Yoko Ono, İstanbul’ dan sonra Los Angeles’ta
İstanbul’da da yapıtları sergilenmekte olan çağdaş sanat ikonası Yoko Ono, retrospektifi ile Los Angeles The Broad Koleksiyon ve Güncel Sanat Müzesi’nde. Tate Modern ve The Broad işbirliğiyle, iki kadın küratörün imzası ile sunulan “Aklın Müziği” sergisi, katılımcı sanatın ilk örneklerinden aktivist Yoko Ono ile John Lennon’ın ortak çalışmalarına yüzlerce parçayı buluşturuyor. Serginin yarıya yakını, ziyaretçilerin de dahil olduğu yerleştirme, resim ve heykellerle ilgi uyandırıyor.
EVRİM ALTUĞ
evrimaltug@gmail.com
ABD’nin Los Angeles kenti aşağı kesiminde bulunan ‘The Grand Avenue’deki The Broad isimli koleksiyon müzesi ve güncel sanat merkezi, yılda bir milyona yakın ziyaretçiyi kabul eden, ABD’li koleksiyoner ve hayırseverler Eli ve Edythe Broad tarafından kurulmuş, özgün bir çağdaş mimarlık simgesi.
Frank O.Gehry’nin simgesel Walt Disney Konser Salonu’na ve Los Angeles Modern Sanat Müzesi’ne (MoCA) komşu halde, Diller Scofidio ile Renfro’nun, Gensler adlı mimarlık ofisleriyle ortak projesi The Broad’da, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası ile 1950’den günümüze uzanan iki bini aşkın parça meraklıların ilgisine sunuluyor.
Dünyanın belli başlı galeri ve müzeleri ile ortak projeler geliştiren The Broad, - süreli sergileri haricinde - ücretsiz. 120 bin m2’lik kurumun iki katlı galeri ve şeffaf koleksiyon deposu alanı bir deneyci mimarlık hamlesi olarak not edilirken, bina aynı zamanda Broad Sanat Vakfı’nın da evi olarak hizmet veriyor. Vakıf, 1984’ten bu yana da bünyesindeki koleksiyona ait sanat eserlerini farklı müzelerle paylaşıyor.
Refik Anadol’un Dataland’ına da komşuluk eden The Broad bu kapsamda 23 Mayıs’tan bu yana, farklı eserleri 24 Haziran’dan itibaren İstanbul’daki Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde sergilenecek Yoko Ono’nun “Aklın Müziği” isimli retrospektifine ev sahipliği yapıyor.
Londra’daki Tate Modern müzesiyle işbirliğiyle gerçekleşen sergi, Ono’nun Güney Kaliforniya’da açılan ilk solo sergisi olarak da kayda geçerken, etkinlik ziyaretçileri küçük hamleler sayesinde doğrudan ve aktif birer katılımcı olarak kışkırtan nice kamusal yapıta zemin hazırlıyor.
Sözgelimi The Broad önünde, East West Bank Plaza alanındaki zeytin ağaçlarını birer dilek ağacına dönüştüren sanatçı, müzenin cam cephesine de çeşitli dillerde barış mesajları iliştirmiş bulunuyor. Sanatçı bu kamusal dilek ağacı yerleştirmesi ile yine Kaliforniya’nın Santa Monica bölgesindeki Shoshana Galerisi’nde aynı niyetle ürettiği 1996 tarihli eserine göndermede bulunuyor. Ono bu üslubu on yıllardır ortaya koyarken, müze içindeki birçok yapıtta da yine aynı katılımın ipuçları sergileniyor.
“Bu oda, bulutlarla aynı hızda hareket ediyor.”
Serginin daha ilk bölümünde, kendi el yazısının beyaz renkli, bire bir ebatlı biçimiyle Ono, izleyiciye şu sözü fısıldıyor:
”Bu oda, bulutlarla aynı hızda hareket ediyor.”
Bu alıntı, 1933 Tokyo doğumlu sanatçının çocukluk hayatının büyük bölümünü geçirdiği Japonya ile küçük bir bölümünü yaşadığı ABD’deki hayatına gönderme yapıyor. Hayatının erken döneminde müzik ve performansın büyük etkisinde kalan sanatçı, daha o zamanlarda gündelik sesleri notalara dönüştürmek üzere giriştiği çabasıyla kayda geçiyor.
İkinci Dünya Savaşı esnasında, 1945’te ABD silahlı güçleri Tokyo’yu bombaladığı sırada 12 yaşında olan Yoko Ono, kentin çeperine doğru uzaklaşıyor ve burada kıtlık ve gündelik ihtiyaçların yetersizliği ile burun buruna geliyor.
