Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Yüzyılları aşan diyalog

Yüzyılları aşan diyalog

Yüzyılları aşan diyalog18 Şubat 2026 - 04:02
Kremerata Baltica’nın kolektif sezgisi ile Lucas Debargue’ün sınır tanımayan hayal gücünü 19 Şubat’ta İş Sanat sahnesinde bir araya getiriyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
19 Şubat akşamı İş Sanat’ın ev sahipliğinde İş Kuleleri Salonu sahnesinde gerçekleşecek konser, yalnızca güçlü bir repertuvar sunmakla kalmıyor; müzik tarihinin farklı yüzyıllarını, estetik anlayışlarını ve ruh hâllerini tek bir dramatik hat üzerinde buluşturan kapsamlı bir anlatı kuruyor. Baltık coğrafyasının en yenilikçi oda orkestralarından Kremerata Baltica ile sıra dışı yorumu ve entelektüel yaklaşımıyla tanınan Fransız piyanist Lucas Debargue gecede Bach’tan Mozart’a, Arvo Pärt’tan Ligeti kuşağına uzanan geniş bir zaman aralığını bugünün duyarlılığıyla yeniden okumaya hazırlanıyor.
 
Kremerata Baltica
 
1997 yılında dünyaca ünlü keman virtüözü Gidon Kremer tarafından kurulan Kremerata Baltica, Baltık ülkelerinden seçilen genç ve yetenekli müzisyenleri aynı çatı altında buluşturmayı amaçlayan vizyoner bir girişim olarak müzik sahnesine adım attı. Topluluk, kuruluşundan itibaren yalnızca teknik mükemmeliyeti değil, sanatsal merakı ve keşif arzusunu da merkeze alan bir anlayış benimsedi. Bu yaklaşım, Kremerata Baltica’yı kısa sürede Avrupa’nın en yenilikçi oda orkestralarından biri hâline getirirken, klasik müziğin yerleşik sınırlarını genişleten projelere imza atan bir oluşum olarak konumlandırdı. Orkestra, konser programlarında Bach ve Mozart gibi klasik repertuvarın temel taşlarını, çağdaş müziğin çarpıcı örnekleriyle yan yana getirerek dinleyiciyi zamansız bir müzikal diyaloga davet ediyor.
 
 
Topluluğun sanatsal kimliğinin önemli bir ayağını, yaşayan bestecilerle kurduğu yakın ve süreklilik arz eden iş birlikleri oluşturuyor. Arvo Pärt, Sofia Gubaidulina ve Philip Glass gibi çağımızın önde gelen bestecilerinin eserlerini düzenli olarak repertuvarına alan Kremerata Baltica, bununla da yetinmeyip yeni eser siparişleriyle çağdaş müziğin üretimine doğrudan katkı sağlıyor. Bu üretken tutum, orkestranın yalnızca bir icra topluluğu değil, aynı zamanda çağdaş müziğin dolaşımını hızlandıran aktif bir merkez olarak algılanmasına zemin hazırlıyor.
 
Kremerata Baltica’nın diskografisi de bu çok katmanlı yaklaşımın güçlü bir yansıması niteliğinde. Topluluk, klasik başyapıtların özgün yorumlarının yanı sıra çağdaş bestecilere adanmış tematik albümlerle geniş ve dengeli bir katalog oluşturdu. “Tabula Rasa” (1998), “After Mozart” (2006), “Silencio” (2010), “New Seasons” (2015) ve “Songs of Fate” (2019) gibi kayıtlar, orkestranın repertuvar çeşitliliğini ve estetik arayışını belgeleyen önemli dönüm noktaları arasında yer alıyor.
Grammy Awards dâhil olmak üzere çok sayıda uluslararası ödüle layık görülen orkestra, Deutsche Grammophon, ECM ve Nonesuch Records gibi prestijli plak şirketleriyle gerçekleştirdiği kayıtlarla eleştirmenlerden övgü topladı. Bu albümler, Kremerata Baltica’nın yalnızca teknik ustalığını değil, aynı zamanda müzikal anlatım gücünü ve risk almaktan çekinmeyen sanatsal duruşunu da belgeleyen önemli referanslar olarak öne çıkıyor.
 
Lucas Debargue
 
1990 doğumlu Fransız piyanist Lucas Debargue, klasik müzik dünyasında alışılmış kariyer şemalarının dışında ilerleyen, özgün bir sanatçı profiliyle öne çıkıyor. Müziğe küçük yaşta ilgi duymasına rağmen düzenli akademik eğitime görece geç başlaması, Debargue’ün sanat yolculuğunu sıra dışı kılan unsurlardan biri. Gençlik yıllarında edebiyat, felsefe ve resimle yoğun biçimde ilgilenen sanatçı, bu disiplinlerin düşünsel birikimini zamanla müzikal yorumunun merkezine yerleştirdi.
Profesyonel anlamda piyanoya yönelişi 2010’lu yılların başında ivme kazanan Debargue, Moskova’daki Çaykovski Yarışması’na 2015 yılında katılarak uluslararası alanda büyük ses getirdi. Yarışmada elde ettiği dördüncülük derecesinin yanı sıra kazandığı’Müzik Eleştirmenleri Özel Ödülü’ ve ‘Moskova Eleştirmenler Birliği Ödül’ teknik yetkinliğinin ötesinde, yorum gücü ve sanatsal kişiliğiyle fark yarattığını tescilledi. Bu başarı Debargue’ün Avrupa, Amerika ve Asya’daki önde gelen konser salonlarına davet edilmesinin önünü açtı.
 
