Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Yeni çağdaş sanat mekânı: Large

Yeni çağdaş sanat mekânı: Large

Yeni çağdaş sanat mekânı: Large16 Ekim 2026 - 09:10
Paris’in yanı başındaki Seguin Adası’nda, eski Renault fabrikalarının bulunduğu alanda, 5 bin metrekareye yayılan yeni bir çağdaş sanat merkezi açıldı. Işıkla değişen metalik cephesi ve heykelsi mimarisiyle dikkat çeken Large, endüstriyel mirası sanatla buluşturuyor. Açılış sergisi “Hayali Motor” ise otomobili bir ilerleme ve özgürlük simgesi olmanın ötesinde, emek, kimlik ve teknolojik dönüşüm üzerinden yeniden ele alıyor.
CEREN ÇIPLAK DRILLAT
 
Paris’in hemen yanı başında, Seine Nehri üzerindeki Seguin Adası’nda yeni bir çağdaş sanat merkezi kapılarını açtı: “Large - Cultures Contemporaines”
 
Geçtiğimiz gün düzenlenen basın toplantısı için adaya giderken, eski Renault fabrikalarının bulunduğu bu alanda nasıl bir sanat mekânıyla karşılaşacağımı merak ediyordum. Large’ı uzaktan ilk gördüğümde dev bir bronz heykelle karşı karşıya olduğumu düşündüm. Yapıya yaklaştıkça güneşin geliş açısına göre kimi yerde bakıra, kimi yerde koyu bronza çalan yüzeyler dikkatimi çekti. Large, daha kapısından içeri girmeden ziyaretçiyi mimarinin yarattığı görsel deneyimin içine çekiyor.
 
 
Le Large – Pointe des Arts Sanat Merkezi – Seguin Adası. ©RCR Architects ve CALQ. Fotoğraf: Nicolas Trouillard
 
Mimarisi ister istemez Londra’daki Tate Modern’i hatırlatıyor. Endüstriyel mimariyi çağdaş sanatla buluşturmaları bakımından aralarında bir yakınlık var. Eski bir elektrik santralinden dönüştürülen Tate Modern, geçmişinin izlerini koruyarak güçlü bir endüstriyel karakter taşıyor. Large ise yeni inşa edilmiş olmasına rağmen ham metal dokusu, geniş hacimleri ve ışıkla değişen cephesiyle benzer bir etki yaratıyor.
 
2017 Pritzker Mimarlık Ödülü’nün sahibi RCR Arquitectes tarafından Fransız mimarlık ofisi CALQ Architecture ile birlikte tasarlanan yapıda ışık, malzeme, peyzaj ve hareket, tasarımın ayrılmaz parçaları. Eloksallı alüminyum yüzeyler gökyüzünü ve Seine Nehri’ni yansıtırken mikro delikli metal panellerden süzülen gün ışığı, iç mekânlarda farklı atmosferler oluşturuyor. Gün boyunca değişen ışık, binanın yüzeylerini de sürekli yeniden tanımlıyor.
 
 
Le Large – Pointe des Arts Sanat Merkezi – Seguin Adası. ©RCR Architects ve CALQ. Fotoğraf: Nicolas Trouillard
 
İçeride bu hareket duygusu başka bir biçimde devam ediyor. Dar koridorlar birden geniş sergi alanlarına açılıyor, ilerledikçe görüş açıları değişiyor. Bir noktada mekânın sıkışıklığını hissederken birkaç adım sonra yüksek tavanlı, geniş bir galeriyle karşılaşıyorsunuz. Mimari, yalnızca eserleri barındıran bir çerçeve olmaktan çıkıp onları nasıl gördüğümüzü ve mekân içinde nasıl hareket ettiğimizi belirleyen bir unsura dönüşüyor.
 
Toplam 5 bin metrekarelik binanın 2 bin 500 metrekarelik bölümü sergilere ayrılmış. Bu alanın merkezinde, tavan yüksekliği 14 metreye ulaşan ana sergi salonu bulunuyor. Eğrisel duvarları, kolonsuz geniş hacmi ve bitkilendirilmiş terasa açılan cam cephesiyle salon, yapının mimari karakterini en iyi yansıtan bölümlerden biri.
 
Large, sergi salonlarının ötesinde, ziyaretçilerin vakit geçirebileceği bir kamusal alan olarak da tasarlanmış. Girişteki geniş merdivenlerde oturmak, terasta kahve içmek ya da binanın çevresinde dolaşmak mümkün.
 
