Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Uzelli arşivine Kreşendo dokunuşu

Uzelli arşivine Kreşendo dokunuşu

Uzelli arşivine Kreşendo dokunuşu29 Eylül 2026 - 04:09
Uzelli Kaset arşivinin fotoğraf, plak ve kasetleri, 14 sokak sanatçısının yorumlarıyla yeni kapaklara dönüşüyor. “RE-COVER: From Uzelli Archive to Street” sergisinde Kreşendo da müzik hafızasını güncel içeriklerle buluşturuyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Bir müzik arşivinin geçmişte ürettiği kapaklar, bugün başka sanatçıların elinde yeniden tasarlanabilir mi? “RE-COVER: From Uzelli Archive to Street” projesi, bu sorunun yanıtını İMÇ’nin kendine özgü atmosferinde arıyor. İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’nın Beşinci Blok’unda yer alan oktowallz’un ev sahipliğindeki sergide, Uzelli Kaset’in Türkiye müzik tarihinde önemli bir yere sahip arşivinden seçilen fotoğraflar, plaklar, kasetler ve üretim sürecine ilişkin belgeler, 14 sokak sanatçısının yorumlarıyla yeni kapaklara ve görsel dünyalara dönüşüyor. Geçmişin müzik hafızası bugünün görsel üretim diliyle yeniden yorumlanırken, Kreşendo da projenin müzikle kurduğu bağı güçlendiren içeriklerle sergide yer alıyor. 24 Eylül’de açılan sergi, 25 Eylül-17 Ekim tarihleri arasında ziyaret edilebiliyor.
 
Uzelli’nin kasetlerden oluşan müzik hafızası
 
“RE-COVER”ın merkezindeki Uzelli arşivinin hikâyesi, Türkiye ile Avrupa’daki Türk toplumu arasındaki müzik dolaşımının önemli bir bölümüne uzanıyor. Uzelli’nin temelleri 1971’de Frankfurt’ta atıldı; Muammer ve Yavuz Uzelli tarafından 1974’te kurulan şirket, kısa süre içinde kaset yapım şirketine dönüştü. Özellikle Almanya ve Avrupa’nın diğer ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenli dinleyicilere yönelik üretim ve dağıtım yapan Uzelli, zamanla Türkiye’deki halk ve popüler müziğin önemli üreticilerinden biri haline geldi.
 
Uzelli’nin büyümesinde kaset teknolojisi belirleyici oldu. Şirket, 1977’de Türkiye’nin ilk entegre kaset fabrikasını kurarak ülkenin önemli kaset üreticilerinden birine dönüştü. 1980’ler ve 1990’larda CBS/Columbia’nın, daha sonra Sony Music’in Türkiye temsilciliğini üstlenen Uzelli, 1994’te müzik ve kitap mağazaları zincirini de hayata geçirdi. Şirketin arşivinde 1300’ü aşkın albüm ve 500’den fazla sanatçı bulunuyor. Halk müziği, arabesk, taverna ve Türk sanat müziğinin yanı sıra dini kayıtlar, hikâye ve masallar da bu geniş katalog içinde yer alıyor.
 
Bu tarih, aynı zamanda Türkiye’deki müziğin göç deneyimiyle kurduğu ilişkinin de bir parçası. 1970’lerden itibaren Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli işçilerin müziğe erişiminde kaset şirketleri önemli bir dağıtım kanalı oluştururken Uzelli, Türkçe müziğin Avrupa’daki dinleyicilere ulaşmasında etkin rol oynadı. Kasetin taşınabilir ve çoğaltılabilir yapısı, müziğin Türkiye ile Avrupa arasında dolaşımını da kolaylaştırdı.
 
