Viyolonselin iyileştirici hafızası
Viyolonseli bir solo enstrümandan çok, kolektif bir hafıza aracı gibi kullanan Bagjan Oktyabr, dünya çapında ilgi gören “Soul Therapy” projesinin 2026 turnesini Türkiye’den başlatıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Uluslararası viyolonselist ve büyük ilgi gören “Soul Therapy” konser serisinin yaratıcısı Bagjan Oktyabr, yeni programıyla 2026 dünya turnesine Türkiye’den başlıyor. World Tour 2026 kapsamında sunulan yenilenmiş Soul Therapy programı, bu bahar Türkiye’nin farklı şehirlerinde dinleyiciyle buluşacak.
Türkiye’de son yıllarda oluşan sadık dinleyici kitlesi, Bagjan Oktyabr’ı yalnızca bir enstrüman virtüözü olarak değil, sahnede duygusal bir alan açabilen anlatıcı olarak da benimsedi. İzmir ve Ankara’dan Gaziantep ve İstanbul’a uzanan pek çok şehirde kapalı gişe gerçekleşen konserler, sanatçının müziğinin kuşaklar ve türler arası bir ortak dil kurabildiğini gösteriyor. Oktyabr’ın viyolonsel tınısı, kültürel hafızada yer etmiş melodilere getirdiği özgün yorumlar ve sahnede kurduğu doğrudan temas, konserleri klasik bir dinleti olmaktan çıkarıp kolektif bir deneyime dönüştürüyor.
Bir projeden fazlası
“Soul Therapy”, adından da anlaşılacağı gibi yalnızca bir repertuvar tercihi değil; müziği bir iyileşme, durma ve hatırlama alanı olarak ele alan bütünlüklü bir sahne fikri. Klasik müzikten çağdaş eserlere, dünya hitlerinden yerel motiflere uzanan program, viyolonseli merkezine alan ama onu tek başına bırakmayan bir anlatı kuruyor. Popüler Türk dizilerinden hafızalara kazınmış melodiler, uluslararası bilinirliği olan parçalar ve özgün düzenlemeler, Bagjan Oktyabr’ın imzası haline gelen sade ama derinlikli bir estetikle buluşuyor.
Sanatçının müziği, teknik gösterişten çok duygusal yoğunluğa yaslanıyor. Bu yaklaşım, viyolonselin çoğu zaman ağır ya da mesafeli algılanan klasik bağlamını kırarak, geniş bir dinleyici kitlesi için erişilebilir ama nitelikli bir deneyim yaratıyor. “Soul Therapy”nin başarısının ardında da tam olarak bu denge yatıyor: Yüksek icra kalitesinden ödün vermeden, dinleyiciyi dışarıda bırakmayan bir sahne dili.
Bagjan Oktyabr
Bagjan Oktyabr, Güney Kazakistan’ın Kazygurt ilçesinde doğdu. Müzikle erken yaşta tanıştı ve ailesiyle birlikte taşındığı Almatı’da, üstün yetenekli çocuklara yönelik A. Zhubanov Müzik Okulu’nda çello eğitimi aldı. Bu eğitim, onun müzikal kimliğini şekillendiren ilk adım oldu. Oktyabr’ın çocukluk ve ilk gençlik yıllarında edindiği bu disiplinli klasik altyapı, ilerleyen yıllarda geleneksel formlarla çağdaş anlatıyı bir araya getiren özgün dilinin temelini oluşturdu.
2021 yılında Almatı Cumhuriyet Sarayı’nda verdiği ilk büyük konserle dikkatleri üzerine çekti. Ardından 26 ülkeyi kapsayan bir dünya turnesine çıkarak klasik müziği modern yorumlarla buluşturduğu performanslarıyla geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Bu süreçte Oktyabr, viyolonseli yalnızca bir solo enstrüman olarak değil, duygusal bir anlatıcı ve sahnenin merkezinde konumlanan bir karakter gibi ele aldı. Kazakistan Sanat Üniversitesi’nde çello üzerine yüksek lisans ve doktora düzeyinde eğitim alan sanatçının kısa süre önce çello üzerine akademik tezini savunduğu ve bu alanda uzmanlaştığı belirtiliyor. Akademik çalışmaları, sahnedeki sezgisel yorumlarını teknik ve teorik bir derinlikle besleyen önemli bir arka plan sunuyor.
Sanatçının müzikal üretimi hem Kazak halk ezgilerini hem de Türk dizilerinin unutulmaz melodilerini çello ile yeniden yorumladığı eserlerle şekilleniyor. Bu yaklaşım, Oktyabr’ı yalnızca klasik müzik dinleyicisiyle sınırlı olmayan, çok daha geniş ve kuşaklar arası bir dinleyici kitlesiyle buluşturdu. 2024 yılında yayımladığı “Soul Therapy” albümünde “Aşk-ı Memnu”, “Kara Sevda”, “Yalı Çapkını” ve “Muhteşem Yüzyıl” gibi dizilerin müziklerini yorumladı. Albümde ayrıca Ayla Dikmen’in “Anlamazdın” ve Özdemir Erdoğan’ın “Bana Ellerini Ver” gibi klasikleşmiş eserlerine de yer verdi. Bu albüm, YouTube’da 10 milyona yakın izlenmeye ulaşarak dijital platformlarda büyük başarı elde etti ve “Soul Therapy” kavramının yalnızca bir konser başlığı değil, bütünlüklü bir sanatsal projeye dönüştüğünü gösterdi.
