Uluslararası Gastronomi Film Festivali Londra’da
Gastronomi ile sinemayı ortak bir anlatı zemininde buluşturan UGFF, ilk uluslararası etkinliğini Birkbeck, Londra Üniversitesi’nde gerçekleştirmeye hazırlanıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Sofradan perdeye, perdeden dünyaya gastronominin yeni sineması Londra’dan yükseliyor. Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), Urla’dan doğan anlatısını Londra’ya taşıyarak gastronomi, sinema ve akademiyi aynı masa etrafında buluşturuyor. 22 Nisan’da “Yeni Dalga Anadolu Mutfağı” başlığıyla gerçekleşecek etkinlik, yalnızca bir gösterim programı değil; kültür, göç ve hafıza üzerine kurulan çok katmanlı bir düşünme alanı öneriyor.
Londra’da kurulan yeni anlatı hattı
Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), henüz ilk yıllarında olmasına rağmen coğrafi sınırlarını hızla genişleten nadir kültür girişimlerinden biri. Festival, 22 Nisan 2026’da Londra’da gerçekleştireceği “Londra’da Yeni Dalga Anadolu Mutfağı” başlıklı etkinlikle, Türkiye’de filizlenen bir fikri uluslararası bir tartışma zeminine taşıyor. Birkbeck, Londra Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenecek bu buluşma, gastronomiyi yalnızca bir mutfak pratiği olarak değil; göç, kimlik, ekonomi ve kültürel dönüşüm ekseninde ele alan disiplinler arası bir çerçeve sunuyor.
UGFF’nin kurucu direktörü Gülper Ergün’ün öncülüğünde şekillenen bu uluslararası açılım, festivalin başlangıçtaki vizyonuyla doğrudan örtüşüyor: yemeği bir kültür taşıyıcısı, sinemayı ise bu kültürün arşivi olarak konumlandırmak. Londra’daki program, bu yaklaşımı akademik tartışma, film gösterimi ve kolektif deneyim üzerinden yeniden kuruyor.
Gu¨lpe Ergu¨n
Gastronomi, sinema ve akademi aynı masada
Etkinliğin ilk ayağını oluşturan “Londra’da Anadolu Mutfağının Dönüşümü” başlıklı panel, gastronominin diasporik hareketlerle nasıl yeniden biçimlendiğini tartışmaya açıyor. Şef ve yemek yazarı Melek Erdal’ın mutfak pratiğinden gelen deneyimi, Londra’daki Mangal 2 restoranının kurucusu Ferhat Dirik’in girişimci perspektifi, National Geographic yazarı Berkok Yüksel’in saha gözlemleri ve Manchester Üniversitesi’nden İsmail Ertürk’ün ekonomi-politik yaklaşımı, Anadolu mutfağının İngiltere’de geçirdiği dönüşümü çok katmanlı bir çerçevede ele alıyor.
Bu tartışma hattı, günün ilerleyen saatlerinde sinemaya taşınıyor. Cenk Demirkıran’ın yönettiği “Yerüstü – Yeraltı”, Selin Aktaş’ın “Toprağına Renk Katanlar” ve Barış Duran’ın “Göçle Gelen Zenginlik: Kars Gravyeri” filmleri, yemeğin yalnızca bir tüketim nesnesi değil, aynı zamanda üretim, emek ve hafıza ilişkisi üzerinden şekillenen bir anlatı olduğunu hatırlatıyor.
Gösterimlerin ardından gerçekleşecek “Diyaspora Mutfakları ve Londra Mutfak Kültürü” paneli ise bu anlatıyı tarihsel ve sosyolojik bir zemine oturtuyor. Etnik mutfakların İngiltere’deki dönüşümü üzerine çalışmalarıyla bilinen Prof. Panikos Panayi, Orta Doğu mutfaklarının küresel dolaşımı üzerine referans kabul edilen Claudia Roden, Anadolu mutfağının Londra’daki dönüşümünü inceleyen Dr. Neşe Ceren Tosun ve uluslararası siyaset perspektifiyle Prof. Alejandro Colás, yemeğin kültürel bir ifade biçimi olmanın ötesinde politik bir alan olduğunu ortaya koyuyor.