 
Geçmişten bugüne yeni kapaklar
 
“RE-COVER: From Uzelli Archive to Street”, bu arşivi yalnızca sergilemek yerine yeni bir üretimin malzemesine dönüştürüyor. Uzelli etiketiyle yayınlanmış binden fazla albüm arasından seçilen mektuplar, fotoğraflar, alternatif kapak tasarımları ve üretim sürecine ilişkin belgelerin yanı sıra plak, kaset ve CD’ler de sanatçılara sunuluyor. Her sanatçı, kendisine verilen arşiv malzemesinden hareketle yeni bir albüm kapağı ve görsel dünya oluşturuyor. Böylece Uzelli’nin farklı dönemlerdeki kapak tasarımı anlayışları, bugünün sokak sanatıyla yan yana geliyor. Sergi aynı zamanda grafik dilin, üretim teknolojilerinin ve görsel kültürün yıllar içinde geçirdiği değişimi izlemeye olanak sağlıyor.
Küratörlüğünü Görkem Kızılkayak ve Buğda Giritlioğlu’nun üstlendiği proje, Uzelli Kaset etiketiyle yayımlanan albümlerin nadir fotoğraflarını, kaset, plak ve üretim belgelerini 14 sokak sanatçısının özgün dilleriyle buluşturuyor. Katılımcı sanatçılar Aslı Şarman, Burak Şentürk, Bülent Gültek, Can Dağlı, Cemile Çolak, Doruk Çorapçı, Furkan Nuka Birgün, Gürkan Özer, Kaybid, Kien, MRE, No More Lies, Ozan Ay ve Vardal Caniş’in tasarladığı alternatif albüm kapakları, görsel kültürün ve grafik dilin yıllar içindeki dönüşümünü gözler önüne seriyor. Farklı görsel üsluplara sahip bu 14 sanatçının çalışmaları, aynı müzik arşivinin bugünün sanat üretiminde birbirinden farklı karşılıklar bulabileceğini gösteriyor.
 
Serginin açılışında arşivin müzik tarafı da canlı performanslarla gündeme geldi. Grand Bazaar, sergide yer alan albümler ve dönemin ruhunu yansıtan özel plak seçkisiyle açılışa eşlik ederken bağımsız müzik oluşumu Seshane, sergiye ilham veren eserleri canlı performanslarla yeniden yorumladı. Böylece arşiv, yalnızca görsel malzeme üzerinden değil, ses üzerinden de yeniden dolaşıma girmiş oldu.
 
Kreşendo’dan müzik bağlamını genişleten içerikler
 
Projenin İMÇ’deki müzik ayağında Kreşendo da yer alıyor. 2021’de kurulan bağımsız müzik kurumu; müzisyenlerin yaratıcı üretim süreçlerini desteklemek, müzik dinleyicileri için farklı deneyimler geliştirmek ve müzik sektöründe kapsayıcılığı artırmak amacıyla festivallerden yetenek geliştirme programlarına, içerik üretiminden kültürel araştırmalara uzanan çalışmalar yürütüyor. Kurum adını, müzik eserinde seslerin giderek güçlenmesini ifade eden ‘kreşendo2 teriminden alıyor.
 
Kreşendo’nun geçmişi, Haziran 2021’de ‘Beats By Girlz Türkiye’ adıyla başlayan çalışmalara dayanıyor. Kurum, New York merkezli We Make Noise ağıyla iş birliği içinde kadınların ve dezavantajlı grupların müzik sahnesindeki görünürlüğünü artırmaya yönelik projeler geliştirdi. Zaman içinde toplumsal cinsiyet odağının yanı sıra müzik sektöründeki farklı eşitsizlik biçimlerini de çalışma alanına dahil eden Kreşendo, bugün ‘We Make Noise’un Türkiye’deki ilk ve tek üyesi olarak faaliyet gösteriyor.
 
Bu çalışmaların önemli başlıklarından biri “Müzikte Eşitlik: Türkiye’de Müzisyenin Durumu” araştırması oldu. UNESCO Kültürel Çeşitlilik Uluslararası Fonu tarafından desteklenen proje kapsamında Ankara, Diyarbakır, İstanbul ve İzmir’de saha çalışmaları gerçekleştirildi. Araştırma için 48 kişiyle derinlemesine görüşme yapıldı, 371 kişinin katıldığı çevrimiçi anket düzenlendi, 107 sektör temsilcisiyle yuvarlak masa toplantıları gerçekleştirildi ve 15 uzmanla kilit görüşmeler yapıldı. Raporda müzisyenlerin çalışma koşulları, ekonomik güvencesizlik, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve sektörün yapısal sorunları veri temelli olarak ele alındı.
 
