Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Yeryüzünün belleğini dinlemek

Yeryüzünün belleğini dinlemek

Yeryüzünün belleğini dinlemek25 Temmuz 2026 - 05:07
İlhamını Avusturyalı besteci Gustav Mahler’den alan "Symphony of the Earth"sergisi, doğanın ritmini ve hafızasını çağdaş sanatın çok katmanlı anlatımıyla Galeri Işık Teşvikiye'ye taşıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Doğayı yalnızca estetik bir manzara değil, zamanın, belleğin ve dönüşümün taşıyıcısı olarak ele alan "Symphony of the Earth" sergisi, 16 Temmuz'da Galeri Işık Teşvikiye'de sanatseverlerle buluştu. Küratörlüğünü Zeynep Albeniz Erbelger'in üstlendiği sergi, dokuz sanatçının resim, heykel ve disiplinlerarası üretimlerini ortak bir kavramsal çerçevede bir araya getirerek, yeryüzünün görünür ve görünmeyen katmanlarını odağına alıyor. Doğanın çok sesli yapısını sanat aracılığıyla yeniden düşünmeye çağıran sergi, 10 Eylül 2026'ya kadar ziyaret edilebilecek.
 
Çağdaş sanatın son yıllarda en fazla yoğunlaştığı temalardan biri olan ekoloji, jeolojik zaman, çevresel bellek ve insan-doğa ilişkisi, uluslararası sergilerden bienallere kadar pek çok sanat platformunun temel tartışma alanlarından biri hâline geldi. "Symphony of the Earth" de bu yaklaşımı benimseyerek doğayı yalnızca temsil edilen bir konu olarak değil, üretimin doğrudan parçası olan canlı bir varlık olarak ele alıyor. Resim, heykel ve farklı disiplinlerde üretilmiş eserler, toprağın, suyun, taşın ve zamanın oluşturduğu ortak hafızayı farklı anlatım biçimleriyle görünür kılıyor.
 
 
Mahler'in düşüncesinden doğan sergi
 
Sergi adını ve kavramsal çıkış noktasını, Avusturyalı besteci Gustav Mahler'in sanat tarihine geçen "Bir senfoni, dünya gibi olmalıdır; her şeyi içine almalıdır." sözünden alıyor. 19. YY sonu ile 20. YY başının en etkili senfoni bestecileri arasında kabul edilen Mahler, özellikle İkinci, Beşinci, Altıncı, Sekizinci ve Dokuzuncu Senfonileri ile senfonik müziğin anlatım sınırlarını genişleten isimlerden biri olarak müzik tarihinde ayrı bir yere sahip bulunuyor. Orkestra yazımındaki katmanlı yaklaşımı, doğa seslerine yaptığı göndermeler ve insan ile evren arasındaki ilişkiyi merkeze alan eserleri, günümüzde yalnızca müzik değil, çağdaş sanat ve küratöryel çalışmalar için de önemli referans kaynakları arasında gösteriliyor.
 
"Symphony of the Earth" de Mahler'in bu kapsayıcı düşüncesini görsel sanatlar alanına taşıyarak, yeryüzünü tek bir anlatının değil, birbirini tamamlayan farklı seslerin oluşturduğu canlı bir organizma olarak yorumluyor. Böylece sergide yer alan her eser, tek başına bir anlatı kurarken aynı zamanda bütünün parçası hâline geliyor.
 
 
Doğanın ritmini farklı disiplinler buluşturuyor
 
Küratör Zeynep Albeniz Erbelger'in oluşturduğu seçki, doğadaki armoninin yalnızca uyumdan değil; farklı ritimlerin, kırılmaların, karşılaşmaların ve dönüşümlerin birlikteliğinden oluştuğu fikri üzerine kuruluyor. Sergide yer alan çalışmalar, mağara ile beden, kaya ile kent, doğal olan ile inşa edilen çevre arasındaki ilişkileri farklı bakış açılarıyla ele alırken, jeolojik süreçler, kültürel bellek ve insanın doğayla kurduğu ilişkinin değişen biçimlerini de görünür hâle getiriyor.
 
Sergi, izleyiciyi doğaya dışarıdan bakan bir gözlemci konumuna yerleştirmek yerine, doğanın sürekli değişen yapısının parçası olarak düşünmeye davet ediyor. Böylece eserler, açıklayıcı bir anlatı kurmaktan çok, izleyicinin kendi deneyimi üzerinden yeni karşılaşmalar üretmesine olanak tanıyor.
 
 
Dokuz sanatçı, ortak anlatı
 
Sergide Soyhan Baltacı, Serdar Acar, Burak Kutlay, Nilüfer Yıldırım, Nilay Özenbay, Elif Nadas, H. Merve Güç, Özge Kahraman ve Selin Aral'ın çalışmaları yer alıyor. Resim, heykel ve farklı çağdaş sanat disiplinlerinde üretim yapan sanatçıların eserleri, birbirinden bağımsız estetik yaklaşımlara sahip olsalar da, doğanın hafızası ve dönüşümü etrafında ortak bir diyalog kuruyor. Her sanatçı, yeryüzünün katmanlarını kendi ifade diliyle yorumlarken, eserler birlikte çok sesli bir görsel kompozisyon oluşturuyor.
 
Küratöryel yaklaşımın odağında karşılaşma var
 
Serginin kavramsal çerçevesini anlatan küratör Zeynep Albeniz Erbelger, "Symphony of the Earth"ün doğayı temsil etmeye çalışan bir sergiden çok, insan ile yeryüzü arasındaki ilişkinin farklı biçimlerini yan yana getiren bir düşünme alanı önerdiğini belirtiyor. Erbelger'e göre doğa, sergide arka planda kalan bir unsur değil; her yapıtın içine nüfuz eden, kimi zaman görünürleşen, kimi zaman geri çekilen ancak sürekli hissedilen temel bir varlık olarak yer alıyor. Sergi de bu nedenle ziyaretçileri doğaya yeniden bakmaya değil, onunla yeniden karşılaşmaya davet ediyor.
 
 
Galeri Işık'ta yaz boyunca ziyaret edilebilecek
 
16 Temmuz'da açılan "Symphony of the Earth", 10 Eylül 2026 tarihine kadar Galeri Işık Teşvikiye'de görülebilecek. Doğa, zaman ve hafıza kavramlarını çağdaş sanatın farklı üretim biçimleri aracılığıyla ele alan sergi, resim ve heykelin yanı sıra disiplinlerarası yaklaşımları da aynı anlatı içinde buluşturarak izleyiciye yeryüzünün çok katmanlı yapısını yeniden düşünme olanağı sunuyor. Çağdaş sanatın ekolojik duyarlılık, çevresel bellek ve insan-doğa ilişkisi eksenindeki güncel tartışmalarına odaklanan sergi, yaz sezonunun dikkat çeken grup sergileri arasında yer alıyor.
 
Etiketler: Milliyet Sanat  Gustav Mahler  Galeri Işık Teşvikiye