Alejandro Colas
Uluslararası hafıza kurma çabası
Londra’daki etkinlik, UGFF’nin yalnızca bir film festivali olmadığını açık biçimde ortaya koyuyor. Festival, gastronomi üzerinden kurduğu anlatıyı farklı disiplinlerle genişleterek, bir tür kültürel arşiv oluşturma çabasına dönüşüyor. Günün Tas Restaurant’ta düzenlenecek davetli akşam yemeğiyle sona ermesi de bu yaklaşımın sembolik bir devamı: tartışılan, izlenen ve konuşulan her şeyin yeniden “sofra” etrafında deneyimlenmesi.
Manchester Üniversitesi’nden İsmail Ertürk, Birkbeck’ten Prof. Alejandro Colás ve Dr. Jason Edwards gibi akademik isimlerin sürece dahil olması, festivalin yalnızca kültürel değil, aynı zamanda entelektüel bir üretim alanı kurduğunu gösteriyor.
Klazomenai’den Londra’ya uzanan hat
Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin bu uluslararası açılımı, aslında Urla’da kurulan bir fikrin doğal devamı.
Gastronomiyi bir kültür aktarımı, sinemayı ise bu kültürün hafızası olarak konumlandıran Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), 5-7 Haziran 2026 tarihleri arasında Urla’da gastronomi ve sinemayı aynı sofrada buluşturmaya hazırlanıyor. Festivalin kalbinde yer alan Uluslararası Klazomenai Kısa Film Yarışması yemeği yalnızca mutfak pratiği olarak değil; kültürel hafızanın, toplumsal dönüşümün ve sürdürülebilir yaşam biçimlerinin güçlü bir anlatı alanı olarak ele alan yapımları uluslararası bir zeminde görünür kılmayı hedefliyor.
Ege’nin kalbinde, tarihin bilinen en eski zeytinyağı işliklerinden birine ev sahipliği yapan Urla, Haziran ayında yalnızca rüzgârın ve zeytin ağaçlarının sesini değil, dünyanın dört bir yanından gelen sinemacıların hikâyelerini de ağırlayacak. Adını, antik çağda zeytinyağı üretimi ve ticaretinin merkezi olarak bilinen Klazomenai’den alan yarışma, bu tarihsel mirası günümüz sinema diliyle buluşturuyor. Festival, tıpkı binlerce yıl önceki üretim disiplininde olduğu gibi, seçkisini de titiz bir kürasyon anlayışıyla oluşturuyor.
Çok yönlü bir anlatı alanı
Uluslararası Klazomenai Kısa Film Yarışması, gastronomiyi yalnızca estetik bir unsur ya da mutfak pratiği olarak değil; yemek, üretim, emek, coğrafya ve insan ilişkisini merkeze alan bütüncül bir anlatı alanı olarak ele alıyor. Yerel hikâyelerin momentum kazanmasını, farklı coğrafyalardan anlatıların ise bu zeminde karşılık bulmasını amaçlayan yarışma; paylaşım, etkileşim ve ortak üretim için uluslararası bir diyalog alanı yaratıyor. Yarışma kapsamında seçilen eserlerin, International Institute of Gastronomy, Culture, Arts and Tourism (IGCAT) iş birliğiyle dünyanın farklı festivallerine taşınması da hedefleniyor.
