Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Yoko Ono sergisi SSM’de açıldı

Yoko Ono sergisi SSM’de açıldı

Yoko Ono sergisi SSM’de açıldı25 Haziran 2026 - 04:06
Kariyerindeki yetmiş yıllık çok disiplinli sanat anlayışı ve pratiği ile en az bir kaç neslin öncüsü haline gelen Yoko Ono, İspanya’nın León kentindeki çağdaş sanatlar müzesi MUSAC (Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León) işbirliğiyle, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde (SSM). Ono’nun kişisel atölyesinin desteğini alan sergi, sanatseveri izleyiciden eyleyiciye, müzeyi de bir kamusal eylem alanına dönüştüren 67 tarihsel çalışmanın günümüze erişmiş veya özgün biçimleriyle yıl sonuna kadar Emirgân’da. 2009 Altın Aslan Yaşam Boyu ödülünü Venedik’te kazanan, bir retrospektifi de halen Los Angeles’teki The Broad’da sergilenen Yoko Ono, SSM’nin gerek müze içi, gerekse yapı dışı yapıtlarıyla, sanatındaki eylem potansiyelini sonuna kadar savunurken, bunu kendine yoldaş edinen yeni biçimleri de işlev ve kavramları üzerinden ziyaretçi ve uzmanlarla tartışarak, duruşunu ödünsüzce yansıtmayı sürdürüyor.
EVRİM ALTUĞ 
evrimaltug@gmal.com
 
Çağdaş dünya sanatının yaşayan öncü imzalarından, küresel ‘folk sanatçısı’ Yoko Ono’nun “İçses ve İçyapı” adlı sergisi, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde (SSM) ziyaretçileriyle buluştu. Akbank’ın katkılarıyla açılan sergi, müzenin farklı kat ve galerilerinde yer alan çeşitli malzeme, tarih ve seçkisiyle, Ono’nun zamana ve insanlığa tüm tevazusu ile aşıladığı nice görsel, akustik, arşivsel, kavramsal, edebî, sanat tarihsel ve eylemsel projeyi, İspanya’nın León kentindeki çağdaş sanatlar müzesi MUSAC (Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León) işbirliğiyle Türkiye’ye taşıyor.
 
Ono’nun sergisi, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemi New York öncü sanat atmosferine damga vurmuş türlü işlerini, 1964 çıkışlı ‘İç Ses ve İç Yapı’ ifadelerinden hareketle, 67 künye ile ortaya koyuyor. Sergi, beraberinde sanatçının yürüttüğü proje – işleri Türkiye ve dünya gündemine de yansıtırken, kendisinin “Grapefruit” manifesto – kitabıyla artış gösteren erken dönem ‘talimat’ çalışmalarının yanı sıra, SSM bahçesine konuşlandırdığı farklı işlerini de bir araya taşıyor. 
 
Proje, beraberinde Akbank Sanat ile SSM, MUSAC ve Junta de Castilla y Leon işbirliğinde, yayın yönetimi, serginin de küratörleri Alvaro Rodriguez Fominaya ile Yoko Ono Atölyesi’nden kıdemli Connor Monahan ve sanat tarihçi, küratör Jon Hendricks’e ait, kapağında sergide de bir işle sunulan ‘Scream’ talimatına gönderme yapan kapsamlı bir yayını getiriyor. Projenin koordinasyonunu, Pablo Encinas Alonso ve Hüma Arslaner üstlenirken, serginin dokümantasyonunu ise sanatçı, akademisyen Murat Germen ortaya koyuyor. Yaklaşık 300 sayfayı aşkın Türkçe ve İngilizce yayında, İstanbul ve León arasında izlenen yapıtlara dair görsellere, sanatçıya ait metinler ve küratöryal okumalar refakat ediyor.
 
 
Soldan sağa: Musac Müzesi Müdürü Alvaro Rodriguez Fominaya, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Ahu Antmen, Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı, Sergi Küratörü Jon Hendricks ve Yoko Ono Stüdyo Direktörü Conno
 
“İçses ve İçyapı” sergisi, genel manada sanatçının ziyaretçileri hayal gücü, algı, katılım, hafıza, barış ve insanlar arası bağlar üzerine düşünmeye davet ettiği çalışmaları ortaya koyuyor. Serginin en önemli göstergesi, müze sınırlarından girer girmez Ono’nun SSM bahçesine saçtığı imge veya simgelerle kendini belli ediyor. Ono, ‘talimat’ ve yerleştirmeleriyle sanatçının duyularını, önyargı ve farkındalık seviyesini giderek artan bir görünürlük ile tetikliyor. Müze içindeki her alanı sürpriz işlerle donatmayı tercih eden Ono, gerek manzum metinleri, gerek sade yerleştirmeleriyle fikrin tam anlamıyla bir sanatsal eyleme gebe kalabileceğini art arda ilan ve ısrar ediyor.
 