 
Le Large – Pointe des Arts Sanat Merkezi – Seguin Adası. ©RCR Architects ve CALQ. Fotoğraf: Nicolas Trouillard
 
Bir adanın değişen kimliği
 
Seguin Adası’nın geçmişini bilmeden buradaki dönüşümü anlamak zor. Ada, uzun yıllar Renault’nun otomobil üretim merkezlerinden biriydi. Fabrika yalnızca bir üretim alanı değil, bölgenin ekonomik ve toplumsal hayatının da önemli bir parçasıydı. Fabrikadan çıkan son otomobil 31 Mart 1992’de adadan ayrıldı. Üretimin sona ermesiyle birlikte ada, uzun süre yeni kimliğini bekledi. Bugün ise bu endüstriyel miras, kültür ve sanat üzerinden yeniden yorumlanıyor.
 
 
Fabrika işçileri vardiya değişiminde. 1 Ocak 1955. Fotoğraf: Virenque
 
Adanın sanatla ilişkisi de fabrikanın kapanmasıyla başlamadı. Renault’nun 1960’lardan itibaren sanatçılarla geliştirdiği iş birlikleri, üretim dünyasıyla yaratıcı düşünceyi bir araya getirdi ve önemli bir sanat koleksiyonunun oluşmasına katkıda bulundu.
 
Emerige’in desteğiyle hayata geçirilen Large, Ardian Real Estate ve AOG iş birliğiyle geliştirilen toplam 53 bin metrekarelik La Pointe des Arts yerleşiminin kültürel odağını oluşturuyor. Bütçesi 450 milyon avro olan proje, adanın yeni kimliğini kültür ve sanat üzerinden kurmayı amaçlıyor.
 
 
Seguin Adası. Fotoğraf: Renault İletişim
 
Large ne anlama geliyor?
 
Kurumun adı da bu dönüşüm fikriyle ilişkili. Fransızcadaki “prendre le large”, yani açık denizlere açılmak ifadesinden yola çıkan Large, alışılmış sınırların dışına çıkmayı, bakış açısını değiştirmeyi ve yeni olasılıklara yönelmeyi çağrıştırıyor. Bir yandan varış noktasını, diğer yandan yeni ufuklara doğru yola çıkmayı anlatıyor.
 
Denizcilik dilinde açık deniz, kıyıdan altı deniz mili uzaklıkta başlıyor. Paris’te Notre-Dame Katedrali önündeki sıfır noktasından Seine boyunca ilerlediğinizde bu mesafenin Large’a ulaştığı belirtiliyor. Böylece açık denizlere açılma fikri, kentten uzaklaşmadan yeni bir perspektif kazanmakla ilişkilendiriliyor.
 
 
Le Large – Pointe des Arts Sanat Merkezi – Seguin Adası. ©RCR Architects ve CALQ. Fotoğraf: Nicolas Trouillard
 
Large Genel Direktörü Paula Aisemberg’in yaklaşımında da açıklık ve yeni karşılaşmalar yaratma fikri önemli bir yer tutuyor. Kurum, çağdaş sanatı daha geniş kitlelerle buluşturmayı, sanatçıların yeni üretimlerini desteklemeyi ve eserlerle izleyiciler arasında farklı bağlar kurmayı amaçlıyor. Fransız sanatçıların yanı sıra Fransa’da yaşayan veya çalışan yabancı sanatçılara da yer veriliyor.
 
Aisemberg için Large’ın işlevi, eserleri sergilemekle sınırlı değil. Sanatçıların üretim süreçlerini ve eserlerin ortaya çıkışındaki düşünceleri izleyiciyle paylaşmak da bu yaklaşımın parçası. Amaç, insanların sanat aracılığıyla dünyaya farklı bir gözle bakabilecekleri ve daha önce karşılaşmadıkları düşüncelerle buluşabilecekleri bir ortam yaratmak.
 
 
Le Large – Pointe des Arts Sanat Merkezi – Seguin Adası. ©RCR Architects ve CALQ. Fotoğraf: Nicolas Trouillard
 
Endüstriyel mirasın mimariye yansıması
 
RCR Arquitectes’in tasarım yaklaşımı, binayı yalnızca işlevsel bir yapı olarak ele almaktan daha geniş bir çerçeveye dayanıyor. Mimarlar projeyi şöyle özetliyor:
 
“Proje, bütüncül bir bakış açısının ürünüdür. Mimarlığın kendisinden daha büyük bir şeyi kapsar. Peyzajı, tasarımı, sanatı ve düşünceyi tek bir bütün içinde bir araya getirir.”
 
Bu yaklaşım, binanın malzeme seçimlerinde de görülüyor. Beton sanayi geçmişini hatırlatırken korten çeliği liman mimarisine gönderme yapıyor.
 