İşte Ono, tam da bu esnada küçük erkek kardeşi Keisuke’yle birlikte bir oyun icat ediyor. Yere uzanan ikili, gökyüzüne bakarak gökyüzünde ‘takas haline giren menüler’i birbirlerine ikram ediyor. İkili böylece, hayatta kalabilmek adına görselleştirmenin, hayalin gücüne sığınmış oluyor. Keza, sanatçı Yoko Ono, bu hadisenin hayatında ürettiği ilk sanat eserlerinden biri olduğunu ifade ediyor.
İlerleyen on yıllarda da, hayal kurma / imgelem sanatçının pratiğinde önemli bir yer tutmaya başlıyor. Nitekim 1945 yılı Ağustos ayında ABD güçleri Hiroşima ve Nagazaki’ye ilk atom bombalarını da attığı günlerde, Ono “Bu deneyimlerin de hayatında büyük bir gölge bıraktığını,” vurguluyor.
Tokyo Gakushuin Üniversitesi’ne ilk kadın öğrenci: Ono
1952’de Tokyo’ya geri dönen sanatçı, buradaki Gakushuin Üniversitesi’ne kaydolan ilk kadın öğrenci olma sıfatını kazanıyor. Bir sene sonra New York’a, ailesinin yanına göçen Ono, verdiği liberal eğitimle öne çıkan Sarah Lawrence Okulu’na, müzik ve şiir eğitimi almak adına kayıt yaptırıyor. Bu dönemde Ono, bilinen ilk yapıtları arasında gelen, bir kibritin yanışını ziyaretçiye izlettiği filmi “Yanan İş” ve bunun iki versiyonunu daha ortaya koyuyor. Bunu, sanatçının eserlerini izlettiği New York’lu galerisiyle ürettiği pek çok iş takip ediyor. Eserin varlık ve sunuş biçimi, sanatçının manifestosu da sayılabilecek “Greyfurt”taki yerini de alıyor.
Sergi, Yoko Ono’nun yaşamına tanıklık etmiş sanatçıların bıraktıkları izlerle de bütünleşiyor. Sözgelimi Minoru Niizuma (1930-1998) adlı fotoğraf sanatçısı, sergide 1961’de New York Chambers Caddesi üzerindeki 112 numaralı konutta yaşayan Ono’nun çatı katındaki hayatından izleri belgeliyor. Sanatçının burada ürettiği etkinlikler, performanslar, sanat tarihini şekillendiren Marcel Duchamp, Isamu Noguchi ve Robert Rauschenberg ile sanat koleksiyoneri Peggy Guggenheim ve besteciler John Cage ile David Tudor gibi isimlerce de ilgiyle izleniyor. Ono bu süreçte, sergide de yer verilen “Üzerine Basılacak Tablo” veya “Mutfak İşi” gibi çalışmalarını ortaya koyuyor.
The Broad’daki sergide ayrıca Yoko Ono’nun NY AG Gallery’de 1960’ların başında sergilediği, 1990’larda baskı resme dönüştürdüğü tuval ve desenleri de, George Maciunas’ın objektifinden çıkan hatıra kareleri ile tekrar görücüye çıkıyor.
Ono’nun Carnegie Resital Salonu’ndaki 1961 tarihli konser davetiyelerini de barındıran sergide, bu döneme ait birçok etkinliğin de el yazması veya desen katkılı öteki davetleri bir araya getiriliyor.
Aktivist, vizyoner sanatçı ve müzisyen: 70 yıl
Bir aktivist, vizyoner sanatçı ve müzisyen olarak da 70 yılı aşkın süredir güncel kültürü biçimlendiren Ono’nun 11 Ekim’e kadar izlenecek sergisi, sanatçının eserlerindeki ‘yapım aşaması’nı öne sürerek kavramsallaştırıp ‘soyduğu’ 1950 ortalarına ait işleriyle açılıyor. Bu etkileşimli parçalar arasında, kısa ‘yönerge’leri devralan izleyici, eserin tamamlanmasında aktif rol oynuyor. Sergide bu döneme ait nesne, fotoğraf veya medya kayıtları eserlerin ‘bitmiş’ halleri ile bir arada sunuluyor.
Sergide bu anlamda dikkat çeken işlerden birinde de Yoko Ono, bir kâğıt üzerine bıraktığı saçlar doğrultusunda, “Dokunuşun Şiiri”ni ortaya koyuyor.