Rapora göre Türkiye’de müzisyenlerin yalnızca yüzde 37’si müzikten elde ettiği gelirle geçinebiliyor. Müzisyenlerin yüzde 12’si sigortalı çalışırken yüzde 31’inin herhangi bir sosyal güvencesi bulunmuyor. Son beş yıl içinde katılımcıların yüzde 87’si en az bir kez konser iptali yaşadığını belirtiyor. Kadın müzisyenlerin ayda iki veya daha fazla sahneye çıkma oranı yüzde 9,3’te kalırken erkek müzisyenlerde bu oran yüzde 44,2 olarak kaydediliyor. Araştırma ayrıca Türkiye’nin 2023’te küresel kayıtlı müzik gelirlerinden aldığı payın yüzde 0,3 olduğunu ve algoritmaların yönlendirdiği dinleme alışkanlıklarının alternatif türlerin görünürlüğünü sınırlayan unsurlardan biri olduğunu ortaya koyuyor.
Kreşendo’nun “RE-COVER” kapsamındaki katkısı yalnızca sergiye eşlik eden müzik seçkisinden ibaret değil. Müzisyen, prodüktör ve Kreşendo’nun kurucusu ve direktörü Beril Sarıaltun’un öncülüğündeki oluşum, Uzelli arşivinden hareketle hazırlanan projenin sesle kurduğu ilişkiyi güçlendiren içerikler hazırlıyor. Kreşendo’nun 2026’da İMÇ’nin 6. Blok’unda açtığı Kreşendo Mekân da müzik üretimi, paylaşımı ve buluşmaları için yeni bir alan oluşturuyor. Böylece Türkiye müzik tarihinin önemli arşivlerinden biri, kapak tasarımları ve sokak sanatı üzerinden yeniden yorumlanırken, arşivin temsil ettiği müzik kültürü de bugünün dinleme ve üretim pratikleriyle birlikte ele alınıyor.
 
İMÇ’den 212 Photography İstanbul’a
 
Serginin İMÇ’de gerçekleştirilmesi de projenin arşiv ve müzik eksenini tamamlayan bir unsur. Unkapanı, Türkiye’de plak, kaset ve müzik üretiminin tarihsel merkezlerinden biri olarak uzun yıllar müzik sektörünün üretim, dağıtım ve satış ağlarının önemli noktalarından biri oldu. Uzelli’nin bugün de merkezinin bulunduğu İMÇ’de serginin açılması, arşivdeki malzemenin ait olduğu müzik ekosistemine yeniden dönmesini sağlıyor.
 
RE-COVER, aynı zamanda 11 Ekim 2026'ya kadar sürecek olan 212 Photography İstanbul festivalinin paralel programı kapsamında izleyicilerini ağırlamaya devam ediyor. Proje böylece müzik arşivi, fotoğraf, grafik tasarım ve sokak sanatını aynı çerçevede buluşturan daha geniş bir kültür-sanat programının parçası haline geliyor.
 
24 Eylül’de 18.00-21.00 arasında gerçekleştirilen açılışın ardından 25 Eylül’de ziyarete açılan sergi, 17 Ekim’e kadar oktowallz’da görülebilecek. İMÇ Beşinci Blok, 5409 numaradaki sergi alanı çarşamba, perşembe, cuma ve cumartesi günleri 12.00-18.00 saatleri arasında açık. Pazar, pazartesi ve salı günleri kapalı olan sergi, bu günlerde önceden randevu alınarak ziyaret edilebiliyor.
 
Etiketler: Kreşendo  Uzelli  arşiv