Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Ustanın ardından kendi sesini bulmak

Ustanın ardından kendi sesini bulmak

Ustanın ardından kendi sesini bulmak10 Eylül 2026 - 04:09
Terakki Vakfı Sanat Koleksiyonu’ndan 22 sanatçının yapıtlarını bir araya getiren “USTASINDAN SONRA: Karşılaşmalar, Diyaloglar, Ayrışmalar” sergisi Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde 24 Ekim’e dek izleyicilerle buluşacak.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Bir sanatçının yetişme sürecinde aldığı eğitimin izi kimi zaman biçimde, kimi zaman konuda, kimi zaman da bakışın kendisinde ortaya çıkıyor. Ancak sanat tarihindeki usta-öğrenci ilişkisi, yalnızca bir üslubun aktarılmasıyla sınırlı kalmıyor. Öğrenilen teknik, edinilen deneyim ve karşılaşılan düşünceler, öğrencinin kendi bakışıyla yeniden kurulduğunda başka bir sanat dilinin başlangıcına dönüşebiliyor. Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nin yeni sergisi “USTASINDAN SONRA: Karşılaşmalar, Diyaloglar, Ayrışmalar”, tam da bu dönüşüm alanına odaklanıyor.
 
Küratörlüğünü Itır Demir’in üstlendiği sergi, Terakki Vakfı Sanat Koleksiyonu’ndan seçilen 22 sanatçının eserlerini bir araya getiriyor. Bedri Rahmi Eyüboğlu, Burhan Temel, Burhan Uygur, Dinçer Erimez, Erol Deran, Fikret Mualla, Halil Dikmen, Hanefi Yeter, Hüseyin Bilişik, Kainat Barkan Pajonk, Komet, Leyla Gamsız, Malik Aksel, Mehmet Pesen, Memduh Kuzay, Naile Akıncı, Nevin Çokay, Özdemir Altan, Sabri Berkel, Şevket Dağ, Yusuf Katipoğlu ve Zehra Aral’ın yapıtlarından oluşan seçki, farklı kuşaklar arasındaki sanatsal temasları aynı çatı altında görünür kılıyor. Sergi, 7 Eylül-24 Ekim 2026 tarihleri arasında Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde izlenebiliyor.
 
 
Sabri Berkel, 1935. Terakki Vakfı Sanat Koleksiyonu
 
Mirasın devamından çok dönüşümü
 
Serginin çıkış noktası, bir ustanın öğrencisine bırakabileceği en önemli mirasın kendi üslubunun devam ettirilmesi değil, öğrencinin kendi özgün yolunu bulabilmesine imkân tanınması fikrine dayanıyor. Bu yaklaşım, Fransız filozof Jacques Rancière’in “Cahil Hoca: Zihinsel Özgürleşme Üstüne Beş Ders” kitabında ortaya koyduğu öğrenme düşüncesiyle de ilişkilendiriliyor. Rancière’in yaklaşımında öğrenme, bilen ile bilmeyen arasındaki tek yönlü bilgi aktarımından ibaret değil; kişinin kendi kapasitesini kullanarak düşünme, ilişki kurma ve anlam üretme gücünü ortaya çıkarmasıyla gerçekleşen bir süreç.
 
Bu bakış, sanat eğitiminin gerçekleştiği atölyeyi de yalnızca teknik bilgi ve becerilerin aktarıldığı bir alan olmaktan çıkarıyor. Usta ya da hoca, kendi deneyimini aktarırken öğrencinin bakma, düşünme ve üretme biçimlerini geliştirebileceği bir alan açıyor. Böylece öğretme süreci, bir üslubun kopyalanmasından çok, öğrencinin öğrendikleriyle kendi sanat anlayışı arasında yeni bir ilişki kurmasının başlangıcı hâline geliyor.
 
“USTASINDAN SONRA” da bu düşünceden hareketle hoca ve öğrencileri yalnızca biyografik bir bağ üzerinden yan yana getirmiyor. Serginin odağında, birbirine temas eden sanatçıların bu karşılaşmalar sonucunda nasıl değiştiği ve zaman içinde bu etkilerden nasıl ayrışarak kendi üsluplarını geliştirdikleri bulunuyor.
 
Bedri Rahmi’den farklı yönlere
 
Seçkideki ilişkiler bu dönüşümün farklı örneklerini ortaya koyuyor. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Anadolu motiflerini öne çıkaran soyutlamaları, öğrencilerinden Yusuf Katipoğlu’nun çalışmalarında karşılık bulurken, yine öğrencilerinden Zehra Aral’ın kadın bedenini karanlık, içe dönük ve psikolojik bir anlatım içerisinde ele alan resimlerinde farklı bir biçime dönüşüyor. Aynı kaynaktan beslenen iki farklı yaklaşım, öğrencinin hocasından aldığı mirası birebir sürdürmek yerine kendi dünyasının içinden yeniden kurabileceğini gösteriyor.
 