2025’te yayınladığı “Soul of Nature” adlı EP’de ise Kazak halk müziğine odaklandı. “Yapurai”, “Qarlygash”, “Zhelsiz tünde zharyq Ai”, “Qusni-Qorlan” ve “Kozimnin qarasy” gibi ezgileri yorumladığı bu çalışma, sanatçının köklerine olan bağlılığını ve kültürel mirasını müziğe nasıl taşıdığını ortaya koyuyor. Aynı yıl içinde “Elim-ai” ve “Beloved Moon” adlı iki tekli daha yayımlayan Oktyabr, önceki yıllarda “Balqadisha” ve “Yapurai” gibi parçalarla da dijital dünyada ses getirmişti. Bu üretim hattı, diskografisini yalnızca nicelik olarak değil, kavramsal süreklilik açısından da güçlü kılıyor.
Bagjan Oktyabr, “Ruh Terapisi” konser serisiyle tanınsa da müzik kariyerinin ötesinde birçok farklı projeye ve yaratıcı çalışmaya imza atıyor, müziğini yalnızca sahnede değil doğanın en etkileyici köşelerinde de icra ediyor. Almatı’daki May göletleri, Kok-Tobe tepesi, Chimbulak kayak merkezi, Charyn Kanyonu ve Semey’deki ünlü asma köprü gibi doğal alanlarda çektiği çello performans videoları sosyal medyada viral oldu. Bu videolar, onun müziği doğayla bütünleştiren özgün yaklaşımını ve sahne dışı anlatım dilini yansıtıyor. Türk dizilerinin müziklerini çello ile yeniden yorumlayarak büyük bir hayran kitlesi kazanan sanatçı, aynı zamanda oda orkestraları, soloistler ve farklı müzik topluluklarıyla iş birlikleri yaparak sahne performanslarını zenginleştiriyor. 2025 yılı boyunca 26 ülkeyi kapsayan bir dünya turnesi gerçekleştiren Oktyabr; Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu’da verdiği konserlerle bu anlatıyı farklı kültürlere taşıdı. Türkiye ise bu turnenin en özel duraklarından biri olarak öne çıkıyor.
‘Efsane Konuk’
2021’deki ilk solo konserinden bu yana 26 ülkeyi kapsayan dünya turnesi gerçekleştiren ve 2023 yılında Instagram’da en çok takip edilen genç çellistlerden biri olan Oktyabr, Türkiye’deki konserleriyle de büyük ilgi gördü ve klasik müziği genç kuşaklara sevdirmeyi başardı. Özellikle geçen yıl Türkiye’de verdiği ve ‘efsane konuk’ olarak Gökhan Kırdar’ı ağırladığı konser, bu ilginin somut karşılıklarından biri oldu. Buluşma, Türk dizi müziklerinin kolektif hafızadaki yerini viyolonselin evrensel diliyle yeniden düşünmeye açan önemli bir eşikti.
Türk müziğinin en özgün ve yenilikçi isimlerinden biri olarak 1990’lardan bu yana hem popüler hem de deneysel alanlarda üretim yapan Gökhan Kırdar, “Soul Therapy - Ruh Terapisi” projesinde bu anlatının doğal bir parçası haline geliyor. ‘90’ların başında “Yerine Sevemem” ile geniş kitlelerce tanınan, “Serseri Mayın”, “Tutunamadım” ve Türkiye’de trip hop türünün öncü örneklerinden biri olan “Trip” albümüyle müzikte sınırları zorlayan Kırdar; “Kurtlar Vadisi”, “Haziran Gecesi” ve “Yabancı Damat” gibi yapımların hafızalara kazınan müziklerine imza atmış bir isim.
Gökhan Kırdar’ın geçen yıl Bagjan Oktyabr’ın konserine konuk olması, iki sanatçının estetik dünyaları arasında kurulan güçlü bir köprü olarak hafızalarda yer etti. Bu iş birliği, kendiside müzikle iyileşme çalışmaları yapan Kırdar’ın 30. sanat yılı kapsamında yürüttüğü “Aşkla Düşle” konsept projeleriyle de anlamlı bir kesişim yarattı.
“Soul Therapy”
Bagjan Oktyabr’ın “Soul Therapy - Ruh Terapisi” yaklaşımı, müziği yalnızca işitsel bir deneyim olarak değil, duygusal ve ruhsal bir temas alanı olarak kurguluyor. Sanatçının ifadesiyle, ‘Müzik sadece duyulmaz, hissedilir.’ Çellonun derin ve titreşimli sesi bu sahnede bir iyileştirici araca dönüşüyor; konser, dinleyici için geçici bir duraklama, bir içe dönüş alanı sunuyor. Bu yönüyle “Soul Therapy”, çağdaş dinleyicinin hızla tüketilen müzik alışkanlıklarına karşı bilinçli, yavaş ve yoğun bir karşı duruş olarak okunuyor.