Sergide, sanatçının 1964 çıkışlı ‘manifesto’ iş-kitabı “Greyfurt”tan özgün sayfalar da görülebilirken, Ono SSM sergisini katılımcılara sevk ederek yine aynı tarihli “Daire Çizme Resmi” gibi çalışmalarını da mekâna serpiyor. Yoko Ono sergisi en kaba tabirle, sesinin yüksekliğini ziyaretçilerine emanet ettiği sessizliğin görsel, kültürel, vicdani, sosyal ve psikolojik yankıların varlık olasılığından alıyor. 
 
 
Yoko Ono, “ŞAŞIRT”, 1971 ve “DAİRE ÇİZME RESMİ”, 1964, “Yoko Ono: İçses ve İçyapı”, MUSAC, Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León, 2025. Fotoğraf: Jesús Castrillo. © Yoko Ono
 
Bu yönüyle Yoko Ono’nun sanat anlayışı ve pratiğinde zaman, algı ve mekân, biçime gebe kalan birer başlıca unsur olarak vurgulanıyor. Seyircinin, bu zaman ve mekâna bırakacakları her türlü tekil ve çoğul ‘iz’in ‘ilk’ olanla aralarındaki kıdem, etki ve sahicilik, Ono’nun hemen her eserinde önemli, dönüştürdükçe üretken birer fay hattı halini alıyor. 
 
Ziyaretçinin, içindeki çocuğa ve dışındaki yetişkine aynı anda bereketli bir çelişki ile bir tür varoluş alanı tanıyan Yoko Ono ve sergisi, sanatçının “DÜŞLE’, ‘UÇ’, ‘HİSSET” dediği, onlara birer madeni lira karşılığında hava kapsülleri armağan ettiği, bembeyaz bir satranç tahtası (1966) veya birlikte var edecekleri kara bir çarşaf ile geçici bir heykel kolektifi deneyimi vadettiği çok yüzlü bir imge laboratuvarı olarak da işliyor. Sergide arşivsel performanslarını da izlediğimiz sanatçı bu meyanda yine, 1961 güz tarihli ‘Soprano için ses işi’nde de ziyaretçilerden bir çok işinde olduğu gibi 2026 yılında da ‘duvara karşı çığlık’ atmalarını, ya da “Amaze / Şaşırt (1971)” işiyle kendi meraklarının şeffaf yoldaşlığında onların nereye varıp varamayacaklarını da münazara konusu yapıyor. 
 
 
 
Kapıların, gökyüzü akıntılarının, alan dönüştürücü yoldaş kartların, hayal ettikçe onarmaya sebebiyet veren bir kırıklar odasının da 1966 tarihli “Onarma Parçası” yerleştirmesi üzerinden ‘diriltilerek’ deneyimlenebildiği sergi, beraberinde sanatçının kadınlara çağrıda bulunduğu, dijital etkileşimli bir bakış, paylaşım ve belgeleme odasını da getiriyor. 
 
Ono’nun 1997 tarihli “Sabah Işıkları” ya da “Nehir Yatağı” ile “Temizlik Parçası” gibi çalışmalarının yanı sıra, “Çuval Parçası” (1964) ve “Gökyüzü Merdivenleri” isimli yapıtlarına da ev sahipliği yapan, John Lennon’ın anısına 1968 tarihli “Film No:5” gibi işlerle saygıda kusur bırakmayan sergi, bununla birlikte sanatçının yine John (Ono) Lennon ile 1973’te ortaya koydukları “Ütopya Bildirgesi”yle, bu tarihe ait “Ütopya Elçiliği” gibi işlerini de barındırıyor. 
 
 
Yoko Ono, “SABAH IŞINLARI”, 1997 ve “NEHİR YATAĞI”, 1996, “Yoko Ono: İçses ve İçyapı”, MUSAC, Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León, 2025. Fotoğraf: Imagen MAS. © Yoko Ono
 
Farklı tarih ve biçimlerle basamaklar, aynalar, koridorlar ile fotografik suretlerle bir araya konulan Yoko Ono sergisi, görece basit olanın bu basitliğe ulaşırken, 1964 tarihli doğaçlama ve soyutlama “Franklin Yazı” gibi desenlerle aslında yine bu noktaya gelmenin bile nasıl bir iç sadakat, disiplin ve özgünlüğün, mükemmel ve yetişkin sonucu olduğunu yansıtıyor.
 