Bunun gibi, bir diğer eserinde de sanatçı havaya astığı bir şişe özelinde, yere koyduğu tuvale belli aralıklarla bırakılan damlalar üzerinden başka bir görsel şiir daha yazarken, serginin en kırılgan ve etkili iş serilerinden biri ise sanatçının siyah ve beyaz zemine bıraktığı ‘görsel metinler’ olarak öne çıkıyor. Bu lirik metinler, sanatçının ortaya koyduğu ve birlikte üretime vesile olduğu performans - yapıtlar adına da dönemin Fluxus akımı dahilinde birer emsal teşkil ediyor. Tıpkı sergide yönergesine yer verilen 1961 tarihli “Gökyüzünü Görebilmek İçin Tuval”de olduğu üzere, böylece şiir, eylem halini alırken, eylem de şiirde kayboluyor.
Bu toplu parçalar arasında en önde gelenlerinden biri, sanatçının ‘Greyfurt’ adını koyduğu 1964 tarihli kitabı olarak kayda geçiyor. İstanbul’daki sergisinde de vurgulanacak bu ‘toplu’ eserinde Yoko Ono, iki yüzü aşkın ‘yönerge’ ile müzik, resim, etkinlik, şiir ve nesneler üzerine bir nevî kavramsal, yalın harmanda bulunuyor. Yer yer Japon şiir üslûbu Haiku’ların felsefi, yalın lezzetine varan bu buyruklar, sergide Ono’nun özgün el yazısı müdahaleleri ve orijinal nüshalarıyla, ya da esere bürünen yerleştirme alanları refakatinde sergileniyor.
“Gölgelerinizi bir olana kadar bitiştirin”
Keza sergide, “Gölgelerinizi bir olana kadar bitiştirin,” ya da “Kayboluş için bir harita çizin,” de diyen sanatçı, bu tür aktif varsayım ve hayal edişler ile ziyaretçilerin düşünebilmeleri, hayal kurabilmeleri ve sorgulayabilmelerine vesile oluyor. Sergi bu yönü ile Ono’nun vaktiyle ortaya koyduğu “Şafakta Yağan Kar Sesi” ses kayıtları, ya da “Satılık Sabahlar” gibi performans bulgularıyla da zenginleşiyor. 1967 tarihli “Camdan Çekiç”iyle de unutulmayan Ono, sergide öte yandan “Yarım Oda” ve John Lennon’un kaybı üzerine ortaya koyduğu kamusal ve özel işleriyle de her anlamda göz dolduruyor. Keza bu sürecin altını da çizen sergide, Lennon ve Ono’ya ait videolar, ortak afiş ve nesneler de art arda izlenebiliyor. Bunlar arasında en etkili olanlarından birinde, Lennon ile Ono, şişeler içine bıraktıkları “Yarım Şeyler”i ile kayda geçiyor. Tıpkı “Yarım Ayakkabı”, “Yarım Gök”, “Yarım Harf”, “Yarım Tuval” veye “Yarım Rüzgâr”da olduğu gibi.
Sergilenen çalışmalar yer yer beste veya şiir arasında salınırken, bunlar arasında sese de müsaade eden 1961-1966 aralıklı kamusal yerleştirme “Bir çiviyi çekiçlemenin resmi,” gibi eserler izleyicilerden gözle görülür bir katılım görüyor.
Hayatı boyu verdiği savaş karşıtı aktivist mücadele ile de öne çıkan Yoko Ono’nun, bu süreçte ürettiği malzemeleri de sergileyen etkinlikte, “Acorn Event” (1968) veya “Bed Peace” (1969) gibi, hayatının ileri döneminde kocası olmuş eski The Beatles kurucu üyesi, müzisyen John Lennon ile yaptığı çalışmalarına da yer veriliyor. Hatırlanacağı gibi ikili, İngiltere’deki Coventry Katedrali’nde düzenlenen ‘İngiliz Heykeli Sergisi’ne, ‘Yaşayan Heykel’ mantığı ile bir meşe palamudu dikip, daha sonra da bundan çıkan tohumları, dönemin dünya liderlerine, Dünya Barışı simgesi olabilmeleri mantığı ile yollamıştı. İkili, 1969’a gelindiğinde Montreal ve Amsterdam’da da, ‘Yataktaki’ performanslarını ortaya koyarak, dönemin siyasal eleştiri adına büyük yankı getiren Vietnam Savaşı’na karşı tutumlarını ortaya koymuşlardı.
Simgesel performans ‘Kesik İş’in videosu da sergide
Diğer taraftan, film ve video sanatının özgün örneklerine çok sayıda eserle yer veren The Broad sergisinde, Yoko Ono’nun en bilinen katılımcı performans işlerinden biri sayılan ve ilk defa Japonya’nın Kyoto kentinde, 1964’te, Yamaichi Gösteri Merkezi’nde düzenlediği ‘Kesik İş’e de (Cut Piece) yer veriliyor. Eserde Ono sessizce sahnede otururken, izleyiciler de kostümünden parçaları almak üzere davet ediliyor.