Benzer bir dönüşüm Halil Dikmen ile öğrencilerinden Dinçer Erimez arasındaki ilişkide de görülüyor. Sanat pratiğine kübist figüratif anlayışla başlayan ve ilerleyen döneminde soyut geometrik bir üsluba yönelen Dikmen’in biçimsel yaklaşımı, Erimez’in çalışmalarında farklı bir doğrultuda gelişiyor. Erimez, bilinçaltına referans veren tekinsiz bir kontur hattını resmin temel unsurlarından biri hâline getirerek hocasından devraldığı biçimsel mirası kendi sanat dünyasında yeniden yorumluyor.
 
Bu örnekler, serginin neden yalnızca bir ‘usta-öğrenci’ sergisi olarak tanımlanmadığını da ortaya koyuyor. Burada amaç, sanatçıların eğitim süreçlerini belgelemekten çok, eğitimin ve karşılaşmanın sanat üretiminde bıraktığı izleri takip etmek.
 
 
Bedri Rahmi Eyu¨bogˆlu, Terakki Vakfı Sanat Koleksiyonu
 
Karşılaşmalar, diyaloglar, ayrışmalar
 
“USTASINDAN SONRA”, hoca-öğrenci ilişkisini hiyerarşik bir yapı içerisinde ele almak yerine, karşılıklı etkileşim üzerinden okuyor. Bir sanatçının başka bir sanatçı üzerinde bıraktığı etki, bu etkinin zaman içerisinde nasıl dönüştüğü ve öğrencinin kendi sesini bulma sürecinde hangi noktada ustasından ayrıştığı serginin temel soruları arasında yer alıyor.
 
Bu nedenle seçkideki eserler yalnızca ait oldukları sanatçıların bireysel üretimlerini temsil etmiyor; aynı zamanda bir kuşağın diğerine aktardığı bilgi ve deneyimin sanat yapıtı üzerindeki izlerini de görünür kılıyor. Öğrencinin hocasından öğrendiği bir teknik, biçim ya da bakış açısı, başka bir sanat anlayışının içerisinde yeniden şekillenebiliyor. Sergi de bu süreci, benzerliklerden çok farklılaşmalar üzerinden izlemeye açıyor.
 
Terakki Vakfı koleksiyonundan
 
Sergi, Terakki Vakfı’nın sanatla eğitim arasındaki ilişkiye verdiği önemin de bir uzantısı niteliğinde. Vakıf, sanatı kurumsal bir sorumluluk ve eğitimsel bir gereklilik olarak ele alıyor; sanat eserlerinin korunmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını da bu yaklaşımın bir parçası olarak değerlendiriyor. Terakki Vakfı Sanat Galerisi, bu anlayış doğrultusunda 2000 yılında faaliyetlerine başladı. Galerinin hedefleri arasında sanat eserlerini sergilemenin yanı sıra öğrencileri, velileri, sanat çevresini ve sanatseverleri sanatçılarla buluşturmak ve genç kuşakların güzel sanatlarla ilişkisini güçlendirmek bulunuyor.
 
Bu çalışmaların bir diğer ayağını ise “Vakıf Sanat Eserleri” koleksiyonu oluşturuyor. 2000 yılında oluşturulmaya başlanan koleksiyonda, galeride sergi açan sanatçılara öncelik verilerek farklı disiplinlerden eserler bir araya getiriliyor. Belirli bir sanat anlayışı ya da tek bir disiplinle sınırlandırılmayan koleksiyon, Terakki Vakfı Okulları’nın Levent ve Tepeören yerleşkelerindeki salon, koridor ve ofislerde sürekli olarak sergilenerek yalnızca depolanan ya da dönemsel sergilerde izleyici karşısına çıkan eserlerden oluşan bir arşiv olmaktan çıkarak okul yaşamının da parçası hâline geliyor.
 
Galeride yeni dönem
 
Terakki Vakfı Sanat Galerisi, 2020 yılında pandemi nedeniyle faaliyetlerine ara verdi. Galeri, yaklaşık altı yıllık aranın ardından 2026’da Selçuk Artut’un “Otonomi: Akışkan Geometri” sergisiyle yeniden kapılarını açtı. Nazlı Pektaş küratörlüğündeki sergi, galerinin yeni döneminin ilk sergisi oldu.
“USTASINDAN SONRA: Karşılaşmalar, Diyaloglar, Ayrışmalar” ise bu yeniden başlayan sergi programının devamında, bu kez Terakki Vakfı Sanat Koleksiyonu’ndaki yapıtlar üzerinden Türk sanatındaki kuşaklar arası aktarımı ele alıyor. Sergi, farklı dönemlerden sanatçıları aynı mekânda buluştururken, sanat eğitiminde aktarılan bilginin tek başına bir sonuç olmadığını; sanatçının kendi deneyimiyle yeniden biçimlenerek başka bir üretime dönüşebildiğini ortaya koyuyor.
 
“USTASINDAN SONRA: Karşılaşmalar, Diyaloglar, Ayrışmalar”, 24 Ekim 2026’ya kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde görülebilir. Güncel sergi rehberlerinde galerinin ziyaret saatleri salı-cuma 10.00-18.00, cumartesi 11.00-17.00 olarak belirtiliyor; pazar ve pazartesi günleri kapalı. Galerinin adresi ise Ebulula Mardin Caddesi, Öztürk Sokak No:2, Levent, İstanbul.
 
Etiketler: sergi  Terakki Vakfı Sanat Koleksiyonu  sanat