Klasik müzik eğitimiyle şekillenen altyapısını çağdaş yorumlarla birleştiren kuşağın önemli temsilcilerinden Oktyabr’ın uluslararası görünürlüğü, sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden hızla artarken, bu popülerlik hiçbir zaman yüzeysel bir gösteriye dönüşmedi. Aksine, müziğin duygusal çekirdeğini koruyan bir çizgide ilerledi. Aldığı davetler, katıldığı festivaller ve dünya turneleri, onu hem klasik müzik çevrelerinde hem de daha geniş bir dinleyici evreninde tanınır kıldı.
“Soul Therapy”, günümüz dinleyicisinin müzikle kurduğu ilişkiye dair güçlü bir okuma önerisi sunuyor. Hız, tüketim ve sürekli uyarılma haliyle şekillenen çağdaş yaşam içinde müzik, çoğu zaman arka plana itilmiş bir eşlik unsuruna dönüşüyor. Bagjan Oktyabr’ın sahnesi ise bu alışkanlığı tersine çeviriyor. Viyolonseli merkeze alan bu anlatı, dinleyiciyi pasif bir alıcı olmaktan çıkarıp, duygusal olarak sürecin içine davet ediyor.
“Soul Therapy”nin yarattığı etki, melodilerin tanıdıklığından çok bu melodilerin nasıl yeniden nefes aldığıyla ilgili. Oktyabr, kolektif hafızada yer etmiş temaları yavaşlatıyor, sadeleştiriyor ve dinleyiciye düşünmek, durmak ve hissetmek için alan açıyor. Bu yönüyle proje, modern dinleyicinin bastırılmış duygularına doğrudan temas eden bir deneyime dönüşüyor; konser salonu geçici bir duraklama alanı, müzik ise ortak bir içsel yolculuk halini alıyor.
Bugünün dinleyicisi için Soul Therapy, yüksek sesli bir kaçıştan ziyade, bilinçli bir karşılaşma öneriyor. Bu karşılaşma, yalnızca müzikle değil, kişinin kendi iç ritmiyle de kurduğu bir temas olarak sahnede karşılık buluyor.
Türkiye’den başlayan dünya yolculuğu
“Soul Therapy World Tour 2026”nın Türkiye’den başlaması, Bagjan Oktyabr’ın bu coğrafyayla kurduğu güçlü bağın da bir göstergesi. Turnenin ilk adımı, 22 Mart’ta Anadolu’nun kültürel hafızasında özel bir yere sahip olan Diyarbakır’da atılıyor. Ardından Gaziantep, Adana ve Ankara konserleriyle Türkiye turu genişliyor; İstanbul konseriyle bu ilk etap tamamlanıyor. Türkiye’den sonra rota Bakü’ye, oradan Avrupa’nın önemli müzik merkezlerine uzanıyor: Paris, Köln, Brüksel, Prag, Münih ve Zürih gibi şehirler turnenin durakları arasında yer alıyor. İlkbahar etabının ardından program, Madrid ve Valensiya üzerinden Orta Doğu’ya taşınarak Dubai ve Katar konserleriyle devam ediyor. Bu uzun güzergâh, “Soul Therapy”nin artık uluslararası ölçekte dolaşan bir müzikal anlatı haline geldiğini de ortaya koyuyor.
Bagjan Oktyabr konserlerini izleyenlerin sıkça vurguladığı bir detay var: Salonun tamamını saran o kısa sessizlik anları. Parçalar arasında oluşan bu duraklar müziğin hissedilen bir şeye dönüştüğü anlar olarak hafızada kalıyor. “Soul Therapy”, tam da bu sessizliklerle anlam kazanıyor ve dinleyiciyi zamana yayılan bir deneyimin parçası haline getiriyor.
2026 dünya turnesinin Türkiye’den başlaması, hem sanatçının bu topraklarla kurduğu bağın hem de Türkiye’deki dinleyicinin bu müziğe gösterdiği güçlü karşılığın doğal bir sonucu. Ortak bir nefes alma alanı olarak karşılık bulacak turne programı ise şöyle...
Bagjan Oktyabr İlkbahar & Sonbahar Turne Programı:
22.03.2026 - Diyarbakır
24.03.2026 - Gaziantep
25.03.2026 - Adana
26.03.2026 - Ankara
28.03.2026 - Bakü, Azerbaycan
29.03.2026 - İstanbul
31.03.2026 - Paris
01.04.2026 - Köln
04.04.2026 - Brüksel
05.04.2026 - Strazburg
07.04.2026 - Stuttgart
08.04.2026 - Offenbach
10.04.2026 - Prag
15.04.2026 - Nürnberg
16.04.2026 - Leipzig
18.04.2026 - Münih
23.04.2026 - Zürih
27.04.2026 - Madrid
28.04.2026 - Valensiya
29.04.2026 - Marbella
06.05.2026 - Dubai
08.05.2026 - Katar