Tate Modern’den Uluslararası Sergiler Birimi mensubu Juliet Bingham ile The Broad’dan Sergiler Birimi uzmanı Sarah Loyer’in küratörlüğünü üstlendikleri ”Aklın Müziği” retrospektifinde ayrıca, Ono’nun FİLM NO.1 (“MATCH”), diğer adıyla Fluxfilm No.14’üne de (1966) yer verilirken, eser bir kibritin tutuşma anını yavaş çekimle izleyiciyle paylaşıyor. Bu döneme ait bir diğer yapıtı olan “FİLM NO. 4 - “BOTTOMS” (1967) ile Ono ayrıca, vaktiyle Britanya Sansür Kurulu’nca reddedilen bu eserinin yanı sıra, kadın özgürlüğüne referans veren, Lennon ile ortaklaşa ürettiği FLY (1970-71) ve “Freedom”u da izleyenlerle paylaşıyor.
Sanatın ne zaman dirilip, ne zaman hatırlandığı ve tarihe geçtiğini de narin bir yaklaşımla sorgulamayı bilen, işleri katılımcı bünyeleri sayesinde tarihle, bugün ve yarınla sınayan sergide öte yandan, sanatçının John Cage ile ortaya koyduğu ses yerleştirmeleri ile bu sırada ortaya koyduğu performansların fotoğraflarına ve ses kayıtlarına da yer veriliyor. Bunlar arasında 1960’ların ortasına ait “Sonsuz Zaman” ve “Elma” heykelleri, ya da “Bir Kutu Gülümseyiş” ve “Ak Satranç” gibi işler, unutulmuyor. Sergi bununla birlikte sanatçının Lennon ile düzenlediği ikili veya solo albümlerin dinlenebildiği bir köşeyi de bünyesinde barındırıyor. Elbette serginin en görkemli kamusal yerleştirmelerinden birinde de, Ono ziyaretçiye şiddete karşı pozisyon teklif ederek, bir mermi deliğine her iki yönden bakmasını öneriyor; ya da kendini otomatik desenlerin kucağına bırakıyor. Zaten izleyici bir sonraki platformda da, kendini bir mülteci kayığına kendi otomatik slogan - desenleriyle deniz üretirken bulabiliyor.
1964 tarihli “Bag Piece”: Rastlantısal heykellerin vakti
Sanatçının 1960’lardaki Carnegie Hall performans biletlerinin de görülebildiği The Broad’daki Yoko Ono retrospektifinde ziyaretçiyi eyleyen haline sokan bir başka çalışma ise 1964 tarihli “Bag Piece” oluyor. Yapıtta ayakkabılarını çıkaran iki izleyici, içine girdikleri siyah kumaş ile çıktıkları platform üzerinde belli bir süreliğine, rastlantısal ve soyut birer heykele dönüşüyor.
Sergi, Ono’nun 2000’li yıllara ait güncel yerleştirmelerini de kapsıyor. Bunlar arasında 2001 tarihli “Miğferler (Gök Parçaları)” dikkat çekerken, eserde İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılmış miğferler içine bıraktığı “Gökyüzü” yapbozu parçalarını ziyaretçilerin almasını isteyen sanatçı, böylece bir gün de herkesin birer avuç ama aynı gökyüzü altında buluşabileceği konusunu teori ve pratikte tartışmaya açıyor. Eser, Ono’nun tabiriyle şöyle tarifleniyor: “Gökyüzünden bir parça al. Hepimizin birbirimizin parçası olduğunu bil.”
İnsanlığın kolektif varoluş duygusu, sanatçının “Annem çok Güzel” isimli, 2004 tarihli işiyle de gündeme geliyor. Tavanında kadın bedenine ait fotografik parçalara yer veren sanatçı, küçük kâğıtlarla annelerine mesajlar bırakmalarını istediği ziyaretçilerle, mahrem ve kolektif bir mektubun da kaynağı halini alıyor. Sergide ayrıca Ono’nun son dönemine ait akustik, deneysel bir video performansı da izlenebiliyor.
Etkinliğin en vurucu aforizmalarından birinde, Yoko Ono ziyaretçilere şunu bildiriyor:
“Tek başına kurduğunuz hayal, hayalden ibaret.
Birlikte kurduğunuz hayal ise hakikat.”
Etiketler: Yoko Ono Los Angeles sergi