 
Yoko Ono, “FRANKLIN YAZI” (1994–2006). © Yoko Ono
 
Tüm bunların yanı sıra SSM’deki Yoko Ono sergisinde ayrıca, sanatçının dünyanın farklı kentlerinde de yer alan paralel sergileri ve önceki projelerine de katkı sunduğu ‘Dilek Ağacı’ ziyaretçilerle baş başa bırakılıyor. Ono, sergisinde bununla birlikte ‘Dikey Bellek’ dediği 1997 tarihli serisi ile de, hayatında yer etmiş birinci tekil şahıslarla kurduğu görsel ve duygusal irtibatı kalıcılaştırıyor. Müze boyunca ziyaretçilerine “Talimat Resimleri” ile refakat eden Ono, etkinlikte geç tarihli “Ceza Kolonisi” ile tarihsel “Kesme Parçası” veya 2013 tarihli “Fısılda” performanslarının da farklı kronolojik ön kayıtlarını ortaya koyuyor. 
 
 
Yoko Ono, “DİLEK AĞACI”, 1996, “Yoko Ono: İçses ve İçyapı”, Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul, 2026. Fotoğraf: Murat Germen. © Yoko Ono
 
SSM Yoko Ono sergisi, “Görünmez İnsanlar” veya “Görünmez Bayraklar” gibi erken 2000’li işlerin İstanbul edisyonlarıyla da perçinleniyor. Etkinlik Ono’nun beyaz üzeri büyük mesaj levha veya kumaşları ile ziyaretçilere barış, eylem ve değişim gibi çağrılar yaptığı işleriyle de yoğunlaşıyor.
 
 
Yoko Ono, “GÖRÜNMEZ BAYRAKLAR”, 2015, “Yoko Ono: İçses ve İçyapı”, Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul, 2026. Fotoğraf: Murat Germen. © Yoko Ono
 
Sergi dolayısıyla bir açıklamada bulunan Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı, “Yoko Ono: İçses ve İçyapı” sergisini şöyle değerlendiriyor: 
 
“Akbank olarak kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarımızı girişimcilik, eğitim ve kültür-sanat olmak üzere üç ana başlık altında yürütüyoruz. Fakat kültür sanatın yeri her zaman ayrı. Özellikle çağdaş sanat, genç, dinamik ve sürekli dönüşen yapısıyla insanı düşünmeye, sorgulamaya ve dünyaya farklı bir perspektiften bakmaya teşvik ediyor. 
 
Bu anlayış doğrultusunda kurulduğu günden beri Sakıp Sabancı Müzesi’yle farklı projeleri heyecanla hayata geçiriyoruz. Bu yıl da çağdaş sanatın en özgün isimlerinden Yoko Ono’nun eserlerini sanatseverlerle buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Şiirden videoya, heykelden enstalasyonlara uzanan sergimiz, ziyaretçiye klasik bir müze deneyiminin ötesinde, çok katmanlı ve yaşayan bir deneyim sunuyor. Tüm sanatseverleri bu özel sergiyi görmeye davet ederim.”
 
Toplantıda hazır bulunan Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ise yaptığı açıklamada özetle şu görüşleri paylaşıyor:
 
“Akbank’ta kültür ve sanatı, toplumun düşünce ve kültür dünyasını geliştiren en güçlü alanlardan biri olarak görüyoruz. Özellikle, çağdaş sanatın insanı soru sormaya, düşünmeye, hissetmeye ve dünyaya farklı bir gözle bakmaya davet ettiğine inanıyoruz. Bu yüzden Türkiye’de çağdaş sanatın gelişimine katkı sunmak, bizim için çok önemli bir sorumluluk.
 
Bu sergide de bu yaklaşımın güçlü bir yansımasını hep birlikte gördüğümüzü düşünüyorum. Yoko Ono, onlarca yıldır sanatın sınırlarını yıllardır yeni baştan tanımlayan çok önemli, değerli bir isim. 
 
Mekânı, izleyiciyi sanatın bir parçasına dönüştüren yaklaşımı ile çağdaş sanatın tarihinde oldukça önemli bir yere sahip. Onun eserlerinde sanatta yaşayan bir deneyim, hepimizin dikkatini çeken önemli bir olgu. İç Ses, İç Yapı sergisi de, esasında bu deneyimi tam olarak merkezine alıyor.”
 
 
 
SSM deki açılış, özel bir performansa da sahne oldu. Fotoğraflar: Murat Germen. SSM izniyle.
 