 
Sanatçının repertuvar yaklaşımı, tek bir stil ya da döneme bağlı kalmayan, kişisel merakı ve sezgisel yönelimleriyle şekillenen eklektik bir yapı sergiliyor. Barok dönemden romantizme, erken modernizmden çağdaş bestecilere uzanan geniş bir yelpazede eserler seslendiren Debargue, özellikle az icra edilen yapıtları gündeme taşımasıyla dikkat çekiyor.
 
Debargue’ün diskografisi de bu yaklaşımı açık biçimde yansıtıyor. 2017 yılında yayımlanan “Scarlatti” albümü, Domenico Scarlatti’nin klavsen sonatlarına getirdiği özgür ve şiirsel yorumlarla övgü topladı. 2019’da çıkan “Liszt / Ravel” kaydı, romantik virtüözite ile empresyonist renk dünyasını aynı potada buluşturan dengeli bir çalışma olarak değerlendirildi. 2020 yılında yayınlanan “Chopin: Piano Sonatas No. 2 & 3” albümü, dramatik yoğunluğu ve yapısal berraklığı bir arada sunan yorumu sayesinde geniş yankı uyandırdı. 2021’de dinleyiciyle buluşan “Beethoven: Piano Sonatas” kaydı ise sanatçının klasik form anlayışına yaklaşımını ortaya koyan önemli bir kilometre taşı oldu. Bunların yanı sıra Debargue, Nikolai Medtner’in solo piyano eserlerine adadığı kayıtlarıyla (2022) bestecinin müziğini yeni kuşak dinleyicilerle buluşturmayı amaçlayan kapsamlı bir projeye de imza attı.
 
Lucas Debargue, albüm çalışmalarını uzun vadeli sanatsal bir anlatının parçaları olarak kurguluyor ve her kaydı, repertuvarındaki farklı bir estetik durak olarak konumlandırıyor. Chopin’den Medtner’e, Bach’tan çağdaş bestecilere uzanan geniş bir repertuvarı kendine özgü bir şiirsellikle ele alan Debargue düşünsel derinliği yüksek, bağımsız bir yorumcu olarak çağdaş piyano dünyasının en karakteristik figürlerinden biri kabul ediliyor.
 
Ortak estetik
 
Kremerata Baltica ile Lucas Debargue’ün buluşması, iki güçlü sanatsal kişiliğin ortak bir zeminde kesişmesi anlamına geliyor. Orkestranın kolektif sezgisi ile Debargue’ün bireysel anlatım gücü, müziği yalnızca notaların toplamı olmaktan çıkarıp canlı bir düşünce alanına dönüştürüyor.
 
19 Şubat Perşembe akşamı saat 20.30’da İş Sanat İş Kuleleri Salonu’nda gerçekleşecek konser, bir klasik müzik gecesi olmanın ötesinde, yüzyıllar boyunca değişen estetik anlayışların aynı sahnede diyalog kurduğu bir deneyim sunuyor.
 
Sezonun en rafine duraklarından biri olarak öne çıkan konserde dinleyici, Johann Sebastian Bach’ın “Fa minör Piyano Konçertosu” ile Barok dönemin matematiksel zarafetine adım atacak. Ardından Arvo Pärt’ın “Orient & Occident” adlı eseriyle Doğu ile Batı arasındaki spiritüel gerilime tanıklık edilecek. Bach’ın ünlü “Re minör Partita”sından “Chaconne”un yaylı orkestra düzenlemesi, zamansız bir ağıt gibi sahnede yankılanacak.
 
Mozart’ın “Saraydan Kız Kaçırma” operası uvertürü ve “Mi bemol Majör Piyano Konçertosu” klasik dönemin tiyatral enerjisini ve lirik inceliğini temsil ederken Jekabs Jancevskis’in “Lignum” adlı yapıtı, çağdaş müziğin karanlık ve yoğun atmosferini programa dâhil ediyor. Debargue’ün kendi bestesi olan “Alla Turca Varyasyonlar” ise Mozart’a modern bir selam niteliğinde.
 
Müziğin geçmişiyle bugünü arasında kurulan bu köprü, dinleyicisini hem düşünsel hem duygusal olarak uzun süre meşgul edecek bir yolculuğa davet ediyor.