Başvurular devam ediyor
Yarışma, dört ana başlık altında gerçekleştirilecek:
‘Gold Klazomenai International Award - En İyi Kurmaca Kısa Film’
Gastronomi, kültürel miras ve sürdürülebilirlik temalarını merkeze alan kurmaca kısa filmler bu kategoride değerlendiriliyor. Yemek, üretim, mekân ve insan ilişkisini hikâye anlatımı üzerinden ele alan; yerel kültürlerin, gündelik pratiklerin ve toplumsal hafızanın sinema diliyle ifade edildiği yapımlar ön plana çıkıyor. (Maksimum süre: 20 dakika)
‘Klazomenai Documentary International Award - En İyi Kısa Belgesel Film’
Gıdanın üretim süreçlerinden yerel yaşam pratiklerine, kültürel hafızadan kırsal dayanışmaya uzanan gerçek hikâyeleri odağına alan kısa belgeseller bu dalda yarışacak. Araştırma derinliği, etik yaklaşım ve anlatım bütünlüğü temel değerlendirme kriterleri arasında. (Maksimum süre: 20 dakika)
‘Gastronomy Screenplay Competition - International Award - En İyi Kısa Senaryo’
Henüz çekilmemiş ancak güçlü bir dramatik yapı ve sinematik anlatım dili sunan, gastronomi, kültürel miras ve sürdürülebilirlik temalı özgün kısa film senaryolarına açık bir kategori. Yemeğin sosyoloji, veri ve toplumsal yapı ile ilişkisini irdeleyen metinler öncelikli olarak değerlendirilecek.
‘Momentum Seçkisi (Ulusal - Mobil Film Seçkisi)’
Yarışmanın en dinamik kollarından biri olan Momentum, bu yıl “Büyüdüğüm Yer” temasıyla kişisel hafıza ve yerel deneyimlerden beslenen kısa anlatılara odaklanıyor. Tüm filmlerin akıllı telefonla çekilmiş olması zorunlu. (Maksimum süre: 5 dakika)
Yarışmaya başvurular FilmFreeway üzerinden yapılıyor. Uluslararası filmler için İngilizce alt yazı zorunlu. Başvuruların son tarihi 15 Nisan ancak bazı kategoriler için 7 Nisan olarak güncellenebiliyor. Seçilecek en iyi 10 film, festival süresince Urla’daki Urladam’da gösterilecek ve festivalin ardından UGFF YouTube kanalında Türkçe ve İngilizce alt yazıyla yayınlanacak. Finalistler 15 Mayıs’ta açıklanacak, ödül töreni ise 7 Haziran’da Urladam’da gerçekleştirilecek.
Mutfak ve sinemanın ustaları aynı masada
Uluslararası Klazomenai Kısa Film Yarışması’nın jürisi; Michelin yıldızlı şeflerden uluslararası festivallerde ödül almış yönetmenlere, gastronomi sosyolojisi üzerine çalışan akademisyenlerden sinema eleştirmenlerine uzanan disiplinler arası bir yapıdan oluşuyor. Jüri, başvuruları yalnızca teknik yeterlilik üzerinden değil; hikâyenin ‘lezzeti’, özgünlüğü ve kültürel derinliği üzerinden de değerlendiriyor.
Atölyeler ve deneyim alanları
Festival, izleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkarıp üretimin bir parçası haline getirmeyi hedefliyor. 5 - 7 Haziran tarihleri arasında Urla’da gerçekleştirilecek yan etkinlikler kapsamında mobil sinematografi atölyelerinden senaryo ve tadım panellerine, Klazomenai’den bugüne uzanan zeytinyağı rotalarına kadar geniş bir program katılımcıları bekliyor.
UGFF
Urla’nın tarih, doğa ve gastronomiyle iç içe dokusu, festivalin çok disiplinli yapısı için güçlü bir zemin sunuyor. Film gösterimlerinden atölyelere, sektör buluşmalarından söyleşilere uzanan etkinlikleriyle katılımcılara zengin bir program sunacak Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), sinema ve gastronomi profesyonellerini aynı sofrada buluşturarak yeni iş birliklerinin önünü açmayı hedefliyor.
UGFF, Londra’daki bu adımıyla artık yalnızca yerel bir festival değil; gastronomi üzerinden küresel bir anlatı kurmaya çalışan, sinemayı bu anlatının taşıyıcı dili olarak kullanan bir platforma dönüşüyor. Urla’dan çıkan hikâyenin Londra’da karşılık bulması ise, yemeğin ve sinemanın ortak bir dil kurabildiğinin en somut göstergelerinden biri.


