Yolun başında ama zirveye yakın
ÇEV Sanat’ın “Genç Yetenekler Projesi” kapsamında 2018 yılından bu yana eğitimine destek verdiği genç piyanist Arya Su Gülenç, Hollanda’da düzenlenen Globe International Piano Competition 2026’da birincilik ödülü kazandı.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Hollanda’da kazandığı son birincilikle adını bir kez daha uluslararası sahneye yazdıran genç piyanist Arya Su Gülenç erken yaşta inşa edilen disiplinin, doğru yönlendirilen yeteneğin ve süreklilik arz eden bir müzikal vizyonun somut karşılığı olarak öne çıkıyor.
2009 doğumlu genç piyanist Arya Su Gülenç, Hollanda’nın Hilversum kentinde düzenlenen Globe International Piano Competition 2026’da elde ettiği birincilikle kariyerinde yeni bir eşiği geride bıraktı. Hilversum’daki Muziekcentrum van de Omroep sahnesinde gerçekleşen finalde, farklı ülkelerden gelen güçlü adaylar arasında öne çıkarak jüriyi ikna eden performansı, yalnızca teknik yeterliliğin değil, yorumculuk derinliğinin de altını çizdi.
Ödül, genç piyanistin zaten yoğun olan uluslararası görünürlüğünü pekiştirirken; aynı zamanda Türkiye’den çıkan yeni kuşak klasik müzik yorumcularının dünya sahnesindeki yerini yeniden tartışmaya açıyor.
Bursa’dan Avrupa’ya uzanan eğitim rotası
Arya Su Gülenç’in müzikle kurduğu ilişki erken yaşlarda başladı. Altı yaşında aldığı ilk piyano dersleri, kısa sürede sistemli bir eğitime dönüştü. 2018 yılında ÇEV Sanat bünyesindeki ‘Genç Yetenekler Projesi’ne kabul edilmesi, kariyerinde belirleyici bir kırılma noktası oldu. Bu program, yalnızca maddi destek sunan bir yapı değil; aynı zamanda genç müzisyenleri uluslararası standartlarda yetiştirmeyi hedefleyen bütüncül bir eğitim modeli.
Sanatçının akademik gelişimi, Avrupa’daki prestijli kurumlarla şekillenmeye devam etti. Hochschule für Musik, Theater und Medien Hannover bünyesindeki IFF programında Elena Levit ile çalışmalarını sürdüren Gülenç, burada erken yaşta üstün yetenekli müzisyenlere yönelik yoğun bir eğitim aldı. 2026 itibarıyla ise Universität für Musik und darstellende Kunst Graz çatısı altındaki Young Academy Styria programında Markus Schirmer ile çalışmalarına devam ediyor. Bu çift yönlü eğitim hattı, onun teknik altyapısını güçlendirirken yorumculuk perspektifini de genişletiyor.
Uluslararası başarılar
Arya Su Gülenç’in kariyeri, alışılmış ‘gelecek vadeden genç’ tanımının ötesine geçmiş durumda. Henüz çocuk yaşta kazandığı ödüller, istisnai bir gelişim çizgisine sahip olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Paris, Varna ve Roma’daki uluslararası yarışmalarda elde ettiği birincilikler, erken dönemde dikkat çeken ilk başarılar arasında yer aldı.
2019’da New York’ta düzenlenen Crescendo Uluslararası Piyano Yarışması’nda kazandığı ‘Grand Priz’ ödülü ve Carnegie Hall’de sahneye çıkması, kariyerinde sembolik bir sıçrama yarattı. Ardından gelen Belçika’daki César Franck Yarışması ikinciliği ve Almanya’daki Pianale yarışmasında 13-29 yaş kategorisinin en genç kazananı olması, sürdürülebilir bir başarı grafiğine sahip olduğunu gösterdi.
Sahne deneyimi
Genç yaşına rağmen orkestralarla kurduğu ilişki, Arya Su Gülenç’in müzikal gelişiminde kritik bir rol oynuyor. Murat Cem Orhan yönetimindeki Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestrası ile gerçekleştirdiği performansın ardından, Antalya Devlet Senfoni Orkestrası ile sahne alması, onun repertuvarını genişleten önemli adımlar oldu. 2024 yılında Mozart’ın “23 No’lu Piyano Konçertosu”nu hem Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası hem de Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası ile seslendirmesi, klasik repertuvarın merkezine yerleştiğinin göstergesi.
Bu performanslar, yalnızca teknik icra değil; aynı zamanda orkestrayla kurulan diyalog, zamanlama ve müzikal anlatı açısından da olgunlaşma sürecinin önemli parçaları.
Henüz kariyerinin erken bir evresinde olan Arya Su Gülenç’in yayınlanmış bir stüdyo albüm diskografisinden söz etmek için erken. Ancak bu durum, müzikal üretiminin belgelenmediği anlamına gelmiyor. Aksine, uluslararası yarışma performansları, festival kayıtları ve canlı konser arşivleri, günümüz dijital çağında alternatif bir ‘performans diskografisi’ oluşturuyor.
2019’da New York’taki performans kayıtları, 2022 ve 2023 yıllarında Türkiye’de orkestralarla gerçekleştirdiği konçerto icraları ve 2024’te Almanya’daki festival performansları, kronolojik olarak takip edilebilen bir repertuvar gelişimini ortaya koyuyor. Bu çizgide Mozart, Saygun ve romantik dönem repertuvarı öne çıkarken; ustalık sınıflarında çalıştığı Gülsin Onay ve Boaz Sharon gibi isimlerin etkisi, yorumculuk yaklaşımında hissediliyor.
ÇEV Sanat
ÇEV Sanat’ın ‘Genç Yetenekler Projesi’, Türkiye’de klasik müzik alanında sürdürülebilir sanatçı yetiştirme modellerinden biri olarak dikkat çekiyor. Berrin Yoleri öncülüğünde hayata geçirilen bu yapı, yalnızca eğitim desteği değil; aynı zamanda uluslararası ağlara erişim, sahne deneyimi ve mentorluk gibi çok katmanlı bir gelişim alanı sunuyor.
Arya Su Gülenç’in bugünkü konumu, bu modelin somut çıktılarından biri olarak okunabilir. Onun başarısı bireysel bir yeteneğin ötesinde, doğru yapılandırılmış bir sanat eğitimi eko sisteminin de sonucu.
Henüz başlangıç
Arya Su Gülenç’in hikâyesi, klasik müzik dünyasında sıkça rastlanan “erken parlama” örneklerinden biri gibi görünebilir. Ancak onu farklı kılan, bu erken başarıyı sürdürülebilir bir gelişim hattına dönüştürebilme potansiyeli. Hollanda’da kazanılan son ödül, bu yolculuğun yalnızca bir durağı.
Asıl mesele, bu genç piyanistin önümüzdeki yıllarda nasıl bir repertuvar inşa edeceği, hangi orkestralarla çalışacağı ve kendi müzikal kimliğini hangi estetik eksende derinleştireceği. Şimdilik kesin olan tek şey şu: Sahneye her çıktığında, yalnızca bir eseri değil, kendi geleceğini de yorumluyor.