Binanın içbükey ve dışbükey eğrileri otomobil karoserlerini çağrıştırıyor. Ancak Renault’nun geçmişine yapılan gönderme doğrudan bir taklide dönüşmüyor, daha çok biçim, malzeme ve hareket üzerinden kuruluyor. Otomobilin tasarımında olduğu gibi burada da yüzeylerin, kıvrımların ve hacimlerin birbirleriyle kurduğu ilişki önem kazanıyor.
 
Seine Nehri ve çevresindeki ağaçlarla kaplı tepeler, yapının farklı noktalarından görülebiliyor. Bu manzaralar, ziyaretçinin bakışını nehre ve peyzaja yönlendiriyor. 
 
 
Le Large – Pointe des Arts Sanat Merkezi – Seguin Adası. ©RCR Architects ve CALQ. Fotoğraf: Nicolas Trouillard
 
Açılış sergisi: “Hayali Motor”
 
Large, kapılarını “Moteur Imaginaire” (Hayali Motor) sergisiyle açıyor. Küratörlüğünü Cecilia Alemani’nin üstlendiği sergi, Renault’nun endüstriyel mirasına günümüz sanatının perspektifinden bakıyor. Alemani’nin kamusal alan ile sanat arasındaki ilişkiye ve yerel sanat sahneleriyle uluslararası sanat ortamları arasındaki dolaşıma yönelik ilgisi, serginin geniş çerçevesinde de hissediliyor.
 
Sergi, 23 ülkeden 55 sanatçıyı bir araya getiriyor. 1930’lardan günümüze uzanan 120 eser, Renault Koleksiyonu’ndan seçilen yapıtlarla çağdaş sanatçıların üretimlerini aynı çerçevede buluşturuyor. Victor Vasarely, Jean Dubuffet, Jean Tinguely ve Robert Doisneau gibi isimlerin eserleri; Théo Mercier, Sara Sadik, Bianca Bondi, Clément Cogitore ve Bertille Bak’ın da aralarında bulunduğu günümüz sanatçılarının işleriyle yan yana geliyor. Sergi için 17 yeni eser sipariş edilmiş. Sanatçıların yüzde 49’unu ise kadınlar oluşturuyor.
 
 
"Hayali Motor" sergisinden görünüm. Ön planda: Mohamed El Khatib, “R12 katedrali”, 2026, Emerige Fonds de dotation Koleksiyonu, Paris (sergi için özel olarak sipariş edilmiştir), © Mohamed El Khatib & Louise Sari, Mohamed El Khatib © ADAGP, Paris, 2026 Fotoğraf: © Aurélien Mole
 
Cecilia Alemani, serginin çıkış noktasını Seguin Adası’nın tarihsel mirası üzerinden açıklıyor:
 
“Sergi, Seguin Adası’ndaki tarihi Renault fabrikalarının simgesel mirasından ilham alıyor. Burası uzun yıllar Fransız sanayisinin ritmini belirlemiş bir yer. Sanatçıların ve eserlerinin seçimi, insanların -insanlığın- yarattığımız makinelerle -yapay nesnelerle- kurduğu karmaşık ilişkiyi araştırıyor. Bu araştırmada otomobile özellikle ağırlık veriliyor. Otomobil burada yeniliğin, ilerlemenin ve özgürlüğün güçlü bir simgesi olarak sunulurken teknolojik dönüşümlerin, çevresel değişimlerin, kentsel dönüşümlerin ve yeni toplumsal kimlik biçimlerinin de katalizörü olarak ele alınıyor. Kavramsal açıdan sergi, modernliğin işleyiş mekanizmalarını sorguluyor. Fabrikayı, motoru ve montaj hattını, bireysel kapasitemiz ile kolektif işleyiş arasındaki hassas dengenin metaforları olarak kullanıyor.”
 
Sergi, insanın makineyle kurduğu ilişkiyi beş bölüm üzerinden inceliyor. Her bölüm, endüstriyel üretimin farklı bir yönüne odaklanarak otomobilin modern toplumun değerlerini, arzularını ve çelişkilerini nasıl yansıttığını ortaya koyuyor.
 
 
“Hayali Motor” sergisinden görünüm. Ön planda: Bertrand Lavier, “R23-F1”, 2026. Özel koleksiyon, Paris. © Adagp, Paris, 2026
Sağda: Jean Tinguely, “Requiem pour une feuille morte”, 1967. Fonds Renault pour l'Art et la Culture Koleksiyonu, Boulogne-Billancourt
© Adagp, Paris, 2026
Arka planda: Mohamed Bourouissa, “İsimsiz”, 2018. Özel koleksiyon, Paris. Sanatçının izniyle / Galerie Mennour, Paris © Adagp, Paris, 2026. Fotoğraf: Aurélien Mole
 
Dikkat çeken işlerden biri, fabrikada sigara içen kadın işçileri konu alan bir video çalışması. Endüstriyel üretimin gündelik yaşamına odaklanan bu iş, fabrikanın yalnızca makinelerden ve üretim hatlarından oluşmadığını hatırlatıyor. Üretim sisteminin içinde çalışan insanların deneyimleri, alışkanlıkları ve birbirleriyle kurdukları ilişkiler de bu dünyanın bir parçası. Bu bakış, sanayi tarihini yalnızca teknolojik gelişmeler üzerinden okumanın sınırlarını görünür kılıyor.
 
