Yeraltının nabzı Bongo Joe Records 10 yaşında
Cenevre çıkışlı bağımsız plak şirketi Bongo Joe Records, onuncu yılını İstanbul’da, türlerin birbirine karıştığı, estetik sınırların bulanıklaştığı bir geceyle kutluyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
İstanbul’un canlı müzik haritasında ayrıksı bir çizgi izleyen İKSV bünyesindeki Salon İKSV, mart programında yine risk alan bir kürasyonla dikkat çekiyor. Punk’tan hip-hop’a, deneysel seslerden dünya müziğine uzanan geniş yelpazesiyle tanınan Salon, bu kez İsviçre’nin bağımsız sahnesinden doğan bir kolektif hafızayı ağırlıyor. 19 Mart akşamı gerçekleşecek etkinlik, bir konser olmanın ötesinde, küresel yeraltı ağlarının nasıl örüldüğünü gösteren canlı bir kesit sunuyor.
Gecenin merkezinde yer alan Bongo Joe Records, son on yılda yalnızca bir plak şirketi olarak değil, aynı zamanda kültürel bir arşiv ve keşif platformu olarak konumlandı. Afrika’dan Güney Amerika’ya, Orta Doğu’dan Avrupa’nın marjinal sahnelerine uzanan geniş kataloğu, müzik endüstrisinin merkezî anlatılarına alternatif bir harita çiziyor. İstanbul ayağı ise bu haritanın en hareketli duraklarından biri olmaya aday.
Çok dilli, çok katmanlı bir ses evreni Yalla Miku
Gecenin açılışını yapacak Cenevre merkezli Yalla Miku, son yıllarda Avrupa yeraltı sahnesinde giderek daha fazla dikkat çeken kolektiflerden. Grubun müziği, post-punk’ın sert ve köşeli yapısını Afro-funk’ın ritmik akışkanlığıyla, dub’ın yankılı boşluklarıyla ve Krautrock’ın hipnotik döngüleriyle kesiştiriyor. Ancak bu tarif, yalnızca yüzeyde kalan bir çerçeve sunuyor; Yalla Miku’nun asıl gücü, Doğu Afrika müzik geleneklerinden beslenen melodik yapılarını çok dilli vokallerle birleştirmesinde yatıyor.
Yalla Miku. Fotoğraf: Magali Dougados
Kolektifin üretim pratiği, klasik grup formundan ziyade açık uçlu bir işbirliği modeli üzerine kurulu. Bu durum, hem sahne performanslarında hem de stüdyo kayıtlarında sürekli değişen, sabitlenemeyen bir ses dokusu yaratıyor. İlk dönem kayıtlarında daha belirgin olan post-punk referansları, zamanla yerini daha dans odaklı ve ritmik olarak yoğun bir yapıya bırakırken, grup hiçbir zaman deneysel damarından vazgeçmiyor.
Zaman içerisinde genişleyen ve performans pratiğiyle doğrudan ilişkili diskografileri, lineer bir gelişimden ziyade yatay bir genişlemeye işaret ediyor. 2020’lerin başında yayınlanan ilk kısaçalarlar, grubun çok katmanlı estetiğinin ipuçlarını verirken; bunu takip eden single’lar ve canlı kayıtlar, doğaçlama ile yapılandırılmış form arasındaki gerilimi daha görünür kılıyor. 2023 ve sonrasında yayınlanan çalışmalarında ise ritmik yapıların daha belirginleştiği, dans müziği ile deneysel ses alanları arasında daha akışkan bir geçiş kurdukları dikkat çekiyor. Yalla Miku, bugüne dek büyük endüstri ödüllerinden ziyade bağımsız müzik çevrelerinin radarında büyüyen, eleştirel takdir üzerinden ilerleyen bir kolektif olarak öne çıkıyor.
Endüstriyel çağın soğuk nabzı Bound By Endogamy
Gecenin kapanışını üstlenen Bound By Endogamy ise çok daha sert, mekanik ve doğrudan bir estetikle sahneye çıkıyor. Elektronik post-punk ekseninde konumlanan ikili, minimal ekipmanla maksimum yoğunluk yaratmayı hedefleyen DIY (kendin yap) geleneğinin güncel temsilcileri arasında sayılıyor.
Bound By Endogamy’nin müziği endüstriyel ritimler, distortion yüklü bas hatları ve tekrara dayalı yapılar üzerinden ilerliyor. Bu tekrar, yalnızca bir stil tercihi değil; dinleyiciyi hipnotik bir döngünün içine çekerek fiziksel bir deneyim yaratma stratejisi olarak işliyor. Sahne performanslarında ışık, ses ve beden arasındaki ilişkiyi keskinleştiren ikili, konseri bir anlatıdan ziyade bir durum olarak kuruyor.
Bound By Endogamy
Diskografileri, çoğunlukla bağımsız etiketler ve sınırlı sayıda fiziksel baskılar üzerinden yayımlanan EP ve single’lardan oluşuyor. 2010’ların sonlarına doğru yayınladıkları ilk kayıtlar, lo-fi estetiğin belirgin olduğu, daha ham bir sound sunarken; 2020 sonrası üretimlerinde daha katmanlı ve endüstriyel bir yapı öne çıkıyor. Bu süreçte Avrupa’nın alternatif sahnelerinde yoğun bir konser trafiği yakalayan ikili, özellikle canlı performanslarıyla ün kazanmış durumda. Geleneksel müzik ödülleri yerine, yeraltı sahnesinin kolektif hafızasında yer edinmek, grubun asıl başarısı olarak değerlendiriliyor.
Arşivden sahneye uzanan bir hikâye Bongo Joe Records
Tüm bu buluşmanın arkasındaki itici güç olan Bongo Joe Records ise 2015 yılında Cenevre’de kurulduğundan bu yana küresel müzik mirasını yeniden dolaşıma sokan projeleriyle tanınıyor. Bongo Joe Records yalnızca yeni üretimlerle değil, aynı zamanda farklı coğrafyalardan derlenen arşiv kayıtlarla da biliniyor. Bu yaklaşım, Bongo Joe’yu klasik bir plak şirketinden ziyade bir küratörlük pratiğine yaklaştırıyor.
Firmanın on yıl içinde yayınladığı albümler ve derlemeler, özellikle Afrika ve Orta Doğu kökenli müziklerin yeniden keşfedilmesinde önemli rol oynadı. Aynı zamanda genç ve deneysel sanatçılara alan açan yapı, Yalla Miku gibi kolektiflerin uluslararası dolaşıma girmesinde de etkili oldu. Salon İKSV’de gerçekleşecek gece, plak şirketinin estetik ve politik duruşunun sahneye taşındığı bir vitrin niteliği taşıyor.
Geceye dair
19 Mart perşembe akşamı saat 20.00’de Salon İKSV’de gerçekleşecek konser türlerin birbirine karıştığı, sınırların anlamını yitirdiği bir müzikal alan açıyor. Yalla Miku’nun çok kültürlü ve akışkan yapısı ile Bound By Endogamy’nin sert ve mekanik dünyası, aynı sahnede karşı karşıya gelmekten çok, birbirini tamamlayan iki uç olarak konumlanıyor.
Organizasyon aynı zamanda çağdaş yeraltı müziğinin nasıl üretildiğini, nasıl dolaşıma girdiğini ve nasıl bir kolektif ruh yarattığını deneyimlemek anlamına da geliyor. İstanbul’da nadir yakalanan bu türden buluşmalar, dinleyiciyi pasif bir izleyiciden aktif bir tanığa dönüştürüyor.