SSM Müdürü Ahu Antmen ise müzedeki basın toplantısında, etkinliği değerlendirirken, şu vurguda bulunuyor: “1950’lerin sonlarından günümüze çağdaş sanatın seyrini derinden etkilemiş Yoko Ono’yu öncü sanatçı kimliğiyle izleyicimizle buluşturabildiğimiz için çok mutluyuz. Bu sergide Yoko Ono’yu, popüler tahayyüldeki imajıyla değil, kavramsal sanat, Fluxus, performans sanatı, feminist sanat, katılımcı sanat gibi birçok çağdaş sanat akımına katkılarıyla sanat tarihindeki yeri itibarıyla tanıyor olacağız.”
 
Antmen, “Dünyanın hâlâ en ünlü tanınmayan sanatçısı olabilir,” dediği Ono’nun SSM’deki sergi genelinin karakteri üzerine de, şu ifadeleri de kullanıyor:
 
“Bir kere bu sergi, ‘nesne bazlı’ bir sergi değil. Bu sergideki başrol aslında sizde, izleyicide. Yoko Ono, sanatın nesneden arınması, demateryalize olması sürecinde çok büyük rol oynamış, hayal gücüyle çalışan bir sanatçı. Boya, tuval ya da kalıcı malzemelerle değil, kalıcı olmayan malzemelerle sanat üretiyor. 
 
Dolayısıyla bu yapıtlardaki katılım boyutu izleyiciyi hem zihinsel bir katılıma davet eden, kendi hayal gücü ile bireysel bir farklılık yaratma alanı açan, kavramsal temalı işlerle, izleyicinin bizzat katılımını getiren, onu buna çağıran yapıtlarla birlikte tümüyle aslında bizim ürettiğimiz bir sergi olacak. Bu serginin bir özelliği de, Ono’nun özellikle mekânsal yapıtlarına yer veriyor olması.” 
 
 
Yoko Ono Stüdyo’nun Direktörü ve serginin küratörlerinden Connor Monahan da, İstanbul’da yaptığı açıklamada özetle, 
 
“Yetmiş yıla yayılan yapıtları kronolojik bir anlatı izlemeden bir araya getiren sergi, tüm bu yapıtların merkezinde yer alan temel yaklaşımı ortaya koyuyor. Ono’nun yapıtları, mecrası ya da ölçeği ne olursa olsun, izleyiciyi tekrar tekrar aynı davete çağırıyor; yapıtın içine girmeye, katılmaya ve kendi eyleme gücünü fark etmeye. Bu davet müzenin duvarlarının ötesine uzanarak, bağ kurmaya ve değişim ihtimaline açılıyor,” ifadelerine başvuruyor. Connor açıklamasında Ono’nun eserlerinin ‘bitimsizliğine’ de göndermede bulunarak, çalışmaları ‘hiç bitmeyecek bir kilisenin gökyüzü tavanlı hali’ olarak niteliyor. Sergide de bu açık, canlı ve bitimsiz karakteri ziyaretçilerin fark edeceklerine dikkat çeken Monahan, bu durumun sanatçıya ait katılımsal veya talimat bazlı işlerinde olduğu kadar, yerleştirmelerinden ‘Sabah Tohumları’, ‘Nehir Yatağı’, ‘Kapılar’ gibi örneklerinde de yer alacağına değiniyor.
 
Monahan’a göre sergideki ‘Nutopia’ adlı yapıt da özellikle anlamlı bir örnek olarak kayda geçiyor. Küratör Monahan, bu yapıttan şöyle bahsediyor: “Bu, John Lennon ile Yoko Ono’nun 1973’te ortaya koydukları hayali bir ülkenin ilanıdır. Onlar burayı sınırsız, topraksız veya pasaportsuz olarak, ama sadece insanlarla beyan ettiler. Dolayısıyla ziyaretçiler sergi girişindeki bu dokümanı da okuyabilecekler; hatta tam yanındaki “Nutopia Büyükelçiliği” levhasını da görecekler. Bu iş vesilesiyle zaten hepimiz farklı bir uzamı tahayyül etme noktasına gelebiliyoruz. (...) Bununla birlikte Ono’nun geç dönem yerleştirmelerindeki oyuncul ve davetkâr karaktere de baktığımızda, zaman veya uzamın değişmesine karşın, davetin her daim tutarlı kaldığına dikkati çekebiliyoruz.” 
 
 
 
Öte yandan, çok sayıda davetlinin yer aldığı açılışına Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı, Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı ve Sakıp Sabancı Müzesi Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’nın da katıldığı serginin küratörlerinden Jon Hendricks ise “Yoko Ono müthiş bir sanatçı. Palet yerine kavramlar kullanıyor. Şarkıdan filme, sözcüklerden enstalasyonlara geçiyor; şiir ise hep orada. Çağları aşan bir sanatçı o,” ifadelerini kullanıyor. 
 