Serginin “Arzu Nesneleri” bölümünde otomobil, statü, arzu ve kimlik üzerinden ele alınıyor.
Geleneksel olarak eril güç ve iktidarla ilişkilendirilen motor ve otomobil imgeleri yeniden yorumlanıyor. Otomobilin toplumsal konumun ve kişisel kimliğin bir göstergesi olarak taşıdığı anlamlar sorgulanırken nesnelerin alışılmış anlamlarını tersine çeviren işler, beden ve cinsiyet üzerine farklı okumalar öneriyor.
 
Serginin geleceğe bakan bölümünde ise başka bir soru öne çıkıyor: İnsan, kendi yarattığı makinelerle dünyayı dönüştürürken bu dünyada insan olmak ne anlama geliyor? Makinenin insanın yerini alabildiği ya da yeteneklerini genişlettiği bir dünyada...
 
Renault Group Başkanı Jean-Dominique Senard da açılış sergisinin bu tarihsel bağı sürdürdüğünü vurguluyor. Senard, Renault’nun 1960’lı yıllara uzanan sanat dünyasıyla ilişkisini korumaktan duyduğu memnuniyeti dile getirirken endüstrinin sanatçılarla ve onların dünyaya yönelttikleri sorularla diyaloğa girdiğinde daha fazla ilham alabildiğini belirtiyor.
 
 
“Hayali Motor” sergisinden görünüm.
Solda: Frieda Toranzo Jaeger, “Auto Control as a Form of Landscape”, 2017. KADIST koleksiyonu, Paris.
Sağda: Thu-Van Tran, “From Stamping to Writing (D’emboutir à lire)”, 2013-2026. Sanatçının izniyle. © Adagp, Paris, 2026.
Arka planda: Selma Selman, *Painting on Metal, Mercedes-Benz*, 2022. Sanatçının ve acb Gallery’nin (Budapeşte) izniyle. Fotoğraf: Aurélien Mole
 
Ekolojik yaklaşım
 
Large’ın çevresel yaklaşımı, binanın tasarımından sergileme biçimlerine kadar uzanıyor. Yerel bitki türleriyle düzenlenen teraslar çevredeki peyzajı sürdürürken ısıl düzenlemeye ve yağmur suyunun yönetimine katkıda bulunuyor. Sergilerde kullanılan modüler paneller sökülüp yeniden kurulabiliyor. Kurum, malzemeleri yeniden kullanmak, sergileme elemanlarını kiralamak ve eserlere ikinci bir yaşam kazandırmak gibi uygulamalarla çevresel etkisini azaltmayı hedefliyor.
 
Adanın kamusal kullanımı da bu yaklaşımın bir parçası. Seguin Adası, yürüyerek ve bisikletle keşfedilebilecek şekilde düzenlenmiş; otomobil erişimi sınırlandırılırken yayalara öncelik verilmiş. Bir zamanlar otomobil üretiminin merkezlerinden biri olan bir alanda hareketin ve erişimin bu şekilde yeniden düşünülmesi, geçmiş ile bugün arasında dikkat çekici bir karşıtlık yaratıyor.
 
 
Le Large – Pointe des Arts Sanat Merkezi – Seguin Adası. ©RCR Architects ve CALQ. Fotoğraf: Nicolas Trouillard
 
Bununla birlikte, bir kültür mekanının kamusal niteliği yalnızca mimarisi ve çevre düzenlemesiyle ölçülmüyor. Farklı izleyici gruplarına ne ölçüde ulaşabildiği ve çevresindeki kent yaşamına nasıl katıldığı da bu iddianın önemli bir parçası. Large’ın zaman içinde bu ilişkiyi nasıl geliştireceğini hep birlikte izleyeceğiz. 
 
(Ziyaret bilgileri: Adres: 3, parvis Amont, Île Seguin, 92100 Boulogne-Billancourt, Fransa. Açılış günleri: Çarşamba–Pazar. Tam bilet: 15 avro. İndirimli bilet: 10 avro)
 
Etiketler: Milliyet Sanat  Seguin Adası  Large  paris