MUSAC (Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León) Direktörü Álvaro Rodríguez Fominaya ise yaptığı konuşmada, “Bu sergi, performans sanatı ve deneysel filmin öncülerinden biri olan Yoko Ono’nun geniş kapsamlı pratiğini; sanatçının mekân, mimari ve enstalasyona dair düşünceleriyle birlikte ele alıyor. Sanatçının yetmiş yıla yayılan sanatsal arayışını izleyen sergide, tüm bu unsurlar birbirini tamamlayan bir bütünün parçaları olarak öne çıkıyor. 
 
Yoko Ono’nun sanatına kapsamlı bir yolculuk sunan sergi, izleyiciyi katılım yoluyla sürece dahil ediyor. MUSAC olarak, Sakıp Sabancı Müzesi gibi saygın bir kültür kurumuyla işbirliği yapmak ve ‘Yoko Ono: İçses ve İçyapı’ gibi anlamlı bir projeyi paylaşmak bizim için büyük bir onur,” mesajını iletiyor.
 
SSM’deki sergi süresince çocuk atölyeleri, performanslar, konuşmalar ve çeşitli etkinlikler de düzenleneceği bildiriliyor. SSM Mağazası’nda sergiye has tekstil, gündelik eşya, kırtasiye ve çocuk kitapları gibi unsurların da meraklılarına sunulduğu “İçses ve İçyapı” sergisi, pazartesi günleri hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında, 27 Aralık’a değin ziyaret edilebilecek.
 
Sergi bununla birlikte, ziyaretçilerin haritalara IMAGINE PEACE [BARIŞI HAYAL ET] damgası basabildiği “Harita Düşleme Parçası” (2003); ziyaretçilerin felaketler üzerine kendi düşüncelerini ekleyebildikleri “Cırcır Böcekleri” (1997) gibi çalışmalar yanında, Ono’nun geç dönemdeki yerleştirmelerine de ev sahipliği yapıyor. 
 
 
Yoko Ono, “HARİTA DÜŞLEME PARÇASI”, 2003, “Yoko Ono: İçses ve İçyapı”, Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul, 2026. Fotoğraf: Murat Germen. © Yoko Ono
 
“Yoko Ono: İçses ve İçyapı” sergisi, SSM’de Galeri -2 ve Galeri -3’ün yanı sıra Sakıp Sabancı Müzesi bahçesi ve Atlı Köşk içindeki Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu galerisine yayılan yapıtlarla geniş kapsamlı bir müze deneyimi sunuyor. Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu galerisinde ise Yoko Ono’nun “Dört Rüzgâr” (1991/1992) başlıklı kaligrafi serisi sergileniyor.
 
Yoko Ono, İçses ve İçyapı sergisi kapsamında Yükseliş (2013) başlıklı yapıtı aracılığıyla kadınlara bir davette bulunuyor. Şiddet deneyimi yaşamış kadınlar, deneyimlerini anlatan yazılı bir metin ve yalnızca gözlerini gösteren bir fotoğrafla çalışmaya katkıda bulunmaya davet ediliyor. Dünyanın her yerinden her yaştan kadına açık olan bu iletiler, sergi boyunca müzede yer alan “Yükseliş”  enstalasyonunun bir parçası haline geliyor. *İçses ve İçyapı* sergisi kapsamında bu çalışmanın bir parçası olmak isteyenler, posta yoluyla Sakıp Sabancı Müzesi adresine ya da e-posta yoluyla metin ve fotoğraflarını göndererek projeye katılım sağlayabiliyor.
 
 
Yoko Ono, “YÜKSELİŞ”, 2013, “Yoko Ono: Fetheden Özgürlük / Büyüyen Özgürlük”, Fondation Phi, Montréal, Kanada, 2019. Fotoğraf: Richard-Max Tremblay. © Fondation Phi pour l’art contemporain
 
Sergi süresince, SSM Eğitim ve Öğrenme Programları tarafından çocuklara yönelik atölyeler de gerçekleştirilmesi öngörülüyor. Yoko Ono’nun talimat temelli sanat anlayışından ilhamla kurgulanan bu atölyeler, sanatı yalnızca estetik bir deneyim olarak değil; farklı kuşakları, düşünceleri ve deneyimleri bir araya getiren ortak bir keşif ve üretim alanı olarak ele alıyor. 
 
Etiketler: Yoko Ono  SSM  sergi